AKP-MHP ittifakı isteneni vermeyebilir

Abdülkadir Özkan’ın genel yayın yönetmenliğinde yayımlanan Yörünge dergisine konuşan İbrahim Uslu, beklentisini şöyle anlattı:

“MHP, parlamentonun artık misyonunu tamamladığını yeni dönemin bir an önce başlaması gerektiğini söyleyip erken seçim talep edebilir. Bu talebi AK Parti’nin reddetmesi için hiçbir neden yoktur. Temmuz ayında erken seçim kararı alıp, yaz boyunca kampanya yapıp sonbaharda da seçime gidebilir. AK Parti açısından rasyonel olan bu şekilde hareket etmesidir.”

Odatv'de yer alan habere göre Yörünge’den Mürselin Tan’ın ANAR Başkanı İbrahim Uslu ile konuştukları şöyle:

Geçtiğimiz aylarda sizin erken seçimle ilgili bir öngörünüz vardı. Gelinen süreçte Cumhur İttifakı diye tanımlanan ittifak yasalaştı. Artık seçimin önünde herhangi bir engel kalmadı. Cumhur İttifakı’nın yasal bir zemine oturduğu dikkate alınırsa aynı kanaatte misiniz? 2018 sonbaharında bir erken seçim beklentiniz devam ediyor mu?

Son gösterge kaldı. O da AK Parti’nin kongresini öne çekmesi. Bu da zikredilmeye başlandı artık. Parti sözcüleri tarafından en son Sayın Hayati Yazıcı bunu dillendirdi. Dolayısıyla benim öngörüm yine 2018 Kasım ayında, 3. havalimanı açıldıktan sonra bu seçimin yapılacağı yönünde. Tabii bu bir bilgiden çok bir analiz mahiyetinde. Bence doğru olan ve AK Parti açısından rasyonel olan bu. O yüzden ben baştan beri bunun altını çiziyorum. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin yerel seçimden önceye alınması gerektiğini ilk zikredenlerden biri benim. AK Parti geleneksel olarak yerel seçimlerde genel seçimdeki oyun altında oy alıyor. Yerel seçimlerde bir iktidar ve istikrar meselesi olmadığı için seçmenler daha merkezkaç tercihlerde bulunabiliyorlar. Daha küçük partilere ya da alternatif partilere yönelebiliyorlar. Bu yüzden AK Parti genel seçimlerde %50’ye yakın oylar alırken, yerel seçimlerde 42-43 aralığında dolaşıyor. Yani 6-7 puanlık, bazen 8 puanlık bir makas açılıyor. Yerel seçim öncesinde, diyelim ki daha önceki seçimlerdeki gibi %42 oy alsa, bu durum tabanı da seçmeni de olumsuz etkiler. Ayrıca muhalefeti çok motive eder. AK Parti %40’lara düştü o zaman haydi bastıralım diye. Oysa ki tersi olacak olursa yani Cumhurbaşkanlığı seçimini öne alıp, ilk turda kazanıldığında bambaşka bir durum ortaya çıkar. Bizim araştırmalarımıza göre cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turda bitiyor. Parlamentoda iki parti bir araya geldiği için büyük bir çoğunluğa ulaştıktan sonra yerel seçimler artık formalite seçimlere dönecek.

"ŞU AN PARTİ İÇERİSİNDE BUNLAR KONUŞULUYOR"

AK Parti bu analizleri yapabilecek tecrübeye sahip bir parti. Ben o yüzden yaptığı bütün hazırlığa bakınca tüm bunların genel seçim hazırlığı olduğunu hissediyorum. Bu süreç ilk olarak taşeron düzenlemesi ile başladı. Bundan da önce kongrelerini öne çekti. Kamuoyu belki farketmedi ama AK Parti, kongrelerini olması gerekenden çok öne aldı. Genel kongre tarihini henüz açıklamadılar ama il ve ilçe kongrelerini çok öne çektiler. Arkasından taşeron düzenlemesi geldi. Derken sayın Bahçeli önce baraj tartışmasını başlattı. İttifak sürecine girildi. Bu süreç hızla yasalaştı ve parlamentodan geçti. Hükümetin tavırlarına bakıldığında, aslında seçim için gerekli bütün hazırlığı yaptı ve yapmaya devam ediyor. Normalde AK Parti’nin Kongreyi Eylül ayında yapması gerekiyor. Onu daha önceye mesela yaz başına çekebilirler. Ancak takvim de sıkıştı. Ramazan geliyor. Ramazan’da istemiyorlar. Dolayısıyla Ramazan bayramının sonuna kalabilir. O da Haziran’ın 2. yarısı ya da Temmuz’un ilk haftası gibi görünüyor. Şu an parti içerisinde bunlar konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı geçenlerde erken seçim iddialarını net bir biçimde yalanladı. 2019’dan önce seçim yapılmayacağını ilan etti. Bir tür siyasal taktik mi sizce?

