Özdağ: AKP'liler, MHP'lilerden Özür Dilemeyi Düşünüyorlar Mı Acaba?

Ortadoğu Gazetesi'nin yazar kadrosuna katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ'ın ilk yazısı bugün yayınlandı.

 Ülkemizin yoğun gündemi sizlerle her hafta bir araya gelmemizi ve değerlendirmelerde bulunmamızı gerektiriyor. Öyle görülüyor ki, önümüzdeki günlerde hafta bir kez bir araya gelmemiz bile yetmeyecek. Dilerim ülkemiz bir gün makul bir gündem hızına döner.

Sayın Davutoğlu, PKK terörünün kentlerimizde gerçekleştirdiği terör eylemlerinin kontrol altına alınması amacı ile 10 Temel Esasdan oluşan  ve 300 Eyleme dayandığı ileri sürülen bir planlamayı açıklamıştır. 
Milliyetçi Hareket partisi olarak  AKP Hükümeti tarafından hazırlanan bu çalışmayı Davutoğlu tarafından açıklanan ve açıklanmayan boyutları ile birlikte inceledik. Öncelikle açıklanan 10 temel esası değerlendirmek istiyoruz. Sayın Davutoğlu, terörizmi aşma planının birinci boyutunun
Psikolojik Unsur olduğunu ileri sürmektedir. Davutoğlu'na göre, "Bu dönemde, Geçmişte olduğu gibi millet vicdanı ve hakimiyetiyle devlet aklını birleştirecekmiş." 
AKP'nin 14 senelik AKP iktidarının geçmişte millet vicdanı ile devlet aklını birleştirmesinin sonuçlarını gördük. Kentlerimiz PKK tarafından işgal edildi. Şimdi tank ve top ateşi ile kentlerimizi PKK'nın elinden geri alıyoruz. Sayın Davutoğlu, "Parçalayıcı ulusçuluk yerine bütünleştirici milleti koyacakmış."  Ancak Sayın Davutoğlu,  adı olmayan bir milletten bahsediyor. Evet, Türkiye Cumhuriyetini kuran millet Türk Milletidir. 11. yüzyıldan itibaren Anadolu'nun adı Türkiye'dir. 15. Yüzyılda Alman haritalarında Türk imparatorluğu yazıyor. Çanakkale'de İngiliz subayı Türk askerinin direnişini "Dağlar Türk doğuruyor" diye haykırıyorlar.  Davutoğlu gitsin Cizre'de sorsun Jandarma Özel Harekatçılara veya Polis özel harekatçılara, Onlar Türk Milleti  için mi  savaşıyorlarmış yoksa Davutoğlu'nun adı belli  olmayan şu belirsiz kadim millet dediği isimsiz millet için mi?

