Akit cemaati Vatikan’la vurdu!

Akitin haberi şöyle;

28 Şubat sürecinde sessizliğe bürünüp, başörtüsü yasağı sırasında ortalıktan kaybolan, Hıristiyan dünyasına bile ‘hoşgörü’ ile yaklaşan Gülen Grubunun dershaneler konusunda ise cevval kesilmesine tepkiler sürüyor.

28 Şubat sürecinde, Fethullah Gülen’in telkini ile darbeciler karşısında geri adım atan Gülen Cemaati, dershanelerin dönüştürülmesi konusunda inanılmaz bir direnç göstermeye başladı. Gülen Cemaati’nin inançları yüzünden insanların fişlendiği, başörtülülere her türlü zulmün reva görüldüğü 28 Şubat sürecinde geri adım atarken, büyük bir rant kapısı dershaneler konusunda cami, sokak ve meydan meydan dolaşıp “Dershaneler neden kapatılamaz” adında broşürler dağıtması tepki çekiyor.

\"gulen-vatikan\"
YAZICI: “28 ŞUBAT’TA GERİ ADIM ATMIŞLARDI”

TİYEMDER Genel Başkanı Selahattin Yazıcı, Gülen Cemaati’nin sevap ve günah hanelerini tartacak düzeyde olmadığını ifade ederek, “28 Şubat sürecinde onların başörtüsü ve imam hatipler konusunda geri adım attıklarını hepimiz biliyoruz. Biz üç seneden beri yaz Kur’an Kursları’nı onların (cemaatin) yaz kamplarında öğrettik. Yaklaşık bin 500- 2 bin kişi buralarda Kur’an-ı Kerim öğrendiler” dedi.

Yazıcı, dershanelerin öğrenciler ve eğitimciler üzerinden bir kazanç kaynağı olduğunu belirterek, “Çünkü bu kapışmanın en büyük boyutu ticari boyutudur. Burada manevi boyutlardan çok ticari boyutlar üzerinden bir kapışma var” diye konuştu.

ÖZKAYA: “CEMAAT SAVAŞ DİLİ KULLANIYOR”

Araştırma ve Kültür Vakfı Başkanı Cevat Özkaya da, dershane kavgasının temelinin dershane olmadığını belirterek, “Bu bir eğitim ve dershane sorunu olsaydı çok daha makul şartlarda halledilebilirdi. Fakat adeta bu çalışma resmen bir savaş diliyle yürütülüyor. Hükümetten ziyade cemaat bir savaş dili kullanıyor. Hükümetin yaptığını da kendilerine savaş sebebi görüyorlar. Ama bu nitelemenin altından adaletli bir duruş çıkması mümkün değil. ‘Müslüman adaletsizlik yaparken bir sorun olmaz, başkası yaparsa problem olur’ anlayışı yanlış bir anlayıştır. 2004 yılı MGK’sını bundan 1-1,5 sene önce bir başkası ortaya çıkarıp söylemiş olsaydı, cemaatin yayın organlarının hepsi bu meseleye karşı çıkarlardı. Şimdi yeni bir şey bulmuş gibi üzerine gidiyorlar. 2004 yılında söylenen lafları eğer ortaya koyarsak 28 Şubat döneminde cemaatin söylediği laflarda ortaya çıkar. Bu da kardeş kavgasını şiddetlendirmekten başka bir şeye yaramaz. Cemaatin eğitim konusunda bir gücü var ve bu bir gerçek. Cemaat kavgadan çok eğitimin sorunlarına yönelik çözümler sunarsa çok iyi yapar. Kullanılan bu savaş dilinin ne cemaate ne de eğitim sistemine bir katkısı olur. Neticede kazananın da kaybettiği bir savaş olur bu. Cemaatler aktif siyasete girmezler. Eğer yapacaksa bunun yolu bellidir. Vitrine başkalarını koyup durumu siz idare etmeye çalışırsanız buna kimse müsamaha göstermez. Cemaatin kullandığı dil çok yanlış. Bu herkese zarar verir” dedi.

