Çocuk yurtlarında skandallar bitmiyor
Taksim Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nin kapanmasına yol açan fuhuş skandalının emniyet tarafından çözülmesine karşın ‘hükümet zarar görür’ diye kapatılmaya çalışıldığı ileri sürüldü.

Çocuk yurtlarında yaşanan skandalların ardı arkası kesilmiyor. Yaşananlar, “muhafazakâr iktidarın” çocukları, muhafaza edemediğini gösteriyor. Mağdur çocuklar fuhuş batağına sürükleniyor, suç çetelerinin kucağına itiliyor.

Devletin olanı görmezden gelmesi, çocuklar üzerinden rant sağlayanları daha da cesaretlendiriyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2013 yılında kapatılan Taksim Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki çocukların fuhuşa nasıl sürüklendiğini belgeleriyle ortaya koyarken mülki amirlerin tavrı olayı örtbas etmek ve soruşturmanın genişlemesini engellemek olunduğunu ortaya koyuyor.

“Bakanlık, dolaylı olarak da iktidar zarar görür” üzerine gitmeyin talimatı veriliyor, soruşturmada usulsüzlük yapılıyor ve sonrasında adı iddialara karışanlar başka devlet kurumlarına atanarak adeta ödüllendiriliyor.

Yurttan kaçmasına göz yumulan yaşı küçük kızların çalıştırıldığı gece kulüpleri ise adlarını bile değiştirmeye gerek görmeden halen çalışmaya devam ediyor.

ÇOCUKLAR KAÇIRILIYOR ÇALIŞANLAR GÖZ YUMUYOR

Polisin yetkililere ilettiği bilgi notundan, çalışanların yaşanılanları tüm ayrıntılarıyla bildiği ortaya çıkıyor

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili makamlara ilettiği bilgi notunda Taksim Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşananlar tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.

Bilgi notu yurtlardaki skandalların neden ardı arkasının kesilmediğiyle ilgili çarpıcı ipuçlarını da veriyor. İfadelerden, küçük yaştaki kızların sadece yurttan kaçırılmalarına göz yumulmadığı, onların adeta peşkeş de çekildikleri anlaşılıyor

“5 Ocak 2013 günü Taksim B.S.R.M. kurumunda kalan bir grup yaşı küçük kız çocuğu yurttan kaçmak istemiş, kapıları zorlamış, bunun üzerine kurum müdürüyle irtibata geçen bir bakıcı anne durumu Abdullah Karatay’a aktarmış, ondan ‘Ha kaçsınlar. Elebaşılık yapan kaçsın ama yanında masum çocukları götürmesi saçmalık’ şeklinde talimat almıştır.”

SOKAKTA TECAVÜZ

“Yurt bakıcı anneleri kendi aralarındaki görüşmelerde ‘Salmışlar işi anlayacağın he işte’, ‘Asuman Hanım falan da hepsinin haberi var yani’, ‘Abdullah Bey demiş ki, bırakın gitsin’, ‘İki gündür halletmişler, kızı düzdürmeye gönderdin bile bile gönderiyorsun.

Sokakta tecavüze uğramış’, ‘İyi yapmış sokakta olacağını bilmiyor mu?’, ‘Adamların canı, ...m çekmiştir he biraz özlem gidersinler’ şeklinde kaçmalarını sağladıkları kız çocuğunun cinsel istismara uğraması hakkında konuşmuşlar, mağdur olmuş kızlar hakkında aşağılayıcı, alay edici sözler kullanmışlardır.”

“B.S.R.M. kurumundan kayıp bildirimi yapılan İ.K. isimli yaşı küçük kız çocuğu, içinde bulunduğu çaresizlikten dolayı bir gece kulübünde para karşılığı striptiz ve konsomatrislik yapmaya başlamıştır.”

STRİPTİZ YAPARKEN GÖRMÜŞ

Yurt annesi Y.R. birlikte fuhuş faaliyetlerini yürüttüğü S.T. isimli şahısla bir bara gitmiştir. Burada Y.R. kurumdan kaçtığını bildiği İ.K.’yi striptiz yaparken görmüş ve ona “Ne sen beni gördün ne de ben seni” diyerek yaşı küçük çocuğun fuhuşa sürüklenmesine göz yummuştur. S.T. ise, kıza, “Bu gece benimle olursan sana bin lira vereceğim” diyerek cinsel istismarda bulunmuştur.

TELEFONDA ANLATTI

Bir yurt annesi, kaçmasına izin verilen çocuklar hakkında ifade veriyor. Bu bir başka yurt annesi tarafından telefonda anlatılıyor: “Beşiktaş Çocuk Şube olmuş olsaydı, Abdullah Bey gidiyordu, Asuman gidiyordu, Tayfun gidiyordu herkes gidiyordu çünkü bu öyle bir ifade verdi ki anlatamam sana, yani siz resmen kızı sokağa bırakmışsınız, o geri zekâlı hem Apo’yu hem Tayfun’u ipe götürüyordu.”

O YÖNETİCİ ŞİMDİ AKADEMİSYEN

Kapatılan Taksim Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nin müdürü olan Abdullah Karatay 2014 yılının Mart ayında Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümüne “doçent” olarak atandı.

