Adım Adım Bölünme

 Mezopotamya Vakfı’nın, eğitim dili Kürtçe olan ilk üniversiteyi kurmak için başvurduğu gazetelerde yer aldı. Üniversitenin adı “Kürdistan Üniversitesi” olacakmış. Mütevelli Heyeti’nde, HDP milletvekilleri ile birlikte CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na da yer verilmiş. (Aydınlık, 22.06.2015)

Bölünmenin adımları tamamlanıyor. Bir yandan HDP koalisyon görüşmeleri için sonu bağımsızlıkla bitecek olan “özerkliğin anayasaya konulmasını” koşul görürken, bir yandan ABD destekli PKK/PYD(YPG) güçleri Türkiye’nin güney sınırında koridor oluşturup kuracağı büyük Kürdistan’ın Akdeniz’e bağlanmasına çabalarken, bir yandan da Kürdistan Üniversitesi kurmak için başvurulması, zamanlama açısından size çok ama çok anlamlı görünmüyor mu?

Eğer görünmüyorsa, gözlerin açılması için Kürdistan Üniversitesi kurmak amacıyla başvuran Mezopotamya Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Selim Ölçer’in şu sözünün birkaç kez okunması gerekir: “Çok sevinçliyiz. Bu yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacak.”

ANAYASA DEĞİŞTİ DE BİZİM HABERİMİZ Mİ YOK

Bölünme yalnız etnik yönden yapılmıyor. Toplum artık dini yönden de bölünmüş durumda. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı, çok haklı olarak, “kibir, gurur ve israf abidesi” diye nitelendiren bir eski danışman bile konuşmasına “Ben imam hatipliyim” diye başlıyorsa, artık o ülkenin birlik, bütünlüğünden söz edilebilir mi?

Konumuza dönelim. Eğer bu ülkede hukuk devleti ilkesinin “zırnığı” kaldıysa (ki kuşkuluyum) Kürdistan Üniversitesi kuramazsınız.

Çünkü Anayasa ne Kürdistan adına, ne de Kürtçe eğitime izin verir. Peki, Anayasa değişti de bizim haberimiz mi yok?

Hayır, Anayasa değişmedi. Askeri darbe dönemlerinde olduğu gibi Anayasa askıya alındı, fiilen yok sayılıyor. Bu da bir başka darbe, sivil darbe döneminden geçtiğimizi gösteriyor. Çünkü anayasanın darbe dönemi dışında askıya alınması olanaksızdır.

Anayasa askıya alındığına göre, ne yasamanın ne de yürütmenin meşruiyeti vardır. Çünkü tüm organ ve kurumlar meşruiyetlerini yürürlükteki anayasadan alırlar. Eğer Anayasa’yı yok sayan bu dönem meşru sayılırsa askeri darbe dönemleri için ne denilecektir?

Varsın AKP tarafı, koalisyon görüşmesi için “Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetini” koşul olarak ileri süre dursunlar. Kendilerinin meşruiyeti var mıdır ki Cumhurbaşkanı’nın ki olsun..

Anayasa’ya göre “Kürdistan” adı da olmaz, Kürtçe eğitim dili de…

1) Anayasa’nın başlangıcında, bu Anayasa’nın yüce “Türk Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü” belirlediği, hiçbir etkinliğin “Türk ulusal çıkarları, Türk varlığı, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği” esası karşısında koruma göremeyeceği belirtilmiş; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan bir devlet olduğu vurgulanmış; 3. maddesinde de, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” denilmiştir.

Anayasa Koyucu bununla da kalmamış, 5. maddede, Devlet’in temel amaç ve görevleri arasında “Türk Ulusu’nun bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini korumaya” da yer vermiştir.

Bu kurallar, Anayasa’da üniter devlet yapısının kabul edildiğini göstermektedir.

Üniter devlet, ülke ve ulus bütünlüğünü içermekte ve “tek devlet, tek ülke, tek millet” anlamına gelmektedir.

Kürdistan adı, ülkenin bölünmesini amaçlayanların belli bir bölgeye verdikleri ad olduğuna göre, böyle bir adın üniversiteye verilmesi anayasal yönden olanaksızdır.

