Baro değil PKK\'nın yan kuruluşu sanki

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin yaptığı ortak açıklamada; anayasanın, her türlü etnik, dini, ideolojik ve kültürel referanstan arındırılması gerektiği vurgulandı.

Baro başkanları, AK Parti ile BDP’nin “Başlangıç” bölümüne ilişkin Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sundukları metinlerin birleştirilerek yeniden kaleme alınması gerektiğini belirterek, “Bu metinde; ‘….Türkiye toplumunun farklı dil, din, inanç ve kültürlere sahip topluluklara yapılan haksızlığın bir daha yaşanmayacağı inanç ve kararlılığını ifade eden biz Türkiye halkı…” şeklindeki bir ifadeye yer verilmesinin doğru olacağı kanaatindedir.’ önerisinde bulundu.

Diyarbakır’da düzenlenen toplantıya Diyarbakır, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Hakkâri, Kars, Mardin, Muş, Şanlıurfa, Şırnak ve Van baro başkanları katıldı.

DOĞU ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Baroları'nın bugün yaptığı Yeni Anayasa yapım sürecine ilişkin ortak basın açıklamasında laiklik ve anadilde eğitim krizi çıktı. Elazığ ve Malatya Baroları, Anadilde Eğitim hakkının anayasal güvence altına alınması ile ilgili ifadenin çıkarılmaması, Tunceli Barosu ise, Anayasa'da 'Laiklik' kavramına yer verilmesine gerek olmadığına dair ifade nedeniyle son anda açıklamadan çekildi.

İKİ MADDEDE KRİZ ÇIKTI, 3 BARO İMZASINI GERİ ÇEKTİ
 
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde bulunan 16 ilin Barosu tarafından bugün Diyarbakır Liluz Hotel'de "Yeni Anayasa'nın bazı hükümlerine ilişkin görüş ve öneriler" başlıklı bir basın açıklaması yapılacağı yapıldı. Açıklama öncesi Bölge Baroları arasında, 8 maddelik görüş ve önerilerin iki maddesi ile ilgili kriz çıktı. İlk olarak Malatya ve Elazığ Barosu, açıklamada yeralan, "Anadilde eğitim hakkının anayasal güvence altına alınması" ile ilgili maddeye itiraz etti. Bu maddenin çıkarılmaması üzerine Elazığ ve Malatya Barosu açıklamadan imzasını çekti. Açıklama ile ilgili ikinci kriz ise, 'Laiklik' kavramı üzerine yaşandı. Tunceli Barosu, "Laiklik kavramına ayrıca değiştirilmeyecek maddeler arasında yer vermeye gerek bulunmadığını değerlendirmektedir" ifadesinin açıklamadan çıkarılmasını istedi. Laiklik kavramı ile ilgili ifadenin çıkarılmaması üzerine Tunceli Barosu da son anda açıklamadan imzasını çekti. Elazığ, Tunceli ve Malatya Baroları'nın imzalarını çekmesi üzerine açıklama Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Baroları adına yapıldı.
 
ELÇİ:ORTAKLIĞI YAKALAMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMAYABİLİYOR 
 
Krizle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, "Bu tür metinlerde ortaklığı yakalamak her zaman mümkün olmayabiliyor. Teknik bazı nedenler, süre kısıtlılığı ve farklı uzaklıktaki baroların bir araya gelerek ortak bir metinde anlaşması olanaklı olmayabiliyor. Bu tamamen teknik bir mesele. Okuduğumuz görüşler, imzası bulunan 13 Baro'yu bağlar. Tunceli Baromuz da bizimle birliktedir. Bu salonda bulunan bütün Barolar birliktedir. Bu konuda şüphe yok. Metinde laiklik ile ilgili bir kavram ve bir araya gelememekten kaynaklı bir sıkıntı nedeniyle bu ortaklaşmayı sağlayamadık. Laiklik dışındaki bütün metne bu baromuz da sanırım hemfikirdir. Daha fazla yorum yapmak istemiyorum" dedi.
 
