Çarpık kentleşme sele kapıldı

  "Nesini söyleyim canım efendim..."

İstanbul'da yaşanan güçlü yağmurla tüm yaşamın durması, tam bir karmaşanın ortaya çıkması ile ünlü halk ozanı Serdari'nin bu sözleri aklıma geldi. Tam bir kaos yaşanıyor 'dünya şehri' İstanbulda.

Böyle mi olmalıydı. Dünya haklı olarak, acımayla karışık bizimle dalga geçiyor. Ardı-önü bir yağmur beyler. Ey kenti, ülkeyi yönetenler; utanmalısınız.

Sırça köşklerinde oturup kenti, ülkeyi imar rantına boğan, altyapısız, çarpık kentleşme ile binlerce yıllık kadim kenti sele kaptıran beyler; utanmalısınız.

Bölge olarak altyapısından, tarihi ve kültürel dokusunun korunmasına, içinde insanların yaşadığını, onların sağlıklı bir çevresel ortamda yaşaması gerektiğini unutmadan çağdaş kent anlayışı ile değil, eski evleri yıkıp yerine rantı yüksek yeni binalar yapmayı 'kentsel dönüşüm' olarak gören anlayışı taşıyanlar yarattığının kentten; utanmalısınız.

Kente kimliğini veren insanların anılarına hiç mi saygınız yok. Örneğin bir an için koca Mimar Sinan'ın bugünkü İstanbul'u gördüğünü düşünün. Sizlere ne derdi acaba? Gelecek kuşaklara karşı hiç mi sorumluluk taşımıyorsunuz. Bugünün insanlarının, özellikle İstanbulluların yüzlerine nasıl bakacaksınız?

AVM yapmayı, altyapısız, cilalı yollar yapmayı, vatandaşın geleceğini 'ipotek' ederek yaptığınız köprüleri yaparak 'çağdaş' kent, ülke kurduğunuzu mu sanıyorsunuz? İçinde insanın olmadığı, insanın yok sayıldığı bir kent çağdaş olabilir mi? Her şeyinizi ranta endeksliyeceğimize birazcık dünyadaki örnek kentlere bir bakın. Berlin'e, Moskova'ya zahmet edinde bir bakın. 

Mimarlar Odası ve diğer kuruluşlar kentin tarihi dokusunun bozulmaması, çevre duyarlılığı için çırpınıyorlar. Onlar hakkında bu faaliyetleri ile ilğili soruşturma açacağınıza, ne diyorlar bir dinleyin. Biraz da çevre ve kent duyarlılığı için ortaya çıkan 'Geziciler' ile ilgili iftira atacağınıza, çadırlarını yakacağınıza dokuz fidanın ölümlerinin zeminini yaratacağınıza "ne diyorlardı bir baksaydınız."

Yıllarca el birliği yaptığınız karanlık, ucu emperyalist güçlere dayanan karanlık çeteyle sırf rant ve iktidar kavgası için yarattığınız 'darbe' ortamından faydalanıp çıkarttığınız OHAL sayesinde istediğiniz her şeyi yapar hale geldiniz. Bu sayede en küçük bir karşı çıkışı acımasızca ezmeye çalışıyorsunuz. Bu sayede yeni yeni rantsal dönüşümleri devreye soktunuz. Boğazı doldurarak yeni imar alanları açıyorsunuz, büyük kanal projesine hazırlanıyorsunuz.

"Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" sözü misali bir güçlü yağmurla üstünüzü kapattığınız sırlarınız bir bir dökülmeye başladı.

Aynı denemeleri Başkent Ankara'dada yıllardır yapıyorsunuz. Ama bugünlerde 'sert kayaya' çapmaktasınız. Sizin hiç bir zaman gücünüz bu ülkenin temel değerleriyle oynamaya yetmez. Hele Atatürk'le asla. Haddinizi biliniz. 

Bir yağmurla tüm köşeli sözleriniz, vatan, millet edebiyatınız yerle bir oldu.

Şimdi herkes görüyor; Adalet olmadan hak da olmuyor, özgürlük de. İş de olmuyor, ekmek de. Bu ülkeye barış da, kardeşlik de gelmiyor. Bunların olmadığı yerde yıkım oluyor, ülke sele teslim oluyor.

Bir defasında yazmıştım; ülkeyi sevmek 15-20 metrelik bayrak dikmekle, kahramanlık öyküleri anlatmakla olmuyor. Ülkeyi sevmek, ülke için bir değer üretmekle, gerektiğinde ağır bedeller ödemekle oluyor.

Terörle, terörist örgütlerle hiçbir bağı olmadığı bilindiği halde suçluymuş gibi soruşturulan, yargılanan insanlardır gerçek kahramanlar. İnandığı doğruları yazdığı için tutuklanan gazetecilerdir, başka çare görmediği için, işi, ekmeği için, yaşanabilir bir Türkiye, sele teslim olmayan kentler için ölümü göze alan, belki de son günlerini yaşayan Nuriye ve Semih gibi olanlardır kahramanlar.

Yarın ülkeyi kabusa sürükleyenlerin şarkıları söylenmeyecek, şiirleri yazılmayacak. Kenan Evren'i hatırlayın. Onu mezara koyacak bile insan bulunamadı. Ama Gezicilerin, Cumhuriyetçilerin, Nuriye ve Semih'lerin şimdiden türküleri söylenmeye başladı.

Yarın daha da güçlü söylenecek bu türküler. Hem de tüm kanallarda. Hatta devlete, halka ait TRT'de.

Torun Ahmet Türkmen
abc gazetesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.