Ben böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü erken seçimler bir şekilde ihsas edilecek olursa arkasından piyasaların buna vereceği bir reaksiyon olacak. Şu konjonktürde böyle reaksiyonlarla karşılaşmak istemiyorlar. Kendi pozisyonu açısından doğru davranıyor. Bir de şimdiden elini bağlamak istemiyor. Yani biz erken seçime niyetlendik dediğinde erken seçim kararını ne zaman alacaksınız sorusuyla muhatap olacak. Temmuz’da alacağız denildiğinde peki neden şimdi değil de Temmuz’a kadar bekliyorsunuz? Bunun bir rasyonalitesi yok. MHP açısından da bir an önce artık seçime gidilmesi gerekiyor. Erken seçim AK Parti’ye kıyasla MHP’nin parti politikaları açısından daha elzem. Çünkü şu ana kadar MHP sürekli veren parti konumunda. 15 Temmuz sürecinden beri hükümeti sürekli destekliyor. Ve karşılığında hiçbirşey almıyor. Sadece milli duruş yaklaşımıyla bu pozisyonunu tabanına anlatmaya çalışıyor. Ama tabi “sürekli ver ver nereye kadar” şeklinde soru işaretleri teşkilatların ve tabanın zihninde uyanmaya başlayabilir. Parti tabanında “biz bunu niçinyapıyoruz?” seçim 2 sene sonra. Biz 2 sene boyunca AK Parti’yi desteklemeye devam mı edeceğiz? Biz niçin MHP’liyiz? şeklinde eleştiriler var. Bir süre sonra böyle değerlendirmeler yaygınlaşmaya başlar ve parti içinden birileri bu argümanı kullanabilir.

"GELİN BU NİŞANLIK SÜRECİNİ BİTİRELİM"

Bu açıdan bakıldığında MHP için doğru olan ilk önce statünün netleşmesiydi. O yüzden çok hızlı bir biçimde bu ittifaklar yasal çerçeveye kavuşturuldu. Ondan önce böyle bir zemin de yoktu. İttifak yapıyorlar ama bunun ne bir protokolü ne yasal bir zemini vardı. Şimdi son gelişmelerle yasal zemin de oluştu.

O zaman makul olan, erken seçim teklifinin MHP’den gelmesi…

MHP’nin yaz başına doğru artık gelin bu nişanlılık sürecini bitirelim ve resmen bu ittifakı oluşturalım şeklinde bir öneriyle geleceğini düşünüyorum. MHP, parlamentonun artık misyonunu tamamladığını yeni dönemin bir an önce başlaması gerektiğini söyleyip erken seçim talep edebilir. Bu talebi AK Parti’nin reddetmesi için hiçbir neden yoktur. AK Parti de “aslında bizim niyetimiz süreyi sonuna kadar kullanmaktan yana ama ortağımızın da haklı gerekçeleri var, bu sebeple erken seçime gidiyoruz” diyebilir. Temmuz ayında erken seçim kararı alıp, yaz boyunca kampanya yapıp sonbaharda da seçime gidebilir. Rasyonel olan AK Parti açısından bu şekilde hareket etmesi. Daha önlerinde uzun bir zaman varken önümüzdeki sene yapılabilecek bir takım girişimleri şimdiden yapıyor olmaları kanaatimce erken seçimin göstergeleri.

