Ufukta Bir Azerbaycan-Ermenistan Savaşı mı Var?

Diplomaside ülkeler arasındaki ilişkilerde birden bire ortaya çıkan hadiseler genel olarak tesadüfî olmaz. İki ülke arasında cereyan eden iyi veya kötü anlamda ilişkiler bölgesel ve küresel aktörler ile çeşitli faktörler göz önünde bulundurularak bir program dâhilinde yürütülür. Dolayısıyla son günlerde Azerbaycan ile Ermenistan arasında, cephe hattında gerçekleşen çatışmalar da bu eksende düşünülebilir.  


Ermeniler, 1988’de tek taraflı olarak gerçekleştirdikleri referandumla bağımsızlık kararı aldıktan sonra, önce Dağlık Karabağ bölgesindeki Türkler göçe zorlanmış hemen sonrasında da Sovyet destekli Ermeni işgalleri başlamıştır. Bu işgaller neticesinde Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi (DKÖB) ile DKÖB’yi çevreleyen 7 Azerbaycan şehrini (rayon) işgal etmişlerdir. Ermeni işgalleri sonrasında 5 Mayıs 1994’te Bişkek’te bir araya getirilen taraflar arasında ateşkes antlaşması imzalanmıştır.


20 yılı aşkın bir süredir devam eden sorunda, gerginlik artarak devam etmiş, uzlaşma noktasında taraflar arasında –Rusya’dan destek alarak Erivan yönetiminin taviz vermeyen tavrı yüzünden- bir arpa boyu dahi yol kat edilememiştir.


Tarafları uzlaştırma noktasında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili almış olduğu kararları uygulamadaki başarısızlığı kendisini göstermiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin sorunun barışçıl yönlerden çözümü için yetki verdiği ve eş başkanlıkları Rusya, ABD ve Fransa’dan oluşan AGİT Minsk Grubu’nun başarısızlığı da dikkatleri çekmiştir. Ayrıca, taraflar 2008-2012 yılları arasında devlet başkanları nezdinde 14 defa bir araya gelmiş olmasına rağmen görüşmelerde herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir.


2014 yılının Aralık ayında Azerbaycan-Ermenistan arasında cephe hattında sıcak çatışmalar şeklinde kendisini gösteren gerginlik, acaba 20 yılı aşkın bir süredir Güney Kafkasya’da dondurulmuş olarak bekleyen/bekletilen Karabağ sorunu konusunda yeni gelişmeler mi olacak? sorusunu gündeme taşımıştır.


Gerek Azerbaycan’da gerekse Ermenistan’da devlet başkanlığı seçimleri henüz yeni yapıldı. Azerbaycan’da İlham Aliyev, Ekim 2013’te 3. dönem devlet başkanı seçilirken Ermenistan’da yapılan Şubat 2013 seçimlerinde ise, Serj Sarkisyan 2. defa devlet başkanlığını kazandı. Seçimler konusu oldukça önemli çünkü genelde her iki ülke lideri kendi ülkelerinde Karabağ konusunu seçimler döneminde milliyetçi söylemlerle gündeme taşıyarak taraftar kazanma düşüncesinde olmuşlardır. Peki o halde seçimler henüz yapılmışken Ermenistan ile Azerbaycan arasında son günlerde ortaya çıkan gerginliğin sebebi nedir ve/veya ne olabilir?


Son birkaç ay içerisinde Ermenistan-Azerbaycan, Ermenistan-Türkiye ilişkileri temelinde cereyan eden siyasi gelişmeler göz önüne alındığında, bölgenin yeni bir takım gelişmelere sahne olacağının ipuçları kendisini göstermiştir.


Şöyle ki;


2013 Aralık ayında Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Dışişleri Bakanları Toplantısı için Ahmet Davutoğlu’nun Erivan ziyaretinin hem aylar öncesinde hem de hemen öncesinde kamuoyuna yansıyan bilgilerde Türkiye-Ermenistan sınırında demiryolu onarımlarının yapıldığı, İran ve Ermenistan sınır bölgesinde yer alan mayınların kaldırılmasının düşünüldüğü konusu yer almıştır. Bu dönemde tartışılan konulardan birisi de Ermenilerin işgal etmiş olduğu Karabağ dışındaki 5 rayondan çekilmesi olasılığında bir barışın gelebileceği ihtimali üzerinde durulmuştur.


