AKP medyasının sahiplendiği Tahşiyeciler Erdoğan'ı

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 2000’li yılların başından itibaren Tahşiye Grubu’na yönelik istihbarat topladığı ortaya çıktı. MİT 2008 yılında da hazırladığı raporları emniyet ve jandarma istihbaratına göndererek bilgi verdi. Emniyet İstihbarat, MİT’in verdiği bilgi üzerine takibe başladı. Örgüte Tahşiye ismini de MİT verdi.

13 İLDE İZLEME TALİMATI

İstihbarat Dairesinin de bir yıl süreyle izlediği grup hakkında İstihbarat Dairesi aralarında İstanbul’un da olduğu 13 il TEM Şube Müdürlüğü’ne Tahşiyeciler Grubu ile ilgili çalışma yapılması yönünde talimat verdi. 2009 Mayıs ayında İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü elde ettiği delilleri TEM Şubeye gönderdi.

ÖLDÜRME EMİRLERİ

TEM Şube’nin İstihbarat Dairesi’nden gelen delilleri savcıya sunmasıyla savcı Tahşiyeciler hakkında soruşturma başlatılması yönünde karar verdiği öğrenildi.Savcılığın soruşturma kararı vermesinin ardından Tahşiyeciler teknik, fiziki ve ortam dinlemesine alındı. Grubun internet sitesi, yazdıkları kitaplar ve grubun sohbetleri tek tek incelendi.

Yapılan çalışma sonucunda grup kendi cemaatleri dışındaki bütün cemaatleri kafir ilan ettiği, kendi tarikatı haricindeki tarikatları münafık ilan ettiği, kafir ve münafıkların öldürülmesi gerektiği yönünde talimatlar verdiği tespit ediliyor.

LADİN’E TABİ OLMUŞLAR

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da kafir ilan eden grup, Erdoğan’ın öldürülmesi yönünde talimat veriyor. Mehmet Doğan sohbetinde Erdoğan’ın öldürülmesi için herkesin evinde silah yapması gerektiğini belirtiyor.

Grubun lideri Doğan bir sohbetinde de liderlerinin El Kaide lideri Bin Ladin olduğunu belirterek ona tabi olunması gerektiğini vurguluyor. Yapılan teknik ve fiziki çalışmalarda örgütün Afganistan, Irak ve Pakistan’a illegal yollardan eleman gönderdiği tespit ediliyor.

CİHAT HAZIRLIĞI

İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nden Ali Fuat Yılmazer’in imzasıyla Tahşiye Grubu Faaliyetleri başlığıyla 03.12.2008 tarihinde Ankara, Aksaray, Bitlis, Bursa, Elazığ, Erzurum, Kayseri, Konya, Malatya, Muş, Sivas ve Van’a Gizli ibareli bir belge gönderiyor.

Beş bin civarında mensubu olan bu grubun AKP’yi İslam İnkılabı önündeki en büyük engel gördükleri, Türkiye’de Dar-ül Harp olduğunu düşündüğü ve cihat hazırlığında olduğu belirtiliyor.

PARMAK İZİ TUTANAĞINI POLİS KENDİSİ TUTTU

22 Ocak 2010'da Tahşiyeciler Grubu’na yönelik operasyonda T. Yıldırım’a ait evde yapılan aramada 3 adet el bombası bulunmuştu. Bombalarda polisin parmak izi olduğu iddia edildi. Ancak bu iddia da manipülasyon çıktı. Bombaların bulunduğu poşeti polis eliyle tuttuğu için parmak izi tutanağını bizzat kendisinin hazırladığı ortaya çıktı.

Tutanakta bombaların mahalle muhtarı ve 15 polisin huzurunda gerçekleşen aramada kanepe arkasındaki bir poşette bulunduğu yer alıyor. Poşeti polis memuru C.A. ve S.Ç’nin kenara çektikleri belirtiliyor.

KENDİLERİ TUTANAĞA İŞLETTİ

Poşetin içindeki el bombalarını görünce de bomba imha ve olay yeri inceleme ekiplerini çağırdıkları tutanaklarda yer alıyor.

Uzman ekiplerin gelmesinin ardından yine hazirun huzurunda yapılan aramadaki aşamalar tutanakta tek tek anlatıldı. Poşeti tutan iki polis memuru da poşette el izlerinin olacağını belirterek tutanağa bu durumu işletti. T. Yıldırım Emniyet’teki ifadesinde bombalar hakkında bilgisinin olmadığını iddia ediyor.