İttifak bugün her ne kadar yasal bir zemine oturmuş olsa da 16 Nisan referandumunda zımni bir koalisyon ve ittifak vardı. Ama referandumun sonuçlarına baktığımızda 51.4 civarındaki oy oranı iki partiden birinin mutlak suretle fire verdiğini gösteriyor. Liderler merkezli var olan bu ittifakın aslında 16 Nisan referandumunda tabana yansımadığı eleştirileri vardı. Böyle iddialar var. Kasım’da ya da 2019’da yapılacak seçimlerde ittifakın tabana ne kadar yansımasını bekliyorsunuz?

Şu anki ölçümlerimiz referandumdaki kadar yansıyacağı yönünde. Cumhurbaşkanlığı seçiminde sayın Erdoğan yeniden aday olursa kendisine oy verir misiniz sorusunu sorduğumuzda, aşağı yukarı referandumdaki evet oyları kadar bir destek var yaptığımız anketlerde. Dolayısıyla referandumda parti tabanları nasıl tepki verdilerse aşağı yukarı o tepki ya da tutumlarını sürdürüyorlar. Yani AK Parti MHP ittifakı, parlamentoda 1+1=2 edebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 1+1=2 etmeyecek. Biraz küçük bir rakam edecek. Şu an için biz parlamento oylarına baktığımızda bu ittifakın %55’lerin üzerine çıkabileceğini görüyoruz. İki partinin oy toplamları, %55 %56 arasında bir rakama ulaşıyor. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi araştırmalarında aynı deneklere baktığımızda bu sefer %51,5 %52 arasında oy geleceğini görüyoruz. Zaten halihazırda Cumhur İttifakı, 16 Nisan referandumundaki kadar taban tarafından destekleniyor. 16 Nisan referandumunda her iki partinin tabanından da fireler oldu. Yeni seçimde de yine benzer şeyler yaşanmasını öngörüyoruz. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi ne zaman olacak, o zamana kadar neler yaşanacak görmek lazım.

"İYİ PARTİ'Yİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ"

İki partinin oyları yaklaşık %60 bandında değil miydi?

%55 %56 şu an. Biraz oy kaybettiler.

O oylar nereye gitti?

İYİ Parti’ye gitti. Hem MHP’den hem CHP’den hem AK Parti’den.

Bu denklemde İYİ Parti’yi nasıl görüyorsunuz?

İYİ Parti barajı aşıyor bizim gördüğümüz. Saadet Partisi gibi partilerle ittifak olursa daha rahat aşacak gibi görünüyor. Kurulduğu günden beri ben hep baraj civarında ölçtüm İYİ Parti’nin oylarını. 9 ile 11 arasında ölçüyorum. Ne bazılarının söylediği gibi öyle %15’ler %20’ler oldu ne de çok aşağılara düştü.

%3, %4 civarında gösteren kamuoyu araştırmaları var.


Biz hep 9-11 aralığında gördük. Hem de birbiriyle de tutarlı ölçtüğümüz için bulduğumuz sonuçlara güveniyoruz. Eğer dalgalanmalar olsaydı kendimizden şüphe ederdik ama dalgalanma yok.

Peki daha çok hangi tabanda bir kayma gözlemliyorsunuz İYİ Parti’ye? MHP tabanından mı?

Üç partiden de kayma oldu. En az AK Parti’den kaydı. CHP ve MHP’den de benzer oranlarda kaymalar yaşandı. Kabaca 4-4-3 diyebiliriz. Tabii küsuratlar var. Şimdilik %10, %11 aralığına giriyor. Ama üçünden de aşağı yukarı eşit paylar aldı. Zaten Akşener’in durduğu yer de öyle bir yer. CHP’nin sosyal demokrat olmayan ulusalcı seküler kanadından biraz oy alıyor. MHP’nin muhafazakar olmayan sahillerde yaşayan daha milliyetçi tabanından oy alıyor.

AK Parti’nin de liberal tarafından oy alıyor. İYİ Parti şu an biraz muhafazakar olmayan milliyetçi söyleme biraz da liberal söyleme sahip. Fakat söylemlerini çok netleştirmedi. O yüzden de beklediği oranda oylara ulaşamadı. Yani milliyetçi tarafı görünür bir biçimde olmakla beraber siyasal kimliğin diğer taraflarındaki seçmenlerce çok net algılanmış değil. Ama buna rağmen barajı aşacak derecede bir desteğe ulaştığını görüyoruz.

