Bülent Arınç: Başbakan bana "Muhatap alma bunun hesabı daha sonra görülür" dedi!

 Arınç, hükümet adına diplomatik bir dille konuşmaya ihtiyaç olduğunu bildirdi.

İnsanların, o konuşmalarını şahsi olarak değil, hükümet sözcüsünün asıl beyanları niteliğiyle dinlediğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
     
"Çoğu zaman tabii bunun ağırlığı altında ezildiğimizi biliyorum; 'Nasıl söylesem?' diye. Bu konuda diplomatlar çok başarılıdır. Yani meclis başkanlığım sırasında da gördüm. En kritik konulara öyle güzel cümleler kurarlar ki siz, 'Ancak bu kadar söylenebilirdi' dersiniz. Bir de bu işin ustası tabii Demirel'dir. Çok konuşur, hiçbir şey anlaşılmaz. Yani öyle de konuşmak lazım zaman zaman fakat benim de öyle bir üslubum var ki ne sorarlarsa cevap vermeye çalışıyorum. Tabii haddi aştığım zamanlar da olur. Bu, Melih Gökçek'e verdiğim cevap mesela. Yani Başbakan dedi ki 'Muhatap alma, bunun hesabı daha sonra görülür' falan. Bir iki arkadaş daha söyledi ama ben de öyle başladım. Bir anda içimizi döktük. Sonradan da pişman oldum. Söylediklerimden dolayı değil ama hükümet sözcüsü sıfatıyla Bakanlar Kurulundan sonra böyle bir açıklamayı yapmak herhalde uygun değildi. Gönlüm öyle söyledi ama bu, silahtan çıkan mermi gibi geri dönmüyor. Olsun, onda da bir hayır var çünkü görüştüğüm insanların hepsi kulağıma 'İyi ettin' diyorlar. Demek ki onda da bir hayır varmış ama o iş ayrı bir iş."
      
Arınç, hükümet sözcüsü olarak konuşurken gazetecilere akreditasyon uygulamadığını, tüm katılımcıların sorularına cevap vermeye çalıştığını bildirdi.
      
"Kimse söylemezse ben söylerim"
      
Programda, bir soru üzerine Arınç, israfla ilgili açıklamalarının tam da istediği gibi anlaşıldığını belirtti.
      
Açıklamalarını, partisinin Osmangazi İlçe Teşkilatının bir "vefa yemeği"nde yaptığını anımsatan Arınç, şöyle konuştu:
      
"5 yıl meclis başkanlığında israfa savaş açmış bir adamım. Birileri alay ediyor aklı sıra ama ben kazandırdım, Meclis'e kazandırdım. Servis araçlarında, ısıtmada israf vardı. Bütün altyapı bitmişti, israf vardı. Hepsini elden geçirdim, düzeldi. Cumartesi ve pazar günleri dahi Meclis'te bütün eklentilerini gezer, nerede bir şey var bakardım. Çöp kutuları içinde tomar topar beyaz kağıtlar. Her biri bir para. Başka şeyler, kalemler, şunlar bunlar atılmış, hiç kimse görmüyor. Yani kendi evinde yapmayacağı israfı devlet dairesinde yapan memurları cezalandırırdım. Bunun parasını biz veriyoruz, millet veriyor, utanmıyor musunuz? Kullandığınız her devlet malında israf oluyor mu, olmuyor mu diye bakmamız lazım. Sadece bizim zamanımızda değil, bizden önce de israf vardı ama bizim zamanımızda bununla mücadele ederek israfı asgariye indirmek zorundaydık. O dönem dedik ki 'Karnemizde 20 dersten pekiyimiz var ama bir dersten kırığımız var; o da israf konusu.' Ne kadar güzel söylemişim. Bundan dolayı hükümetimiz bir zarar görmez, yara almaz. Bu bir özeleştiridir ama bu sözümüzü muhalefet havada kaptı."
      
"Muhalefete acıyorum. Bu gerçeği söylemek çok doğru bir şeydir ama bu gerçek üzerinden hükümeti yıpratmaya çalışmak da zafiyettir" diyen Arınç, şu ifadeleri kullandı:
      
