Kaybolan Çiçekler..

Yılbaşına kadar ekranda varlığını sürdüren bir programdı.. Cast mıdır, gerçek midir, diye bu tür programlara mesafeli yaklaşanlara söylemiş olayım.. Hepsi gerçekti.. İhbarlar, o ihbarlara gidişimiz, o ihbarları, dosyaları deştikçe içinden çıkan başka başka gerçekler..

Muadili denen programlardan farkı çocuk odaklı olmasıydı.. Bir olay bir çocuğu etkiliyorsa, bir çocuğun hayatına dokunan bir durum varsa o iş dosyaya dönüşürdü.. Muhabirlerinden biriydim.. Düşerdik peşine.. Ekranda da haberciliği bilen, samimi ve anaç bir isim, İnci Ertuğrul olunca her yayın verimli olurdu..

Ve biz ekip olarak çocuklar için bir şeyler yapabilmenin gururunu hissederdik..

Bazen takıLIr, ne yapmalı diye beyin fırtınaları içinde kalırdık.. Hepsi bir çocuğun hayatına dokunabilmek içindi.. Kılı kırk yarardık; çünkü bir çocuğun hayatına dokunmak, onun yarınlarını da belirlemek anlamına geliyordu.. Her şeye reyting olarak bakarsan vebal, sorumluluk duygusuyla dikkatli ilerlersen vicdan rahatlığı olur.. İkinci yolu seçmiştik; haliyle reytingler hafif aşağı meyledince program bitirildi..

Geriye yüreğime işleyen, ekrandan avaz avaz bağırmayı isteyip de sakin sakin anlatmaya çabaladığım o hikayelerin izleri kaldı bende..

Filmlerde olur zannettiklerim hayatın nasıl da gerçeğiymiş meğer, anlamıştım..

Bu kadarı da olmaz dediğin ne varsa, o kadarı da oluyormuş..

Yitirdiğimiz minik yavrular Eylül ve Leyla haberlerini bu gözle takip ettim..

Hani sonu bilirsin de bir umut belki öyle olmaz diye beklersin ya.. Öyle bir bekleyişti..

**

Sonuç kahrediyor.. Hepimiz kahrolduk, kızdık..

Alıştığımız üzere, sosyal medyada tepkimizi dile getirdik..

İktidar kanadından bir açıklama geldi.. Gereken yapılacak, yeni dönemde önceliğimiz olacak, falan..

16 yıl..

16 yıldır sayısız yavrumuzun başına geldi bu ve benzeri olaylar..

Bu nasıl önceliktir ki 16 yıldır hala sırası gelmemiş?

“Bundan sonra da bu konudaki hassasiyetimizi sürdüreceğiz” derken ne demek istediler acaba?

Mesela Meclis’e çocuk tacizlerinin araştırılması için verilen önergeyi reddetme hassasiyeti midir?

Bir vakıfta yaşanan istismar olayının konuşulmasını istemeyip “Vakfın adını kirletmeme” hassasiyeti midir?

Meclis’te verilen önergeyi reddedip gülüp birbirini tebrik etme hassasiyeti midir?

Kanaat önderi diye yutturmaya çalışılan tiplerin kadın bedeni üzerinden rahat rahat atıp tutabilmesine gösterilen hassasiyet midir?

İstismarcıya sırf kravat taktığı için iyi hal indirimi verilmesi hassasiyeti midir örneğin?

İhmaller içinde yüzen yurtlarda çocukların yanması mıdır gösterilen hassasiyetin sonucu?

Çocukları çeşitli cemaatlerin yurtlarına mahkum etmek midir mesela hassasiyet dediğiniz?

Çocuğun -yahu adı üstünde çocuk, sözcükleri art arda kullanırken utanıyorum- evlenebilecek bir varlık olduğunu düşünebilme hassasiyeti midir?

“Küçüğün rızası” demenin dayanılmaz hassasiyeti midir?

**

Bakın ben o çalıştığım programda gittiğim bir şehirde bir genç adamla konuştuğumda bana ne dedi biliyor musunuz? Evli ve 3 çocuğu vardı.. Daha yaşı 24..

