Türk Milliyetçiliği ve Sinema- Müjdat ÖZTÜRK
 PROPAGANDA ARACI OLARAK SİNEMA:DAĞ 2

Görsel gücü ile toplumları etkileme potansiyeline sahip sinema özellikle siyasi, ideolojik ve kültürel propaganda vasıtası olarak kitleleri tesiri altına alan güçlü bir kitle iletişim aracıdır.

Sinemanın propaganda gücünü ilk keşfeden Naziler olmakla birlikte Amerikan sinema sektörünün oluşturduğu kültürel propaganda gücü doğru kullanılması halinde sinemanın siyasal düşüncelere sağlayacağı katkıyı göstermesi bakımından yol göstericidir.

Neredeyse temel bir kural olan ABD bayrağının her filmde en az bir kez gösteriliyor olması Amerikan kültür yayıcısı konumundaki Amerikan sinemasının değişmez kuralları arasındadır.

Kendi kültür ve yaşam modelini bütün dünyaya empoze eden ABD sinemayı etkin bir güç olarak kullanmaktan kaçınmamaktadır. Sinema, ABD’nin küresel hâkimiyetinde sahip olduğu en etkili silahlardan birisidir. Amerikan kültürünü küresel ölçekte kalıcı ve güçlü kılan sinemanın zihinlere tesir eden büyüsü  

Sinema, kitleleri etki altına alabilen, hangi fikir ve düşünce olursa olsun sinema tekniği içerisinde kitleleri yönlendirebilen bir sanat dalıdır.

Bir yanıyla ABD dış siyaseti ile de paralellikler içeren ve bu siyasete göre şekillenen Amerikan sinemasının bir amacı da ABD menfaatlerini korumak, kollamaktır.

Dünyayı uzaylılardan kurtaran, salgın hastalıklardan koruyan, dünyaya çarpacak meteoru durduranlar hep Amerikalılardır.

**

Gücü Amerikan sineması üzerinden kabul edilen sinema Türk Milliyetçileri açısından ne ifade etmektedir?

Türk Milliyetçileri fikirlerini topluma ulaştırmada sinemayı, tiyatroyu ne ölçüde kullanmaktadır?

Kitle iletişim araçlarının toplum üzerindeki etkisi dikkate alındığında Türk Milliyetçileri mesajlarını topluma ulaştırmada sinemayı kullanmayı neden düşünememiştir?

Bu sorular çoğaltılabilir…

**

Hafta sonu gişe rekorları kırarak Türk sinemasında büyük şaşkınlık yaratan Dağ 2 filmini izledik.

Dağ 2 Özel Kuvvetlerin ortaya koyduğu kahramanca mücadelenin bir kesitini ele alan ve sınır ötesinde insani kurtarma operasyonunu konu alan bir devam filmi.

Er Ryan’ı Kurtarmak filmini hatırlatıyor olsa da 15 Temmuz darbe girişimi ve Türkiye’ye karşı başlatılan küresel kuşatmanın da etkisiyle oldukça yoğun duygusal mesajlar veren ve milli duyguları okşayan Dağ 2 filminin seyirciler üzerinde yarattığı tesiri film çıkışı görmek mümkün.

Aslında terörle haklı mücadelesini sanat üzerinden topluma aktaramamış Türkiye’de Türk askerinin kahramanca mücadelesini üstelik de savaşı kutsamadan yaparak başarılı biçimde beyaz perdeye aktarmayı başaran Dağ 2 güncel meseleler üzerinden etkili bir mesaj da veriyor.

Ordu-vatan ilişkisinin filmin her karesine yayıldığı film de şehit Ömer Halis Demir’in düşünülmesi çok güzel bir düşünce. Fırat Kalkanı operasyonu ile çocukları sınır ötesinde beka mücadelesi veren bir ülkede Dağ 2 filmi zamanı sanki doğru hesaplamış gibi.

İlk filmi seyretmemiştim ama Dağ 2 Türk askerinin dağlarda ortaya koyduğu mücadeleye odaklanan, o askerlerin bu süreçte yaşadığı fiziksel ve ruhsal sürece de dikkat çekmeye çalışan bir film.

Filmin coşkuyu zirveye taşıdığı anlar var.

Özellikle Türk bayrağının dalgalandırılması, IŞİD zulmünden kurtarılan Türkmenlerin Türk bayrağını gördüğünde ortaya koyduğu sevinç gösterisi ve keskin nişancının Atsız’ın şiirlerinden mırıldanması benim açımdan filmi seyredilir kılmaya yetti de arttı bile.