"Madem böyle bir şeyi sen de biliyordun da kardeşim niye benim konuşmamı bekledin? Ne güne duruyorsun? Elin armut mu topluyor? Ey Kılıçdaroğlu, 'Bu devlette israf vardır', niye bugüne kadar söylemedin. Ey Bahçeli, 'vatan haini' diyorsun, 'bölücüler' diyorsun da 'Bu devlette bunlar da israf yapıyorlar' diye, inanıyorsan niye bugüne kadar söylemedin? Boş şeyler bunlar ama bir gerçeğin muhalefet tarafından da kabul edilmesinden memnuniyet duydum. Bu, o gerçeğin büyüklüğündendir, muhalefetin büyüklüğünden değil. Dolayısıyla 'Hükümetten birisi bunu söyler mi?' Söyler kardeşim. Kimse söylemezse ben söylerim. İsraf var ve bu israf yüzünden devletimiz milyonlarca belki masraf yapıyor. O masrafları biz yapmayabiliriz. O masrafları başka yerlerde kullanabiliriz ama bu şununla orantılı değil. Yani bu hükümet kaynakların her birini israf ediyor da hiçbir şey yapmıyor. Biz her şeyi yapıyoruz ama israf olmasa belki insanlarımızdan daha az vergi yüküyle daha çok şeyi yapacağız. Yaptıklarımız ortada. israf var olmasına rağmen bu kadar gelişme yapıyoruz."
Hükümet harcamalarını dengeli yaptıklarına işaret eden Arınç, bütün kalkınmayı, başarıyı mali disipline borçlu olduklarını bildirdi.
      
Arınç, kendilerinden önceki hükümetin 22 bankayı batırdığını ve devletin, milletin sırtına yük getirdiğini belirterek, "Bizde sadece şimdi o tamamen el koyma değil; Bank Asya ile ilgili işlemleri kastediyorum. Bir de ilk geldiğimiz zaman Cem Uzan'ın bankasıyla ilgili durum oldu. Onun dışında hiçbir banka, finans sektöründe güçsüz hale gelmedi" diye konuştu.

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının her talebinin yerine getirildiğini belirten Arınç, oy kullanmak için randevu sisteminin kalktığını, 24 günlük süre verildiğini hatırlattı.
      
Arınç, Almanya'da ortalama 1 milyon 400 bin, Avrupa'nın tamamında ise yaklaşık 3 milyon kişinin, sandık seçmen listesinde bulunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
      
"Dediler ki 'Tamam artık sizden başka bir şey istemiyoruz.' 'Ha başka bir şey istiyoruz o da şudur; buraları da seçim bölgesi yapın, bundan sonra Münih'ten de Köln'den de Bremen'den de milletvekilimiz olsun.' Bu bir anayasa değişikliğini gerektirir, yani yurtdışında seçim bölgesi yapma konusu, buradan vereceğimiz bir karar değil. Haksız da bir karar değil ama siz bir kendinizi ispatlayın bakalım. Bak ne istiyorsanız yapıyoruz, askerlik 10 bindi, 6 bine düşürdük, şimdi bine düşürdük. Pasaport harçlarını çekirdek, fıstık parası yaptık. Şu şöyle oldu, yeter ki sandık başına gidin oy kullanın, yani kendinizin varlığını ispatlayın. Bu çok önemli bir şey. 'Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, yurttaşıyım, Türkiye'deki seçimlere oy kullanıyorum, bu bir şereftir, aynı zamanda da görevdir.' Bunu yapın, anayasayı değiştirecek gücümüz olsun, tamam size seçim bölgesi de yapacağız, oradan milletvekili parlamentoya gelecek. Hiç merak etmeyin. Merak ettik ama bak ne çıktı? Çok düşük yani yüzde 35. Bir öncekine göre elbette fazla ama istenen ölçüde değil. Bir rehavettir bir ilgisizliktir belki. Yani sandık başına gidenlerin çok büyük ölçekte AK Parti'ye oy verdiğini en azından tahmin ediyorum ama kime oy verirse versin, bir vatandaşlık görevinin sandıkta yapılması lazım."
      
Yurtdışından seçime katılım oranı düşük olmasına rağmen 1 milyondan fazla oy kullanıldığını anlatan Arınç, bunların katkısının görüleceğini kaydetti.

Bunun bir basit hesaplama yöntemi bulunduğunu dile getiren Arınç, "Yüzde 35 ile bizim yurtdışından seçim bölgesi yapma niyetimiz biraz fantezi kaçıyor. Çok gitmeleri, koşmaları, birbirleriyle yarışmaları lazım. 4 senede seçim olacak diye büyük bir heyecan duyuyoruz, onlar da 4 senede bir oy kullanacaklar. Velhasıl bir analiz yapılabilir, 'Niye böyle bir ilgisizlik olmuştur?' diye. 2,5 misli bir artış var ama şahsen yeterli görmüyorum. Yüzde 60'ın üzerinde iştirak bekliyordum, bize söylendiği kadarıyla" ifadesini kullandı.
      
