Bahçeli: "İstihbarat Teşkilatı ne iş yapmaktadır?
 AKP karanlığından sık sık şikayet edildiği bir dönemde, dün Türkiye resmen karanlığa gömülmüştür.

Sabah saatlerinden akşamın geç vakitlerine kadar süren elektrik kesintisi yurdumuzun tamamında hayatın olağan akışını olumsuz yönde etkilemiştir.

Şehir içi ulaşımda metro, tramvay ve tren seferleri yapılamamış; evlerin aydınlanma ve ısınma ihtiyacı karşılanamamış, fabrikalar hastaneler çalışamamış, eğitim ve öğretim aksamıştır.

Elektrik iletim ve dağıtım sistemi çökmüş, böylelikle Türkiye durmuştur.

Hükümetten konuyla ilgili tatminkâr bir açıklama, doyurucu bir izahat henüz gelmemiştir.

Elektrik kesintileri nedeniyle önüne gelen yorum yapmış, adeta spekülasyon enflasyonu yaşanmıştır.

Sosyal medyada teyit edilmemiş, bilgiye dayanmayan görüş ve kanaatler tam bir panik havası estirmiştir.

Başbakan’dan Erdoğan’ın peşinde dolaşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’na kadar sorumluluk mevkiinde bulunanlar kuşkuları giderememiştir.

Büyük çaplı kesintinin frekans kopmasından olduğunu söyleyenlerle, terör eylemi olduğunu iddia edenler iki ayrı cephede mevzilenmişlerdir.

Bunun yanı sıra, elektrik fiyatlarının anlık belirlenmesi, üretici firmaların arıza bahanesiyle ‘düşük fiyat’ saatlerinde elektrik satmaktan kaçınmaları iletim sisteminde zincirleme sorunlara sebebiyet verdiği de bilinmektedir.

Diğer yandan, Türkiye ile AB arasındaki elektrik hattı kopuşunun kesintide rol oynadığı oldukça fazla dillendirilmektedir.

Sebep ne olursa olsun, elektrik iletim sistemindeki tıkanıklık ve açmazlar Türkiye’nin ışığını söndürmüş, vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açmıştır.

Türkiye’nin başına bela olan ampul patlamakla kalmamış elektriği de kesmiştir.

Kaçak saray haram santrallerle parlayıp, hırsızlık trafolarıyla aydınlanırken, ülkemiz baştan ayağa karanlıkta kalmıştır.

Enerji sektöründeki plansız ve kontrolsüz özelleştirme furyası, sistemik handikaplar, kârdan başka gözü hiçbir şey görmeyen yandaş şirketlerin neden olduğu çarpıklıklar muhatap kalınan sıkıntıların ana kaynağıdır.

Hükümet elektrik kesintilerini etraflıca inceleyip bir daha tekerrür etmemesini sağlamakla mükelleftir.

Enerji güvenliğinin kalmadığı, arz-talep dengesinin sağlıklı ve rasyonel ölçülerde kurulamadığı bir ortamda ne gelişmeden, ne büyümeden, ne zenginleşmeden ne de medeni olmaktan bahsedilecektir.

Bu itibarla Başbakan Davutoğlu oluşturulan kriz masasına önce kendisini ve hükümetini yatırmalı, kesintilere neden olabilecek tüm ihtimalleri hesaba katarak pro-aktif bir şekilde hareket edecek siyasi feraseti gösterebilmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi hükümetin ensesindedir.

Milletimizin elektriğini kesen, kayıp-kaçak faturasını masum vatandaşlarımıza yükleyen, emekliye vaat ettiği seyyanen komik paraları zam ve vergilerle peşinen alan AKP’nin 7 Haziran’da sandıktan çıkamayacağını da herkesin çok iyi bilmesinde fayda vardır.

Türk milleti dün bir yanda elektrik kesintisiyle boğuşurken, diğer yanda Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yaşanan terör eylemine kilitlenmiştir.

Terör soğuk ve kanlı yüzünü bir kez daha göstermiştir.

Berkin Elvan soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz avukat cüppesiyle içeri giren bir grup DHKP-C militanı tarafından rehin alınmıştır.

Saatler süren görüşme ve diyalog arayışları sonuç vermemiş, öldürmeye programlanmış teröristler geri adım atmamışlardır.

