Yeni Hükümet Krizle Karşı Karşıya

 Washington merkezli, ABD ve Körfez Ülkeleri başta olmak üzere çeşitli hükümetler ve küresel şirketler tarafından desteklenen, neo-liberal jargonla “düşünce”, gerçekte ise dünya çapında siyaseti biçimlendirme kuruluşlarından birisi olan Strateji ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), 17 Haziranda, 7 Haziran seçimlerinin değerlendirildiği bir çalışma yapmış. (Memo, 'CSIS Corporate Partners Briefing on Turkey,' 6.17.2015-1.docx)

Çalışmayı hazırlayan, bilinen bir kişi. Dr. Bülent Alirıza. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (CSIS) Türkiye Bölümü Yöneticisi. Çalışmada, seçim sonuçları aktarıldıktan sonra, bu sonuçlarının, son dönemde Suriye konusu başta olmak üzere, hükümetin dış politika uygulamalarının ABD’de yarattığı hoşnutsuzluğu, giderebilecek gelişmelere neden olabileceği belirtilmekte. Bu çerçevede, olası hükümet senaryoları ve kurulacak hükümetten beklentilere yer verilmiş.

KÜRT GERÇEĞİ

 “Seçim sonuçları ve siyasi belirsizlik” alt başlığı altında, seçim sonuçlarının, ülke politikasında adeta bir nükleer patlama etkisi yarattığını, tek parti ve tek adam yönetiminin son bulduğunu söyleyen Alirıza, AKP’nin, iktidarı CHP veya MHP ile paylaşmak durumunda olduğunu belirtmiş.

Erdoğan ve AKP’nin Suriye politikasının ve İsrail’le ilişkilerin Türkiye-ABD ilişkilerinde ciddi farklılıklara, gerginliğin/tansiyonun artmasına neden olduğu belirtilen raporda,  seçim sonrası kurulacak hükümetin, Türkiye ile Batıyı bir birinden izole eden bu türden yaklaşım farklarının ortadan kaldırılması hususunda ciddi değişiklikler yapacağı öngörüsünde bulunulmuş.

Çalışma özetinde yer alan bir diğer tespit; HDP’nin yüzde onu aşan oranda oy alarak, 80 milletvekili çıkarmasının Türkiye’nin uzun süre daha “Kürt gerçeğini” yok saymasını imkansız hale getirdiği. Türkiye’nin kendi sınırları dışındaki Kürt gerçeğine ilişkin olarak da kısa vadede yeni çözümler yollar bulması gerektiğini ifade eden yazarın, bize göre söylemek istediği şey, sınırlarınızda oluşacak bir Kürt devleti realitesini artık hamasi nutuklarla reddetmemizin mümkün olmadığı, yeni koalisyonun bu gerçeği kabul etmesi gerektiği.

LOZAN’DA, CEBİNE KOYMAK ZORUNDA KALDIĞI TALEPLERİ YERİNE GETİRMEYE TALİP BİR HÜKÜMET

Çalışmada yer verilen diğer bir alt başlık, ekonomik durum. Ardı ardına gelen AKP Hükümetlerinin uyguladığı aşırı dış açık yaratan yani borç paraya dayalı mevcut ekonomi politikalarının devam etmesi durumunda ekonomik krizin baş göstereceği, yeni kurulacak hükümetin yaklaşan bu krizi önlemek için IMF ile anlaşmak zorunda olduğu, oldukça açık bir dille ifade edilmiş.

Sonuç olarak, dünyayı ABD ve uluslar arası mali sermayenin çıkarları açısından değerlendirmesi son derece doğal olan söz konusu “düşünce” kuruluşunun, bu çalışma kapsamında, kurulacak yeni hükümetten beklentilerini üç ana başlıkta toplamak mümkün görünüyor.

Dış politikada, özellikle Suriye ve Irak’a ilişkin ABD ve AB politikaları ile uyumlu davranacak, İsrail ile ilişkilerini düzeltmiş, ülke içerisinde ve dışındaki Kürt gerçeğini tanıyan yani bölgeli devleti kabul edip, ekonomik bağımlılığı daha da artıracak ekonomik önlemleri alıp, özelleştirme adı altında gerçekleştirilen devlet yağmasının hesabını sormayacak,  kısaca, Lord Curzon’un, Lozan’da, cebine koymak zorunda kaldığı talepleri yerine getirmeye talip bir hükümet.

2012’de neo-liberalizmin bekası için, Yunan halkının çıkarlarına ve Yunanistan devletinin bağımsızlığına karşı kurulan PASOK-Yeni Demokrasi hükümeti gibi bir hükümet.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.