Vatandaşın cebinden dilencilere yılda 1 milyar TL

Yıllara adanmış meslek olmuş dilencilik.
Kimi bir çocuktur figür, kimi bir yaşlı.
Kimi engellidir, kimi de kadın.
Ortak amaçları, vicdanlara seslenip hedeflenen hâsılata ulaşmak!
Ciroyu merak ediyor musunuz?
İnanın, duyunca çok şaşıracaksınız.
Kanımca şoke olacaksınız.
Daha önce açıklanan veriler ışığında kabaca bir hesap yaptık.
Birkaç yıl önce yapılan araştırmaya göre Türkiye’de 50 bin dilenci var.
Türkiye nüfusunun beşti birinin İstanbul’da olduğunu söylersek, İstanbul’da 5 ila 6 bin arasında dilenci mevcut. (Rakam, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce açıklanmış.)
Her dilenci için en basit rakamı ve en az ihtimalle topladıkları parayı bulalım o vakit.
Yine İstanbul ölçeğinde gidelim.
Büyükşehir Zabıta Müdürlüğü bir dilencini günlük topladığı     rakamı veriyor.
200 ila 250 TL arası.
Semtlere ve konumuna göre değişiyor.
Dilencinin şekline göre de.
Çocuklular daha fazla kazanıyor.
Yaşlılar da keza öyle.
En az kazanan gençler.
“Kardeşim dileneceğine gidip çalışsana!” azarını en çok bunlar yiyor.
O yüzden parayı da en az bunlar kazanıyor.
Peki, bu kazanç mıdır?
Bu kısmı, Diyanet’e ve bu parayı veren vicdan sahiplerine bırakalım.
Hesaba dönelim.
Bir dilencinin 200-250 topladığını varsaydık.
5 bin dilenci sadece İstanbul’da var yine daha önce açıklanan rakamı ile Türkiye’de bu rakam 50 binin üzerinde seyrediyor.
Ortalamaya vuralım.
Bir dilenci en küçük meblağı baz alarak günlük 50 TL ciro yapsın diyelim.
50 bini çarpın 50 TL’ye.
Ne buldunuz, 2 milyon 500 bin değil mi?
Peki, bu rakamla ne yapılabilir?
Mesela bir günlük ciroyla bir okul, 1 haftalıkla 80 yataklı 2 hastane,    1 aylıkla yani 75 milyonla              8 hastane, bir yıllıkla 96 hastane.
Bir yandan hastane yaparak, bir yandan bu dilenciler için istihdam alanı oluşturarak bu mesele pekâlâ çözülebilir.
Sorsanız “Çalışır mısınız?” diye büyük çoğunluğunun muhtemelen cevapları “Hayır” olacaktır.
Onlar dilenmeye devam edecektir.
Bireysel dilencilik olduğu gibi, bu denli büyük pasta karşısında şebeke halinde olanlar yok değil hani.
Özellikle bayram gibi dini duyguların kabardığı günlerde servis araçlarıyla sorumlu oldukları bölgelere dağıtılan dilencilerin varlığı herkesin neredeyse malumu.
Yerli dilenciler olduğu gibi ithallere de sık sık rastlanıyor.
Boş araziler, kurulan derme çatma çadırlar, barakalar ve kısmen        20 kişinin kaldığı gecekondular yaşam alanı oluyor.
Cami, türbe, mezarlıklar en vazgeçilmez mekân.
İşlek caddeler, meydanlar, hastaneler, parklar ve sahiller
cuma ve bayram namazları çıkışları, hâsılat açısından dilenciler için en kârlı günler
Şebeke liderinin maaşı bu durumda bir şirketin CEO’sundan fazlaya geliyor.
2013’ün ilk dört ayında İstanbul’da dilencilere kesilen cezaların rakamı ise bu sayının çokluğunu açıklıyor.
Dört ayda dilencilere tam 126 bin lira para cezası kesilmiş.
Aslında dilencilere verilen paranın epey bir kısmı devletin kasasına girmiş oluyor böylelikle.
Geçtiğimiz aylarda bir ilçe zabıta müdürünün başından geçen bir olayı aktararak yazıyı sonlandıralım.
Takibe aldıkları bir dilenci, iyice hâsılat yaptıktan sonra fiyat yönünden hayli yüksek bir süpermarkete girer. Alışverişi bitiren dilenci için çıkışta yakalama talimatı verilir ancak dilenci market önüne gelen taksiye poşetleriyle birlikte binip oradan uzaklaşır. Zabıtalar ve müdür arkalarından öylece bakakalır.

 

AKŞAM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.