Bahçeli: Bu vali müsveddesi hala görevdedir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında ''Çözüm sürecini bu aşamaya getiren Başbakanımız Tayyip Erdoğan’a ve bu konuda ciddi gayretleri olan Abdullah Öcalan’ı takdirle karşıladığımı belirtmek istiyorum'' diyen Şırnak Valisi Hasan İpek'e sert sözlerle yanıt verdi: ''Bu vali müsveddesi hala görevde...''

Bilal Erdoğan'ın ya hak diyerek ok atmasına da değinen Bahçeli şu sözleri söyledi:

Başbakan PKK'nın siyasetteki yan kolu BDP'ye yönelik, "Alıp geleceksiniz yoksa B planımız devreye girer" demiştir. 

Duyunca irkildiğimiz bu sözler ayan beyan başbakanın ağzından çıkmıştır. Başbakan'ın villada para eriten zeka abidesi çocuğu Ya Hak diyerek ok atarken garibanın çocuğu ise ya Sabır çekmektedir. 

Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:

Başbakan açısından 30 Mart geri sayımın başlangıcıydı. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Erdoğan ikinci dersini 30 Ağustos'ta alacak Çankaya'ya çıkacağım derken yarı yolda soluksuz kalacak. Genel seçimlerde de nasıl geldiyse öyle gidecek. Gittiği yerde ise milletin hakemliği ile bedel ödeyecektir. Türkiye çok yakında belini doğrultacaktır. Kriz ve felaket lobilerine haddini bildirecektir. Türk vatanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'den kurtulduğu gün selamet ve esenliğe kavuşacak ve üzerimizdeki musibetler böylece son bulacaktır. 

Etnik terör en büyük sorunumuzdur. Kanlı terör son dönemlerde yine azıtmış ve kontrolden çıkmıştır. Hükümet teröristin insafa gelmesini bekleyerek zamanını boşa harcamıştır. Bu aymazlık bu gaflet zayıflatmak bir yana PKK'nın cüret ve mevzi kazanmasına yol açmış ve bölücü lobinin elini güçlendirmiştir. 

12 kötü adam nezaretinde başlatılan demokratik açılım isimli yıkım projesi Türkiye'yi PKK'ya emanet etmenin başlangıcıdır. Habur'da gövde gösterisi yapan sabırları zorlayan caniler yıkımın en karanlık yönüdür. Hücresinde müebbet cezası çeken caninin müzakere masasına oturtulması yıkımın en zillet tarafıdır. 

BAŞBAKAN'IN BEBEK KATİLİNE DOSTANE YAKLAŞIMI

Geçtiğimiz yıl başlayan süreç ihaneti yıkımın en kaygan durağıdır. 16 Kasım 2013'te Barzani-Erdoğan buluşması ve sözde Kürdistan'ın ilk kez bir Başbakan tarafından telafuzu yıkımdır. Başbakanın Türk milletine kötü emeller taşıyan çeverelere karşı muhabbeti gözle görülür derecede fazladır. Nerede Türkiye'ye kin duyan ve intikam heveslisi varsa Başbakan'ın kardeşlik çemberindedir. Başbakan'ın bebek katiline dostane yaklaşımı kendi içinde tutarlı ve anlamlıdır. 

Son günlerde PKK var gücüyle eylem yapmaktadır. Diyarbakır'da yapılan sulama barajını protesto maksadıyla Bingöl Karayolunu kapatmıştır. Militanlar araç yakmış yola hendek kazarak ulaşımı engellemiştir. Hükümet kahredici bir acziyetle bunları seyretmiş bölücüler uzun namlulu silahla saldırmıştır. Ağrı'da 26 Mayıs günü özel bir şirkete ait 3 araç teröristlerce yakılmış 6 vatandaşımız da kaçırılmıştır. PKK'lı militanlar Diyarbakır'da göev yapan 3 işçiyi, bir özel şirkette çalışan 2 işçiyi kaçırmıştır. Şırnak'ta 2. Jandarma taburundaki inşaata mermer taşıyan araçlar dönüş yolunda PKK tarafından yakılmış 3 şoför de kaçırılmıştır. 30 Mayıs'ta Lice'de hainlerin saldırısıyla askerler yaralanmıştır. Uzun namlulu silahlarla saldırılmıştır. 400 PKK'lı Muş Varto, Bingöl, Erzurum karayollarını trafiğe kapatmıştır. Bu bilanço son 1 haftanın eseridir. 

Teröristler yol kesmekte kimlik kontrolü yapmaktadır. Maalesef 28 Mayıs 2014 günü teröre karşı kahramanca mücadele veren bir korucumuz şehid edilmiştir. 