KRİZ ÇIKARAN İKİ MADDE 
 
13 baronun ortak imzasıyla yayınlanan bildiride, Malatya ve Elazığ Baroları'nın itiraz ettiği maddede şu ifadeler yeralıyor; "Başta Kürtler olmak üzere, anadilleri farklı olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının anadilinde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır. Barolarımız, ana dilinde eğitim hakkının kesin ve emredici bir düzenleme şeklinde anayasada yer almasını önermektedir. Yeni anayasada, 'Ana dilinde eğitim temel bir haktır. Devlet vatandaşlarının ihtiyaç ve taleplerini gözeterek anadilinde eğitim için gerekli düzenlemeleri yapar' biçiminde bir hüküm yer almalıdır."Metinde, Tunceli Barosu'nun itiraz ettiği 'Laiklik' kavramı ile ilgili maddede ise, "Yeni anayasada, devletin 'Cumhuriyet' olan şekli ile 'demokratik' ve 'insan haklarına dayanan' niteliği dışında değiştirilemeyecek hükümlere yer verilmemelidir. Özellikle, yürürlükteki Anayasada yer alan, 'Atatürk ilkeleri ve inkılapları' , 'laiklik' ve 'devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' gibi, bugüne kadar toplumun farklı kesimlerinin hak ve özgürlük taleplerini bastırmada ve sınırlamada referans norm olarak kullanılan kavramlara 'değiştirilemez' hükümler arasında yer verilmemelidir. Barolarımız, 'demokrasi', 'insan hakları' ve 'hukuk devleti' gibi temel evrensel değer ve ilkelerin, bireylerin din ve vicdan özgürlüklerini korumada yeterli güvence oluşturduklarından dolayı, 'laiklik' kavramına ayrıca değiştirilmeyecek maddeler arasında yer vermeye gerek bulunmadığını değerlendirmektedir" ifadeleri yer aldı.
 
BÖLGE BAROLARI'NIN YENİ ANAYASAYA İLİŞKİN 8 MADDELİK ÖNERİLERİ
 
Bildiriye imza atan 13 Baro adına basın açıklamasını okuyan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, yeni, sivil ve demokratik bir anayasanın; ertelenemez bir toplumsal ihtiyaç olduğu gibi, toplumun neredeyse tüm kesimlerinin ortak bir talebi olduğunu belirterek,"Kürt meselesinin kalıcı ve barışçıl çözüm arayışı ile yeni anayasanın yapım sürecinin paralel bir şekilde gelişmesi toplumumuza tarihi bir fırsat sunmaktadır" dedi.Bölge Barolarının yeni anayasanın bazı hükümlerine ilişkin 8 maddelik görüş ve önerileri ise şöyle açıklandı; 
 
1- Yeni anayasanın başlangıç bölümü, yaşanan tarihi haksızlık ve adaletsizliklere vurgu yapmanın yanı sıra, her türlü etnik, dini, ideolojik ve kültürel referanstan da arındırılmalıdır. Bu amaçla; Parlamentoda çoğunluğu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Barış ve Demokrasi Partisi?nin (BDP) "başlangıç" bölümüne ilişkin Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sundukları metinler birleştirilerek yeniden kaleme alınmalıdır. Barolarımız, yeniden kaleme alınacak metinde; "Türkiye Toplumu'nun farklı dil, din, inanç ve kültürlere sahip topluluklara yapılan haksızlığın bir daha yaşanmayacağı inanç ve kararlılığını ifade eden biz Türkiye halkı" şeklindeki bir ifadeye yer verilmesinin doğru olacağı kanaatindedir.
 
2 - Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe olmakla birlikte, diğer diller de anayasal güvenceye kavuşturulmalı, toplumun ihtiyaçları gözetilerek bu dillerle de kamu hizmetlerinin sunulmasını mümkün kılacak bir anayasal düzenleme yapılmalıdır. Bu amaçla; yeni anayasanın ilk maddelerinde önerilecek olan "Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçedir" ibaresinin devamına, "Diğer resmi diller de anayasanın koruması altında olup, diğer resmi dillere ilişkin hususlar kanunla düzenlenir" ibaresi eklenmelidir.
 
3- Yeni anayasada devletin, "Cumhuriyet" olan şekli ile "demokratik" ve "insan haklarına dayanan" niteliği dışında değiştirilemeyecek hükümlere yer verilmemelidir. Özellikle, yürürlükteki Anayasa'da yer alan, "Atatürk ilkeleri ve inkılapları" , "laiklik" ve "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü" gibi, bugüne kadar toplumun farklı kesimlerinin hak ve özgürlük taleplerini bastırmada ve sınırlamada referans norm olarak kullanılan kavramlara değiştirilemez hükümler arasında yer verilmemelidir. Barolarımız; "Demokrasi", "İnsan hakları" ve "hukuk devleti" gibi temel evrensel değer ve ilkelerin, bireylerin din ve vicdan özgürlüklerini korumada yeterli güvence oluşturduklarından dolayı, "laiklik" kavramına ayrıca değiştirilmeyecek maddeler arasında yer vermeye gerek bulunmadığını değerlendirmektedir.
 
