Tedavi için Suriyeli mi olalım

Ceylanpınar’da akşam saatlerinde sınır boyunca dolaşıyoruz. En uçta bahçeli bir ev var. Sahibi Mehmet Reşit Ergün bir kasap. Evinden topladığı mermileri gösteriyor. Karısı, önceki gün çocuğunu tuvalete götürmüş. Tuvaletin duvarına yorgun bir mermi isabet etmiş. Korkudan bir saat içeride kalmışlar. Ergün, yanındaki iki genç akrabasını gösterip herkes gibi dert yanıyor: “Bakın gencecik çocuklar ama ikisi de işsiz. Suriyelileri günde 10 liraya çalıştırıyorlar. Bize hiçbir şey kalmıyor.”

 

Ceylanpınar’da sürekli mermi altına yaşamanın sıkıntısı bir yana, kaçak çalışan Suriyelilerin iş olanaklarını azaltması da ayrı bir sorun haline gelmiş. Vatandaş istim üstünde. Devlet hastanesi önündeki yaralılar için 3 saat ambulans gelmeyince kalabalıktan, “Burada sadece Suriyelilere bakıyorlar. Biz tedavi olmak için ne  yapalım? Suriye’ye mi gidelim? 2’nci sınıf vatandaş olduk” sesleri yükseliyor. 


EL Nusra’nın bölgedeki lideri Halit Rimana’nın Ceylanpınar’a kaçtığı yönünde bir istihbarat var. Sırf Türkiye’ye sığınabilmek için kendini ayağından vurduğu bile söyleniyor. Ceylanpınar Devlet Hastanesi’nin önüne vardığımızda acil servisin önünde arbede görüyoruz. Kalabalık hastane görevlilerine isyan ediyor. Kavga çıkıyor. Bir trafik kazası olmuş. Büyük, aşiret gibi bir aileden 3 yaralı var. Birinde iç kanama. Şanlıurfa’ya nakledilmeleri gerekiyor. Ama ambulans 3 saattir gelmemiş. Polis birkaç dakika içinde yetişiyor. Bir Akrep kalabalığın içine dalıyor. İnen diğer memurlar kibarca, “Bizimle ilgili değil, bizim bir dahlimiz yok” diye ortamı yumuşatmaya çalışıyor. Bağıranlara “Ne oldu?” diye soruyoruz: “Burada sadece Suriyelilere bakıyorlar. Biz tedavi olmak için ne yapalım? Suriye’ye mi gidelim?” diyorlar. Bir diğeri ekliyor: “Aylardır hizmet alamıyoruz. Biz 2’nci sınıf vatandaş olduk.” Başhekim burada değil. Bir hastane görevlisi var. Yanında da hastanenin perdelerini yapan biri. Dayanamıyor o da, kızarak: “Doğru söylüyorlar. Burada hiçbir hizmet alamıyoruz. Bizi defediyorlar. Ama bütün kapılar Suriyelilere açık. Başbakan’a sesleniyorum...” dediği anda, hastane görevlisi geriye doğru minik adımlarla süzülüp buharlaşıyor sanki. Sürekli mermiler altında yaşamanın yanı sıra toplumsal sıkıntı büyük. Mülteciler ve militan grupların burada olması hayatı felç etmiş. Ayrıca kaçak çalışan mülteciler iş olanaklarını azaltmış. Onlar hükümete de gariban Suriyelilere de kızıyorlar.
 

\"\"