“Abla ben 15 yaşındayken evlendim.. Kızlara sormazlar da bana sordular mı zannedersin?”

Şimdi bu konuda ne kadar dikkatli olduğunu iddia eden, çocukların gelin- damat yapılmaması için bir şeyler yaptığını öne sürenler arasında oy hesabıyla onların “düğünlerine” katılmış olan kaç kişi vardır acaba?

**

Ortalıkta pis bir riya.. Her tarafı, her alanı, her yeri sarmış..

Kızıyorsun, sosyal medyandan isyan ediyorsun, sonra kendi çocuğuna sarılıyorsun, o güvendeyse tamam.. Bir başka vakaya kadar o vakayı unutuyorsun.. Çünkü senin çocuğun güvende.. Hayatın akışı devam sende..

Senin bu halini bilen de “Bak valla önceliğimiz bu, bu kez yeminle yapıyoruz, hallediyoruz” diye biraz sırtını sıvazlayacak, sen de sormayacaksın “E daha önce neredeydin? Şunları şunları neden reddettin?” diye..

Sonra gündem dediğin nedir ki gülüm, birkaç saatte bir bakmışsın başka şeyleri konuşmaya başlamışız bile..

**

Riya her yerde.. Hepimizin içine öyle işlemiş ki..

Ötesini berisini, işin uzmanına etraflıca sormadan sesler idam diye yükselmiş.,

İyi de ilk değil ki bu, dedim ya daha önce çocukların başlarına felaketler gelirken, yayın yasağıyla çözülüyordu iş.. O zaman neredeydi bu kadar ses?

Hele ki söz konusu çocuk ve çocuğun hayatı ise emin misin bu rahat rahat konuştuğun şeyin çare olabileceğine? Daha çok çocuğun katledilmesine neden olmayacağı konusunda bir fikrin var mdır mesela?  

Nedir, ne değildir? Kime sordun, kim anlattı? Çözüm ne, nasıl olmalı, diye öncelik ve hassasiyetten bahsedenler bir bilene hiç sordular mı?

Gazla çalışıyoruz, bir süre istediğimiz cümlelerin kuruluyor olması içimizi soğutuyor, sonra bir arpa boyu yol alamadan konu kapanıyor.. Her işte böyle.. Her işimiz böyle..

**

“Küçüğün rızası” ifadesini utanarak duyduk bizler.. Bu iki kelimeyi yan yana getirmeyi normal görenlerden, ilaç niyetine bir hayır bekleyememek de 16 yıldır edindiğimiz tecrübenin sonucu olsun..

Acı ama gerçek..

**

Çabuk unutuyoruz ve başımıza gelen her musibet tam da bundan..

Hayvanlara şiddet uygulayanların insanları da hedef almasının ne kadar büyük bir ihtimal taşıdığını uzmanlar dile getiriyor..

Hayvanlara şiddeti reva gören çocuğa da aynını yapabiliyor..

Hayvana şiddet suçtur kabahat deyip geçilmez, diye canımız yana yana konuşmadık mı Sakarya’da bir yavru köpeğe yapılanı?

Ne oldu? Bunlar kepçe ile yapılacak kesikler değil, diyen uzmanları dinlemeye gerek yoktu.. Bir kepçe operatörünü tutuklamak toplumun gazını almak için yeterdi.. Bir hafta cezaevinde tutuldu ve sonra serbest bırakıldı..  

Sonra seçim meçim derken Eylül’ün acısına kadar pek hatırlayan olmadı, değil mi?

Günah keçisi bulmakta üstünüze yok da..

Bulsanıza o caniyi!

Bir bebeğin, bir çocuğun canını yakınca mı bulursunuz yoksa?

**

Olan Eylül’e oluyor.. Olan Leyla’ya oluyor..

Ve nicelerine..

Gülen gözler solmasın diye her çaba..

Onları korumak, yarınlarını kurtarabilmek için çırpınıyoruz, diyorsun.. Anlatmaya çalışıyorsun.. Anlaşıldın sanıyorsun..

Film yine başa dönüyor..

Kadıyı kime şikayet edeceksin ki?

Riya onu da zehirlemiş..

ÇİĞDEM AKDEMİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.