Türk Siyasetinde İstanbul\'un Rolü-Özcan Pehlivanoğlu

İstanbul sadece Türkler açısından değil bütün İslam Alemi ve insanlık için önemli bir şehirdir. Kurulduğu tarihten bu yana dünya tarihini etkileyecek bir çok gelişme bu şehirde olmuştur.

 

İstanbul; 1918-1922 yılları arası hariç 1453’ten bu yana Türklerin elindedir. Hatta 13 Ekim 1923’te Ankara başkent oluncaya kadar, Osmanlı-Türk Devleti’nin hem başkenti hemde Türk ve İslam Dünyası’nın kalbi durumundadır… Malum halk arasındaki “İstanbul’un taşı toprağı altın !” sözü, bu önemin en veciz ifadelerinden biridir.

 

Böyle bir şehrin, Türk ve dünya siyasetine etkili olmadığı hiç bir zaman söylenemez. Öyleyse biz, İstanbul’un bu önemini bilmeli ve ona göre hareket etmeliyiz.

 

Türkiye nüfusunun %20’sinin üzerindeki kitlesi, İstanbul’da yaşamaktadır. Bu yaklaşık 15 milyonun üzerindeki bir rakama tekabül eder. Bahsettiğimiz nüfus, Anadolu’dan ve Balkanlardan hatta Türk coğrafyasının dört bir köşesinden İstanbul’a göç  edenler sebebiyle bu seviyeye ulaşmıştır.

 

O nedenle; İstanbul, İstanbul’a yaşamak için gelenlerin geldiği coğrafyayı da, siyasi, sosyal, kültürel, psikoloji ve ekonomik açılardan etkilemektedir.

 

İstanbul ile ilgili istatistiklere bakılınca her açıdan korkunç rakamlara ulaşmak mümkündür. Ancak bu güzelim İstanbul, her bakımdan çökmek üzeredir. İstanbullular da bunu çok net görmektedir.

 

Çarpık kentleşme, şehrin betonlaşması, ulaşım sorunları, sağlık meseleleri, alt yapı yetersizliği ve her yıl göç nedeni ile artan nüfus can sıkıcı durumdadır… Şehri yönetenlerde bunları görmekte ancak sorunlar görmezden gelinerek günü kurtarıcı tedbirlerle, İstanbul’a hatta Türk ve İslam Dünyası’na ihanet edilmektedir.

 

Bu obezite ile İstanbul “küt” diye gidecektir ! Deprem beklentisi bunu da içermektedir. Buna karşılık İstanbul yine de hem kendini hem Türkiye’yi hemde etki coğrafyasını sıkıntılardan kurtaracak bir enerjiye ve potansiyele sahiptir. Önemli olan bunu görmek ve değerlendirmektir.

 

İstanbul’a, 2013 yılında 10 milyon 474 bin 867 kişi turist olarak gelmiştir. Aynı yıl ise Fransa’nın başkenti Paris’e 30 milyonun üzerinde turist gitmiş ve sadece Louvre Müzesi’ni neredeyse İstanbul’a gelen toplam turist sayısına yakın  8.5 milyon kişi ziyaret etmiştir. Halbuki, İstanbulumuz Paris’le hiç bir zaman kıyaslanamaz. Öyleyse nedir bizim bu İstanbul’a yaptığımız yada yapamadığımız ?

 

Siyasi partiler ve adaylar, 30 Mart 2014’te yapılacak Yerel Seçimlere giderken, mutlaka İstanbul’u ayrı bir şekilde değerlendirmeli ve İstanbul üzerinden Türk Milleti’ne ve Türkiye’ye mesajlar vermelidir. Bu anlamda siyasetin vereceği mesajlar, Türkiye’nin en ücra köşesindeki mezra ve köylere ulaşacaktır. Hatta bununlada kalmayıp daha da ileri giderek Türkiye’nin etrafında yaşayan soydaş ve akraba topluluklarımıza ulaşacak ve onlar yeni günlere ümitle uyanacaklardır. Bu açıdan bakılınca siyaset için İstanbul çok önemlidir. İstanbul’da iktidar olamayanların Ankara’da iktidar olması büyük zorluklar içerir. Tekrar söylüyorum, bu nedenlerle siyasi partiler ve adaylar İstanbul ile ilgili doğru mesajlar vermelidir.

 

Örneğin; İstanbul’da betonlaşmaya artık son denilmeli ve İstanbul’a tek bir çivi çaktırmayarak, mevcudun korunması ve ıslahı gerçekleştirilmelidir. Mümkünse 3.köprü ve havaalanı inşaatı durdurulmalıdır. Eğer durdurma imkanı yoksa çevrelerinde imara ve doğa katliamına müsade edilmemelidir. İstanbul’a göç yasaklanmalıdır. Sanayi tesisleri Anadolu’da uygun yerlere acilen nakledilmelidir. Tarih ve milli kültür canlandırılmalıdır. Bütün bunlardan beklenen fayda İstanbulluları huzurlu ve mutlu yaşatmak olmalıdır. Çünkü İstanbul’da huzur ve mutluluk kalmamıştır. İstanbul’a gelip giden herkes buna şahittir.

 

Unutmayalım ki; İstanbul’a yeni bir vizyonla hitap edecek siyaset, Türkiye’de iktidar olacaktır. Eğer biz İstanbul’u ıskalarsak İstanbul’da bizim üzerimizi çizecektir. Türkiye’yi sorunlarından arındırmak ve sıkıntılarını hafifletmek istiyorsak, İstanbul’a ihtiyacımız vardır. Son söz; geleceğimiz hakkında İstanbul önemli kararlar verecektir. Bunu Kabul ediyorsak, gelin o zaman; hem İstanbul’u dinleyelim hem de İstanbulluyu ikna edelim… Ancak Orhan Veli’nin  meşhur şiirinde dediği gibi “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” gibi olmasın!

 

 

Özcan PEHLİVANOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.