Davutoğlu, Bakü yönetiminin ikna olması halinde barışın kapıda olduğu mesajını vermiştir. Ancak Davutoğlu tarafından Bakü yönetiminin neye ikna olacağı konusu, net olarak ortaya konulmamıştır. Her şeye rağmen ortaya çıkan tabloda Kafkasya bölgesinde yeni bir hareketliliğin henüz başladığının ve bunun da devam edeceğinin sinyallerinin verildiğidir.


Anlaşıldığı kadarıyla küresel ve bölgesel güçler Güney Kafkasya’da dondurulmuş olarak 20 yılı aşkın bir süredir bekletilen “Karabağ Sorunu” ile Azerbaycan-Ermenistan, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması konusunda düğmeye basmış gibiler. Çünkü son dönemde ortaya çıkan gelişmeler bunun sinyallerini gayet açık bir şekilde vermektedir.


Peki sorun nasıl çözülür?


Adı üzerinde “sorun” olan bir konunun çözümü de oldukça “sorunlu” bir çözüm veya tıpkı Suriye örneğinde olduğu gibi “daha çok sorunlu” bir “sorun” olarak da ortaya çıkabilir. Veya yeniden dondurulmaya bırakılabilir.


“Karabağ Sorunu” oldukça çetrefilli bir sorun. Zaten çetrefilli olmamış olsa “sorun” da olmazdı.


Bölgede:


Güney Kafkasya’da Gürcistan’ı Batılı rakiplerine kaybeden, Azerbaycan üzerinde istediği etkinliği kuramayan ve tek kalesi olarak korumaya çalıştığı Ermenistan ile gerek 8 Ağustos 2008 savaşındaki başarısı gerekse 2011’den beri yürüttüğü Suriye politikasıyla bölge politikalarındaki belirleyici aktör olarak Putin’li bir Rusya Federasyonu portresi;


Güney Kafkasya’nın tamamını etki alanı altına almak isteyen, çıkarları ekseninde bölgede istikrarı zorunlu olarak gören ABD ve Batılı müttefiklerin tablosu;


Güney Kafkasya’da hem bir koridor hem de Hazar’ın yanı sıra ülkesinde zengin enerji kaynaklarına sahip, sadece Güney Kafkasya’nın değil Kafkasya’nın tamamının en zengin ve güçlü ülkesi ancak bir taraftan toprakları işgal altında bir taraftan da RF ile Batı arasında denge diplomasisi yürütmeye çabalayan bir Azerbaycan manzarası;


Bir taraftan bölgeyle sınırı ve Azerbaycan’la yakınlığı bir taraftan da Ermenistan’la olan sorunları ile Rusya faktörü karşısında Batı eksenli denge politikaları girdabında diplomasi yürüten bir Türkiye resmi;


Ve,


Bütün bu tablolar içerisinde Picasso’nun kübik resimlerini andıran, Soğuk Savaş sonrasında modern dünyadan bihaber Rusya’nın etki alanında, yoksulluk ve sefalet girdabında küçük hesaplar peşinde koşan zavallı bir Ermenistan gerçeği mevcut.


Yani Güney Kafkasya’da Rusya Federasyonu etki alanı içerisinde bulunan Ermenistan, hem sorunların sebebi hem de çözümü noktasında önemli bir saç ayağı oluşturmaktadır.


Yukarıda ifade edilen bütün bu gerçekler göz önüne alınarak Azerbaycan ile Ermenistan arasında cephe hattında yaşanan çatışmaların top yekûn bir savaşa dönüşüp dönüşmemesi konusunda farklı stratejik senaryolar ileri sürülebilir:



Senaryo 1:  


                   AZERBAYCAN-ERMENİSTAN “DÖRT GÜN SAVAŞI”


- 26 Şubat 2014 Çarşamba sabah saat 6.00 gibi Azerbaycan ordusu DKÖB dâhil olmak üzere Ağdam, Fuzuli, Cebrayil, Kubatlı, Zenglian, Laçin ve Kelbecer’e girer. Devlet Başkanı İlham Aliyev, Ermenistan güvenlik güçleri tarafından karşılık verilmediği takdirde şiddet kullanmayacağını ilan eder. Ancak Ermenistan karşılık verir ve savaş başlar.