O VALİ MÜSVEDDESİ HALA GÖREVDE

Doğu'da devlet yoktur. Valiler kayıptır. AKP'li bazı valiler rezalette yarış halindedir ve şuursuzluğun dibini boylamıştır. Bazıları PKK'yı rica minnet iknaya çalışmaktadır. Bazıları çözüm sürecinden dolayı Başbakan'la birlikte İmralı canisini takdirle karşıladığını yüzsüzce edepsizce dile getirmiştir. Bu vali müsveddesi hala görevdedir. Şayet PKK'lılar takdir ediliyorsa şehitlere ne denilecektir? Bu necip millet can pahasına nasıl savunulacaktır? 

Ortada hükümet yoktur. Türk milleti tehdit altındadır. Terör örgütü yurdun dört bir yanına konuşlanmaktadır. Türkiye kanlı bir bölünmeye sürüklenmektedir. Ne var ki Recep Tayyip Erdoğan gençlere demokratik hakkını kullanan göstericilere su ve gaz sıkmakla kurşun atmakla oyalanmakta ağza alınmayacak galiz ifadelerle sataşmaktadır. Taksim'e gelenlere göz dağı veren ve gereği neyse o yapılacaktır diyen Başbakan konu PKK olunca anında ortadan kaybolmaktadır. Başbakan PKK'ya niçin sessizdir? Neyi vaat etmiştir? Önce cumhurbaşkanı olmak sonra da Başkanlık sistemi için İmralı canisinden icazet ve onay mı ummuştur. Bunun için de pKK eylemlerini görmezden mi gelmektedir. İlaveten Barzani petrolüne taşıyıcılık yaparak destek mi aramaktadır? Başbakan koltuk uğruna Türkiye'ye ihanet ettiğini ne zaman anlayacaktır? Polisin sabrına hayret eden Başbakan sıra PKK'ya gelince çıt çıkarmadan izlemektedir. Bize göre bu sebepsiz değildir. Anladığımız kadarıyla Erdoğan Türkiye'nin bir parçasını gözden çıkarmıştır. Pazarlıklarla vatan topraklarını teröristlere hibe etmeye Başkanlık çeyizi karşısında özerkliği vermeye karar vermiştir. Recep Tayyip Erdoğan nesillerinden bile çıkamayacak bir suça batmış ve ihanete ortak olmuştur. 

BAŞBAKAN SADRAZAM NEDİMOFA BENZİYOR

Molotof atan maskeli yapılanmalara bağıran çağıran Başbakan bunun bir mislini yapan PKK'ya suskundur. Bu ne perhiz ne lahana turşusudur? Başbakan siyasi çıkarlarına Türkiye'yi feda etmektedir. Başbakan 20. Yüzyıldaki sadrazam Nedim Paşa'ya yani Nedimofa tıpatıp benzemekte ve ruh ikizi olduğunu ispatlamaktadır. 

Açılım PKK'nın militan açığını kapatmasına yardımcı olmuştur. Dağa çocuk kaçırmaya başlamışlardır. Diyarbakır'da evlatlarını geri isteyen anaların yakarışları ziyadesiyle saygıdeğerdir. Ortaokul çağındaki çocuklar terör baronları tarafından ölüme çekilmektedir. Hükümetin neden olduğu boşluktan istifade eden PKK sözde nüfuz sahalarını genişletmek maksadıyla terörist sayısını tahkim etmekle meşguldür. 15 yaşındaki bir çocuğun eline zorla silah tutuşturulmaktadır. Bölücülükten rant devşiren omurgasız ve midesizler çocuklara kalem yerine silah vermektedir. Kendi evlatlarını el bebek büyüten terör elebaşları mazlum annelerin çocuklarını kana ve bombaya kanalize etmekte canlı bombaya kanalize etmektedir. Henüz kendi hakkında karar veremeyecek çocukların ümitleri karartılmaktadır. Çocuklara Türk askeri düşman olarak gösterilmektedir. Nijerya'da kız çocuklarını kaçıran Boko Haram örgütü neyse PKK da aynısıdır. Bu terör örgütleri küresel güçlerin kundağında büyütülen sonra da verilen emirleri icra eden kiralık cinayet şebekeleridir. Kim daha çok para veriyorsa bu tip örgütlere tetik çektirmektedir. Bunlarda ne din ne iman ne insanlık ne de merhamet vardır. 