TAŞINACAKLARIN KİRASI ÖDENECEK

Akşam saatlerinde sınır boyunca arabayla tura çıkıyoruz. Türk askeri sınır bölgelerine takviye yaptı ama o ana kadar sadece zırhlı devriye araçlarını görmüştük. İki kum tepesinin arasında, bir tank pusu kurmuş. Üzerinde 4 asker bekliyor. Biraz ilerde, en uçta bahçeli bir ev var. Sebati Karakurt’un deyimiyle “Türkiye’nin son evi.” Sahibi Mehmet Reşit Ergün bir kasap. Evinden topladığı mermileri gösteriyor. Karısı, dün çocuğunu tuvalete götürmüş. Tuvaletin duvarına yorgun bir mermi isabet etmiş. Korkudan bir saat saklanmışlar tuvaletin içinde. AK Parti Milletvekili Abdülkerim Gök, dün Gençlik Parkı’nda açıklama yaptı ve ön cepheden arkalara taşınmak isteyen vatandaşların kirasını ödeyeceklerini duyurdu. “Biz ilk defa böyle bir şey duyuyoruz. Bize söylenmedi. Devlet bugüne kadar tek bir uyarıda bile bulunmadı. Tabii ki gideriz başka yere, kim mermilerin altında uyumak ister!” diyor.

SURİYELİLER 10 TL’YE ÇALIŞTIRILIYOR

Bahçede inek, deve, koyunlar var. Bir de şahane rottweiler köpeği... Yanındaki 2 kişi akrabaları. “Bakın gencecik, kapı gibi çocuklar ama ikisi de işsiz. Suriyelileri günde 10 liraya çalıştırıyorlar. Bize hiçbir şey kalmıyor.” Son evle ilgili tatsız bir durum var. Evin birkaç yüz metre önünde, dikenli tellerin arkasında 4 ceset varmış. Kimse dönüp almamış. “Ellerinde kalaşnikoflarla yatıyorlar orada” diyor.

PYD FIRSATLARI DEĞERLENDİRİYOR

Ceylanpınar’a dönüyoruz. El Nusra’da çatışmalara girmiş Resulaynlı bir Arap ile buluşacağız. İsmini, resmini vermiyor. Çatışma sesleri 
akşam artıyor. O da bana özel mermi sesi dersi veriyor. Bu doçka, bu şelka... Çok kibar, incecik bir sesi var. 22 yaşında. Zaten savaşan milislerin çoğu çocuk yaşta. İddiasına göre başta PYD ile 
El Nusra anlaşmış. El Nusra, Esad ile savaşmak üzere burayı terk edince, PYD fırsatı görüp Resulayn’ı ele geçirmiş. “Ama dönecekler. Bugün ya da yarın 3 bin kişiyle” diyor. Bu, duyduğumuz ama doğrulatamadığımız bir söylenti. Açıkçası bana pek mantıklı gelmiyor, çünkü PYD güçleri burayı da aşıp Tel Abyad’a dayandı.
Şanlıurfa’daki Suriyeli muhalif bir kaynaktan mesaj geliyor: “Haberler çok kötü. PYD Tel Abyad’a girdi. Irak İslam Devleti Sham’ın lideri Ebu Musab’ı tutukladı. 4 kişi öldü. Tel Abyad’daki Kürtler de PYD’ye yardım ediyor...”

‘GAÇÇAHÇILARA DUYURULUR’

Sabah sınır boyundaki bozuk ve dar yoldan Harran Ovası’nı geçerek Tel Abyad’ın karşısındaki Akçakale’ye ulaşıyoruz. Ceylanpınar’a benziyor. Aynı patlama sesleri...
Karşımızda Tel Abyad var. Sınır kapısı kapalı ama ambulanslarla Suriye’den Akçakale Devlet Hastanesi’ne sürekli hasta taşıyor. Bir tank yine sınırda bekliyor. Kaymakamlık anons yapıyor: “Suriye’de yaşanan olaylar nedeniyle vatandaşların sınıra yaklaşmamaları, yüksek yerlere çıkmamaları önemle rica olunur.”
Yanımızdaki grup basıyor espriyi: “Özellikle gaççahçılara duyurulur!” 

İkinci sınıf vatandaşız

CEYLANPINAR Devlet Hastanesi’nin önü ana baba günü. Trafik kazasının ardından bir de kavga çıkıyor. Sino Yıldız’ın amca çocuğu hasta. O da hastaneyle ilgili isyan ediyor. Herkesin ortak fikrini dile getiriyor:  “Suriyeli 1’inci sınıf, Türkiyeli 2’nci sınıf vatandaştır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.