- 26 Şubat 2014 Çarşamba saat 15.00’da Bakü yönetimi 5 Ermeni savaş uçağını düşürdüklerini açıklar.


- Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, askeri güçlerinin Azerbaycan hava saldırısı altında olduğunu duyurur.


- Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, devlet televizyonunda yaptığı konuşmasında, bu savaşın tamamen hukuki olduğunu ve Azerbaycan’ın yayılmacı bir politika izlemediğini, Azerbaycan ordusunun zaten birer Azerbaycan toprağı olan bölgeleri geri aldıklarını açıklar.


- Rusya ilk iki gün sessizliğini korur. Bu arada Ermenistan ordusu büyük kayıplar verir.


- Reuters Azerbaycan saldırılarında Ermenistan’ın 1800 Ermeni askerini kaybettiğini açıklar Reuters ayrıca, Erivan hastanelerinde koridorlara taşan ameliyat görüntüleri ile savaş bölgesinden görüntüler yayımlar.


- Türk Kızılay’ı Erzurum ve Kars’ta acil müdahale hazırlıklarına başlar.


- AGİT, ABD ve AB’den bir heyet Moskova’ya hareket etmiştir.


- Savaşın üçüncü günü olan 28 Şubat 2014 Cuma günü Azerbaycan ordusu Zenglian-Mehri hattından Nahcivan’a ulaşır.


- Rusya Ermenistan’la imzalamış olduğu Ortak Güvenlik Antlaşması yükümlülüklerini gerekçe göstererek Gümrü’deki 102. Üs’sünü devreye sokar. 8 Ağustos 2008 Gürcistan Savaşı’nda olduğu gibi saldırı hazırlıklarına başlar. S-300 hava savunma sistemini devreye sokarak yaklaşık 5 bin Rus askeriyle ve16 MIG-29 savaş uçaklarıyla Gümrü üzerinden Azerbaycan’a yönelik harekât için alarma geçer. 


- Rusya ayrıca Güney Osetya ve Abhazya’daki üslerini alarma geçirir, ancak Tiflis yönetimi Gürcistan üzerinden herhangi bir harekâta izin vermeyeceğini açıklar. Bunun üzerine Rusya, Dağıstan Cumhuriyeti’ndeki Azerbaş ile Mahaçkale’deki füzelerini Bakü’ye yönlendireceğini açıklar.


- Putin yönetimi Azerbaycan’a karşı bir askeri harekâtın savaş sonrası Azerbaycan’ı ve RF’nin çıkarlarını tamamen kaybetmek anlamına geldiğini bildiğinden temkinli bir kriz yönetimi sergiler.


- Petrol fiyatları tırmanışa geçer.


- Fransa eski Cumhurbaşkanı Sarkozy Paris’te Ermeni entellektüleriyle birlikte yaptığı bir toplantıda Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik saldırılarını kınayarak “Hepimiz Ermeniyiz” diye slogan atar.


- Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile telefon görüşmesi yapar. Görüşmede Azerbaycan ordusunun işgal edilmiş olan kendi toprakları dışında Mehri’nin de Azerbaycan ordusu tarafından alındığını, bunun yayılmacılık olduğunu ve bu durumun kabul edilemeyecek bir olgu olduğunu konusunda hemfikir oldukları konusunu ele alırlar.


- Putin, 28 Şubat 2014 Cuma günü akşam saatlerinde İlham Aliyev’i arayarak 24 saat içerisinde Mehri’den çekilmelerini ister. Benzer çağrı ABD’de Obama’dan da gelir.


- ABD ve İngiltere acil olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırır. Türkiye arabuluculuk rolü üstlenmek ister ancak Ermenistan ve Rusya tarafından bu kabul edilmez. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İngiltere’nin arabuluculuk rolünü üstlenmesi için girişimlere başlar. Gül’ün girişimleri sonuç verir ve İngiltere arabuluculuk rolünü üstlenir.


- Moskova’da yaşayan Ermeniler Moskova’daki Azerbaycan Büyükelçiliği önünde protesto gösterileri yaparlar.


