AKP ümmetin umuduydu;şimdi terörle anılıyor

Ürdün Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Tarık Muhammed Ali Al Mohani, bir zamanlar Ortadoğu için model ülke olarak gösterilen Türkiye’nin bu özelliğini tamamen kaybettiğini söyledi. AKP'nin iktidara gelmesinden sonra bölgenin umudu haline geldiğini ifade eden Al Mohani, "Bu parti ümmetin umuduydu. Ancak, Türk dış politikası değişmeye başlayınca bu umutlar kayboldu. Şu an bu parti, bölgede radikalizme ve teröre destek veren bir parti olarak görülüyor." dedi.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Medialog Platformu, Türkiye -Ürdün Medya Çalıştayı İstanbul’da yapıldı. Türkiye ve Ürdün'den çok sayıda gazeteci ve akademisyenin katıldığı programda “Bölgedeki Gelişmeler Işığında Ortadoğu” ve “Medya’da İslam ile Terör Algısı” başlıklı iki oturum gerçekleştirildi.

Programa, Ürdün Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Tarık Muhammed Ali Al Mohani, Liva Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bilal Al Tal, Al Raiy Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Hasan Salah Al Hayari gibi çok sayıda gazeteci ve akademisyen katılırken, Türkiye'den Today's Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş, Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Genç, Rotahaber Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık, Medialog Platformu Genel Sekreteri Tercan Ali Baştürk'ün de aralarında olduğu çok sayıda isim katıldı.

Bölgedeki son gelişmelerin masaya yatırıldığı çalıştayda katılımcılar, Arap Baharı olarak isimlendirilen Ortadoğu'daki halk ayaklanmalarının Arap sonbaharına dönüştüğünü aktardı. Çalıştayda toplumsal hazım sürecinden geçmemiş değişimlerin, yıkıcı ve ani metotlarla olmayacağı üzerinde duruldu. Türkiye’nin Arap dünyasının sadece bir kesimiyle (İhvan) değil, birçok kesimle ilişkilerinin geliştirilmesi ve geleneksel politikasına geri dönmesinin bölge barışına katkı sağlayacağı ifade edildi. Dünya basınının İslam dünyası üzerinde manipülasyon amaçlı haberlerinin yanında, Müslümanların da verdiği resimdeki kötü algının önemine işaret edildi. Bölgede İran’ın Şii hilali olarak bilinen projesini "Şii dairesine dönüştürdüğü" ve Ortadoğu'da barışı ciddi şekilde tehdit ettiği kaydedildi. El Kaide, Boko Haram ve IŞİD’e terör örgütü diyemeyen Müslümanların kendi içlerindeki aksaklıkları gidermelerinin zor olacağı vurgulandı.

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA İRAN BENZERİ AÇIK ÇELİŞKİLER VAR

Ürdün’de yayın yapan Liva Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bilal Al Tal, son dönem Türk dış politikasında çelişkilerin olduğunu söyledi. Bilal Al Tal, "Biz Türk dış politikasında açık bir şekilde çelişkilerin olduğunu görüyoruz. Örneğin, Türkiye, İran ile Suriye’de mücadele ederken başka alanlarda işbirliği ve koalisyon yapıyor. Bizim kanaatimiz Türkiye, IŞİD ve diğer radikal gruplara sınırlarını açmasaydı, bu günkü IŞİD bu kadar güçlenemezdi. Türkiye’nin cumhurbaşkanı gerek başbakan olduğu dönemde gerekse şimdiki görevinde devlet yöneticisi gibi değil, Müslüman Kardeşler’in diğer şubeleri arasında bir koordinasyon kurucusu gibi davrandı. Bu tutum Türkiye’nin bölgedeki etkisini büyük ölçüde azalttı. Türk dış politikasının rüştüne geri dönerek, bölgeyi İslam kisvesi altındaki terör gruplarından temizlemek amacıyla etkin rol almasını temenni ediyoruz. “ şeklinde konuştu.

SURİYE'DEKİ KATLİAM VE YIKIMDAN TÜRKİYE DE SORUMLU

Ürdün Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Tarık Muhammed Ali Al Mohani ise Türk hükümetinin radikal gruplara destek verdiğini savundu. Mohani,"Ben burada Türkiye'den veya halkından bahsetmiyorum, bir partiden (AKP) bahsediyorum. Bu parti Müslümanların umuduydu. Ancak, Türk dış politikası değişmeye başlayınca bu umutlar kayboldu. AKP, şu an bölgede radikalizme ve teröre destek veren bir parti olarak görülüyor. Suriye’de yaşananlar buna örnektir. Ürdün Suriye'ye komşu olmasına rağmen radikalleri desteklemedi. Türkiye, Suriye’deki katliam ve yıkımdan sorumludur." ifadelerini kullandı.

BÖLGEDEKİ Şİİ HİLALİ, Şİİ DAİRESİNE DÖNÜŞTÜ

Ürdün Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Amjed Nader Mansour ise bölgedeki İran tehdidinin giderek arttığını ifade ederek Şii hilalinin, Şii dairesine dönüştüğünü söyledi.

Mansour, Arap dünyası olarak, Türkiye’nin de parçası olduğu Ortadoğu birçok tehditle karşı karşıya. İnanıyorum ki Şii tehdidi en iyi dönemini yaşıyor. Biz önceden Şii hilalinden bahsediyorduk. Artık bu hilal Şii dairesine dönüştü. Yemen’de, Libya’da, Mısır’da siyasi alanda dengesizlik oluşturularak karışıklık çıkarılıyor.” şeklinde konuştu.

