Zaferden Değil, Seferden Mesulüz!
 “Sosyolojinin babası” İbnî Haldun, “Coğrafya  kaderdir” demişti. Sadece coğrafya mı? Tarih de kaderdir. İnsanın, tek tek insanların, bir kitlenin, bir milletin… 

Coğrafyanız ve o coğrafyayla iç içe tarihiniz; ya olmuş olanlarla geçmişinizdedir ya da olacak olanlarla gelecektedir. Bun/lar/dan, isteseniz de kaçamazsınız. Hayatın devinimi, sizi bir yere çeker ve o yerdeki duruşunuz, “duruşunuzu” belirler. 

Şimdi… Bir hükümetin kurulması için gereken anayasal süre giderek daralıyor. Takvimler 23 Ağustos’u gösterdiğinde ülkeyi seçime götürecek yeni hükümetin ortaya çıkmış olması gerekiyor. Ama şöyle ama böyle, gerekiyor… 

Böyle bir coğrafyaya sahip bir ülkede, böyle bir tarihi arkasında bırakan ve bu coğrafya ile tarihin tesirindeki geleceğe hazırlanan bu ülkede, son gelişmelerden kaçınamayacak en hazır olan kim, kimler peki? Elbette Ülkücü camia, elbette MHP kitlesi, elbette MHP yönetimi, elbette MHP’nin Lideri Devlet Bahçeli

Kaldı ki; ülkücü camia böyle kaotik durumlarda her zaman sosyal karı, ‘’ticari kar’’ın üzerinde tutmuştur. 

Eski Yeşilçam filmleri klişesi gibi olmasın ama gerçekten de “Kader ağlarını ördü”… Türkiye, şu günlerde MHP’nin alacağı tutuma göre bir tarafa evrilecek. Bu, elbette ki, ağır, çok ağrı bir yük, daha doğrusu bir sorumluluk. 

“Tablo”ya bir bakalım…

Kimyası bozulmuş “iktidar” partisinin durumu ortada…

Zaman zaman, band karikatür kahramanlarını aratmayacak kıvamda performans sergileyen bir genel başkana sahip “ana muhalefet”in de hali pür melali herkesin malumu. 

Eli kanlı katillere “katil” diyemeyen “terör sevici” HDP ise vicdanın, insafın, makulün, hukukun, meşruiyetin olduğu yerde adeta yok hükmünde. 

O zaman? Olacak olan bellidir! 

Ülkenin sigortası, milletin umudu MHP, tarihin ve coğrafyanın kendisine biçtiği mühim rolü ifa edecek. 

Şimdi zaman, vakanın adını doğru koymanın zamanıdır. O vakanın adı da, PKK’nın TBMM’deki temsilcisi HDP’yi ne yapıp edip oyunun dışında tutmaktır. Bu; vazgeçilemez, ertelenemez, hafifsenemez bir gerekliliktir. 

Meclis’teki mevcut aritmetiğe bakıldığında ise çözüm ancak MHP’nin inisiyatifi almasıyla sağlanabilecek. 

Tamam, kabul; MHP’nin “AKP’ye destek” görüntüsündeki her duruşunun belli bir faturası olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, HDP’yi yönetim oyununun bir yerine yerleştirecek her türlü çözüm, diğer faturalardan mutlaka daha ağır olacaktır. Unutulmamalı ki, bu “parti”nin hak ettiği; Meclis’te mutlak bir yalnızlığı yaşamak, ilk seçimde de bütün bu “terörsever” hallerinin bedeli olarak barajın altında kalıcı bir şekilde kalmaktır. 

MHP Lideri Devlet Bahçeli bilecek ki, MHP yöneticileri bilecek ki, MHP’liler bilecek ki, Türk milleti bilecek ki; MHP’nin niyeti halis. EvelAllah’ın izniyle de akıbet de hayrolacaktır.

Hem unutmayalım. Biz; seferden sorumluyuz, zaferden değil. MHP’nin tertemiz niyetlerle içinde aldığı bir çözüm formülasyonu, İnşaallah vatan için de, millet için de hayırlı olacaktır. Hayrın da ne olduğu ancak Allah katındadır. Bir Müslüman; mevcut şartlarda neyi ne kadar yapabiliyorsa onu o kadar yapmakla mükelleftir. Zira Yüce Allah, hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez. Herkese yaptıklarının karşılığı mutlaka verir. Dolayısıyla mümine düşen görev, yaptığı işin hakkını vermek ve elinden gelenin en iyisini yapmaktır. Mümin attığı her adımın Allah’ın rızasına uygun olup olmadığına bakmakla mükelleftir. 

Ezcümle; MHP de, elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra sonucu Yüce Allah’a havale etmelidir, edecektir. Biz “seferden sorumluluğu” bu şekilde anlarız. Zafer ise Allah’ın takdir ettiği zamanda nasip olacaktır. 

Zafer Allah’tandır, bize düşen sefer!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.