4 - Egemenliğin yegane kaynağı halkın iradesi ve hukukun üstünlüğüdür. Barolarımız, bu konuda da herhangi bir etnik vurgu yapmadan anayasada, "egemenlik kayıtsız ve şartsız halkındır veya milletindir" şeklinde bir hüküm bulunmasını önermektedir.
 
5 - Öte yandan yeni anayasadaki, "vatandaşlık" düzenlemesi de; etnik atıf ve kavramlar içermemelidir. Nüfusun daha büyük bir bölümünü de oluştursa vatandaşlık, herhangi bir etnik kümenin ismiyle tanımlanmamalı; vatandaşlık tanımı, devletin, toplumun belirli bir kesimine ait olduğu anlayışına yol açacak bir nitelikte olmamalıdır. Vatandaşlık tanımı, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarını kapsamalıdır.
 
6 - Başta Kürtler olmak üzere, anadilleri farklı olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının anadilinde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır. Anadilleri Türkçe olmayan toplumsal kesimlere yapılan yüz yıllık bir haksızlığın, anayasal düzenleme dışındaki bir formülle çözümü düşünülemez. Barolarımız ana dilinde eğitim hakkının kesin ve emredici bir düzenleme şeklinde anayasada yer almasını önermektedir. Yeni anayasada, "Ana dilinde eğitim temel bir haktır. Devlet vatandaşlarının ihtiyaç ve taleplerini gözeterek anadilinde eğitim için gerekli düzenlemeleri yapar" biçiminde bir hüküm yer almalıdır.
 
7- Ülkenin coğrafik ve bölgesel, sosyo-kültürel yapısı da dikkate alınarak, bölgesel yönetimlerin oluşturulmasını ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesini öngören bir ademi merkeziyetçi sisteme geçilmelidir. Bu amaçla bir an önce Avrupa Yerel Özerklik Şartı'na konulan çekinceler kaldırılmalı, bu şartta yazılı olan ilkelere uygun bir düzenlemeye yeni anayasada yer verilmelidir.
 
8- Bütün din ve inançlar karşısında devletin mutlak tarafsızlığı sağlanmalıdır. Demokrasinin temel ilkelerinden biri olan çoğulculuk, devletin dinler ve inançlar karşısında eşit mesafede bulunmasını, bunlardan herhangi birinden yana yada, ona karşı bir tavır içerisinde bulunmasını yasaklar. Toplumsal barışın sağlanmasında hayati öneme sahip olan bu ilke, yeni anayasada açıkça ifade edilmelidir.
 
"ÇEKİLME KARARI TARİHİ BİR ADIM
 
Bölge Barolarının çözüm sürecine ilişkin görüşlerini de aktaran Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Tahir Elçi, "Kürt meselesinin barışçıl çözümüne ilişkin gelişmeleri büyük bir ilgi ve memnuniyetle izlemekteyiz. Silahların susmasından sonra, birkaç gün önce açıklanan silahlı güçlerin, çatışma alanlarını terk ederek Türkiye sınırlarının dışına çıkacağı kararını, somut ve tarihi bir adım olarak görmekteyiz. Bu sürecin selametle ve tek bir insanımızın yaşamına mal olmadan tamamlanması için başta devlet yetkilileri ve kamu görevlileri olmak üzere ilgili herkesi iyi niyet ve sorumluluk içinde hareket etmeye davet ediyoruz. Başta siyasal partiler olmak üzere, toplumun tüm kesimlerini, ideolojik ve politik mülahazaları bir yana bırakıp, bu tarihsel sürecin sorumluluğuna uygun olarak sürece katkı sunmaya, Türkiye?nin toplumsal barışına omuz vermeye davet ediyoruz" diye konuştu.


TUNCELİ BAROSU İMZASINI ÇEKTİ

Baro başkanlarının açıklamasına, Tunceli Baro Başkanlığı'nın, ‘laiklik’ ile ilgili bölüme itiraz ederek imzasını çektiği öğrenildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.