Aile, TV ve internet büyüsü altında

İnsanların büyük umutlarla kapısını çaldığı medyumlar, vatandaşların hem umudunu hem de parasını çalıyor. Binlerce kişiyi mağdur eden medyumluk ve büyü, kişinin dünya ve ahiretini de karartıyor. İlahiyatçı Prof. Dr. Muhittin Akgül, birçok insanın sandığı gibi ailevi problemlerin baş sebebinin büyü olmadığını belirtiyor. Prof. Akgül’e göre insanlar, iradeleriyle kendi ailelerine göstermeleri gereken sevgiyi, ilgi ve alakayı, içten davranmayı yapamayınca, doğal olarak soğukluk, uzaklık araya giriyor. Bunun her iki cins için de böyle olduğuna dikkat çeken Akgül, “Özellikle günümüz insanı yoğun bir şekilde meşgul eden iletişim araçları, telefon, internet, TV gibi, insanı kadınıyla erkeğiyle esir almış durumdadır. En büyük büyüyü bunlar yapmaktadır insana. Ve bunların büyüsüne kapılan zavallı insan, eşinden, ailesinden ilgiyi esirgemekte, sevgi cimriliğinde bulunmaktadır. Bu da sonunda aile fertlerinin birbirinden kopmasına sebep olmaktadır. İş başa düşünce de haydi büyücülere. Hangisi daha etkili(!), hangisininki daha güçlü(!), hangisi daha maharetli(!) diye kapı kapı dolaşır hale geliyor. Parasını da, şahsiyetini de, zamanını da kaybediyor.” diyor. Çiftlerin büyücülere, kâhinlere gitmek yerine oturup ‘Acaba hangi eksik var bu konuda, ne kadar ilgileniyorum, sevgimi ne kadar gösterebiliyorum’ diye empati yapmasını öneren Akgül, sonra da kusurları telafi etmenin en önemli çözüm yolu olduğunu aktarıyor.

RUHUN GIDASI KUR’ÂN-I KERİM’DİR

Prof. Dr. Muhittin Akgül, İslam dininde bu tür şeylerin kesinlikle yasaklandığını ve en büyük günahlardan sayıldığını belirtiyor. Ruhunu güçlü kılacak ve ayakta tutacak sağlam imandan uzaklaşan ve ruhun gıdası Kur’ân okumadan mahrum olan insanın bu boşluğu büyü, kehanet gibi şeylerle doldurmaya çalıştığını kaydeden Prof. Akgül, “Müslüman, başına gelen sıkıntıları çözmek için Allah’a gönülden yönelmeli ve şifayı sadece O’ndan istemeli.” diyor. Bakara Sûresi 102. âyette, bu bilgiyi getiren meleklerin insanları “Biz sırf imtihan için gönderildik, sakın kâfir olmayasınız!” diye uyardığını hatırlatan Akgül, “Bu da büyünün, aynı zamanda küfür sebebi olduğuna da işaret etmektedir.” diyor. Prof. Akgül, “Bir hadisinde Efendimiz, kâhine gidip de ondan duyduklarına inanan ve onu kabul eden kimsenin, kırk gün namazının kabul edilmeyeceğini belirterek, böyle bir işin ne kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekmiştir.” uyarısında bulunuyor.


MANEVÎ KORUNMA İÇİN BU AYETLER OKUNABİLİR

Peygamber Efendimiz (sas)’e de büyü yapıldığını söyleyen Muhittin Akgül, “Allah’ın izniyle O böyle bir büyüden Muavvizeteyn denilen Felak ve Nas sûrelerini 11 defa okumuş, her defasında adeta bir düğümün çözüldüğünü hissetmiş ve rahatlamıştı. Bu yönüyle de bizlere konuyla ilgili bir çıkış yöntemi göstermiştir.” diye konuşuyor. Müslüman’ın bu konuda da ölçüsünün Efendimiz (sas) olduğunu belirten Akgül, şunları tavsiye ediyor: “Allah Rasûlü (sas) her gece yatmaya hazırlandığında iki elini açarak birleştirir, İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyarak ellerinin içine üflerdi. Sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar, ondan sonra yatardı. Bunları, başına gelen insanın kendisi okuyabileceği gibi eşler ve ailenin diğer fertleri de birbirlerine okuyabilirler. Yine ağzı dualı, hiçbir beklentisi ve iddiası olmayan samimi kimselere dua ettirme de bu hususta şifa adına başvurulması gereken yollardan biri sayılabilir. Büyüyle imtihan olan kişi, bu durumu Allah’ın gidereceğine tam olarak inanmalıdır. Bu konuda bir şüphesi varsa, bu okumalar, yalvarmalar ve dualar şifaya vesile olmayabilir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.