YILDIRIM: “SANKİ DÜNYADA TEK MESELE DERSHANEYMİŞ”

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ise şu anda dünyanın her tarafında Müslüman kanının aktığını hatırlatarak, “Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da ve birçok Müslüman ülke de durum böyle. Dünya Müslümanlarına yardım etmeliyiz. Bu tür tartışmaları son derece yersiz buluyorum. Eğitimde reform yapılma sürecine girilmiştir, buna engel olunmamalıdır” diye konuştu. Yıldırım, “Dünyada tek mesele dershane meselesiymiş gibi bir algı ortaya koymak da her kesimi gerçekten yaralıyor. Son dönemlerde Gezi olaylarında ulusalcı kanadın yayın politikasını ne yazık ki dershaneler konusunda başka kanallarda da görmeye başladık. Beş vakit aynı Allah’a yöneldiğimiz bu kardeşlerimizden bu propagandalardan vazgeçmelerini istiyorum” dedi.

Darbeciye, Ecevit’e hoşgörü hükümete ise tepki

Dershanelerin özel okula dönüştürülmesi projesine karşı çıkan Fethullah Gülen, 28 Şubat cunta yönetiminin MGK kararını hoşgörü ile karşılarken, AK Parti dönemindeki uygulanmayan MGK kararına tepki gösteriyor.

28 ŞUBAT’TA MGK KARARINA SEVAP

Halkın oylarıyla yönetime gelen Refahyol Hükümetini bitirmeye yönelik 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı hakkında, 1,5 ay sonra 16 Nisan 1997’de Kanal D’ye çıkan Fethullah Gülen, Yalçın Doğan’a verdiği mülakatta; “Biz burada milli güvenlik, milletimizin güvenliğini şayet koruma mevkiinde bulunuyorsak, ister gerçekten öyle olsun ister bizim içtihatlarımıza, algılamalarımıza göre şu gelişmelerde rejim için şayet bir tehlike ise bizim sorumluluğumuz altındadı. Bunlara müdahale etmek. Müdahale etmediğimiz zaman tarih önünde suçlu oluruz mülahazasıyla hareket ediliyorsa meseleyi böyle algılıyorsa bana göre onlar masumdurlar. Eğer işin içinde bir hata varsa bu içtihad hatasıdır. Hatta fakihlerin mülahazasıyla da yaklaşılabilir, içtihaddaki hatalar bir sevap kazandırır. İsabet olursa iki sevap kazandırır” demişti.

ECEVİT’E ŞEFAAT

Fethullah Gülen, Merve Kavakçı’nın başörtülü olduğu gerekçesiyle yemin etmesini engelleyen ve “Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Bu hanıma haddini bildirin” diyen DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit hakkında ise, “Eğer ahirette Allah bana şefaat etme imkânı verirse, bunu ilk önce Ecevit için kullanırım…” ifadelerini kullanmıştı.

AK PARTİ DÖNEMİNDE UYGULANMAYAN MGK KARARINA İSE ÖFKE

28 Şubat cunta yönetiminin kararlarına böyle yaklaşan Fethullah Gülen, AK Parti Hükümeti dönemi olan 2004 yılında uygulanmaya bile konulmayan MGK kararı hakkında ise şunları söyledi: “şahsen benim kolum, kanadım kırıldığı gibi, dilime de bir kilit vuruldu. O gün öyle dendi, arkadan da ısrarla işin üstünde duruldu; “Atılan o imzaların hakkını yerine getirin!.” falan.. gibi, sürç-ü lisan değilse, bir zuhul değilse, bu mevzuda birilerinin dürtüleriyle söylenmiş sözler değilse şayet.. bu şunu-bunu değil, benim kolumu-kanadımı kırdı.. buradaki hüsn-ü zan sistemimi kullanmama mani oluyor.” (Yeni Akit)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.