ERDOĞAN DUYGUSAL LAFLARLA VAZİYET KURTARIYOR

Anaların bağrını yakanların kalpleri mezar çukurundan farksızdır. Gözü yaşlı anneler haklı ve masumdur. Onların feryatları karşılıksız bırakılmamalıdır. Evlat özlemi çeken acıyla çiğeri parçalanan her anne içten ve samimidir. PKK bebek katleden bir örgüttür. Hainlerin çocukları kaçırarak militan devşirme planı emzikli bebeleri öldürme şerefsizliğinden farklı değildir. Erdoğan duygusal laflarla vaziyet kurtarmaya çalışmamalıdır. 

Erdoğan o anneleri selamlamıştır. Buraya kadar diyeceğimiz bir şey yoktur. Fakat ortada önemli bir sorun vardır o da başbakanın acizliği ve korkaklığıdır. Başbakan medyayı hassas olmaya çağırmıştır. Daha sonra PKK'nın siyasetteki yan kolu BDP'ye yönelik, "Alıp geleceksiniz yoksa B planımız devreye girer" demiştir. 

BAŞBAKANIN VİLLADA PARA ERİTEN ÇOCUĞU YA HAK DERKEN...

Duyunca irkildiğimiz bu sözler ayan beyan başbakanın ağzından çıkmıştır. Başbakan'ın villada para eriten zeka abidesi çocuğu Ya Hak diyerek ok atarken garibanın çocuğu ise ya Sabır çekmektedir. 

BDP ve HDP'den medet ummak saflık değilse kifayetsizliğin ta kendisidir. Dağa sevkiyat zincirinin 3 halkasından ikisi bu partilerdir. Başbakan PKK'dan yardım dilemektedir. Başbakan 20 Mayıs tarihli grupta, "Diclenin kenarında kurdun kaptığı koyun bile bu ülkenin başbakanı olarak benim mesuliyetim altındadır."

Klasikleşmiş her devirde işitilen bu anlamlı sözler ne kadar eski de olsa önemini yitirmemiştir. Normal şartlarda kaybolan koyun Başbakanın mesuliyeti altındadır. Peki bu koyunu çalan veya kapan Başbakan olursa veya onlarla ortaklık içindeyse ne yapacağız ve nereye başvuracağız?

BAŞBAKAN KAFAYI KOYUNUN POSTUNA TAKMIŞ

Başbakan sanıyorum ki kafayı koyunun postuna ve piyasa fiyatına takmış olsa gerektir. Yoksa Başbakana kalırsa bir koyun giderse başkası gelecektir. Nasıl olsa başbakanın ağılında çok koyun vardır. Bize kalırsa Başbakan koyun metaforunu bi kenara bırakmalı çocukların derdine düşmelidir. Türkiye Başbakanı onurluysa izzeti nefis taşıyorsa çocuklar neredeyse elindeki imkanları harekete geçirerek gidecek arayacak bulacak ve ailelerine teslim edecektir. Bunun başka bir yolu yotkur. Başbakanın B ve C planları boş fos ve hikayedir. Şayet bir hazırlık varsa BDp'den insaf beklemek ayıptır. PKK kamplarının yeri bellidir. Başbakan yüreği varsa gücü yetiyorsa bir gece Kandil'de görülmeli ne var ne yok temizleyip atmalıdır. İşte o zaman B ve C planları olduğuna kanaat getirebiliriz. 

Başbakan bu söylediklerimi yapacak seviye vasıf ve cesarete sahip değildir. Başbakan pKK'ya elini vermiş kolunu kaptırmıştır. 

Bu devrin Ali Kemali Yunan işgalinin başarısı için dua eden Ali Rüştüsü olan yıkımdan sorumlu başbakan yardımcısı sürecin normal yürüdüğünü söylemektedir. Süreçte tıkanma olmadığını iddia etmiştir. PKK güneydoğuda kontrol bende imajı verirken, başbakan ve yardımcısı kütük gibi sürüklendiklerini görememektedir. PKK süreçle birlikte canlanmıştır. Çözüm sürecine yüklenen hangi anlam varsa havada kalmış yalan çıkmıştır. Bunlar bizim için sürpriz değildir. Bunu bir yıldır söylüyoruz. 

Başbakan PKK silah bırakıyor dedi biz bırakmayacak dedik. Sınır ötesine çıkıyor dedi biz milleti kandırmayın kimsenin çıktığı yok iyice yerleşiyorlar dedik. Terör bitti dedi biz PKK taleplerini almadan hedeflerinden vazgeçmez dedik. Başbakan baharın geldiğini söyledi biz kışa hazırlanalım dedik. Başbakan süreç milli projedir dedi biz ise ihanetin daniskası dedik. Bugün ne kadar haklı olduğumuz yaşananlara bakılınca anlaşılacaktır. Başbakan PKK'nın yüzlerce çocuğu dağa çıkarmasına mani olamazken İmralı'da hala pazarlık sürdürmesi bağışlanması mümkün olmayan bir gayri millilik ve gayri insaniliktir. 