Bir film eleştirmeni olmadığım için filmin sanatsal değerini tartışacak değilim. Ama öyle basit bir Cüneyt Arkın filmi olmadığını da söylemek lazım.

Film boyunca askerlerin “Görev mi doğru olan mı” hesaplaşması ve timin renkli kişilikleri filme renk katmış.

 Dediğim gibi film seyredenleri tesiri altına alan, milli duyguları okşayan duygusal bir film.

Bir sinema filminin milli duygular üzerinde oynadığı rol açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir film.

Elbette filme dair birkaç eleştirim var.

Filmi seyrettikten sonra iktidar ve seyirci arasında bir bağ kurulması mümkün.

İktidar tipi bir milliyetçiliğin pompalandığı iddiası pek temelsiz sayılmaz.

Ayrıca filmde geçen bir cümle zihinlerde ciddi sorular doğurabilir.

“Askeri önce hapse attınız, sonra çıkarıp kahraman yaptınız”.

Türkiye’nin yakın süreci hatırlandığında sorunlu bir cümle olan bu ifadenin bir Özel Kuvvetler mensubuna söyletilmesi daha da can sıkıcı olabilir.

Neyse, benim dikkat çekmek istediğim husus Dağ 2 filmi üzerinden sinemanın toplumsal etkisi.

**

Filmi seyrederken bir yandan da seyircileri izliyor ve tepkilerini ölçmeye çalışıyorum.

Daha başlangıçtan itibaren izleyenler filmin etkisine kapılarak film boyunca değişik refleksler ortaya koyuyorlar.

Filmin sonunda herkes İstiklal Marşımızı okuma noktasında.

Bu tepkileri anlamaya çalışıyorum çünkü Türk Milliyetçiliğini sadece siyaset üzerinden iktidara taşıma yöntemine dair itirazlarım var.

Türk Milliyetçileri sinemayı, tiyatroyu kullanamıyor.

Türk Milliyetçileri haklı mücadelelerini sanat eserleri üzerinden kitleselleştiremiyor.

Türk Milliyetçileri algı oluşturamıyor, oluşturulan algının kurbanı oluyor.

**

Türk Milliyetçileri bütün enerjisini parti içi iktidar kavgasında harcamak yerine başta sivil toplum olmak üzere sinema, tiyatro gibi sanat zemininde de mesajlarını topluma ulaştırmayı denemelidir.

Sinemanın gücü orta yerde karşımızda dururken Türk Milliyetçilerinin bu sahayı terk etmesi ve en ufak bir çaba göstermesi anlaşılır bir şey olamaz.

Hazır Sayın Bahçeli’de Türk Birliği demişken biraz da Türk dünyasına kafa patlatırsak Türk Milliyetçileri ile Türk Dünyası arasında kurulacak sağlıklı ilişkilere de öncülük etmiş oluruz.

Eğer yazarınız, çizeriniz, sinema ve tiyatro sanatçınız yoksa ve haklı mücadelenizi kitaplar yoluyla, sinema ve tiyatro eserleri yoluyla kalıcı hale getiremişseniz geleceğiniz nokta bugünden farklı olmaz.

Müjdat ÖZTÜRK 30-11-2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YAVUZ KOCA 5 gün önce

Sanat ülkücü camianın en büyük eksiklerinden. Sinema eleştirmeni değilim demekle birlikte çok sağlıklı bir analiz ve eleştiri yapmışsınız. Ülkücü şehidimiz Mustafa Pehlivaoğlu’nun hayatını anlatan iki adet sinema filmi yapıldı son iki yılda. Kaç kişi seyretti? 1977 yılında Erzurum Ülkü Ocakları olarak kendi arkadaşımzın yazdığı ve kendimizin rol aldığı bir tiyatro (YARA) oyunu sahneye konmuştu. Benim de rol aldığım oyun Doğu Anadolu’nun birçok il ve ilçesinde defalarca sahneye konulmuştu. Salonlarda yer bulunmuyordu ve heyecan doruktaydı.
Türk Milletinin temel sıkıntısı millilikte ve milliyetçilikte süreklilik olmamasıdır. Dün küfrettiklerini bugün övenleri alkışlayabiliyoruz. Ülkücüler med-cezir yaşıyor. Bizi düşman belleyenlerle birileri dost olduğunda kafalar karışıyor.