"Böyle bir koalisyon olabilir mi?"
Genel seçimlerde yeniden iktidar olacaklarına inandıklarını, bunda şüphe olmadığını söyleyerek, en zor yerlere gittiğini, Şırnak, Batman, Mardin, Diyarbakır, Van, Siirt, Tunceli'nin de aralarında bulunduğu pek çok ili dolaştığını hatırlattı. Arınç, şunları kaydetti:
      
"Evet bazı yerlerde HDP açısından çok büyük tehditler, baskılar, sıkıntılar, şantajlar var ama biz onlara 'Cesur olun, elinizi vicdanınıza koyun, biz sandık emniyetini sağlıyoruz, sağlayacağız, kanunlar çıkardık, bütün tedbirlerimizi aldık ama siz hala bu tehditlerden yılar, korkarsanız bu Türkiye'de Allah korusun çok olumsuz sonuçlar verebilir' diyoruz. İnsanlar biraz daha bilinçlenmiş, bilenmiş durumda, bir de siyasi atmosfer son zamanlarda biraz daha renklendi ve heyecanlandı. Elbette onları konuşamadık, yani üç partinin AK Parti'yle mücadele ederken, aynı zamanda 'Bunlar gitsin de biz koalisyon da kurabiliriz' şeklinde bir söz söylemesi, ülkeyi geçmiş zamanlarda yaşanan sıkıntıları tekrar hatıra getirdi, bir bakıma da faydalı oldu. Tek tek soruyorsunuz bu oy oranlarıyla iktidar olmak mümkün mü? 'Hayır mümkün değil.' Amacınız ne? AK Parti gitsin de ne olursa olsun. Bir millet hayatında böyle düşünülmez yani 'AK Parti'den daha iyisi gelsin' diyebilirsiniz ama 'AK Parti gitsin de ne olursa olsun' diyemezsiniz. Madem ki kendi oy oranlarınızla tek başına iktidar olmak mümkün değil, ne yapacaksınız? Kılıçdaroğlu, AB büyükelçileriyle yediği bir yemekte dedi ki 'Biz üç parti koalisyon kurabiliriz.' Şimdi bazıları kendi aralarında bunları telaffuz etmeye başladılar. Ortak seçiyorlar, aralarında. Böyle bir koalisyon olabilir mi? Olamaz. Neden? Bildiğiniz CHP HDP'yle, HDP MHP'yle, MHP HDP'yle, HDP CHP'yle nasıl, hangi ortak paydada, siyasi programda bir araya gelecekler? Bu mümkün değil. Birbirleriyle can düşmanı olan ve sadece bu seçimde AK Parti düşmanlığında birleşmiş olan siyasi partilerin Türkiye'ye verecekleri hiçbir şey yok."
      
HDP ile ilgili baraj tartışmaları
HDP ile ilgili baraj tartışmalarının hatırlatılması üzerine Arınç, baraj sorununun sadece bu parti için geçerli olmadığını belirtti.
      
Diğer bazı partilerin de bu sorunu yaşadığını aktaran Arınç, şöyle konuştu:
      
"Ayıp değil mi yani? Saadet Partisi de seçime giriyor. Onların da baraj sorunu yok mu? Var. Merkez Partisi de seçime giriyor. Onların da yok mu? Var. Diğer partiler de seçime giriyor. Onların da barajla ilgili sıkıntıları var mı. Elbette var. Onlar HDP kadar bu işi bir tehdit meselesi haline getiriyorlar mı? Saadet Partisi, 'Barajı aşmazsak dağa çıkarız. Elimize silah alırız. Türkiye karışır, ortalık cehenneme döner' diyor mu? Demiyorlar. Neden demiyorlar? Çünkü barajı aşıp aşmamanın tek yolu var; millet size oy verirse aşarsınız, vermezse aşamazsınız. Başka bir destek aramayın kendinize. Şimdi üç partiye bakalım; 1995'te parlamentoya girdim, CHP yarım puanla barajı aştı. Yüzde 10,5 ve 49 milletvekili çıkardı ama MHP 1995'te barajı aşamadı. CHP, 1999'da baraja takıldı yüzde 8,5 ile. MHP, Apo yakalandı barajı aştı ama hiçbiri, 'Yıkarım, asarım, ortalığı yakıp geçerim' demedi."
      
"Korkunun ecele faydası yok"
      
Barajı aşıp aşamamayı bir tehdit koşuluna bağlamanın doğru olmadığını vurgulayan Arınç, partilerin millete kendilerini sevdirerek oy alabileceğine işaret etti.
      
