Odatv Özür Diledi, Nihat Genç Rest Çekti!

Odatv yazarlarından Nihat Genç'in Chp Ölmüş Ağlayanı Yok yazısı üzerine odatv'nin Uğur Dündar ve Ayşenur Arslan'dan özür dilemesi dikkat çekti.

İşte özür metninin tamamı:

Tartışmasız bir gerçek var ki, Odatv medyada bağımsız kalemlerin son kalelerinden biri.
Zira medyada sözünü söyleyemeyen, söylemesi engellenen herkes Odatv'de özgürce kendisini ifade ediyor.
Odatv'de olmayanlar da bir gün Odatv'de seslerini duyurabileceklerini biliyor.
Zira Odatv'nin temel felsefesi "bırakınız yazsınlar, bırakınız konuşsunlar"dır.
Kimsenin kalemine en küçük bir dokunmada bulunmaz.
Sözü uzatmayalım...
Bugün yazarımız Nihat Genç'in bir ifadesi dostlarımızı, ustalarımızı, canlarımızı üzdü.
Nihat Genç, yazısında Halk TV'de program yapan Ayşenur Arslan ve Uğur Dündar'ı CHP'de ön seçim adaylarını programlarına çıkardıkları için eleştirirken ağır bir ifade kullandı.
Odatv olarak özür diliyoruz.
Herkes biliyor ki Ayşenur Arslan da Uğur Dündar da verdikleri mücadele nedeniyle işlerine son verildi. 
Yıllardır haksızlığa karşı verdikleri mücadele nedeniyle baskılara uğradılar, türlü badireler atlattılar.
Tek bir şey yapmadılar.
Kalemlerini satmadılar, boyunlarını eğmediler, inandıkları değerlerden vazgeçmediler.
Odatv de karşılaştığı fırtınada ne zaman bir kutup yıldızı arasa kafasını kaldırıp onlara baktı.
Yönünü onlarla buldu.
Bu nedenle onların kalbini kırmak Odatv için içimizdeki dağların yıkılması demek olur.
Arslan Odatv'nin ablası, Dündar abisidir.
Her zaman da öyle kalacaktır.
Hem Ayşenur Ablamızdan hem Uğur Abimizden tekrar özür dileriz.


Nihat Genç özür metnine katılmayarak twitter hesabından rest çekti. İşte o tweet:
Nihat Genç'in ortalığı karıştıran o yazısı:

