160 Yargıtay üyesinin 140'ını istemiş

  Hamsici, 2010’da 160 Yargıtay üyesinin belirlendiği seçim öncesi Fetullah Gülen’in HSYK üyelerine, “En az 140 üye alın” talimatı verdiğini söyledi. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve Başsavcıvekili Hakan Pektaş’ın koordinesinde devam eden soruşturmada Hamsici, 1977’de lise öğrencisiyken cemaatle tanıştığını ve mesleğinin ilk yıllarından itibaren ilişkisi olduğunu da ifade etti. İtirafları, Yargıtay üyeleri seçimi için kıran kırana pazarlık yapıldığını ortaya koydu. 2010 yılında yapılan anayasa değişikliğinin ardından cemaat mensuplarının HSYK’ya üye olarak seçildiğini itiraf eden Hamsici, özetle şunları anlattı:

BAKAN ERGİN ‘LİSTE HAZIRLAYIN’ DEDİ

“2010 yılında HSYK üyeleri belirlendikten sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman Bey bana yeni kanun hazırlığı olduğunu, en az 50 Danıştay üyesi ile en az 150 Yargıtay üyesinin seçiminin yapılacağını söyledi ve hazırlık yapmamızı istedi. Bu konuşmadan sonra genel sekreter olan Mehmet Kaya bizi evine davet etti.


LİSTE İÇİN CEMAATÇİLERLE TOPLANDIK

Evde biz kurul üyeleri dışında Fetullah Gülen cemaati mensupları olduklarını da bildiğim tetkik hâkimler Salih Özaykut, Önder Aytaç, Aydın Boşgelmez, Nazmi Dere olduğunu gördük. Tetkik hâkimlerinin bulunmalarının uygun olmadığını söyledim. (HSYK üyesi) Teoman Gökçe, ‘Bu arkadaşlar Yargıtay’ı en iyi bilen arkadaşlar bu nedenle çağırdık’ dedi. Ancak bu hareketin Fetullah Gülen cemaatinin bize bir emrivakisi olduğunu bu şekilde anladık.

LİSTELERE PROJEKTÖRDEN BAKTIK

Biz bu evde aslında cemaat mensubu HSYK üyeleri ve o yemeğe katılan diğer hâkimlerin belirleyeceği isimler için toplandık. Gülen cemaatinin kimleri istediğini bu şekilde öğrenmiş olacaktık. Yemekten sonra Mehmet Kaya’nın evinde kurulan projektör ile Yargıtay ve Danıştay üyesi olabilecek hâkim ve savcıların listesi yansıtıldı. Yargıtay tetkik hâkimlerinin ismi geçince evdeki Gülen cemaat mensubu olan HSYK üyeleri, olumlu veya olumsuz görüş belirtiyorlardı. Ancak olumlu belirttikleri hep cemaat mensuplarıydı. Cemaat mensubu olan kurul üyeleri belirlenen isimleri saymak istediler.

HOCA ‘140’TAN AŞAĞI OLMAZ’ DEDİ

Bu belirlenen isimlerin Fetullah Gülen cemaatinin istediği isimler olduğunu biz bu şekilde öğrenmiş olduk. Bizim karşı çıkmamıza rağmen belirlenen hâkim ve savcılar sayıldı. Sayının 80 civarında olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine toplantıda bulunan Fetullah Gülen cemaatine mensup kurul üyesi Ahmet Berberoğlu ile birlikte Salih Özaykut, Önder Aytaç, Mehmet Kaya evin holüne doğru gittiler. 3-4 dakika sonra geri geldiler. Ahmet Berberoğlu, ‘Hocaefendiye danışılmış, arkadaşların 140’tan aşağı razı olmaması gerektiğini’ belirten söz sarfetti. Ben, Birol Erdem ve (HSYK üyesi) İbrahim Okur ‘hocaefendi bu sayıya niye karışıyor, okullara baksın’ dedim. Ancak bu sözüme Ahmet Berberoğlu sert bir şekilde cevap verdi. Tartışma başladı. Hatta (HSYK üyesi) Nesibe Özer kapıyı çarparak evi terk etti.

MÜSTEŞAR, ‘CEMAAT İLE ANLAŞIN’ DEDİ

İki ay boyunca yaptığımız toplantılardan sonuç alamayınca ben, İbrahim Okur ve Birol Erdem, Müsteşar Ahmet Kahraman Bey’in yanına gittik. Ona cemaatin en az 140 Yargıtay üyesi istediklerini, Danıştay’a ise 37 bin sicillerin üye yapılmasını istediklerini anlattım. Ahmet Kahraman ‘anlaşın’ dedi. Biz ona Gülen cemaatinin Yargıtay’da 80 kişiye bile razı olmadığını belirttik, onların en az 140 kişi istediğini ifade ettik. Ahmet Kahraman ‘Ortaklığı baştan bozamayız. Önümüzde 4 yıl var anlaşın’ dedi.


