Şeyh Sait'in AKP'li Torunu Dedesinin İzinde!
Aynı zamanda AKP'den belediye meclis üyesi olan Akar, "barış sürecini desteklemek için AK Parti’de siyaset yapıyorum." dedi.

 Barzaniye yakınlığıyla bilinen Rudaw sitesinden Gönül Morkoç'a konuşan Akar, üyesi olduğu "Azadi hareketi" ile ilgili de bilgi verdi.

"Türkiye’de yaşayan Kürtler, federasyon, özerklik, bağımsızlık gibi statüler istiyor.  Azadi  Hareketi’nin Kürtler için talebi nedir?" sorusuna Akar şöyle yanıt verdi:

"Tüm Kürt parti ve gruplarının iki yıl önce yayınladığı bir ortak deklarasyonu vardı. Binlerce insan da bunu imzaladı. Buna göre Kürtler’in ortak talepleri anadilde eğitim, Kürtçe’nin kamusal alanda kullanılması ve Kürtler’in bir statüye kavuşturulması. Azadi de bu deklarasyonu imzalamıştı. 

Dedeniz Şeyh Said günümüzde yaşasaydı Kürtler için ne talep ederdi? sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

"Şeyh Said Efendi yaşasaydı, taleplerini bugünün koşulları içerisinde dile getirirdi. Şeyh Said 1924 Anayasası’nın Kürtleri ret ve inkârı karşısında, Kuran hükümlerinin yasaklanması karşısında itirazını dile getirmiştir. Oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi’ye 1924 sonbaharında bir mektup vererek Milletler Cemiyeti’nin (Birleşmiş Milletler’in çekirdek örgütü) Şam ve Beyrut temsilciliklerine göndermiştir. Mektupta diyor ki, “Biz köklü bir milletiz, bizim millet olmaktan kaynaklı haklarımız vardır. Eğer Ankara hükümeti ile bir anlaşma yaparsanız, Kürt milletinin hakkını yok saymayın. Tarih karşısında sizden davacı oluruz.”  O dönem Lozan anlaşması henüz imzalanmamıştı. Şeyh Said’ e göre diğer halkların hangi hakkı varsa Kürtler’in de o hakları olmalıdır.

Muhabirin "Onların devleti var…" hatırlatması üzerine Akar şöyle devam etti: 

"Kürtler’in de bir devleti ve bir statüsü olmalıdır. Buna en yakın yer Güney Kürdistan’dır. Kuzey için ise düşüncem şudur: Türkler ile Kürtlerin yarattığı bir birlikte yaşam  geleneği var. Bu birlikte yaşam zedelenmeden bir çözüm bulunabilir. Hatta Türkiye dışındaki Kürtler de ortak bir medeniyet tasavvurunda Türkiye ile buluşabilir.

"Hem Şeyh Said’in torunusunuz, hem Azadi Hareketi üyesi hem de AK Parti’den Belediye Meclis üyeliği yapıyorsunuz. Bu eleştirilmenize neden olmuyor mu?" sorusuna ise Akar şu yanıtı verdi:

"Burada bir çelişki söz konusu değil. Zira Azadi bir siyasi parti değil. Siyasi ve fikri bir harekettir. Bir gün partileşirse elbette hukuki bağlarımı gözden geçiririm. Yine de ahlaki bir yükümlülükten ötürü Azadi yönetiminde yer almadım. Üye olarak devam etmekteyim. Benim gibi başka arkadaşlar da var. Kimisi Hak-Par’da, kimisi de BDP’de siyaset yapıyor. Onlar da yönetimde yer almadılar. Azadi felsefesi bizim müşterek noktamızdır. Her yerde aynı doğruları savunuyor ve bedelini de ödediğim oluyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 tarihinde Diyarbakır’da yaptığı konuşmadan sonra AK Parti’ye dahil oldum. Kürtler’i inkar ve asimile eden 90 yıllık anlayışı yıkan bir konuşmaydı. Geçen süre zarfında eksiklerle beraber çok önemli adımlar da atıldı. AK Parti; TRT-6’nın kurulması, üniversitelerde Kürtçe bölümlerin açılması, “Andımız”ın kaldırılması gibi bir çok uygulamaya imza attı. Bunlar hem fiilen, hem de hukuken Kürt halkının ve dilinin kabulüdür. Ben de bunlara destek vermek için ve barış sürecini desteklemek için AK Parti’de siyaset yapıyorum."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.