Türkiye Orta-Doğu AKP’nin içi ve en başta CHP ‘yapısal’ olarak büyük türbülanslar yaşıyor. Türkiye seçimlere son kırk yılda görülmemiş sert bir türbülansla giriyor!
Türbülans şu demek HDP gibi oyu çelikleşmiş parti hariç diğer bütün partiler 5-10 puan arasında büyük iniş çıkışlar gösterecek.
Bu büyük türbülansın ilk işaretlerini CHP milletvekili ön seçimlerinde aldık!
Futbol kulüplerinin üyelerinin nerdeyse tamamına yakını dahi uçak ve otobüslerle ‘kongrelerine’ gelip oy kullanırken CHP üyelerinin bir yarısı yani yüzde elliye yakını bir demokrasi şöleni iddia edilen ön seçimlerde üstelik aynı şehirde aynı mahallede yaşadıkları halde oy kullanmadı.
Bu ‘türbülans’ CHP’nin neşesini tahmin ettiğimiz ve Halk TV’den izlediğimiz gibi tamamen kaybettiğini gösteriyor!
Kapalı kapılar ardından dizayn edilen parti ilk büyük ‘s.o.s.’ işareti vermiş oldu.
Gelelim adaylara.
Ankara’da Aylin Nazlıaka birinci sırada çıkıyor.
Harcadığı paranın reklamın haddi hesabı yok! Bir ‘milletvekili’ bu kadar parayı nerden nasıl bulur? Şu anda Ankaralılar’ın sorduğu ve merak ettiği tek soru Aylin Nazlıaka’nın bu kadar büyük reklam gücünü nasıl finanse ettiğidir ve ne iş yaptığıdır?
Bir komedi filmiyle karşı karşıyayız.
Ayrıca Aylin Nazlıaka’nın yeteneklerini zekasını ferasetini Melih Gökçek’le atışmalarıyla tanımayan yok, şöyle soralım, Ankara diyelim beş milyonluk şehir, bu beş milyonun zekasını yeteneğini bilgisini kültürünü bir testten geçirip imtihan etme şansı olsa, Aylin hanımın ilk 4 milyon dokuzyüzbin arasında kendisine yer bulma imkanı yok, ama CHP’de bulabiliyor!
Ankara’da Türkiye’nin bütün büyük sivil kurumları Türkiye’nin en büyük hastaneleri ve akademileri bulunuyor ve Aylin Nazlıaka hepsini sollayıp birinci sıraya yerleşiyor, yaşanan türbülansın büyüklüğü mizahın ölçülerini çoktan aştı. Bu mu Türkiye’den AKP’yi kurtaracak CHP?
Bir seçim en zayıf en çelimsizi en başa nasıl taşıyabiliyor işte CHP’ye sorulan soru bu!
İstanbul’a geçersek, İstanbul’da Halk TV ful çekti gibi. Cemaat kanalından inmeyen Mahmut Tanal’ın başı çekmesi ayrı bir hikaye. Özellikle Ayşenur Arslan ve Uğur Dündar’ın parlattığı öne çıkarttığı adaylar baş sıralara yerleşti.
Demokratız diye diye bazı adayları (şüphesiz hak edeni var etmeyeni var) programlarında eşitsiz şekilde öne fırlatmaları ‘mide bulandırıcı’ydı. Yani Ayşenur Arslan’ın ve Uğur Dündar’ın ‘tanıdığı’ ‘yakını’ devrede olanlar ön sıraları kaptı.
Uğur Dündar malumunuz Ekmeleddin Bey’i bar bar bağırıp postasını koyarak desteklemiş bir yüce ilahlara karışmış ‘ağbimiz’.
Süs kahramanlığı bu ülkede oldum olası çok şeyi gizlemeyi örtmeyi öteden beri başarmış ve hala çözülmemiş bir fenomendir.
Mesela neyi gizlerler? Açıkça bir daha hatırlatalım, Ümit Kocasakal’ı ve Metin Feyzioğlu’nu ‘dışlayan’ CHP bu adayların yerine kimleri özel sevgili biricik ‘kontenjanı’ olarak listelerin en başına koydu!
Asıl facia bu soruları benim dışında soracak bir tek gazeteci yazarın dahi çıkmamasıdır.
Ya da bir şekilde dışlanan Emine Ülker Birgül Ayman Süheyl Batum’lar niçin parti dışına sürüklendi? 
Süs kahramanları bir sorumluluk hissedip izleyenlerine ve CHP’ye bu tür nedameli soru soracak gücü kendilerinde neden bulamazlar!
Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar!
Ve sonra ekranlara çıkıp ‘yahu bu halk hala bu AKP’in peşinden niye gidiyor anlamıyoruz!’ diyorlar.
Halk da enayi!
Ön seçimler şunu gösterdi, CHP’nin o ateşli idealist seçmenleri gitmiş kaybolmuş.
Tepedeki Yeni CHP dizaynı paçalarına kadar sirayet etmiş.
Çünkü CHP seçmeni çok yorulmuş ve elini ayağını bu iflah olmaz ayak oyunlarından usanıp bir kenara çekilmiş.
Halk TV’yi CHP’yi miskinleştiren ‘anlayış’tan CHP seçmeni iğrenip kaçmış.
Bütün sorulara meydan okuyan, göğsünü bütün sorulara açan, harbi dobra dobra konuşan birkaç kişi kalmıştı, onlar da bu seçimde (İlhan Cihaner gibi birkaç istisna dışında) son sıralara düşüp ayıklanmış ve CHP’de bu son ufak tefek çakıl taşı misali ayak bağlarından kurtulmuş oldu.
Kılıçdaroğlu’nu kutlayalım!
Bu hasta hareketsiz kapalı kapılar arkasında dizayn edilen eseriyle ne kadar övünse azdır!
Milletvekili aday seçimleri gösterdi ki CHP’de kan dolaşımı donup kalmış.
Donup kalan hareketsiz miskin kan CHP’deki dizaynın çoktan ‘kangrenleştiğinin’ habercisi.

Nihat Genç
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.