Davutoğlu ile Abdullah Öcalan'ın Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş esaslarına yönelik ideolojik/politik saldırılarında fark yok. Davutoğlu'nun "tek tip ulusçu anlayışı hangi format ve hangi millette tecelli ederse etsin aynı sonuçları doğurur" diyor.  Bu ifade açıkça, Türk Milletine saldırıdır. Davutoğlu, Türk Milleti'nin Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran millet olduğu gerçeğine aynen Alman istihbaratçısı Prof. Dr. Udo Steinbach gibi yaklaşıyor. Davutoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu birleştirici ruhun yanında Hint, Afrika, Orta Asya Müslümanlarının yaptığı dualar üzerine yükseldi. Bu devlet herhangi bir etnik kimlik üzerine değil, birleştirici büyük bir millet ideali üzerine kuruldu" diyor. Gerçek  ise Türkiye Cumhuriyeti bu dualarında yardımı ile Türk süngüsü ile kuruldu. Davutoğlu'na gereken cevabı Gazi Mustafa Kemal Atatürk veriyor, "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. 
Yine psikolojik önlemler çerçevesinde "Millet ve devlet arasındaki farklar kalkacak, birleştirici anlayışı yerleştireceği İnsan odaklı devlet anlayışını yerleştireceğiz" diyor. Bunun için geçtiğimiz 14 seneyi neden kullanmadınız diye sormamız gerekiyor.   
Davutoğlu'nun planının ikinci aşamasını Kamu düzeninin inşası oluşturuyor. Davutoğlu, kamu düzenini kim tehdit ederse, ister DAEŞ gibi, ister PKK gibi, ister DHKP-C olsun terör yapmak isteyen kim olursa olsun durdurulacak ve engellenecek" diyor. Bunu 14 sene sonra öğrenmiş olmalarını başarı kabul ediyoruz. Peki, nasıl engelleyecekler. Yeni neler yapılacak onlar yok. Açıklamada olmamasına rağmen değişik kaynaklardan bazı güvenlik girişimleri olacağını bilgisine ulaştık. Ancak bunlar bazı karakollar kurmanın ötesinde etkin ve dinamik bir anti terörizm stratejisine dayanmıyor. PKK ile askeri mücadelenin nasıl daha etkin hala getirileceği izah edilmiyor. Büyükşehirlerde PKK terörüne karşı hangi önlemlerin alınacağı açık değil. PKK terör  örgütü İstanbul'da kurtarılmış bölgeler oluşturuyor. Terör örgütünün yurt içi ve yurt dışı siyasi, ekonomik, silah ve barınma desteğinin nasıl kesileceği izah edilmiyor. PKK ile nasıl etkili bir diplomatik mücadele edileceğinden bahsedilmiyor. 
Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamayı yaptı: "Bizdeki PKK terör örgütünün hücrelerinden çıkanlar arasında Rus silahı var mı? Var. ABD silahları var mı? Var. Nereden geliyor bu silahlar?" Bu ifade dış politikadaki iflasın itirafı değil mi?
Davutoğlu üçüncü boyut olarak Kapsamlı demokratik reform sürecinden bahsediyor. Bizde soruyoruz. Son 4 senede PKK'ya vermediğiniz hangi taviz kaldı ki hala demokratik reformlardan bahsediyorsunuz? Bunun dışındaki başlıklar, Sosyal seferberlik Ekonomik Kalkınma, Kentsel dönüşüm gibi içi doldurulmak zorunda olunan başlıklar. Etkin iletişim stratejisi, psikolojik savaşında bir diğer ifadesi. Terör  ile mücadelede psikolojik savaş kaçınılmaz bir gereklilik. Ancak psikolojik savaşta başarı askeri mücadelede başarıdan bağımsız düşünülemez. 
Yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesi ama istismarına izin verilmemesi hususu Davutoğlu'nun planlarında yeni bir boyut oluşturuyor. AKP'liler, MHP'den özür dilemeyi düşünüyorlar mı acaba? Çok uyarmıştık kendilerini bu yasanın TBMM'de görüşüldüğü sırada. Bu yasanın değiştirilmesi için MHP önümüzdeki dönemde elinden gelen çabayı gösterecektir. 