Arınç, milletin AK Parti'ye sevdiği için, HDP'ye ise korktuğu için oy verdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
      
"Korkmakla sevmek arasında bir fark var. Buralarda bu tehditleri yapamazlar. Gezdiğim bütün bölgede gizli ve açık bir tehdit var. Şırnak'ta, Batman'da Van'da, Siirt'te bütün bölgede, köylerde silahlı gruplar tarafından, şehir merkezlerinde de evlere ikna heyetlerinden tutunuz tehdit heyetleri göndermeye kadar bunları yaşayanlar, görenler ve bilenler var. Ben de meydanlara çıkıyorum diyorum ki 'Siz beni sevdiğiniz için oy vereceksiniz. Herhalde bunlarda da korktuğunuz için oy vereceksiniz. Korkunun ecele faydası yok. Korkuyla bir parti ayakta kalamaz. Bugün oy alır, yarın oy vermez millet, rezil olurlar. Siz de vicdanınıza koyun, ananızın ak sütü gibi helal olan oylarınızı istediğiniz partiye verin. Millet bu mesajı aldı. Şimdi HDP'nin durumu, barajı aşıp aşmama konusu bizim meselemiz değil, onların meselesi. Başbakanımız ne diyor; 'Kürtlerin baraj sorunu yok' diyor. Kürtler, AK Parti'ye de diğer partilere de oy veriyor. Onlar en iyi temsili oy verdikleri partilerde buluyorlar. Kürtlerin tek temsilcisi HDP değil ki. Hiçbir zaman da olmadı. HDP, bağlantıları itibarıyla PKK ile bağlantılıdır. KCK, Kandil ile bağlantılıdır."
      
Bülent Arınç, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in, "Kandil ile görüştük, barajı aştığımız zaman Kandil'de havai fişekler atılacak" açıklamasını anımsattı.
      
Bu partinin bağlantılarına dikkati çeken Arınç, "Kandil, Öcalan, PKK, PYD, bütün bu örgütlerle bağlantıları olan bir HDP, inkar da etmiyorlar. Şimdi, 'Biz Türkiye'nin partisiyiz. Bursa'dan da milletvekili çıkaracağız' deyip birinci sıraya nereden geldiği belli olan, ikinci sıraya da Çerkez kardeşimizi koyuyorlar, Türkiye'nin partisi olduğunu gösteriyorlar" diye konuştu.
"Başka bir şey bilmiyor musun?"
      
 Arınç, HDP'nin bölgedeki adaylarını Kandil'in tespit ettiğini, batı bölgelerindeki adayların birinci sırasının yine kendilerine ait olduğunu, ikinci, üçüncü ve diğer sıralara ise kim isterse yazıldığını belirtti.
      
Bunların hepsinin planlı olduğuna değinen Arınç, şunları anlattı:
      
 "Hepsi planlıdır. Yani ne GBT'lerden, bilmem nelerden tutunuz, bunlarla esasen bir proje olduğu yani şu anda Demokratik Bölgeler Partisi, hala tabelası devam ediyor. Eski DBP.  Fakat Öcalan'ın talimatıyla, biraz da öbür taraftan gelen talimatla 'Siz her taraftan oy alacak şekilde propaganda yapın, bu şekilde barajı aşalım. Siyasi getirisi vardır' denildi. O taraf tamamen kendilerinden. Bu tarafta, alt tarafta kimler varsa dolduruldu, getirildi önümüze konuldu. Bütün anarşik unsurlar, bütün marjinal gruplar, bütün farklı temsil imkanı bulamamış gruplar diyelim, isim vermeyelim, onlardan oy alarak yüzde 10 barajını aşmaya çalışıyorlar. Aşabilirler, aşmayabilirler. Bunu tartışmanın bir alemi yok. Kaldı ki HDP, AK Parti'nin ayağını biraz daha aşağıya çekmek, milletvekili sayısını düşürmek, hükümeti daha güçsüz hale getirmek için uluslararası bir proje."
      
Arınç, bu projenin paydaşlarının da MHP, CHP ve diğer partiler olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bunlar da 'HDP oy kazansın, nasıl olsa sayımız belli. Onlar barajı aşsın da şu AK Parti'nin hakkından, şu Tayyip Erdoğan'ın hakkından onlar gelsin' diye uğraşıyorlar. Adam üç kelime söylüyor; 'Seni başkan yapmayacağız.' Sen başka bir şey bilmiyor musun? Sadece bunu mu söylüyorsun. 'Seni başkan yapmayacağız' diyor, zannedersiniz ki bunlar başkanlık sistemine karşı. Hayır, başkanlık sistemine karşı olamazlar. KCK'nın bir anayasası var. Anayasasında zannediyorum bir veya ikinci madde; 'Öcalan'ın önderliği tartışılamaz. Başkanlığı üzerine kimse eleştiri getiremez.' Buna iman etmiş adamlar, 'Seni başkan yapmayacağız' diye bize meydan okuyorlar. Senin başkanın başkası."
      
Milletin, AK Parti'nin hizmetlerini, 100 yılda yapılamayanları 12-13 yılda yapanları çok iyi bildiğini vurgulayan Arınç, 7 Haziran seçimlerini de kazanarak tek başına iktidar olacaklarına inandıklarını sözlerine ekledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.