Gözü dönmüş caniler gerçek niyetlerini sonunda açığa vurarak savcımızı silahla ağır şekilde yaralamışlardır.

Bunun üzerine güvenlik güçleri anında operasyon düzenlemişler ve katilleri ölü ele geçirmişlerdir.

Ne var ki tedavi altına alınan savcımız kurtarılamayarak şehit olmuştur.

Üzüntümüz çok büyüktür.

Bu aşamada Çağlayan’daki vahşi terör eylemini lanetliyorum.

Görevi başındayken hainlerin saldırısıyla şehit düşen Savcı Mehmet Selim Kiraz’a Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailesine, mesai arkadaşlarına ve hukuk camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.

Tunceli Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı iken suikasta kurban giden merhum şehidimiz Murat Uzun’dan sonra yeni bir acı yüreklere kor gibi düşmüştür.

Bu hain saldırı yalnızca merhum şehidimize yönelmemiştir.

Bununla birlikte Türkiye vurulmuş, Türk adaletinin kanı akmış, 78 milyon hedef alınmıştır.

Berkin Elvan bir kez daha katledilmiştir.

Toplumsal cepheleşmelerden memnuniyet duyanlara, Berkin Elvan’ın körpecik bedeni üzerinden istismar yarışına girenlere gün doğmuştur.

Şiddete yatırım yapan, efendileri namına tetik çeken, siyasi maksatlarla kullanılan eli kanlı canavarlar yeniden öldürme sahnesine çıkmışlardır.

Anlaşılan İstanbul’daki terörist saldırının Çağlayan’daki Adliye Sarayı’nda gerçekleşmesi özellikle kurgulanmıştır.

Terör örgütü DHKP-C’nin kiralık bir çete olduğu dikkate alındığında menfur eylemiyle neyi amaçladığı, hangi mesajları vermeye çalıştığı esasen sır olmaktan çıkacaktır.

Zira her terörist saldırının ardında ahlaksız bir hedef yatmaktadır.

İstanbul’da, güpegündüz, hem de bir Adliye’de böylesi bir saldırının yapılması kesinlikle bağımsız ve bağlantısız olamayacaktır.

Öncelikle bu yasa dışı örgütün ana gayesi her yerde terör eylemini yapacağını göstererek topluma korku aşılama sinsiliğidir.

Bu cani şebeke, Berkin Elvan’ı gerekçe göstererek kamuoyuna doğrudan alçak emellerini duyurma fırsatı yakalamıştır.

Pazarlıklarla kendisinin propagandasını yaptırmış, infaz listesini hatırlatmış, adından bahsettirmiş, gündemin akışını değiştirmiştir.

Türkiye’nin siyasi sıkışma yaşadığı, tartışmaların yeni ve tehlikeli boyutlar kazandığı her dönemde, DHKP-C terör örgütü anında pozisyon almakta, kan dökmek için ortalığa çıkmaktadır.

Karanlık el ve emeller toplumsal hassasiyetlerin kaşındığı ve siyasi gelgitlerin yoğunlaştığı farklı zamanlarda bu cinayet örgütüne öldürme emri vermektedir.

Bu nedenle Türkiye bir ucunda AKP’nin bulunduğu, diğer ucunda kanlı mihrak ve odakların yer aldığı kirli bir tezgâhın tam göbeğindedir.

Türkiye makasa alınmış, cendereye sokulmuş, şaibeli ve şüpheli ilişkilerin içerisine itilmiştir.

Birileri teröristleri açıktan açığa sevk ve idare etmekte, gündem mühendisliği yapmaktadır.

Akıl ve izan sahibi hiç kimse, İstanbul Adalet Sarayı’ndaki terör şiddetini gerçekte Berkin Elvan’ın ölümden kaynaklandığını ileri sürmeyecek, süremeyecektir.

Görünürdeki nedenlerden ziyade, sütre gerisine özenle gizlenmiş, itinayla saklanmış şifreli amaçlara odaklanmak en doğrusudur.

Hukukun sorgulandığı, adaletin yargılandığı, savcı ve hakimlerin tartışıldığı bugünkü ülke tablosunda, terör eyleminin adliyeye kadar sıçraması ayrıca üzerinde durulması gereken bir muammadır.

Merak ediyoruz, hukuk insanlarının can güvenliğiyle ilgili tereddütlerin uyandığı Türkiye’de, milyonlarca insanımızın emniyeti nasıl sağlanacaktır?