Davutoğlu, bir diğer adımında Milli birlik ve kardeşlik projesinin canlandırılması olduğunu söylüyor. Bu sefer Muhatap PKK-HDP değil halk ve STK'lar olacakmış.  Davutoğlu "yeni dönemde de, eski dönemde de bizim muhatabımız hep halktır" diyor. Peki bu İmralı Tutanaklarında konuşulanlar nedir?
Sadece Öcalan'ı PKK'lılara iletsin diyerek HDP'lilere anlattığı AKP-Öcalan müzakere sonuçları 478 sayfa tutuyor.  
Bizi olduğu gibi muhtemelen PKK'yı da gülmekten öldürecek bir önlemde  AKP'nin  "Ortadoğu'da Balkanlar'da Kafkaslar'da kapsamlı birleştirici ruh hareketi" başlatma iddiasıdır. Türkiye'nin %50'sini düşman yapan bir zihniyet "değerli  yalnızlık" adını verdikleri bataklığa gömülen bir parti bunu nasıl yapacak? 
Davutoğlu soruyor : AKP  iktidarının yeni Türkiye Cumhuriyeti olmamış olsaydı, Kobani'den gelen Kürtler, Halep'ten gelen Araplar, Bayır-Bucak'tan gelen Türkmenler nereye sığınacaktı. Bu çok ayıp, utanç verici bir partizan bağnazlık. Sadece Bulgaristan'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne:  1923-33,34,40,1950,52,68,69-78,79,88 ve 1989'da, 1991 ve 1992 yıllarında 962 bin kişi gelmiş. 1989'da Halepçe'den kaçan 70 bin Kürt Türkiye'ye sığındı. 1991 ve 1992'd 500 bin Kürt ve Türkmen Türkiye'ye sığındı. Ve o zaman AKP yoktu.
Bütün bunlar olurken,  Rus hava kuvvetlerinin desteğini alan Suriye Ordusu, Halep'i almak için büyük bir saldırıya başladı. Bu saldırı ile AKP'nin Suriye politikası çökme eşiğine geldi. Şimdi Erdoğan, Suriye savaşına Türkiye'nin müdahil olabileceğine dair açıklamalar yapıyor. Bu çok ağır bir hata olur. Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesi neticesi öngörülemeyen zararlar verirken, Rusya'nın PKK'nın Türkiye içindeki şehir terörünü tırmandırmasına büyük yardım yapmasının önünü açar. İlkbaharda TSK'ya Suriye'de değil, Güneydoğu Anadolu'da PKK'ya karşı ihtiyacımız olacak. Türkiye, Suriye'ye girmeyi değil, Suriye'nin Türkiye'ye taşınmasını engellemeyi düşünmelidir. Ayrıca sayıları 200 ile 600 bin arasında olacağı düşünülen mültecilerin sınırın Suriye tarafında karşılanması için gereken önlemler alınmalıdır.  
AKP Hükümetini tekrar uyarıyoruz. Çok geç  olmadan sıkıyönetim ilan edin. PKK'nın kentlerdeki unsurlarını vakit geçirmeden gözaltına alıp, yargı önüne çıkarın.Belediyelerdeki terör örgütü yandaşlarını tasfiye edin. Kaymakamlıklar ve adliyelerdeki PKK'lıları tasfiye edin.Köy koruculuğu sistemini ve sayısını güçlendirin. Köy korucularının gece  bekçisi olmasını sağlayın. Bölgede PKK'nın ayaklanmaya hazırlandığı ilçelerde hızla sokakları genişletin ve müdahaleye hazır ortamlar hazırlayın. Şehirlere  kırsaldan sızmaları engelleyin. Kırsalda ilkbahar başlamadan askeri operasyonlara başlayın. Asker ve polisin yaptığı ortak tatbikatları artırın. 
Mustafa Şentop "Teknik olarak bakarsanız, Türkiye'de parlamenter sistem kalmamıştır" demiştir. Bu açıklama öncelikle, Başbakan Davutoğlu ve Hükümetine çok açık bir hakarettir.  Şentop, Davutoğlu ve Hükümetinin üfürükten hükümet olduğunu ileri sürüyor. Bu açıklama aynı zamanda TBMM'ne hakarettir. Şentop açıklaması ile AKP'nin darbeci, hukuk dışı karakterini bir kez daha ortaya koymuştur. 17/25 Aralık'ta Anayasaya karşı darbe düzenleyen  ve Anayasa'nın 138.  Maddesini askıya alarak yargı bağımsızlığını tasfiye eden AKP şimdi de  Şentop'un açıklaması ile yasama organına karşı darbe düzenlemektedir. Yaşanan süreç, Türkiye Cumhuriyeti'nin insan haklarına dayalı demokratik hukuk devleti olarak varlığını sürdürmesine karşı büyük bir tehdit oluşturmaktadır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nkavcar 11 ay önce

yeni köşeniz hayırlı olsun ümit özdağ.