2) Üniter devlet yapılanmasını milli siyaset alanında sağlayacak olan, adı konulmuş “tek ulus” ve ulusal birliğin temel öğesi olan “tek dil”dir.

Dil, bir ulusu ulus yapan en önemli öğedir. Ulusal birliğin sağlanması ve tek dilin toplumda birleştirici olabilmesi için de tek dilde eğitim zorunludur. Ortak bir eğitim dili olmadan ulusal birliği sağlamak olanaksızdır. Farklı dillerde eğitim, ayrışmaya, ulusu ve toplumu oluşturan grupların yabancılaşmasına, giderek “düşman kardeşlerden” oluşan bir toplum yaratılmasına neden olur.

YUGOSLAVYA ÖRNEĞİ

Yakın tarih, eğitimde dil çeşitliliğinin ulus ve ülke bütünlüğüne verdiği zararın örnekleriyle doludur. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını, çok sık yinelenen Yugoslavya örneğini anımsamak gerekir.

Anayasa’nın 3. maddesinde, Devlet dilinin “Türkçe” olduğu belirtilmiş; buna uygun olarak ve bunu tamamlayacak biçimde, 42. maddede de, Türkçe’den başka hiçbir dilin, eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk yurttaşlarına “ana dilleri” olarak okutulamayacağı açık biçimde kurala bağlanmıştır.

Bunun hiçbir istisnası yoktur. 42. maddedeki istisna “yabancı dil” ile ilgilidir. Maddeye göre, eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk yurttaşlarına yabancı dil öğretilmesi ya da yabancı dille eğitim öğretim yapılması olanaklıdır.

Kürtçe, “Türk Ulusunu” oluşturan etnik gruplardan biri olan Kürtlerin anadilidir. Teknik ve hukuksal anlamda “yabancı dil” değildir.

Kürtçe “anadil” olduğu ve Anayasa’da “Türkçeden başka anadilde eğitim öğretim yasaklandığı” için, bir üniversitede Kürtçe eğitim dili olamaz.

Üstelik anadil olan Kürtçe eğitime Anayasa değişikliği yapılarak da olanak sağlanamaz. Çünkü Anayasa’nın 4. maddesinde, 3. madde kurallarının değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceği belirtilmiştir.

Unutulmamalıdır ki, yine Anayasa’nın 42. maddesine göre, eğitim ve öğretim özgürlüğü “anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.”

Yine unutulmamalıdır ki, Anayasa’nın 130. maddesine göre, “Üniversiteler ile öğretim üye ve yardımcıları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, milletin ve ülkenin bölünmez bütünlüğü aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez.”

Bu kurallar şunu anlatmak istiyor: Eğitim ve öğretim hakkı kutsal bir haktır. Üniversiteler ve mensupları da her türlü araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak bu hak ve yetki anayasal sınırlar içinde kalmak zorundadır. Bu sınırların başında da çağdaş ve bilimsel yani laik eğitim, Türkçe eğitim-öğretim, ulusal birlik ve vatanın bölünmezliği gelmektedir.

YASAMA ORGANINA ÇAĞRI

Ne yazıktır ki, “Kürt açılımı” denilen emperyalist proje kimilerini Kürdistan üniversitesi kurma pervasızlığına kadar götürmüştür.

Kürdistan üniversitesi kurulabilmesi yasa çıkarılmasına bağlıdır. Yukarıda açıklanan anayasal nedenlerle Kürdistan üniversitesinin kurulmasına izin verilemez.

Çünkü Anayasa’nın başlangıcında, egemenliği Türk Milleti adına kullanan hiçbir organın bu Anayasa’da belirlenen hukuk düzeni dışına çıkamayacağı yazılıdır.

Çünkü Anayasa’nın 11. maddesinde, anayasal kuralların, yasama, yürütme ve yargı organları başta, herkesi bağlayan temel hukuk kuralları olduğu yazılıdır.

Yani yasama, meşruiyetinin kaynağı olan anayasayı görmezden gelip bu ülkenin bölünmesine, bu bağlamda Kürdistan adında, Kürtçe eğitim verecek bir üniversitenin kurulmasına asla izin veremez.

Verirse tarih bunu not eder ve bir gün hesabını acı biçimde sorar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.