Her şeyi geçtik de, bu ülkede istihbarat teşkilatı ne iş yapmakta, neyle uğraşmaktadır?

Erdoğan’a yorulduğunu söyleyen, Meclis’e girmek için hamle yapan, arkasından da saraydan vize alamadığından tekrar koltuğuna oturtulan sır küpü nerelerde gezmektedir?

Terör örgütünün eylem planını deşifre edemeyen, adliye koridorlarına kadar taşınan örgüt paçavralarını ve silahları göremeyen, bulamayan ve tespit edemeyen istihbarat birimleri kimin hizmetindedir, kimlere çalışmaktadır?

Mevcut güvenlik zaafıyla milli beka ve birliğimiz nasıl ve hangi yollardan muhafaza ve müdafaa edilecektir?

Şu kara mizah gibi açıklamaya bakınız ki, Başbakan Davutoğlu dün akşam medyayı teröre karşı mücadeleye çağırmaktadır.

Teröre teslim olan, teröristlerle pazarlıklar yapan, terör örgütleriyle yediği içtiği ayrı gitmeyen bir hükümetin eğreti başkanı, çağrısını medyaya değil, aynanın karşısına geçip kendisine yapmalıdır.

Davutoğlu, “Gün teröre karşı bir olma, teröre karşı omuz omuza verme günüdür.” diyerek sanki günah çıkarmaktadır.

Türk milleti teröre karşı birdir, teröre tavizsiz ve öfke doludur.

Başbakan’ın bundan en ufak bir şüphesi olmamalıdır.

Fakat teröre karşı bir olmak yerine, terörle birlik içinde olan; teröristlerle kol kola yürüyen Başbakan ve hükümetinden başkası değildir.

Şu güne kadar terör örgütlerini kimin motive ettiği, kimlerin bölücülük takımında canilerle aynı kadroda bulunduğu bellidir.

Terör örgütlerine kimin şevk, moral ve umut verdiği de ortadadır.

O halde Davutoğlu hangi yüzle, neyin mücadelesinden, kimlerin bir olmasından bahsetmektedir?

Başbakan nasıl bir hayal aleminde yaşamaktadır?

PKK’ya yardım ve yataklık edenlerin terörle mücadeleye vurgu yapmaları farenin kedi avına çıkması, aslanın safariye özenmesi kadar beyhudedir, hezeyandır, aptalcadır.

Recep Tayyip Erdoğan çıktığı yeni bir turistik seyahat kapsamında Romanya’nın başkenti Bükreş’e gelir gelmez, Başbakan ve hükümetinden önce Çağlayan’daki saldırıyla ilgili açıklamalarda bulunmuştur.

Binlerce kilometre uzakta “İpler benim elimde, her şeye hakimim ve her gelişmeyi izliyorum.” imaj ve havası vermiştir.

Bu çerçevede Davutoğlu’ndan danışıklı dövüş veya değil rol kapmış ya da rol çalmıştır.

Davutoğlu Türkiye’de Erdoğan için başkanlık hesapları yaparken kafası karışmış olmalıdır ki, Çağlayan’daki terörist saldırıyla ilgili gecikmeyle konuşmuştur.

İşin tuhaf yanı, milletin kesesinden Cumhurbaşkanı ve ailesine bol bol harcaması ve gayri milli odaklara para saçması için örtülü ödenek verilmesi hususunda teklifte bulunan İçişleri Bakanı’nın esamisi dahi okunmamaktadır.

Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır, nasıl bir oyun, nasıl bir tuzaktır?

Kimin eli kimin cebinde belli değildir.

Başbakan kimdir? AKP’nin kaç genel başkanı vardır? Cumhurbaşkanı ne yapmaya çalışmaktadır? Türkiye nereye gitmektedir?

Eğer hükümet, bir terör saldırısını dahi siyasi çıkar malzemesi yapıyorsa, Erdoğan ve Davutoğlu kurnazca parsa toplama gayesi güdüyorsa, bilinsin ki bu durum edepsiz bir tavırdan, rezil ve aşağılık bir tertipten başka bir anlama gelmeyecektir.

Türk milleti terörün yedeği haline gelen, teröristlere can simidi uzatan AKP’yi affetmeyecek, demokratik hesabı 7 Haziran’da mutlaka soracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.