CEMAAT 108 ÜYEYE RAZI OLDU

Bu görüşmelerden sonra biz cemaat mensubu kurul üyeleri ile tekrar bir araya geldik. Onlar 108 üyeye razı oldular. Seçim sonucu Fetullah Gülen cemaatinin daha önce belirlediği 108 adaydan 107 kişi aynen Yargıtay üyesi seçildi. Danıştay’da ise cemaatin belirlediği tüm adaylar seçilmiş oldu. 
m (Genel Sekreterlik ve diğer birimlerde Gülen cemaati mensubu kişileri kurula kim getirdi sorusu) İbrahim Okur ilk genel sekreter olan Mehmet Kaya’yı istemiştir. Muzaffer Bayram’ı ben teklif ettim. O dönemlerde cemaat ile ayrı gayrımız olmadığından, ayrıca biz de Fetullah Gülen cemaatine sempati duyduğumuzdan bu kişilerin gelmesini istedik. 
m O tarihte bu olaylara rağmen gerek siyaset, gerekse bürokraside cemaate karşı bir duruş yoktu.

BALyOZ DAVASI BAKIŞIMI DEĞİŞTİRDİ

Balyoz davasında, Gülen cemaati mensubu hâkim ve savcının yargı yetkilerini kötüye kullanıp 300’e yakın asker ve diğer şahısları tutuklamaları, cemaate bakış açımı değiştirdi. Bunun üzerine Ankara’da bir seminer yaptık. Ben ‘hukuk dışına çıkmayın’ uyarısı yaptım. Bu sözlerimi hiçbir hâkim ve savcı alkışlamadı, salonda buz gibi bir hava esti.

CEMAAT LEHİNE OY VERİRDİK

İstanbul’daki hâkim ve savcıların şikâyetlerine ilişkin dosya geldiği zaman Ahmet Kaya ve Resul Yıldırım cemaat mensuplarını korumak amacıyla karşı çıkardı. O dönemde Fetullah Gülen cemaatinin rüzgârının hızlı esmesi, benim de bu cemaate sempati ile bakmam ve sohbetlerine katılmam dolayısıyla cemaat mensupları lehine oy kullandığımız doğrudur.”

CEZASI GİZLENDİ

İLHAN Cihaner davasının gizli tanığı o hâkim mesleğe dönmek için tekrar dilekçe verdi. (Eski İliç savcısı Bayram Bozkurt kastediliyor) O dönemde bu kişinin gizli tanık olduğunu bildikleri halde Fetullah Gülen cemaati mensubu olmayan Rasim Aytin ile Ali Aydın ısrarla bu kişinin tekrar mesleğe alınması konusunda ısrar ettiler. Dairede cemaat mensubu olduğu bildiğim Ahmet Kaya ve Resul Yıldırım herhangi bir girişimde bulunmadılar. Yapılan oylamada bu kişinin mesleğe kabulü yapıldı. Ben bu kişinin daha sonra Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğunu öğrendim. Cemaatin burada bilerek farklı davrandığını anladım. Bu kişinin disiplin cezası olduğunu tetkik hâkim sunumda söylemedi.

KPSS’yi ‘kapatan’ savcı 'iyi çocuk'muş

ANKARA Savcılığı’na atanan Gülen cemaati mensubu olduğunu bildiğim Şadan Sakınan (KPSS soruşturmasını kapatan savcı) için dönemin Ankara Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu’nu aradım. Bu kişinin iyi bir kişi olduğunu ve memur suçları soruşturma bürosunda görevlendirilmesini sağlanmasını, kendisine sahip çıkılmasını istedim.”

2010’dan sonra saklanmadılar

2010 yılında yapılan HSYK seçimleri sırasında Fetullah Gülen cemaati mensuplarının artık kendilerini gizleme gereği duymadıklarını biliyorum. Bu tarihten sonra da Türk yargısı içinde kimlerin Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğu herkes tarafından açıkça bilindi. HSYK içinde Gülen cemaati mensubu hâkimlerin, müfettişlerin çalışmasını, etkili olmasını bu surette sağlamakta ben de sorumluyum, kabul ediyorum. Ancak atamalarla ilgili İbrahim Okur ben başkanvekili olduğum halde beni bu işlere karıştırmıyordu. İbrahim Okur Gülen cemaati mensubuydu. 
2010 anayasa referandumunda Gülen’in talimatları doğrultusunda tüm cemaat mensuplarının evet çıkması için yoğun şekilde çalıştıklarını, hatta Gülen’in ‘ölüleri bile sandığa götürün’ talimatı üzerine Çin’den dahi insanların gelip oy kullandığını biliyorum. Ben ve cemaat mensubu olmayan Danıştay ve Yargıtay üyelerinden gelen üyeler hariç tüm üyeler Gülen cemaatinin gücünün etkisi altında kalarak bazı kararlar verdiğimiz olmuştur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.