- Fransa’dan Ermenistan’a yardım gemisi yola çıkar ancak Ankara Fransız yardım gemisinin içinde silah ve mühimmat olabileceği endişesini dile getirerek, geminin geçişine boğazlardan izin veremeyeceklerini açıklar.


- İlham Aliyev, Azerbaycan Devlet Televizyonu’nda bir açıklama yaparak Moskova yönetimin çağrısına uyacaklarını ve  Mehri’den çekileceklerini açıklar.   


- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, çok sayıda yabancı basın mensubunun katılımıyla düzenlediği basın toplantısında, Azerbaycan’ın hukuki olarak haklı olduğunu, sadece daha önce Ermenistan tarafından işgal edilmiş olan kendi topraklarını geri aldığını, bu duruma bütün dünyanın saygı göstermesi gerektiğini açıklar. Bir Slovak basın mensubu Cumhurbaşkanı Gül’e DKÖB’nin durumunun ne olacağını sorduğunda, Abdullah Gül, DKÖB meselesini AGİT’in çözmesi gereği üzerinde durarak: “DKÖB konusu çözülmeyecek bir konu değildir, elbetteki çözülür. Hem AGİT’in önünde uzun yıllar var, mutlaka çözecektir, bekleyelim görelim.” der.


- 1 Mart 2014’te Azerbaycan ordusu Mehri’den kuvvetlerini çeker.


- Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev, 1 Mart 2014 Cumartesi akşam saat 18.00’de ateşkes ilan ettiğini bütün dünya ajanslarına duyurur.


- Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, devlet başkanlığından istifa ettiğini açıklar.


- Moskova yönetimi, DKÖB konusu için yakın bir süreçte tarafları bir araya getirerek barışçıl çözüm arayışları için gayret sarf edeceklerini açıklar.


- ABD Başkanı Obama yaptığı açıklamada: “Bundan böyle Kafkasya’da huzur ve istikrar hüküm sürecektir. Umuyoruz ki, bundan böyle Ermenistan ilişkilerini hem Azerbaycan’la hem de Türkiye ile daha da derinleştirecektir.” der.


- Dışişleri Bakanı Davutoğlu, BBC’ye verdiği bir röportajda Ermenistan’a çağrıda bulunarak, Ermenistan’ın soykırım iddialarından vazgeçmesi halinde sınır kapılarını hemen açacağı vaadinde bulunur.


- Bakü’de Azatlık Meydanı’na 20 metre uzunluğunda devasa bir lham Aliyev heykeli yapılmıştır.


Senaryo 2:


26 Şubat 2014 Çarşamba sabah saat 6.00 gibi Azerbaycan ordusu DKÖB dâhil olmak üzere Ağdam, Fuzuli, Cebrayil, Kubatlı, Zenglian, Laçin ve Kelbecer’e girer. Bakü yönetimi karşılık verilmediği takdirde şiddet kullanmayacağını ilan eder. Moskova yönetimi bölgedeki Ermenilerin can güvenliği konusunda Bakü yönetiminden teminat ister. Bakü yönetimi bu teminatı hem Erivan’a hem de Moskova’ya verir. DKÖB özerkliğini devam ettirir. Bakü yönetimi yedi rayona ve DKÖB’ye kaçgınları yerleştirmeye başlar. Erivan yönetiminin kabul etmesiyle Mehri, Nahçivan ile Azerbaycan arasında serbest geçiş bölgesi olur. Bakü yönetiminde olan Kelbecer rayonu da Ermenistan ile DKÖB arasında serbest geçiş bölgesi olur. Türkiye Ermenistan’a sınır kapılarını açar.


Elbette ki, muhtelif senaryolar üretilebilir.


Bütün çıplaklığıyla ortada duran gerçek, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını haksız-hukuksuz bir şekilde işgal etmiş olmasıdır. Ermenistan işgal ettiği yerlerden çekilmediği/çektirilmediği müddetçe Güney Kafkasya’da tam anlamıyla bir huzurdan bahsetmek hayal olacaktır. 

http://www.turksam.net/tr/makale-detay/881-ufukta-bir-azerbaycan-ermenistan-savasi-mi-var

Doç Dr Şenol Kantarcı
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.