Bülent Serim : RTE'ın Yazdığı Oyun Oynanıyor

 Heyetler buluşuyor; liderler bir araya geliyor; her nedense hükümet çalışması olumlu ya da olumsuz bir türlü sonuçlandırılamıyor. Çünkü hükümet kurma çalışması yapılmıyor, senaryosunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (RTE)’ın yazdığı bir oyun oynanıyor.

Son günlerde basından hükümet kurulması için süre hesabı yapıldığını okuyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ahmet Davutoğlu’na hükümeti kurma görevini verdiği 9 Temmuz üzerine 45 gün konulmakta ve hükümeti kurma görevinin 23 Ağustos’ta sona ereceği gibi bir hava yaratılmaktadır.

Anayasa’da hükümeti kurma çalışmaları bir süre ile kısıtlanmamıştır. Anayasa’nın 116. maddesindeki 45 günlük sürelerin ise hükümet kurma çalışmaları ile ilgisi yoktur. Buna göre 23 Ağustos’tan sonra da hükümeti kurma çalışmaları sürdürülebilir.

Peki, Anayasa’daki 45 günlük süre neden konulmuştur? Bu süre Cumhurbaşkanı’na seçimleri yenileme kararı alma yetkisi kazandıran bir süredir. Olayımıza özgü anlatırsak, yeni seçilen TBMM’nde Başkanlık Divanı oluşumundan sonra 45 gün içinde Bakanlar Kurulu kurulamazsa Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

BİR BAŞKA MİLLETVEKİLİNE HÜKÜMETİ KURMA GÖREVİNİ VEREBİLİR

Kuşkusuz ister Cumhurbaşkanı, ister Meclis tarafından alınsın erken seçim kararı verildikten sonra koalisyon çalışmaları sona erer. Erken seçim kararını Cumhurbaşkanı almışsa, tüm partilerin güçleri oranında katıldığı “geçici seçim hükümeti” kurulur. Bu kararı Meclis almışsa bugünkü AKP hükümeti aynen devam eder. Yani AKP hükümeti ülkeyi seçime götürür.

Anayasa’daki “karar verebilir” ifadesinden de anlaşılacağı gibi, 45 günlük sürenin sonunda Cumhurbaşkanı’nın seçimlerin yenilenmesine karar vermesi zorunlu değildir, tümüyle kendi takdirindedir. Eğer Cumhurbaşkanı bu kararı vermezse ve Meclis de böyle bir karar almazsa hükümet kurma çalışmaları da sürer. Hatta Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanırsa, 45 günden sonra bile bir başka milletvekiline hükümeti kurma görevini verebilir.

Kuşkusuz söylediklerimiz anayasal doğrulardır. Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koalisyon hükümeti istemediği, AKP’nin tek başına iktidar olacağı yeni bir seçimi zorlayacağı açıkça ortadadır.

ERKEN SEÇİM KARARININ MECLİS TARAFINDAN ALINMASI TALİMATI

Bu nedenle hükümeti kurma görevini Ahmet Davutoğlu’na çok gecikmeyle vermiş; bu yüzden Davutoğlu koalisyon çalışmalarını zamana yaymıştır. Amaç, olumsuz sonucun sorumluluğunu muhalefetin üzerine yıkmaktır.

Erdoğan, koalisyon hükümeti istememektedir; çünkü Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran bu tür bir hükümet döneminde, şimdilik kendisi olmasa bile yakınları ve yandaşlarına yargılanma yolunun açılacağı tehlikesi bulunduğunu bilmektedir. Bu potansiyel riski göze almak istememektedir.

Üstelik yapılan hesaplar bir erken seçim olasılığında AKP’yi yeniden 276 milletvekili ile tek başına iktidara taşınabileceğini göstermektedir. Çünkü AKP 15 ilde yaklaşık 90.340 oyla birer milletvekili kaybetmiştir. Bu illerde seçimlerin çeşitli oyunlarla AKP lehine döndürülmesi çok zor değildir.

RTE kendisine iktidarı getirecek bir erken seçimi öylesine göze almıştır ki; bunun için Türkiye üzerinde bir kanlı plan uygulanması ve HDP’nin kapatılmasından yana tavır koyabilmektedir. Amaç Doğu ve Güneydoğu’daki oyların hiç değilse bir kısmını yeniden devşirebilmektir.

RTE, Meclis’te grubu bulunan tüm partilerin katılımı ile oluşacak bir geçici hükümetle seçime gitmeyi de istemediği için, erken seçim kararının Meclis tarafından alınması talimatını çoktan vermiştir. Çünkü erken seçim kararını Meclis alırsa seçime, yetkisi hukuksal yönden tartışılacak olmasına karşın Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini karartan kararları almaktan çekinmeyen AKP geçici hükümeti ile gideceğini bilmektedir.

Ne var ki erken seçim kararının Meclis’çe alınmasının önünde bugün için bir engel bulunmaktadır. Meclis’te komisyonlar henüz oluşturulamamıştır.

GERÇİ RTE’NİN İŞİNE DE GELEBİLİR

TBMM İçtüzüğü’nün 95. maddesinde, seçimlerin yenilenmesine ilişkin önergelerin Anayasa Komisyonu’nda görüşüldükten sonra Meclis Genel Kurulu’na getirileceği yazılıdır.

Bu kurala göre, Meclis’in erken seçim kararı alması Anayasa Komisyonu’nun kurulmasına bağlıdır.

Ama hiçbir konuda Anayasa’yı takmayan AKP iktidarı, bu konuda da İçtüzük kuralını çok rahatlıkla göz ardı edebilir. Bu durumda “eylemli/fiili İçtüzük değişikliği” söz konusu olur.

Anayasa Mahkemesi TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya biçim ve esas yönünden uygunluğunu denetlemekle görevli ve yetkilidir. (AY/m.148)

Geçmişte Anayasa Mahkemesi, “eylemli İçtüzük değişikliklerini” başvuru üzerine denetlemiş ve mevcut İçtüzük kuralına aykırı olan bu tür değişiklikleri (fiili uygulamaları), “TBMM çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür” diyen 95. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.

RTE’nin güdümünde olan yeni Anayasa Mahkemesi’nin, İçtüzük kuralına aykırı biçimde Anayasa Komisyonu kurulmadan ve bu kurulda görüşülmeden alınacak bir erken seçim kararına ne diyeceği ise kuşkuludur.

Gerçi RTE’nin Anayasa Komisyonu kurulmasını beklemek işine de gelebilir. Çünkü bu bekleme sırasında AKP hükümeti göreve devam edeceğinden bir sorun söz konusu olmaz. Hatta tam tersine erken seçimde yeniden iktidar olmanın koşullarının yaratılması yönünden bu uzama olumlu sonuç bile yaratabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.