Tanzimat’ın kudretli liderlerinden Keçecizade Fuad Paşa’ya Fransa’da bulunduğu sıralarda, bir resepsiyonda şunu sorarlar “Dünyanın en güçlü devleti hangisidir? ” Paşa daha cevap vermeden, etrafındakiler “İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya vs.” diye tahmin yürütürler. Keçecizade Fuad Paşa alaycı bir eda ile “Osmanlı Devleti” der. Bu cevap karşısında hayretle karışık şok yaşayan, bu cevabın bir nükte olduğunu düşünen büyükelçilerden biri “Avrupa’nın Hasta Adamı” Osmanlı’nın, nasıl olur da ‘dünyanın en güçlü devleti’ olabildiğine akıl erdiremediğini sorar. Nüktedanlığıyla meşhur Keçecizade Fuad Paşa, bu defa şaka yapmadığını belirten asıl cümleyi söyler. “Vallahi bunca yıldır siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz, yine de yıkılmıyorsa bu devlet dünyanın en güçlü devletidir! ”

Yaklaşık 150 yıldır hak davasında, hakkını aramaktan aciz bir milletin nesliyiz. 1915 sözde soykırım olayları ile ilgili tek kayıt, tek fotoğraf veya tek belge olmamasına rağmen, haksız davasında uluslararası arenada başarı elde eden Ermeni Diasporası bu konuda yalnız değildir. Maalesef onların ustaca yalanları ve yayınlarına, bizim hariciyemizin ve siyasi sahada bilerek veya bilmeyerek, uzun yıllardan beri devam eden gafletimizin de etkisi büyüktür. Ermenilerle dışarıda aynı tasa kaşık sallayan politikacılar, yazar ve gazeteciler bu vebalin sorumlularıdır.

1915 öncesi, Osmanlı Devleti aleyhine Ermenilerle Avrupa’da yapılan pazarlıklar, kongreler, tavizler düne kadar “millet-i sadıka” olan mazlum Ermeniler’i de maalesef Taşnakçı, daha sonra diasporacı Ermenilerin kucağına atmıştır. Fransa’da 4 Şubat 1902 ve 27 Aralık 1907’de yapılan I. ve II. Genç Türk Kongreleri’nde Prens Sabahattin’in maceracı düşünceleri sonucunda, kongre Diasporacı Ermenilerin ekmeğine yağ sürmüştür. Hatalar zinciri devam etmiş, Genç Türk Kongreleri’nden sonra yaygınlaşan muhalefetle II.Abdulhamid geri adım atıp, 23 Temmuz 1908’de II.Meşrutiyet’i ilan etmiştir. Osmanlı azınlıkların lobi faaliyetleri ve örgütlenmeleri karşısında, taviz vererek İmparatorluğu kurtarmaya çalışmış, ama yel kayadan parça koparınca arkası gelir düsturunca, istediğini baskı ve muhalefetle alan azınlıklar, daha fazlasını istemiştir. Kilise tamir ederek, spor müsabakaları yaparak, hepimiz Ermeniyiz diyerek bize madalya takmazlar. Aksine “baskı sonuç getiriyor, devam etmeli” politikası güderler.

Türk halkı, yurt dışında Ermeni meselesi ile ilgili Türk siyasetçileri ve dış işlerinin faaliyetlerinden haberdar değildir. Uzun yıllardır dışarıda kedi, içeride aslan taktiği ile ancak kendi gününü kurtaran, 1915 olayları ile ilgili tabana oturur tezler hazırlamayan, sadece Nisan aylarında Ermeni meselesini gündemine alan, 22 yıl önceki Hocalı ve Karabağ’daki soykırıma dahi sessiz kalan, “bana bir şey olmasın da, benden sonrası tufan olursa olsun” siyaseti güden, hariciye ve istihbaratının Ermeni lobilerle ne görüştüğünden haberi olmayan liderlerin ve iktidar partilerinin, Ermeni diasporasına galip gelme şansı yoktur. Tazminat baskısı daha ağır gelecektir. Bu yükü, kendi devrini kurtarmaya çalışan siyasiler değil, uzun yıllar bu millet çekecektir. Alman Cumhurbaşkanı, Rusya devlet başkanı sizin kara kaşınıza, kara gözünüze göre politika belirlemez. Onlara sunulan tezlere ve devletlerinin menfaatlerine göre siyaset yaparlar.

Ermeniler ellerinde tek belge olmadan yalanla haklı çıkarken, biz belge ve arşivimizle haklı olduğumuz ve doğrularla derdimizi anlatamıyorsak, suç ne Alman cumhurbaşkanının, ne de Putin’indir. Bu mesele partileri ve siyasileri aşan meseledir. Milliyetinizi inkar edebilirsiniz, ama milleti hesaba katmadan politika yapamazsınız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.