Varlık Fonu denetlenemeyen bütçedir

 “Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermede ve gerektiğinde uygulama esaslarını belirlemeye Başbakan yetkilidir” denilen kararı Prof. Dr. Aziz Konukman değerlendirdi. Gazi Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Konukman şunları söyledi:

“Ağustos ayındaki bir torba yasayla aralarında TRT, PTT gibi kamu kuruluşlarının da bulunduğu 100’ün üzerindeki devlet kurumunun Özelleştirme İdaresi’ne devri gündeme gelmiş, ‘vatan satılıyor!’ eleştirileri üzerine bundan vazgeçilmişti. O zaman vazgeçildi ama Varlık Fonu kurulduktan sonra bunun olacağı belliydi. Varlık Fonu bunun için kuruldu zaten. Bugün yapılan da budur. Bu, paralel bir bütçe kurulması demektir. Bir bütçe var bir de ayrıca Varlık Fonu var. Özelleştirme İdaresi Başkanı, Varlık Fonu Genel Müdürü yapıldı. Biliyorsunuz Varlık Fonu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı(ÖİB)’nın sermayesiyle kurulmuştu. Yakında Özelleştirme İdaresi diye bir şey kalmayacak.

SAYIŞTAY DENETİMİ YOK

Yakında kamu özel ortaklığı yatırımları (şehir hastaneleri vb.) ile mega projeler(3’üncü Köprü vb.) de burada toplanacak. Bunlar bütçenin içinde gösterilse muazzam bir yük demek. Bütçe dışında görünecek. Burada Sayıştay denetimi de yok. Hepsinden daha tehlikelisi Varlık Fonu tıpkı Hazine gibi  iç ve dış borçlanma da yapabilecek. Hazine varken ne gerek var buna?

FON, BÜTÇE FAZLASI OLAN ÜLKELERDE VAR

Varlık Fonu bulunan ülkelere bakarsanız bunlar, cari fazlası olan ülkeler, bütçe fazlası verenler ve petrol, doğalgaz, maden gibi değerli bir emtiası olanlardır. Bizde bu üçü de yok, ne var? Kamu malları var. Varlık Fonu’nun var’ı kamunun varlıklarıdır.

 ‘EVET’LERİ SATIN ALMA ÇABASI’

Sezai Temelli, atılan bu adımın amacının, ‘kötü giden ekonomiye, referandum öncesi yapay bir rahatlama sağlamak’  olduğunu söyledi. Temelli, “Yolun sonuna gelindiği ve ekonomide pozitif bir gidiş olmadığı için çeşitli kamu kurum ve kuruluşların kaynaklarını Varlık Fonu’na aktararak teminatlarını oluşturup buna bağlı olarak bir fon havuzu yaratmaya çalışıyorlar. Türkiye kendi mali sığlığını böyle yapay bir mali derinlikle aşmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘KAMU KAYNAKLARI ÇAR ÇUR EDİLİYOR, YETER Kİ ‘EVET’ ÇIKSIN’

Bu yöntemin özelleştirmenin yeni versiyonu olduğunu belirten Temelli, ‘ekonomiye geçici bir rahatlama yaratılmak istenirken kamu kaynaklarının büyük bir risk altına girdiğine’ dikkat çekti. Temelli, hükümetin referandumda ‘evet’ çıkması için çabaladığını şu sözlerle ifade etti: “Bireysel emeklilik sisteminden Merkez Bankası’nın inanılmaz sayıda müdahalelerine, ÖTV indiriminden vergisini peşin ödeyene yapılacak indirime ve ilk 3 aylık SGK primlerini ertelemeye ve Varlık Fonu’na kamu kuruluşlarının aktarılmasına kadar hepsini alt alta koyup değerlendirdiğimizde referandum önceki, ekonomik krizi bir an önce rahatlatma çabasında olduklarını görüyoruz. Bu, ‘evet’leri satın almaya yönelik çabadan başka bir şey değildir. Eldeki tüm kamu kaynakları çar çur ediliyor, yeter ki referandumdan evet çıksın. ‘Hayır’lar önde ve aradaki fark ‘evet’ler lehine kapanmayacak gibi görünüyor. Siyasi atmosfer de bu yönde. Ekonomik kriz de gerçek. Kamunun bütün kaynakları bunu aşmak için seferber ediliyor.”

24 OCAK KARARI

Öte yandan söz konusu kararın, Bakanlar Kurulu’nun 24 Ocak tarihli toplantısında alındığı ortaya çıktı.

Aynı zamanda, yeni Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) nitelendirmeleri de yapılan Fon’la, bankacılık sektöründe doğabilecek krize de müdahale edilebileceği öne sürülüyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.