Savaş gemimizi göndermeyelim ama basına “gönderdik” diyelim
Donanma Komutanlığı’ndan istifa eden Oramiral Nusret Güner, yakın tarihte yaşadıklarını “Sakıncalı Amiral” adlı kitap için anlattı. Hürriyet gazetesinin deneyimli muhabiri Toygun Atilla’nın kaleme aldığı ve Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan kitapta, AKP döneminin içyüzüne dair çok çarpıcı bilgiler yer alıyor.

Bunlar içinde;  İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine saldırısı ile PKK’nın İskendurun Baskını esnasında yaşanananlar da var…

İşte “Sakıncalı Amiral” adlı kitaptan 2010 yılında Başbakanlık’taki toplantıda yaşananların perde arkası: 



“(…) Tarihler 30 Mayıs 2010’u gösterdiğinde Türkiye ardı ardına saldırılar yaşadı.

Bu tarihte İnsani Yardım Vakfı’nın organizasyonuyla İsrail ablukasındaki Gazze’ye yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisi İsrail askerlerinin baskınına uğrarken, İskenderun’daki Deniz İkmal Komutanlığı’na PKK roketatarla saldırı düzenledi. Mavi Marmara gemisinde dokuz Türk vatandaşı hayatını kaybetti. İskenderun’daki saldırıda da altı asker şehit olurken, yedi asker de yaralanmıştı.

Başkent Ankara’da kırmızı alarm verilmişti. Deniz Kuvvetleri bir taraftan İskenderun’daki şehitlerine ağlarken diğer taraftan da İsrail askerlerinin saldırısına uğrayan Mavi Marmara gemisi için ayaktaydı.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit bu iki saldırı olduğu sırada bir resmi ziyaret kapsamında Japonya’ya gitmişti. İşin ilginç tarafı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da o gün yurtdışındaydı. Yönetim kadrosunda neredeyse hep vekiller vardı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na, Donanma Komutanı Oramiral Murat Bilgel Gölcük’ten refakat ediyordu. Koramiral Nusret Güner ise, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak Ankara’daki sıcak saatlerde temasları yürütüyordu.

Sıcak gecenin sabahı da sıcak oldu. Sabah 07.30’da Başbakanlık ana binasında değerlendirme toplantısı başladı. Başbakan vekili Bülent Arınç, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, Genelkurmay Hareket Başkanı Korgeneral Mehmet Eröz ve Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Nusret Güner toplantıya katıldı. Toplantının iki gündem maddesi vardı. Mavi Marmara ve İskenderun Deniz İkmal Komutanlığı’na yapılan roketli saldırı.

“GEMİ GÖNDERMEYELİM BEYANAT VERELİM”

Bu tarihi toplantıda, Mavi Marmara gemisine refakat ve koruma gündeme getirildi. Hükümet yetkilileri Deniz Kuvvetleri’nin buna hazır olup olmadığını sordu. Deniz Kuvvetleri’ni temsilen toplantıda bulunan Koramiral Nusret Güner, Mavi Marmara gemisine refakat ve koruma için kuvvetinin hazır olduğunu belirtti ve hemen ekledi; “Refakat ve koruma görevi için hazırız. Ancak bilmenizi isterim ki, bu durumda İsrail ile aramızda çatışma çıkması an meselesidir. Angajman kurallarını uygulama yetkisi bu durumda Deniz Kuvvetleri’ne verilmelidir.” Nusret Güner’in bu cevabının ardından hükümet üyeleri “Mavi Marmara’ya koruma ve refakat için savaş gemilerini göndermeyelim ama basına, ‘savaş gemilerimizi gönderdik’ diye beyanat verelim” diye görüş bildirdiler. Bundan sonrasını kesmeden Nusret Güner’in tanıklığı ile anlatmak istiyorum:

“Böyle bir teklifi duyunca şiddetle karşı çıktım. Söyledikleri şey çok riskliydi. Gemilerimizi gönderip basına göndermediğimizi söylersek daha az risk alırdık. Bunu altını çizerek ifade ettim. Toplantı sonlanmadan önce ben yine söz istedim. Daha önce söylediklerimi özetledim. Araya başka konuşmalar girmişti ve bir yanlış anlama olmaması gerekiyordu. Türk Deniz Kuvvetleri olarak biz bu operasyona hazırdık.

Bize bir genel harp için bile 48 saat yeterdi. Şunu gururla belirtmeliyim ki altı-sekiz saat içinde Türk Deniz Kuvvetleri’nin %90’ı harekete geçebilir, hem de hiçbir ön ikaz olmaksızın. Fakat karşı karşıya olduğumuz durumun iki ülke arasında harbe kadar gidebileceğini düşündüğümden, karar vericilerinin neye karar verdiklerinin bilincinde olmaları gerektiğini düşünüyordum. Bu yüzden anlattıklarımı tekrarladım.

“Bir-iki gün sonra, yine Başbakanlık’a çağrıldık. Bu sefer, toplantı ülkeye dönen Başbakan tarafından yürütüldü. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Aslan Güner de toplantıya katılmıştı. Bu toplantıda Bülent Arınç, bir evvelki toplantıyı Başbakan’a özetledi. Benim bir evvelki toplantıda söylemiş olduklarımın çok iyi anlaşılmış olduğunu gördüm ve ben de çok memnun oldum. Zira yanlış bir karar verilebilirdi.”


TEL ÖRGÜ TARTIŞMASI

“Başbakanlık’taki toplantıda İskenderun Baskını hakkında üzüntü verici bir tartışma yaşandı. Altı askerimiz şehit olmuş, yedi askerimizse yaralıydı. Başbakanlık’taki toplantıdaysa saldırının tel örgütünün içinden sızarak mı dışarıdan mı yapıldığı tartışılıyordu.

“İçişleri Bakanı konuyu saldırının tel örgünün içinden mi, dışından mı yapıldığı noktasına çekmeye çalışıyordu. Çünkü ona göre, teröristler tel örgüyü aşıp girmişlerse, kabahat Deniz Kuvvetleri’nindi ancak tel örgü dışından saldırmışlarsa polis / jandarma sorumlu tutulabilirdi. İnsanlar ölmüş, İçişleri Bakanı sorumluluğu atmaya çalışıyordu. Zira teröristler tel örgüyü kesip bir-iki metre içeri girip saldırıyı yaptıkları için kabahat denizcilerde demeye getiriyordu. Hâlbuki esas sorun iç güvenliğin ve özellikle tüm istihbarat sorumlusunun İçişleri Bakanlığı’nda olması ve teröristlerin o tel örgüye kadar nasıl geldikleriydi. Bu tartışma ülkenin ne hale geldiğini anlatan bir örnekti.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.