'Alo Fatih' dönemi bitti, alo savcı dönemi başladı'

 

Duran, "Müvekkilim Hidayet Karaca sorgu hakimliğinde savunma yapmayı reddetmiştir" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Pazar gününden bu yana yaşadığımız sürecin tüm safhalarında müvekkilim kendisine delil gösterilmesi halinde istedikleri soruya cevap vereceğini açıkça ifade etmesine rağmen, hiçbir delil gösterilmemiştir. Ortaçağ'da yaşanan engizisyon mahkemelerini andırırcasına, delil olmaksızın, şüpheliden delile ulaşmak isteyen bir operasyonla karşı karşıyayız. Özel bir gayretle, anayasa ve demokrasinin vazgeçilmezi olan ve anayasada yer alan, ancak yürütmenin hazzetmediği icraat ve sözlerinden açıkça belli olan kuvvetler ayrılığı ilkesine, evrensel hukuk ilkelerine, adil yargılamanın olmazsa olmazı olan doğal hakim ilkesine büsbütün aykırı bir şekilde, baskıcı bir iktidarın, yargıyı istediği gibi dizayn çalışması kapsamında kurduğu kapalı devre çalışan bir yargılama ve sorgulama sisteminin, kendileri istese bile hiçbir şekilde bağımsız ve adil davranacağını düşünmemekteyiz. Yakın geçmişte yaşanan 'Kaç İsmail' olaylarından sonra, üzerlerinde türlü türlü siyasi baskıların oluştuğu, mahkemelerden adalet beklemediğini müvekkilim ayrıca ifade etmiştir. O nedenle, Sulh Ceza Hakimliği makamında savunma yapmayı reddetmiş, bu beyanlar tutanağa geçmiş ve tarihe kayıt düşülmüştür."

MÜVEKKİLİME SU VERİLMEDİ

Fikret Duran'ın ardından Karaca'nın bir diğer avukatı Yusuf Danyal Kılıçalp de açıklama yaptı. Kılıçalp, şeker hastalığı olan ve ilaç kullanan müvekkiline su verilmediğini, Başsavcı'nın talimatıyla müvekkillerinin ihtiyaçlarının karşılandığını öne sürdü.
Durumu sorgulamayı yapan hakime ilettiklerini söyleyen Kılıçalp, sorgulamanın akşama doğru bitmesini beklediklerini belirterek, “Sorgulama bittiğinde hakim bey topluca tahliye ya da tutukluluk halinin devamıyla ilgili bir karar verecek. Ancak bir kısım medyadan takip ettikleri bilgilere göre, müvekkillerin tutuklanacağına dair duyumlar aldığımızı hakim beye ilettik. Hakim bey, sizin bağımsız ve tarafsız şekilde bir karar veremeyeceğinize dair şüphemiz vardır. Ama inşallah biz yanılırız. İnşallah adalet tecelli eder. Bu şekilde tutanağa geçirerek savunma yapmayacağımızı söyledik" dedi.

"DAĞ FARE BİLE DOĞURMADI"

Avukat Kılıçalp, "Soruşturmadan anladığımız şu; dağ fare bile doğurmamıştır. Bu soruşturmanın sonunda herkesin, avukatlar olarak bizim de, her Türk vatandaşının da hukuk güvenliği ortadan kalkmıştır. Şu an yeni Türkiye'de 'Alo Fatih' devri kapanmıştır, bundan sonra 'Alo Savcı dönemi başlamıştır. Şu anda itibaren, Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklama yapıyor, Başbakan bir açıklama yapıyor, Başbakan Yardımcısı bir açıklama yapıyor, ondan sonra operasyon başlıyor. Bu operasyon da özgür basını susturmak için yapılan bir operasyon. Dosyanın içine baktığımız zaman, Savcılık aşamasında savcı bize, Sayın Fethullah Gülen Efendi'nin kasetinden bir bölüm izletiyor. Sonra Tek Türkiye'den bir bölüm izletiyor. Sonra müvekkile soruyor, 'Bunlardan ne anlıyorsunuz?' diye soruyor. Yani müvekkilin iç dünyası ya da Sayın Fetullah Gülen'in iç dünyası ile ilgili yorumlar istiyor. Bu yorumların sonunda da ben sizi neyle suçluyorum; Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin 2. fıkrasında geçen 'Anayasal düzeni değiştirmek için silahlı örgüt kurmak' suçu, örgütü yönetme suçu" dedi.

"BEYANAT VERMEYİ KABUL ETMİYORUZ"

Kılıçalp, hayal ürünü bir diziden, anayasal düzeni yıkmaya çalışan bir örgüt çıkartıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz bütün savunmalarımızda, bunların hukuken mümkün olmadığını, Türk Ceza Kanunu'nda somut delillerle bunların ispat edilmesi gerektiğini, yorumlarla, varsayımlarla, kanaatlerle bir insanın sohbetinden silahlı bir örgüt çıkarılamayacağını defalarca ifade ettik.
Sayın mahkeme de sorgu başlarken bir avukat arkadaşımızı dışarı çıkardı. 'Ben üç kişi istiyorum, üç kişi olacak', aslında sorguda birden fazla avukat bulunabilir. Fakat hakim onu sadece 3 kişi ile sınırladı. Aynı zamanda arkada 2 tane polis oturuyor. Biz silahların gölgesinde, polislerin nezaretinde savunma yapmak istemediğimizi söyledik. Polisler çıktı. Daha sonra sayın Hidayet Bey ifadesinde, 'Bu soruşturma gizli olmasına rağmen, kısıtlılık kararı olmasına rağmen, bir Cumhurbaşkanı çıkıp bu konuda beyanat veriyor. Başbakan çıkıp ertesi gün beyanat veriyor, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bu konuda konuşuyor, Numan Kurtulmuş konuşuyor. Sabah saat 05.30'a kadar biz emniyette sorgunun bitmesini beklediğimiz halde, bize hiçbir tebligat yapılmadı. Yapılmamasına rağmen bu konuların hepsi havuz medyasında detaylı bir şekilde anlatıldı. Saat 03'ten itibaren kimlerin sevk edileceği belirtildi. Biz de hakime, 'Siz tarafsızlığınızı ve bağımsızlığınızı yitirdiniz. Siz bundan sonra sulh ceza hakimlerinin kuruluşu da, tabii hakim ilkesine, yasama, yürütme, yargı erkinin ayrı olmasına aykırı olduğundan, sizin burada tarafsız ve bağımsız özgür iradenizle bir karar vereceğinizle ilgili şüpheye düştüğümüzden dolayı beyanat vermeyi kabul etmiyoruz' dedik."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.