"İTTİFAK DEDİĞİMİZ ŞEY..."

Özellikle CHP tabanından İYİ Parti’ye kaymalar olduğu düşünüldüğünde şöyle öngörüler de var: Yerel seçimlerde İzmir özelinde İYİ Parti’nin çıkartacağı aday ile CHP’nin adayının çarpışacağı ve AK Parti adayının aradan sıyrılacağı söyleniyor. İYİ Parti yerel seçimlerde özellikle AK Parti lehine bir avantaja dönüşebilir mi?

CHP ile bu arada bir seçim ittifakı yapıp yapmayacağını bilmiyoruz ama CHP ile İYİ Parti arasında bir centilmenlik anlaşması ya da bir ittifak sağlanacak olursa sizin söylediğinizin tersi de olabilir. O zaman AK Parti rekabet edemez hale gelebilir. AK Parti ile MHP arasındaki ittifak yerel seçimlerde etkili olur. CHP ile İYİ Parti birbiriyle rekabet ederse Ege bölgesinde alışılmadık bir biçimde AK Parti’li ve MHP’li belediyeler görebiliriz. Yani siyaset önümüzdeki süreçte ittifaklara bağlı olarak süprizler yaşatabilir. AK Parti ve MHP arasındaki ittifakı biliyoruz. Fakat bu ittifakın yerel seçime nasıl yansıyacağını kimse bilmiyor. Parti genel başkanları ya da sözcüleri bu konuda bir açıklama yapmadılar.

İttifak dediğimiz şey şu an yasada sadece genel seçimle ilgili bir şey. Cumhurbaşkanlığında bir yasal çerçevesi yok. Gönüllü olarak biz destekleyeceğiz diyor. Ama o yasayla düzenlenen bir şey değil. İrade olarak aynı referandumdaki gibi parti karar alıyor. Biz bunu destekliyoruz diyor ve destekliyor. Daha önce de bir yasa olmamasına rağmen CHP ile MHP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir ittifak yapmıştı. 2014 yerel seçiminde de CHP ve MHP bir yasal çerçevesi olmaksızın tabanda uzlaşı içerisindeydiler. İstanbul ve Ankara’da özellikle birbiri ile rekabet etmediler. Ve MHP, CHP’nin adayını destekledi. Şimdi bütün bunlar sır değil. Ama 2019 Mart’ında yapılacak yerel seçimlerde MHP ve AK Parti ittifakının nasıl çalışacağını bilmiyoruz. Birinci soru işareti bu. İkincisi CHP ile İYİ Parti’nin rekabet mi edeceğini yoksa bir ittifak ilişkisinde mi olacağını bilmiyoruz. Evet rekabet ederse Ege bölgesinde CHP’den oy alacak. Alıyor zaten onu görüyoruz. Ama ittifak da edebilirler. İşte bu sebeple siyasette önümüzdeki süreçteki denklemleri ittifaklar belirleyecek. Kim hangi düzeyde ittifak yapacak?

"SEÇİM BAŞARISIZLIĞI SONUCUNDA İYİ PARTİ DAĞILABİLİR"

Türk siyaseti orta ya da uzun vadede iki partili bir sisteme doğru kayıyor diyebilir miyiz?

İki partili sistemin biraz ötesinde birşey olur bence. Bu sistemde seçmenin büyük çoğunluğu iki partide yoğunlaşıyor. İngiltere parlamentosunda en son dört, beş parti vardı. Ancak iki güçlü siyasi ekolle birleşmeler oluyor. Bizde sağ tarafta bir birleşme olasılığı daha yüksek. Ben geçenlerde bir röportajımda Azerbeycan ile Türkiye arasında kullanılan “iki devlet tek millet” kavramına gönderme yaparak “iki parti tek taban” diye bir değerlendirme yapmıştım. Şimdi MHP ve AK Parti tabanı gerçekten birbirine çok yakınlaştı.

