Baykal'a kaset komplosunun detayları

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un “Baykal Kaseti Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar” altbaşlığıyla yayınlanan “İN” adlı kitabı, dün Kırmızı Kedi Yayınları etiketiyle piyasaya çıktı. İN, Emniyet'te 40 yıl görev yapan bir istihbaratçının, teşkilat içinde yuvalanan Cemaat'le yüzleşmesini, mücadelesini, kurulan tuzak ve komploları anlatan, Türkiye gündemini sarsacak bir çalışma olarak nitelendi.

Polis ve yargı içindeki çetenin karanlık faaliyetlerine isim isim, olay olay ışık tutan kitapta, CHP’nin önceki genel başkanı Deniz Baykal’a kurulan kaset komplosu da en ince ayrıntısına kadar deşifre edildi. Sabri Uzun, Baykal’ın gizli görüntülerin çeken ekipte görev alan beş polisin ödüllendirildiğini de öne sürdü.

Baykal, kasetten haberdar edildi
Sabri Uzun, kitabında Baykal’ın görüntülerinin nasıl çekildiğini ve söz konusu kasetten Baykal’ın çok daha önceden haberdar edildiğini şöyle anlattı: “Ben, kendisiyle ilgili kayıtların, yayınlanmadan önce Baykal'a verildiğine inanıyorum. Bu görüntüler Deniz Baykal'a Cemaat'in bir imamı tarafından, sanki kendilerinin hiç ilgisi yokmuş gibi gösterildi, 'Bize böyle bir kaset verdiler ama yayınlamıyoruz' vb. denildi ve Baykal’ın da sonradan bu nedenle teşekkür etmesi sağlandı. Hatta ‘Varan 1’ kasetinden sonra ‘Varan 2’ ve ‘Varan 3’ kasetlerinin varlığından bahsedildiğini ve Baykal’ın bu yöntemle teslim alındığını da düşünüyorum.”

Kaset nasıl oluşturuldu?
Uzun kitabında Baykal kasetinin çekilmesini şöyle anlattı: “İzleme ve dinleme operasyonu için ilk yapılması gereken, hedef şahsın telefonunun dinlenmeye başlanmasıdır. Bu dinlemenin yapılabilmesi için, öncelikle karar verecek mahkemenin aldatılması gerekmektedir. Bu aldatma işleminin yapılması için, hedef şahsın telefonu bir terör örgütünün telefonu gibi gösterilerek, bu telefonun makine numarasına (IMEI numarası) dinleme kararı talep edilir. Hâkim yanıltıldıktan sonra telefon dinlenmeye başlandığında, hedef alınan kişinin ya da parti genel başkanının özel hayatına ait diğer bilgiler de derlenir. Diyelim ki hedefteki şahıs Ankara'da bir evde bir kadınla birlikte olacak. Önce, erkeğin ve kadının telefonları, hizmet aldıkları baz istasyonlarından izlenir.

İkisinin hangi baz istasyonundan, hangi güzergâhı takip ederek, hangi yöne gittikleri saniye saniye takip edilip, sokakta bu iki kişiyi takip edecek ekiplere bildirilir. Sonunda, takip edilen erkek ve kadın bir eve veya apartman dairesine girdiklerinde, yer tespit cihazı denilen özel aletle, tam olarak nerede, hangi dairede, hangi odada bulundukları tespit edilir. Bu sefer, buluşma yapılan apartman dairesinde oturan ev sahibinin telefonları dinlemeye alınır. Ev sahibinin evde bulunmadığı günde ve saatte, Ankara'daki çilingir Hasan Usta, ‘Bir çalışma yapacağız’ denilerek, görevlendirilen ekibin beraberine alınarak götürülür. Hasan Usta'nın açtığı kapılardan girilerek, Teknik Şube uzman personeli tarafından gizli kamera, birlikte olunacak yatak odasını gösterecek şekilde yerleştirilir; sokakta beklemekte olan alıcı yerleştirilmiş araçta bulunan kaydediciye kayıt yapılıp yapılmadığı test edildikten sonra, o evden ayrılır. Telefonu dinlenilmekte olan erkek ve birlikte olacağı kadın, birbirleriyle telefonla konuşup randevulaştıklarında, görevlendirilecek kaydetme ekibi de, bilinen evin yakınına gidip uygun bir yere yerleşerek, önce tekrar test yapar, sonra kayıt yapmaya başlar. Bu şekilde yapılan kayıtlar da, yeri ve zamanı geldiğinde (mesela seçim döneminde) internet aracılığıyla yayınlanmaya başlanır.”

Komplocu polislere ödül
Sabri Uzun kitabında, Baykal’a kaset komplosu kurulmasında görev alan polislerin ödüllendirildiğini anlatıyor: “Bütün bu olayların Deniz Baykal’ın gizli görüntüleri ile alakasını ise aldığım bir duyum sonucu kurdum. Baykal’ın gizli görüntülerinin kaydedildiği eve farklı bir grup tarafından benzer bir operasyon yapılmış. Söz konusu ekip operasyon nedeniyle bir de ödül almıştı. Süleyman B.’nin evine kamera yerleştiren ekip de Deniz Baykal’ın olayındaki gibi taltif-ödül beklentisine girmişti. Riske girmemelerine rağmen ödül almaları, ötesinde yakalandıkları için başka yerlere sürgün edilmeleri bu polisleri sinirlendirmiş, sağda solda konuşmaya başlamışlardı. Deniz Baykal’ın olayında görev alan 5 polisin ismi, başka bir nedenle verilen 35 kişilik taltif listesinin içine yazılarak ödüllendirilmişti. Taltif veren komisyon dışında herkes ne olduğunu biliyor.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.