SAVCI TAKİPSİZLİK VERMİŞ

6 ay sonra T.Y. evinde bulunan bombaları polisin koyduğu yönünde şikayetçi oluyor. Savcı şüpheli iki polisin ifadeye çağırıyor. Polis memurları C.A. ve S.Ç. tutanaktakileri anlatıyor. Savcı görgü tanıklarının da ifadesiyle şikayete takipsizlik veriyor. Yargı paketinde yapılan değişikliklerden dolayı 20 ay cezaevinde kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmaya başlanan T.Y. 17 Aralık operasyonundan sonra 14 Mayıs 2014’te yine polisten şikayetçi oluyor.

SERİ NUMARASI YALANI

Tahşiye operasyonunda ele geçirilen el bombalarının Zir Vadisi gibi Ergenekon operasyonlarında ele geçirilenlerle aynı seri numarasına sahip olduğu üzerinden üretilen iddialar da yanlış çıktı.

El bombalarında seri numarası bulunmuyor sadece kafile numarası yer alıyor. Aynı kafilede üretilen binlerce el bombasında aynı numara yer alabiliyor.

SAVUNMAYA KEYFİ KISITLAMA

Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’nın Avukat Hasan Günaydın, müvekkilleriyle görüşmek istediklerin ancak meslektaşlarına savcı tarafından kısıtlama getirildiğini söyledi.

Günaydın, “Bu kısıtlama kararına biz itirazlarımızı sunmak istiyoruz. Ancak sunabileceğiz bir makam bulamıyoruz. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde savcılarla görüşme talebimizi ilettik. Eli silahlı memurlar savcılar ile görüştürmüyor” dedi.

ÜÇ AVUKAT SINIRLAMASI

Hidayet Karaca’nın avukatı Fikret Duran ise şunları söyledi: “Müvekkilim Hidayet Karaca ile görüşmek istediğimizde kendilerinin ‘3 avukat belirlediklerini bunların dışında görüşmelerine izin vermeyeceklerini’ söylediler. Bu savunma hakkının kısıtlanmasıdır."

SİLAHLARIN GÖLGESİNDE

Savcının adliye yerine emniyette ifade aldığını ve savcı ile görüşemediklerini vurgulayan Avukat Fikret Duran, "Burada silahlar arkasında savcı ile etten duvar örülmüş. Adliye içerisinde avukatların savcı ile görüşmesi mümkünken burada kısıtlanıyor. Avukatlar binanın dışında, içeri sokulmuyor” dedi.

Gözaltına alınıp sorgulananlar örgütün adını bile söyleyemedi

Demokrasiye darbe operasyonu kapsamında gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra serbest bırakılan Tek Türkiye ve Sungurlar dizisinin yapımcısı Salih Asan’ın emniyet çıkışında yaptığı açıklama algı operasyonunun trajikomik halini gözer önüne serdi. Asan, Tahşiye örgütü hakkında kara propaganda yapmakla suçlanmıştı. Oysa, o örgütün adını dahi tam bilmiyordu. İşte Asan’ın açıklaması:

EŞİM ‘KEK YAPSAM MI’ DEDİ

“Milletimizi halkımızı utandıracak iş yapmadığımızı biliyoruz. Polisler gelince eşim dedi ki ‘Galiba uzun kalacaklar kek yapayım mı? Güzel olmaz mı?’ dedi. Ben de ‘Hanım ikramı kabul etmezler zaten öküz altında buzağı arıyorlar’ dedim. Bir örgüt adından bahsettiler. Savcı bana sordu ‘Böyle bir örgüt adı duydun mu sen?' Nedir dedim örgütün adı. Neydi Tahşidat mıydı? Pardon Tahşiye. Ben dedim ‘İlk defa burada duyuyorum’.

ALGI VE İNTİKAM OPERASYONU

Peki ‘Rahle diye bir şey duydun mu?' dedi. Konya'da çalıştığımız dönem babama daha Kur'an okusun diye bir rahle almıştım dedim. Saçma sapan iddia var. Bir örgüt üzerinden yeni bir örgüt icat etmeye çalışıyorlar. Algı ve intikam operasyonu olarak değerlendiriyoruz.”

kaynak: Bugün Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.