Biz 15 Temmuz öncesinde seçmenlerin parti tabanlarının herhangi bir konudaki tutum ve algılarını ölçerdik. MHP seçmeni AK Parti seçmenine hiçbir zaman benzemez, CHP seçmenine daha yakın dururdu. Oysa 15 Temmuz’dan beri sürdülüren başarılı işbirliği sayesinde AK Parti ile MHP tabanı hiçbir konuda birbirinden farklı düşünmemeye başladı. Konu ne olursa olsun bu durum artık çok fazla değişmiyor. AK Parti ile MHP tabanının herhangi bir konuda destek ya da karşı olma oranları birbirine çok yakın duruyor. Neredeyse tabanda tek parti anlayışı sağlanmış. İdeolojik olarak da birbirlerine çok yaklaşıyorlar. Uzun vadede hiçbir fark kalmayan iki parti tabanı partiler üzerinde baskı yapabilir.

Daha önce Anavatan, Doğruyol tabanlarının yaptığı baskı gibi. Ama solda problem var. CHP ile HDP arasında bir yakınlaşma çok mümkün görünmüyor. Sol birleşemiyor. Kürtçü bir boyut katılması nedeniyle HDP solu parçaladı. CHP %20 %25’de kalıyor. Daha marjinal sol var, onların da CHP’ye yakınlaşmaları şimdilik çok mümkün görünmüyor. CHP’yi solcu olarak bile değerlendirmiyor bunlar. Dolayısıyla sağda yakınlaşma ve birleşme daha olası bir senaryo olarak görünüyor.

Zaten şu an İYİ Parti’nin başlattığı harekat olmasaydı sağ büyük oranda ittifakla birlikte hareket ediyor olacaktı. İYİ Parti sağı bölüyor ama hala sağdaki birlik çok büyük bir oranda olduğu için sağ çok güçlü. Aslında potansiyel katılımları da (BBP ve diğerleri) dahil ettiğimizde %60 ların üzerinde bir oy potansiyeline sahip. İYİ Parti realitesine rağmen hala sağda en az %50lik bir bloktan bahsediyoruz. Solu toplasanız bile ancak %35 yapıyor. Sol da iki parçaya ayrılmış durumda. Hatta küçük partileri de katarsanız çok sayıda parçaya ayrılmış durumda. O yüzden iki partili bir sistem Türkiye için çok mümkün görünmüyor.

Bir CHP, bir AK Parti, bir Kürtçü parti ve onun dışında marjinal sol olacak. Burada nereye doğru evrileceği belli olmayan tek parti İYİ Parti. Çünkü İYİ Parti aslında bir sosyolojiyi temsil etmiyor. Sadece bütün partilerin mutsuzlarını toplayan bir parti oldu. Sadece mutsuzları kendisinde toplayan bir partinin uzun vadede kalıcı bir parti haline dönüşmesi kolay bir iş değil. Bir sosyolojiye oturması lazım.

AK Parti, MHP, CHP ve HDP bir sosyolojiye oturduğu için varlar ve kalıcı oldukları için artık bir konjonktürden etkilenmiyorlar. İYİ Parti’nin bu performansı göstermesi için henüz erken. Onu biraz gözlemlemek gerekecek. Türk siyasetinde ne kadar kalacağına dair benim şu an öngörüm yok. Bir süre sonra İYİ Parti de bir sosyolojik tabana oturabilir. O zaman 4 partili bir yapıya kavuşmuş oluruz. Ya da bir seçim başarısızlığı sonunda İYİ Parti dağılabilir. O zaman 2,5 partili bir sisteme dönmüş oluruz.

Wallerstein’ın iki turlu başkanlık seçimleriyle ilgili bir analizi var. Özellikle Fransa üzerinden analiz ediyor Wallerstein. Diyor ki eğer iki turlu seçimlerde sistemde iki büyük parti varsa bu sistem çok rahat işler. Eğer sistem içerisinde üçüncü bir büyük parti ortaya çıkarsa iki turlu başkanlık seçimleri ciddi bir probleme de dönüşebilir. Türkiye’ye baktığımızda 16 Nisan referandumuyla beraber yeni bir sisteme geçiş yaptık. Ve bu sistem Wallerstein’ın analizini yaptığı sisteme benziyor. Yani iki turlu bir seçim sistemi ile karşı karşıyayız. Türkiye’de iki güçlü partiden daha fazla siyasi ekollerin olduğu düşünülürse uzun vadede bizi ne bekliyor?

