Süleyman Demirel'den Perinçek'e Mesaj

Katledilen gazeteci Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhan Mumcu, bugün Aydınlık gazetesindeki köşesinde Süleyman Demirel’in avukatlığını neden yaptığını yazdı. O dönemde Demirel'in avukatı olduğu için hakkında kampanya başlatıldığını yazan Mumcu, son yüz yüze görüşmelerinde Doğu Perinçek'ın Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili Lozan'daki yargılanmayı konuştuklarını belirtti. Mumcu o görüşmeyle ilgili şunları şöyle yazdı: "Lozan dönüşünde bir nedenle Güniz Sokak'a gittim. Görüşme salonu doluydu "Bu Ermeni soykırımı konusunda Perinçek inanılmaz güzel savunma yapıyor, bu onun davası değil milli davadır, herkes yardımcı olmalı. Seni ve Periçek'i kutluyorum sevgilerimi söyle" dedi."

İşte Ceyhan Mumcu’nun yazısı:

"Güniz Sokak'ta Demirel ailesine Ali Çetin Şener, İlhan Kesici ve Sadık Avundukluoğlu'na taziyetlerimi bildirdim. Tam taziye defterine bir şeyler yazacaktım ki, Başbakan oraya geliyormuş diye başbakanlık korumaları binayı boşalttılar. Taziye defterine de bir şeyler yazmak için başbakanın oradan ayrılmasından sonra bir daha gideceğim. 1992 seçimlerinden sonra Anavatan birinci parti, SHP ikinci parti. Doğru Yol üçüncü partiydi. Bugünkü gibi hükümeti kimin kuracağı tartışmaları sırasında Emin Çölaşan'ın evinde eşli bir yemek düzenlendi. Bu yemeğe eşleriyle 8 kişi katıldı. Hüsamettin Cindoruk, Hikmet Çetin, Emin Çölaşan ve Uğur Mumcu, Turgut Özal ve Anavatan Partisi'nin iktidardan düşürülmesi için SHP -DYP Koalisyonunu önerdiler. Uğur Mumcu Erdal İnönü'yü, Cindoruk da Demirel'i ikna edecekti. Bu girişim gerçekleşti ve DYP-SHP koalisyonu kuruldu. Cumhuriyet Gazetesinde Turgut Özal yandaşları Hasan Cemal, Osman Ulugay kazan kaldırdılar. Turgut Özal'ın iktidardan düşürülmesini ve bu siyasete Cumhuriyet gazetesinin kullanılmasını şiddetle eleştirdiler, İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu Cumhuriyet'ten ayrılmak zorunda kaldı.

Aradan 4-5 yıl daha geçti 1997 yılının Temmuz ayında Süleyman Demirel Tansu Çiller'in Başbakanlığını veto ettiği için, Tansu Çiller Demirel’e karşı "kumarhanecilerden rüşvet aldı, başbakanlığımı onaylamadı" diye çok ağır bir saldırı yaptı. Saldırı Süleyman Demirel'i çok yaralamış ve Tansu Çiller'le yargı önünde hesaplaşmak için yeni bir avukat arayışına girişmiş. Gazeteciler Cemiyeti beni önermiş, Ali Çetin Şener aracılığıyla Çiller'le olan davada Süleyman Demirel'i yargı önünde vekil olarak temsil etme görevini üstlendim. Davaların tümünü kazandık. 2 yıl sonra 1999 depremi yorumlarından yola çıkan Milliyet gazetesi, benim ve Demirel'in aleyhine yoğun bir kampanya yürüttü. Bu kampanyanın başında Demirel'in ricasıyla Milliyet gazetesine giren Meral Tamer bulunuyordu. Saldırı günlerce sürdü. Dün yazdığım gibi Soli Özel'ler, Nazlı Ilıcak'ın avukatı Turgut Kazan, Uğur'un eşi Güldal Mumcu bütün enerjileriyle bu kampanyaya asıldılar. "Uğur Mumcunun abisi solcu Ceyhan Mumcu Süleyman Demirel'in avukatı olur ha, bu büyük ihanet affedilmez" yollu yorumlar yaptılar. Bu yüzden 1999 Ekim ayında Güldal Mumcu'nun avukatlığından çekilmek zorunda kaldım. Süleyman Bey Cumhurbaşkanı iken, Süleyman Bey'in kişilik haklarına saldıran bir yazı çıktığında basın müşavirliğinin uyarısı üzerine Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşlerinin de süzgecinden geçtikten sonra dosya bana gönderilirdi. Bende bu yazı ifade özgürlüğü kapsamına girer, eleştiri sınırlarını aşmıyor diye iade ederdim. Cumhurbaşkanlığı Basın ve Hukuk İşleri buna çok sinirlenirlerdi. Fakat her dosyada Demirel "vekalet ücretine de tamah etmiyor, o ne söylerse öyle yapılsın" derdi. Rahşan affı denen af gündeme geldiğinde Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı idi. Af yasası onay için Cumhurbaşkanlığına gönderilmiş, Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşleri gerekli incelemeyi yapıyorken, Reha Muhtar bu af kanunun konusunda beni bir televizyon programına çıkardı. Bende af kanunu söylentisi tüpten çıkmış macun gibidir, bir daha içine sokamazsınız yollu bir açıklama yaptım. Ertesi gün Süleyman Bey hukuk işlerine "boş yere vakit kaybetmeyin Ceyhan Mumcu beni ikna etti, kanunu onaylıyorum, basın açıklamasından bir saat evvelde kimse duymadan ilk haberi Ceyhan Mumcu’ya haber verin" diye söylemiş. Af kanunun köşkte onaylandığını ilk öğrenen ben oldum.

MİLLİ DAVALARDA HEP YANIMIZDA

Anıtkabir Komutanlığı protokol günlerinde İşçi Partisini protokole almamıştı. Süleyman Bey'i arayarak yardımcı olmasını istedim, hemen Muhafız Alay Komutanlığı'na emir verdi, İşçi Partisi Anıtkabir protokolüne alındı. Son yüz yüze görüşmemiz Doğu Perinçek'in "Ermeni soykırımı uluslararası yalandır" tümcesi yüzünden Lozan'da yargılandığı sırada İşçi Partililer bir uçak kiralayıp desteğe gitmek istiyorduk. Ancak havayolları talebimize yan çiziyordu. Ahmet Nejdet Sezer'in müdahalesiyle uçak kiralayabildik. Lozan dönüşünde bir nedenle Güniz Sokak'a gittim. Görüşme salonu doluydu "Bu Ermeni soykırımı konusunda Perinçek inanılmaz güzel savunma yapıyor, bu onun davası değil milli davadır, herkes yardımcı olmalı. Seni ve Periçek'i kutluyorum sevgilerimi söyle" dedi. Hüsamettin Cindoruk başkanlığındaki Milli Merkez topluluğuna açıkça destek verdi. Bu yüzden Tayyip Erdoğan; "dünün çoban Sülüsü bugün İşçi Partisi'nin koyunu oldu" gibi hiç de yakışmayan bir suçlama yaptı. Baki kalan kubbede hoş bir sedadır. Bende ki sedaları da şimdilik bunlardır."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.