GENELKURMAY BİLE HÜKÜMETİN DÜMEN SUYUNA GİRMİŞ

Maalesef ki genelkurmay bile hükümetin dümen suyuna girmiş mücadelede ayak sürümeye başlamıştır. Genelkurmay terör eylemlerinin istatistiğini tutmaktan başka ne yapmaktadır? Mehmetçiklerimizin azimlerimizin kırılmaması asıldır. Ne var ki mehmetçik neredeyse savunmasız bir şekilde karakollara sığınmışı ve zor durumda kalmıştır. Bu öncelikle hükümetin bir suçuysa daha sonra da genelkurmayın bir kusurudur. Şu aralar jandarmanın imralı istekleri doğrultusunda bölgeden çekileceği medyaya yansımıştır. Başbakan ve hükümeti eylemlerini yoğunlaştıran PKK'ya sus payı olarak yeni ödünleri arka arkaya sunmak için harekete geçmiştir. Sefil hükümet af için hazırlık içindedir. Cani başının dayattığı sözde demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması KCK'lı mahkumların durumu ve terörle mücadele değişiklikleri takvime bağlanmıştır. PKK terör örgütü Başbakanın zaafını görmüş ve yumuşak karnını anlamıştır. BU yüzden de Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini terörize etmektedir. PKK ile gayri meşru ilişkiye giren kişi başbakandır. Ama ne yaparsa yapsın cumhurbaşkanı olamayacaktır.

BAŞBAKAN NEDEN ADAYLIĞINI AÇIKLAMIYOR?

Cumhurbaşkanı seçimi önümüzdeki en önemli gündem konusudur. Ortak çatı aday teklifimiz kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. 12. cumhurbaşkanının uzlaşmayla belirlenmesi amacıyla planladığımız ziyaretleri bu hafta içinde gerçekleştireceğiz. Türk milletinin ittifak edeceği mazisinde şaibe bulunmayan tanınmış değerli bir isim konusunda mutabakat sağlanacağına yürekten inanıyorum. Yeni Cumhurbaşkanı ayrımcı ve dışlayıcı olmamalıdır. Milletin ortak duygu ve iradesini yansıtmalıdır. Cumhura baş seçeceksek bu geniş çaplı bir anlaşmayla sağlanacaktır. MHP 12. Cumhurbaşkanının kucaklayıcı ve teminat olmasını arzulamaktadır. Bu niteliğe sahip ve kanundaki özel şartları taşıyan Recep Tayyip Erdoğan dışındaki her şahsiyetin c.başkanı olmaya hakkı vardır. Görüyoruz ki adaylığı kesinleşmiştir. Fakat her nedense adaylığını açıklamaktan çekinmektedir. Sayın Başbakan söyleyiniz aday mısınız, değil misiniz? Başbakanın cumhurbaşkanı olmaktan ziyade başkanlık hayalleri kurduğu gelişmelerden anlaşılmıştır. Türk milleti 10 Ağustos'ta Başkan seçmeyecektir. Despot atamayacak seçilmiş bir emir görevlendirmeyecektir. Erdoğan parti içi dengeleri hesaba katarak yeni Başbakan üzerinde çalışma yaparken bir yandan da başkanlık sisteminin taşlarını döşüyorsa bilsin ki yanlış hesap yapmaktadır. 

BİZİM ÇATIMIZ AKMAZ, UÇAZ, GÖÇMEZ

Bizim ortak çatımız milletin tüm hasletleriyle inşa edilmiştir. Merak etme Sayın Erdoğan bizim çatımız akmaz, uçmaz, göçmez. Sen bizim çatımıza değil birlikte tüfek çattığın menfaat düşkünü muhteris yandaşlarına bak. Sen 10 Ağustos'ta düşecek süngünün şimdiden derdine yan. Bizim ortak çatı tasavvurumuz milletin ortaklaşa benimsediği her değeri her umudu her kanaati kapsamaktadır. Bizim ortak çatımız Türk milletinin ta kendisi cumhurun yüksek fazilet ve ülküleridi. Bunun için sayın Başbakan yanılır da aday olursan bilesin ki işin zordur, seni 17-25 formülüyle siyasi moleküllerine ayıracaktır. 

Sözlerime son verirken ülkemizde aşırı yağışlardan olumsuz etkilenen çiftçilerimizin yalnız bırakılmamasını ümit ediyorum. Buradan tüm çiftçilere yardım eli uzatılmasını hükümetten bekliyor hepinizi sevgiyle selamlıyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.