Yeni sistemin ne kadar kalacağını birlikte göreceğiz. Bence aslında böyle bir iki turlu sisteme veya 50+1 tartışmalarına ihtiyaç da yoktu. Yani Amerika’da olduğu gibi tek turda da bitebilirdi. Bunun dünyada örnekleri var. Mutlaka iki turda olması gerekmiyordu. Bizim sistemimiz çok yeni ve seçmenin bunu nasıl karşılayacağına dair elimizde hiçbir tecrübe birikimi yok. Bu seçimde birlikte göreceğiz. Fransa’da seçim öncesi ittifakları başaramadıkları için bu son seçimde bütün ittifaklar savruldu ve bir partisi bile olmayan bir aday cumhurbaşkanı seçildi. Arkasından parti kurdu ve parlamentoda çoğunluğu sağladı. Şimdi bu durum Türkiye’de de yaşanabilir. Eğer partiler seçim öncesi ittifaklar konusunda biraz ellerini kolaylaştıracak tavır içerisinde olmazlarsa bu tür savrulmalar bizde de yaşanabilir. Benim gördüğüm en azından iktidar kanadı yeni sisteme çok hızlı adapte oldu ve henüz resmen seçime iki yıl kala seçim hazırlıklarını tamamlayıp yola o şekilde devam ediyor. Dolayısıyla partiler cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde bu ittifakları sağlıklı gerçekleştirirlerse yeni sistemin bir komplikasyonu olmaz. Tam tersine partiler arasında iş birliği, diyalog, tabanların birbirine yakınlaşması ve dolayısıyla kutuplaşmanın kırılması gibi siyasete ve topluma çok somut faydaları olur. Artık benim bir politikam var o da budur diyemeyecek hiçbir parti. Bir kere söylemini değiştirmek zorunda kalacak. Söyleminden fedakarlıklar yapmak zorunda kalacak. Bazı şeylerden feragat etmek durumunda kalacak. Tabanları bunu hoş görmeye çalışacak. Bu, yeni bir siyasal kültürün oluşması demek ve bir önceki dönemdeki siyasal kültürümüzle karşılaştırırsanız bence bir üst aşama. Ama partiler bunu yapmayıp, sistemin gerekliliklerini yerine getirmeyip, eski alışkanlıklarıyla hareket edecek olursa o zaman hakikaten her cumhurbaşkanlığı seçiminde partiler savrulur, tabanlar savrulur ve yeni bir siyasal kültür oluşması mümkün olmaz. Yani demokrasinin ve siyasal kültürün oluşması için o ülkede köklü bir geleneği olan siyasi partilere ihtiyaç var. Amerika’daki demokratlar ve cumhuriyetçiler şeklinde bir siyasal kültür ve gelenek oluşmuş. Şimdi toplumda bu tür bir siyasal kültür ve gelenek varsa toplumun siyasal krizlere, konjonktürel durumlara direnci artıyor. O gelenek ve kültür toplumu besliyor, güçlü hale gelmesini ve krizleri yönetmesini sağlıyor. Ama bu yoksa her krizde toplum bir yere savruluyorsa, siyaset savruluyorsa o zaman sürekli çalkantılı bir siyasal ve toplumsal hayatımız oluyor. Önümüzde bir fırsat var ve bu yeni system, yeni bir siyasal kültür oluşmasına vesile olabilir. Bu konuda ben ümitliyim. AK Parti ile MHP arasında ve ilaveten BBP arasında başlayan diyaloğun ben çok sağlıklı bir şekilde evrileceğini düşünüyorum. Çünkü taraflar fedakarlığı, taviz vermeyi, uzlaşmayı öğreniyorlar. Tabanlar bu durumu tolere etmeyi öğreniyorlar. İttifak Partileri arasında böyle bir yakınlaşma, işbirliği gelişecek olursa aynı kültür, aynı alışkanlık muhalefet partileri arasında da oluşacaktır. Ben uzun vadede bunun Türk siyasetine faydalı olacağını düşünüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.