BATI MEDYASINA İSLAM VE MÜSLÜMAN İMAJINI KÖTÜLEYECEK MALZEME VERİLMEMELİ

Todays Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş, "Medyada İslam ve Terör Algısı" başlıklı konuşmasında son dönemde Batı basınında yer alan İslam ve terör algısı konusunda özeleştiri yapılması gerektiğini söyledi. Batı medyasının tüm önyargılarına ve seçiciliğine rağmen İslam coğrafyasında yaşananlara dikkat çeken Keneş, "Binlerce insanın katili El Kaide yok mu? Masum insanları katleden Boko Haram yok mu? Kitlesel katliamlar yapan, namusa el uzatan, ele geçirdiği kadınları satan pazarlayan IŞİD yok mu? Meşru müdafaa altında gayrimeşru yollarla zaman zaman terör yollarına başvuran Hizbullah yok mu?" sorularını yöneltti.

Batı medyasının ön yargılı, alabildiğine adaletsiz olduğunu ve objektif olmadığını ifade eden Keneş, "Bunu değiştirmek için de gücümüz yok. Burada yapmamız gereken şey kendimizi düzeltmektir. Onlara İslam ve Müslümanları kirli gösterecek malzemeleri vermemeye çalışmalıyız.” dedi.

TERÖRİST DİYEMEYENLER, İSLAM'IN ONURUNU KORUMAKTAN ACİZ KALIYOR

Keneş, İslam dünyasının Müslümanlık adı altında yapılan terör eylemlerine gerektiği kadar tepki göstermemesinden yakındı. İslam dünyasında terör gruplarına terörist diyemeyenlerin olduğunu ifade eden Keneş, “Her gün kafa kesen ve vahşice insan katleden IŞİD’e, Boko Haram’a terörist diyemeyen bir Müslüman dünyasının Batı medyasındaki İslam imajından şikayet etmeye hakkı olduğu kanaatinde değilim. Öte yandan Türk hükümeti dahil IŞİD terörüne terör diyemeyen Müslümanların İslam’ın izzet ve onurunu korumakla ne kadar aciz kaldığını maalesef yaşayarak hep birlikte görüyoruz. Oysa Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yaptığı gibi İslam’ın ruhuna aykırı terör eylemleri ve cinayetleri kınamak ve Müslüman olarak işlenen cinayetlerle aramızda mesafe koymak zor olmasa gerek. İslam’ı ve imajını korumakla mükellef olan Müslümanlar, Batılı gayrımüslimler değildir.” şeklinde konuştu.

BÖLGEDEKİ ÇATIŞMA MEZHEPSEL DEĞİL, İKTİDAR SAVAŞI

Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Genç ise bölgedeki çatışmaların mezhepsel değil daha çok iktidar mücadelesi amaçlı söyledi. "Ortadoğu’da asıl kavga iktidar mücadelesi" diyen Genç şöyle konuştu: "İktidar mücadelesinde mezhebi bir kilitlenme var. İnsanlar, fıkhi anlaşmazlıklar üzerine çatışmıyorlar. IŞİD, ötekileştirilmiş Sünniler üzerinde bir yapı kuracağını gördü. Orada çok kötü bir dram yaşanıyordu. İnsanların gelecek perspektifleri yoktu. Bizim bunları da konuşmamız lazım."

Gelişmeleri İslam dünyasından örneklerle sorgulayan Doç. Dr. Genç, "21. yüzyılda fıkhı kullanarak, İslamiyet gibi aydın ve barışçı bir dini kullanarak, nasıl oluyor da IŞİD gibi bir örgüt Avrupa’dan bile militan devşirebiliyor, bunu tartışmamız lazım. İslam fıkhı nasıl oluyor da 21. yüzyılda burada açık kapı bırakabiliriyor, bunu tartışmamız lazım. Bunlar, Türkiye’de de vuku buluyor. En değer verdiğimiz fıkıh profesörleri, iktidara destek vermeyen küçük İslami grupların 'kardeş katli vaciptir' hükmüne yakın bir hükümle görmezden gelinebileceğine, bertaraf edilebileceğine yönelik fetva verebiliyor. Bu kapıyı açık bırakan fıkıh mevzularını da masaya yatırmazsak gelecek vizyonumuzu çok rahat bir şekilde kuramayacağımızı görmemiz gerekiyor." diye konuştu.

TÜRKİYE, ORTADOĞU'YA TEPEDEN BAKMAMALI

Çalıştayın sonuç değerlendirmesinde, Türkiye’nin eğitim, hukuk, demokrasi, medya, sanayi ve Batı ile ilişkileri konusundaki tecrübelerini Ortadoğu ile paylaşması gerektiğinin altı çizildi. Ancak bu tecrübe paylaşımının hükmedici, dikte edici bir usulden ziyade, eşitler arasındaki mütekabiliyet esaslarına göre olması gerektiği vurgulandı.
‘Arap Baharı maalesef Arap sonbaharına dönüştü’ denilen değerlendirmede sosyal gelişimin tepeden inme, oldu-bitti mantığı ile yapılan değişikliklerin ülkelerin zararına olduğu kaydedildi. Türkiye’nin son dönem dış politikasına atfen, Ortadoğu’da her kesimle eşit şekilde diyalog geliştirmesi gereğine de işaret edildi. Bu noktada Türkiye’nin enerjisini "yalnızca İhvan'a değil bölgenin geniş yelpazesine objektif ve tarafsız bir şekilde ayırması" tavsiye edildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.