Kadınların fıtratında direniş vardı

Cinsiyetçilik, kadına yönelik şiddet bu yılda Cumhurbaşkanlığından yargıya, medyadan sokaktaki, evdeki erkeklere varana değin kadınların hayatını, bedenini, emeğini, kimliğini teslim almaya çalıştı. Ancak kadınlar, yok edilmeye ve sayılmaya, sömürülmeye karşı sokaklarda olmaya da devam etti.

FITRATTA CİNSİYETÇİLİK, AYRIMCILIK VAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nde yaptığı konuşmada kadınla erkeği eşit konuma getirmenin fıtrata aykırı olduğu açıklaması yıla damgasını vurdu. Kadınların yanıtı gecikmedi. "Kadınların fıtratında direniş var" sloganları 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma ve Mücadele Günü'nün temel şiarı oldu, kadınların öfkesine dönüştü.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Meclis grup konuşmasını 25 Kasım'a ayırdı. Erdoğan'ın sözlerine yanıt veren Yüksekdağ, "Feministlerin, kadın özgürlük mücadelesinin dilini, taleplerini anlayacak kapasiteniz olsaydı, bu tablo olmazdı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin grafiği kadın ölümleri grafiğidir. Bu kadına ve çocuğa yönelik tecavüzler grafiğidir" dedi.

Medya ise bu sözleri görmedi, görmek istemedi. Yüksekdağ'ın çizdiği AKP tablosu yerine, HDP, CHP kadın vekillerinin kıyafetlerinde kullandığı mor renkleri öne çıkardı.

AKP'nin erkek zihniyeti elbette sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerinden ibaret değildi bu yılda da. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın kadınlar için "İffetli olacak. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak" dedi.

AKP'li milletvekillerinin veya yöneticilerinin söylediği sözleri ise sıralamaya gerek yok. En üst düzeydeki yöneticilerin sarf ettiği sözler, hem medyada hem de yargı da etkisini çok geçmeden gösterdi. Erzurum'da eşini bıçaklayarak öldürmeye kalkan bir kocaya, kadının kıyafeti gerekçe gösterilerek cezada indirim uygulandı.


KADIN KATLİAMI VAR

Muhalif kadın siyasetçiler erkek egemen iktidarın lincine uğrarken, kadınlar sokakta, evde, iş yerinde hayatlarını kaybetti. Erkek egemen iktidar kadını aileyle tanımlamadı. Aile kutsandı. Oysa, şiddete uğrayan kadınların çok büyük çoğunluğu, en yakınları, yani ailesindeki erkekler tarafından öldürüldü, tecavüze ve tacize uğradı. Erkekler çeşitli gerekçelerle ve yöntemlerle kadınları öldürmeye devam etti. 300'e yakın kadın yaşamını yitirdi. Kesin rakam ise halen bilinmiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, erkek şiddeti nedeniyle kadınların öldürülmesini asayiş olarak tanımlayarak, kayıt tutulmasının İçişleri Bakanlığı'nın sorumluluğunda olduğunu savundu.

Devlet, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin (İstanbul Sözleşmesi) 1 Ağustos'ta imzaladı. Ancak, kadın cinayetlerinin önlenememesi bir yana yasama, yargı ve yürütme cinsiyetçi uygulamaların adresi oldu. Kadın örgütleri, #kadınkatliamıvar hashtagi kurarak, kadına yönelik şiddeti hem görünür kılma, hem de mücadele etme aracı olarak kullandı. Yine "Meclis Olağanüstü toplansın/Kadın cinayetlerine karşı acil önlem grubu" kurarak, onlarca kentte eylemler yaptı. İstanbul'da kadınlar Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü'nü işgal etti.

Medyada ise kadın katilleri ekranlara çıkarıldı. ShowTV'de program yapan Seda Sayan, daha önce 5 kez evlenen ve 2 eşini öldüren Sefer Çalınak'ı, KanalTürk'te program yapan Songül Karlı eşini tornavidayla öldürmeye teşebbüs eden Yakup Kara'yı televizyona çıkardı. Kadınların öldürülmesini meşrulaştıran programlar, yoğun tepki gördü.

İşçi kadınlar da iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi İsparta'nın Yalvaç ilçesine elma toplamaya giden 17 mevsimlik kadın işçisi, araçlarının devrilmesi sonucu yaşamını yitirdi. 2014 yılında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren kadın sayısı ise 132 oldu.

KADINLAR SINIR TANIMADI

Ortadoğu'da IŞİD'in başlattığı savaş, kadın kırımını beraberinde getirdi. Irak ve Suriye'de işgal ettiği bölgelerde kadınları katleden IŞİD, binlerce kadını köle pazarlarında satılığa çıkardı. Kendilerine biat etmeyen Ezidî Kürt, Türkmen, Arap kadınlar IŞİD'in eline geçmemek için intihar yolunu seçti.

VE YANIBAŞIMIZDAKİLER

Elbette kadın özgürlük mücadelesi sadece iktidarla değil, ezilenlerden yana olduğunu söyleyen erkeklerle de mücadele etmeyi sürdürdü. Kadın örgütlerinin 8 Mart'ta İstiklal Caddesi'nde düzenlenen gece yürüyüşü sırasında, eylem yapan kimi örgütlerle kadın örgütleri arasında tartışma yaşandı.

Yıla damgasını ise Sarıgazi'de bir kadının "fuhuş yaptığı" gerekçesiyle Halk Cephesi tarafından dövülmesi ve görüntülerinin sosyal medyada paylaşması vurdu. Bunun üzerine devrimci, sosyalist ve feminist kadın örgütleri Halk Cephesi'nin kadın düşmanlığını protesto etti.

Yine SKM ve Yeni Demokrat Kadınlar, birlikte mücadele yürüttükleri erkeklerin taciz ve şiddetine erkekleri cezalandırarak yanıt verdi. Avukat Sedat Yurttaş'ın YDK'lı bir stajyer kadına uyguladığı sistematik taciz, mücadelenin bir konusu haline getirildi. Yazılarını yayınlayan Radikal gazetesi Yurttaş'ın yazılarını kesti, Diyarbakır Barosu Yurttaş hakkında disipline gönderilmesi kararı verdi.

İSLAMI KADIN HAREKETİ

İslami çevreden de kadınların mücadeleleri bu yıl daha fazla görünür oldu. Kadına yönelik şiddete karşı Müslüman Kadın İnisiyatifi, kadınların uğradığı şiddete karşı Cuma Hutbesi hazırladı. Müslüman kadınlar, Suriye'deki savaş nedeniyle göç eden kadınların gördüğü şiddeti ve zulmü de kamuoyuna taşıdı. Diyarbakır'da 10-11 Mayıs günlerinde düzenlenen Demokratik İslam Konferansı'nda İslam ve kadın ilişkisi tartışma başlıkları arasında yer alırken, konferans öncesi Demokratik İslam Kadın Çalıştay'ı düzenlendi.

SON SÖZ

 

Tarihi ezilenler yazacaksa eğer AKP'nin halk, emek, doğa, inanç düşmanlığının yanına elbetteki kadın düşmanı tanımlamasını yapacaktır. Hükümette yer aldığı 12 yıl boyunca AKP hükümeti söylemleri ve uygulamalarıyla bu tanımı gerçek anlamıyla hak etti. Kadın özgürlük mücadelesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, AKP hükümetini ve partisini tarihin kadın düşmanlığında üst sıralara yerleştirecektir.

Semiha Şahin/Etkin Haber Ajansı

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.