Türkmen Ağa: Dündar Taşer-Fadime Nuran Boztoprak

Orta boylu, kıvırcık kır saçlı, yüzü daima mütebessim, alnında kış ve yaz ter damlaları eksik olmayan, parlak ve canlı gözlerinde zekâ kıvılcımları tutuşan bir adam. Konuşurken gözleri yukarıya doğru çevriliyor, sanki orada kendisine fikirleri ve sözleri en güzel terkipler halinde veren gizli eller var. Bir âlimin dikkati ve titizliği ile bir sanatkârın zarafetini, bir velinin ıstırabını kendine saklayıp sevgi ve şefkati başkalarına sunan diğergâmlığını, bir Türk köylüsünün karşısındakini küçülten tevazu ve mahcubiyetini, bir Osmanlı paşasının vakar ve azametini şahsında toplayabilmek için mutlaka yukarılarda bir kaynaktan ilham alıyor olmalı, çünkü bu vasıfları bir araya getirmek her fâniye nasip olacak gibi değil. Nadir olarak öfkelendiği zaman gözlerini yere iğiyor; belli ki sevginin yukarıdan, öfkenin aşağıdan geldiğini pekiyi anlıyor.” (Erol Güngör)



Erol Güngör Hocamızın “Türk Kültürü Ve Milliyetçilik” kitabını okurken bu betimlemeyle karşılaşmıştım. Bir dostu, bir fikir adamını, bir kardeşi anlatmanın, gözü kapalı kelimelerle resim çizdirmenin en şayan örneğiydi bu cümleler. Erol Güngör bir lideri, Gençliğin liderini anlatıyordu. Bir diğer dost, Ziya Nur ise: “Fena Fi'l - Mille(Milletinin münevveri)” diye tabir ederdi, yukarıdaki lideri.



Ve Başbuğum Alparslan Türkeş de “Türkmen Ağa” diye anardı kendisini.

Kimden bahsettiğimi anlamışsınızdır:



DÜNDAR TAŞER.



Bugün 13 Haziran.



1972 yılında uçmağa varan Dündar Taşer, ülkücü gençliğin ve Ülkücülüğün fikir babalarından birisidir.



Bugün, Dündar Taşer'in adını bile duymayanların olduğuna eminim. Bu benim için çok acı bir cümle; fakat doğru. Çünkü Dündar Ağamı bilen insan, onun fikir dünyasını anlayan ve o dünyaya kendisini kaptıran birer neferler olurlardı. Bugün görülen gençlik Taşer'in arzuladığı, onu tanıyan bir gençlik asla olamaz. Dündar Ağa, öyle bir gençlik istiyordu ki bunu üç unsurda toplamıştı:



İslam ahlak ve fazileti, 


Türklük ve tarih şuuru,



İla'y-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem Davası.



İşte bu unsurları benimseyen, ülküsü haline getiren bir gençlikten bahsediyordu. 

Bugün düşünüyorum da bu unsurlar ya geri plana atılıyor ya da siyasi istismar haline geliyor. Ne kadar yanlış. Bir devir işte böyle batacak maalesef. Bu doğrultuları gerektiği şekilde kullanmazsak Türk milleti, tarihin tokadını yiyecek. 



Bugün Dündar Taşer'i daha iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu gençliğin ona ihtiyacı var. Belki facebooktan, twitterdan anlamaz ama Türk Gençliğinin dilinden çok iyi anlar. 



Türkmen Ağam, sana ihtiyacım var. 



Demir dağı eritecek bir gençliği henüz bulamadım, ama:



Yılmayacağım, 



Yıkılmayacağım, 



Başaracağım,



Başaracağız.



Kabrin nur, mekânın cennet olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.