Karatay’ın üniversitenin sitesinde yer alan özgeçmişinde Taksim Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki göreviyle ilgili tek satır bilgiye yer verilmiyor. Karatay hakkında, yurtta yaşanan iddialara ilişkin dava açıldı.

İddianamede Karatay’ın görevi kötüye kullanmak suçlamasıyla 2 yıla kadar hapsi isteniyor. Karatay’ın yargılanmasına halen devam ediyor. Haberle ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Karatay özetle şu iddilarda bulundu:

“Rehabilitasyon merkezinin müdürü değildim. Beyoğlu Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürü idim. Taksim BSRM bizimle aynı binada olduğu için dönem dönem ben vekalet ediyordum. O dönem yönetimde olan cemaat ekibinin sürekli tehditti altındaydım ve o operasyon onların bir organizasyonuydu.’’

Savcılığın yurttaki iddialara ilişkin yürüttüğü bir başka soruşturmanın sonunda ise adı suça karışan çocuklara da dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, 2 çocuğa Karatay’a istenen cezadan daha fazla ceza istenmesi dikkat çekti.

İddianamede, o dönem yurtta kalan 2 çocuk hakkında diğer 3 çocuğu fuhuşa teşvik veya fuhuşa aracılık gerekçesiyle 7 yıl hapis cezası isteniyor. Bu yargılamada halen sürüyor.

GEZİ KORKUSU OPERASYONU KAPATTIRDI

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından açığa alınan, eski İstanbul Organize Şube Emniyet Amiri Said Gök, gazetemize Taksim B.S.R.M.’deki skandalların devlet eliyle nasıl kapatılmaya çalıştığını anlattı. Gök’ün sıraladığı maddeler, devletin mağdur çocuk sorununa nasıl baktığını ve zarar görmemek için hangi yollara başvurduğunu gösteriyor:

Bakanlık talimat verdi: “Ön çalışmayı, İstanbul Çocuk Şube ile birlikte İstanbul Organize Şube gerçekleştirdi. Teknik takibi yaptık, durumu tespit ettik. İstanbul Organize Şube Müdürümüz Nazmi Ardıç, hazırlanan bilgi notunu, dönemin İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’a iletti.

Bakanlığa ve Başbakan’a bilgi gitmemesi mümkün değil. Yurtta ve şüphelilerin adres yerlerinde arama yapacaktık. Ancak o zamanki Vali Hüseyin Avni Mutlu devreye girdi. Bize, çocukların ailelerinin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ve dolaylı olarak da iktidarın zarar göreceği bilgisi iletildi.

Arama yapmamız engellendi. İfadelerin de kamuoyuna yansımanın önüne geçilecek şekilde, deyim yerindeyse gürültü yapmadan alınması talimatı iletildi.”

Usulsüzlük yapıldı: Normal süreçte adli soruşturmanın tamamlanmasından sonra, idari Haber görseliişlemler başlar. Ancak bu süreçte öyle olmadı. Bakanlık müfettişlerinin bu soruna çözüm bulacağı söylendi. Usulsüz olarak adli soruşturmadan önce idari soruşturma başlatıldı.

‘Etrafın toplanmasına izin verdiler’: Müfettişlerin devreye sokulması ve emniyetin arama yapmasının engellenmesi iki şeye neden oldu. Şüphelilerin etrafı toparlaması sağlandı ve şekli önlemlerle yetinildi. Kanayan yaranın, “çocuk yurtları sorununun” üzerine gidilmedi.

Devletin Gezi korkusu: Engellemelere rağmen, çalışmalarımızı sürdürdük. Başka yurtlardan da bilgi alıyorduk. Ancak Gezi patlak verdi. Emniyetin bütün kadrosu olayları bastırmak için seferber oldu. Başka hiçbir şeyle ilgilenilmedi. Ardından da 17 ve 25 Aralık operasyonları yaşandı. Yurtlarda yaşanan sorunlar da rafa kaldırıldı. Pislik halının altına süpürüldü.

8 AY GECİKEN SORUŞTIRMA

Bakanlık köşeye sıkışınca yalan söyledi: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, konuyu kendileri tespit edip, savcılığa yansıtmış gibi “İddialara ilişkin ilk çalışma Bakanlık tarafından gerçekleştirilmiş, ilgililer harekete geçirilmiş, suç duyurusunda bulunulmuştur” açıklamasında bulundu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca, rehabilitasyon merkeziyle ilgili iddialara ilişkin ilk çalışmanın Bakanlık tarafından gerçekleştirildiği, kuruluşun kapatıldığı ve yöneticilerin görevden uzaklaştırıldığı belirtilerek, idari soruşturma kapsamında gerek duyulması halinde ilave tedbirler alınacağı bildirildi.

Bakanlık köşeye sıkışmıştı. Konu gizli kalamayınca, çalışmayı kendilerinin başlattığı algısı yarattılar. Oysa emniyet bilgi notunu yaklaşık 8 ay önce yazmış ve soruşturma Bakanlığın “harekete geçtik” dediği tarihten çok önce açılmıştı.

Kaynak: Erk Acarer/Cumhuriyet Gazetesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.