AB, jandarma ve askeri yargı reformu istiyor

Asker-sivil ilişkileriyle ilgili son yıllarda atılan demokratik adımlar, Avrupa Birliği’nde olumlu yankı bulmakla birlikte yeterli görülmüyor. AB üyesi ülkelerin 27 Mayıs’ta yapacakları toplantı öncesi hazırlanan ‘Ortak Tutum Belgesi’nde şu ifadeler kullanılıyor:  “Bilhassa askerî yargı sistemi ve jandarmanın sivil denetimi konusunda daha ileri reformlara ihtiyaç var.”

Avrupa Birliği (AB), son yıllarda Silahlı Kuvvetler üzerindeki sivil denetimin artırılmasını olumlu karşılıyor ancak yeterli bulmuyor.  Zaman, 27 AB üyesinin tavrını belirleyen ‘Ortak Tutum Belgesi’ne ulaştı. Belgede, savunma bütçesinin denetlenmesinde Meclis’in sınırlı da olsa daha etkin hale gelmesi övülüyor. Akabinde “Bilhassa askerî yargı sistemi ve jandarmanın sivil denetimi konusunda daha ileri reformlara ihtiyaç var.” değerlendirmesi yapılıyor.

27 Mayıs’ta 51.si yapılacak Ortaklık Konseyi toplantısı öncesi hazırlanan taslakta bu yıl, geçmişe göre olumlu bir dil kullanılıyor. Özellikle Kürt sorununun çözümü için atılan adımlara ve anayasa yazım süreçlerine kuvvetli destek veren AB, en sert eleştirilerini yine ifade ve basın hürriyeti alanlarında gündeme getiriyor. Basın hürriyetinin ‘temel bir değer’ olduğu vurgulanan belgede doğrudan ismi zikredilmemekle birlikte gazeteci Hasan Cemal olayına atıf yapılıyor. Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin işlerine son verilmesinin ‘endişe kaynağı’ olduğu belirtiliyor. Meclis’ten geçen 4. Yargı Paketi’nden beklenti ise şöyle özetleniyor: “İfade hürriyeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak uygulanmalı.”

Birlik, gazetecilere, yazarlara ve akademisyenlere karşı açılan davalar ile sık sık uygulanan internet yasaklarının çözüme kavuşturulmasını talep ediyor.

Anayasa sürecine sıklıkla vurgu yapan taslak, Türkiye’nin yeni anayasa yazma çabalarına kuvvetli destek verdiklerini, anayasanın başta Kürt meselesi olmak üzere Türkiye’nin temel meseleleri için “faydalı bir çerçeve” sunabileceğini vurguluyor. Çözüm sürecine kuvvetli destek veren AB, “Son 30 yılda çok fazla insanın hayatına mal olan Güneydoğu’daki şiddet ve terörün bitirilmesi için devam eden müzakereleri tam olarak destekliyoruz.” diyor.

Taslak, kamu denetçiliğinin tesisi, Milli İnsan Hakları Kurumu’nun teşkili, kadın hakları ve cinsiyet eşitliğinin temini, 3. ve 4. yargı paketlerinin onaylanması ile güvenlik güçleri üzerinde artan sivil denetimi demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki olumlu gelişmeler olarak sıralıyor.

Bu yılki taslak ayrıca üyelik müzakerelerinin hızlandırılmasının hem Türkiye hem de AB’nin menfaatine olduğuna işaret ederken, “AB’nin taahhütlerine ve üyelik şartlarına saygı gösteren aktif ve inandırıcı bir müzakere sürecinin” AB–Türkiye ilişkilerini çok verimli kılacağına işaret ediyor.

Taslakta Türk dış politikası takdir ediliyor ve “AB, Türkiye’nin mühim bölgesel gücünü teslim eder” dendikten sonra Türkiye ile AB’nin Kuzey Afrika, Suriye krizi ve Ortadoğu, İran Körfezi, Batı Balkanlar, Afganistan/Pakistan, Güney Kafkaslar ve Afrika Burnu’nda gelişmeler de koordinasyonunu artırmasını talep ediyor.

AB’nin bu yıl üzerinde en fazla durduğu konulardan bir tanesi de anayasa süreci. Yeni anayasa sürecini “kuvvetle desteklediğini” teyit eden AB, Kürt meselesinin çözümü ile yargının tarafsız ve bağımsızlığının temini gibi temel konularda yeni anayasanın “önemini” birkaç defa hatırlatıyor ve yeni anayasanın “mühim bir fırsat” olduğunu vurguluyor.

Yolsuzluğun hâlâ yaygın olduğunu ve yolsuzlukla mücadele stratejisinin etkili şekilde uygulanmadığına işaret eden taslak, Türkiye’nin yolsuzluklara karşı soruşturma, iddianame ve mahkûmiyetlere ilişkin bir “performans sicili” (track record) oluşturması gerektiğine işaret ediyor.

İşkence ve kötü muamele vakalarında azalma eğiliminin sürdüğünü memnuniyetle karşılayan AB, güvenlik güçlerinin hâlâ aşırı kuvvet kullandığını ve devlet memurlarının dokunulmazlık zırhının endişe kaynağı olduğuna işaret ediyor.

Dini hürriyetler bölümünde AB, bu yıl da sadece gayrimüslimler ile Alevilerin haklarına vurgu yapıyor. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması çağrısı yapan AB, Ortodoks Patriği’nin “ekümenik” sıfatının kullanılmasının da serbest olması gerektiğini belirtiyor. Mardin’deki Mor Gabriel Manastırı’yla ilgili arazi tartışması da bu yılki taslak metinde yer alıyor.

Aralarında Rum Kesimi’nin de bulunduğu 27 üyenin “ortak tutumu” olan belge, sıklıkla Kıbrıs sorununa işaret ediyor. Ankara’ya “derhal” limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmasını talep eden taslak, Türkiye’nin üye ülkelere yönelik tehditlerinden “ciddi endişe” duyduğunu vurguluyor ve isim vermeden Rum Kesimi’nin Akdeniz’de hükümran bir ülke olarak tabi kaynaklarını işletmekte uluslararası hukuka göre tamamen hür olduğunu savunuyor.

ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.