BBP:Çözüm süreci PKK\'yı önce meşrulaştırır sonra devletleştirir

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, geçtiğimiz hafta sona eren Ergenekon davasıyla ilgili “Trafik kurallarına verilen cezalardan daha hafif darbe cezaları olmaz.” dedi.

    Mahkemenin verdiği kararlar üzerine yorum yapmayı doğru bulmadığını söyleyen Destici, özellikle siyesi partilerin hukuka bu kadar müdahale etmelerinin doğru olmadığını ifade etti.

    BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır'ın babasının dün vefat etmesi üzerine programını yarıda keserek cenaze törenine katılmak üzere Kahramanmaraş’a gelen BBP Lideri Destici, cenaze merasimi öncesi il teşkilatında partililerle bayramlaştı. Bayramlaşmanın ardından Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili gazetecilere basın açıklamasında bulunan Destici, Türkiye’de bu güne kadar darbecilerin hep ödüllendirildiğini öne sürdü.

    Destici, “Zalimlerin yaptıkları zulümlerin hesabı sorulmadı. Yanlarına hep kar kaldı. Elbette ki bir darbe varsa, girişimi varsa hukuk içerisinde bunun hesabının sorulmasından daha doğal bir şey olamaz. En çokta bunu siyasi partilerin talep etmesi lazım. Öyle caydırıcı cezalar olması lazım, hiç kimse bir daha Türkiye’de darbeye tevessül edememeli. Trafik kurallarına verilen cezalardan daha hafif darbe cezaları olmaz.” diye konuştu.

    Kararın ardından Türkiye’de üst düzey görevlerde bulunan insanların ceza almasına üzüldüklerini belirten Destici, “Adalet neye hükmetmişse, Yargıtay safhasını da bekleyip herkesin adaletin verdiği karara saygı göstermesi lazım. Bizde, Türkiye’de bu derece üst düzey insanların ceza almasına üzüldük. Ama üzüldüğümüz bir şey daha var, bu makamlara gelmiş insanların hala sandık dışı, demokrasi dışı yollarla iktidarı değiştirme, milletin iradesine ipotek koyma gibi bir takım hareketlerin içerisindeyse, buna daha çok üzüldük. Herkesin bu işin sükûnetle Yargıtay safhasını beklemesi gerektiğini düşünüyorum. Darbecilerin elbette ki cezalandırılmaları lazım. Hiç bir suçun cezasız kalmaması lazım. Ama adaletten de ayrılmamak lazım.” şeklinde konuştu.

    Namlusunu milletine döndürmüş tanka, Türkiye’de selam durmadıkları gibi Mısır'da, Suriye’de ve dünyanın her yerinde karşı olduklarını dile getiren Destici, seçilmiş hükümetlerin askeri darbelerle değiştirilmesini kabul etmediklerini kaydetti.

    “SÜREÇ, PKK’YI ÖNCE MEŞRULAŞTIRIR, SONRA SİYASALLAŞTIRIR VE SON OLARAK DEVLETLEŞTİRİR”

    Çözüm süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Destici, sürecin terörü bitirmeyeceğini, tam tersine elini güçlendireceğini daha önce söylediklerini hatırlattı.

    Terör belasıyla 30 yıldır mücadele ediyormuş gibi görünenlerin bu gün gelinen noktada PKK ile milleti pazarlık masasına oturttuğunu kaydeden Destici, sürecin PKK’yı önce meşrulaştıracağını, sonra siyasallaştıracağını ve son olarak devletleştireceğini iddia etti.

    Yeni bir reform paketinin hazırlandığıyla ilgili bir takım duyumlar aldıklarını söyleyen Destici, paketin içeriğiyle ilgili detaylı bir bilgilendirme yapılmadığını vurguladı.

    Çözüm süreciyle ilgili iyimserlik taşıdığını söyleyenlere ve şehitler gelmiyor diyenlere “Çözümden kastınız nedir?” diyerek soru yönelten Destici şöyle devam etti: “Çok açık ve net olarak söylüyorum. Çözümden kastınız nedir? Bunu net olarak söyleyin. Eğer çözümden kastınız yada şehitlerin gelmemesinin karşılığı, Türkiye’nin belli bir bölgesinin özerkleştirilmesiyse, dilimizin yanına ikinci bir dil eklenmesiyse, kimliğimizin yanına ikinci bir kimlik eklenmesiyse, egemenliğimizi paylaşmak ise bunu milletin çok açık ve net bir şekilde bilmeye hakkı var diye düşünüyorum. Çünkü bu millet canını, kanını, malını verir ama asla egemenliğini paylaşmaz, asla toprağının bir karışını vermez. Herkes adımını buna göre atması lazım.”

    “TÜRKİYE’NİN İÇİŞLERİNE MÜDAHALE FIRSATI VERİLMEMELİ”

    Batının dayatmalarını da eleştiren Destici, dış güçlere Türkiye’nin iç işlerine müdahale fırsatı verilmemesi gerektiğini ifade etti. Destici, “Bakın ben Almanya’da da söyledim. Alman milletvekilleri ve parti başkanları vardı. 3 milyondan fazla Türk var. Batı Avrupa’da 7 milyondan fazla Türk var. Kendiniz bırakın Türkçe Okulu, seçmeli Türkçe dersi koymuyorsunuz. Bana da diyorsunuz ki, ‘anayasana ikinci dili koy, öğretimine ikinci dili koy.’ Sen niye koymuyorsun kardeşim? Bana dayatıyorsun da sen niye koymuyorsun? Sen Türkiye’nin iç meseleleriyle ilgilendiğin kadar, Gezi eylemlerinde boy gösterdiğin kadar oradaki 3 milyon Türkün haklarıyla ilgili neden mücadele vermiyorsun. Onun için bunlara müdahale ettirmememiz gerekiyor.” açıklamasında bulundu.

    İktidar partisinin Suriye politikasını da eleştiren Destici Başbakan Erdoğan’ın 2 yıl önce Suriye ile ilgili söylediği sözü anımsattı. Suriye’de kargaşanın başladığında yüzlerle ifade edilen kayıplar yaşanırken Başbakan'ın‘Suriye bizim iç işlerimiz, orada masum insanların ölmesine göz yumamayız’ dediğini hatırlatan Destici, Suriye'de 100 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine karşılık Başbakan Erdoğan'ın yaşananlara neden göz yumduğunu sordu.

    Destici, “Suriye politikasında 2 sene öncesine baktığımızda daha henüz yüzlerle ifade edilen kayıp vardı. Ama o zaman ne dedi ülkenin başbakanı. ‘Suriye bizim içişlerimiz, orada masum insanların ölmesine göz yumamayız’ dedi. Peki ben şimdi buradan soruyorum. 2 sene önce söylediğiniz sözü hatırlatarak soruyorum. O zaman daha hayatını kaybeden kişi 100-200 kişiydi. Şu anda 100 binden fazla insan hayatını kaybetti ve her gün onlarcası hayatını kaybediyor, Suriye’nin bütün önemli kentleri harap oldu, İslam eserleri yakıldı- yıkıldı, en büyük kaybı ise hem siyasi hem de ticari anlamda Türkiye yaşıyor. Madem Suriye bizim içişlerimiz idi. O zaman neden 100 bin kişinin hayatını kaybetmesine, Suriye’nin tüm şehirlerinin harap olmasına niye göz yumuyorsunuz? Bu sorunun cevabını da millete vermenizi istiyorum.” ifadelerine yer verdi.

    Destici, daha sonra partililerle birlikte cenaze törenine katılmak üzere merkeze bağlı Abbaslar köyüne hareket etti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.