Öne Çıkanlar mhp akp gazete2023 pkk fenerbahçe

Tony Blair: Sterlinleri Hemen Sıfırlayın..
Montaj Tapeler ve Paralel Kâbuslar

İngiltere Başbakanı Tony Blair, büyük oğlu Euan’ın Türk eşi Suzan’ın yaptığı menemeni yerken bir yandan da sinirlerini dizginlemeye çalışıyordu. 10 yıldır başbakandı ama hâlâ ülkeye hakim değildi. Güya kendinden habersiz Thames Nehri kenarında arazi bile satılmazdı. Hışımla sekreterine TOCI (Total Condo Institution) müdürünü bağlamasını emretti:

-Ne yapmışım efendim!

-Londra’nın göbeğindeki kupon arazileri benim demediğim bir adama satmışsın!

-Efendim 82 milyon verdiler ne yapayım?

-Satışı iptal et!

-Bundan sonra da kupon arazileri satarken benden ‘okey’ alacaksın!

-Tabii efendim. Özür dilerim efendim.

29 Ocak 2004

Bir başka zor gündü. Blair elinde beyzbol sopası, ayakta şaşkın bekleyen sekretere döndü:

-Londra Belediye başkanını bağla.

-Bak Boris, dün Landlord seni şikâyete geldi. Hyde Park’a inşaat izni vermemişsin.

-Evet efendim. Adam Hyde Park’a AVM yapacakmış.

-Yapsın ne var. Orası çok büyük zaten... Bir de tarihî geçmişinde orada Cantonment varmış. Aslına döndürecek. Hem AVM, hem tarihî müze...

-Efendim o zaman Buckingham’ı da aslına çevirelim.

-Aslı ne ki oranın?

-Malumunuz büyük kısmı kraliyet ahırıydı.

-Boris konuyu saptırma. Ben Hyde Park’ı çok gezdim. Bi market bile yok. İhtiyaç yani! Ben Londralıları düşünüyorum.

-Efendim, Hyde Park’ta ‘AVM yapılmasın’ diyen göstericilere gaz sıkılmasını istemişsiniz. Hatta benim onlarla iletişim kurmamı bile istememişsiniz?

-Evet Boris, bakan da saatlerce yalvardı gidip şunları sakinleştireyim diye, bakanı kovdum. Sonuçta Oxford Caddesi’nde biraz cam çerçeve inerse seçimlerde işime yarayabilir.

-(küt)

-Aloo alo Boris!.

2 Şubat 2004

-Nicky (Blair’in ortanca oğlu): Babacım Rusya’dan doğalgaz taşıyacak müteahhit geldi.

-E...

-Sizin dediğiniz kadar komisyon vermek istemiyor. 10 milyon sterlin vereyim diyor.

-Hayır oğlum, hayır alma, kendisi bize ne dediyse onu getirsin. Başkaları getiriyor da o niye getiremiyor, laf mı? Bunlar ne zannediyorlar bu işi. Neyse kucağımıza düşecekler merak etme.

21 Mart 2004 “ALO VICTOR”

Blair sinirlidir, pazar sabahı olmasına rağmen kiliseye bile gitmemiştir.

Sekreter Blair’e yaklaşır:

-Efendim Sky News’ten Victor.

-Alo Victor ne oluyor ya!

-Buyrun Sayın Başbakan.

-Şimdi altyazılara bakıyorum II. Elizabeth’in laflarını geçiyorsunuz.

-Efendim şunu diyor ama: ‘Başbakan, İngiltere’yi huzura kavuşturacak adımlar atsın. Birinci görevi budur.’

-Ya ben bu ülkede ne yapıyorum ki? Huzurun teminatıyım.

-Efendim haber tabii son dakika...

-Victor yemişim son dakikanı, bir daha beni aratmayın.

-Tamam efendim. Bir daha olmayacak efendim. Kendime gerekeni derhal yapacağım efendim.

“ALO MOSTRA”

Blair’in öfkesi dinmemiştir. Sekreter araya girer:

-Morning Star yönetmeni, buyrun.

-Alo Mostra!

-Buyrun efendim !

-Gazetene bakıyorum. Kalkmış beni eleştiriyor. Bunun buralarda yer almaması lazım, bu adam böyle bir sezonlar peşinde koşuyorsa, hadi güle güle, o sezonu yakalayacağı bir yere gitsin.

-Derhal yollayalım efendim.

-Yapın yani, gereği neyse onu da yapın yani, uzatmaya gerek yok.

-Bir de bir kadın var ya!

-Hangisi efendim.

-Bana ‘Tanrı tekmesinin sedası yoktur! Bir vurdu mu, kaçanı yoktur’ falan demiş.

-Bu yazılar sizin kontrolünüzden geçmiyor mu ya, siz her yazıyı koymaya mecbur musunuz?

-Yani orada bir şey oldu efendim, ihmal oldu! İlgileneceğim efendim!

19 Mart 2004

Blair, kahvaltıda M15 başkanının bıraktığı 3 sayfalık raporu inceliyor.

“...Kabinedeki bazı bakanlar bir Alman ajanıyla sürekli görüşüyorlar... Ciddi rüşvetler söz konusu... Altın dolusu uçak... AVM tuvaletinde ayakkabı kutularında rüşvet... 200 bin sterlinlik Zofar Patek marka saat... British Airways ile silah nakliyatı...” Dizlerini titreme sarmış, alnından ter boşalmıştı.

8 Nisan 2004 MALUM GÜN, Saat: 00.35

İngiltere İçişleri Bakanı Ethan Lela, M15 başkanını arıyor.

-Bak Jonathan, sakın Mr Blair’in oğlu Nicky’in evini basmayın!

-Nasıl olacak savcı emir verirse?

-Emri boşverin hiç bi kere hiç bi kere... Basmaya kalkanı görevden al! Söz dinlemezlerse vurun!

-Ya savcı...

-Onu da al.

-Ama yasalara aykırı, suç işlemiş oluruz!

-Ya boşver yasaları, sen çiğne hemen yeni yasa yaparız.

6 saat sonra

Tony Blair, 10 yıllık başbakanlığında hiç böyle bir gece geçirmemişti. Keşke her şey rüya olsaydı ama artık çok geçti.

Normal telefonla arayamazdı. Çekmeceden kriptolu telefonu aldı. Oğlu Nicky, Liverpol’da malikânesindeydi. Defalarca çaldırınca nihayet telefonu açtı. Babasının sesindeki kısıklık ve aşırı yumuşaklık bile Nicky’i uyandırmamıştı.

-Buyur babacım!

-Oğlum bazı bakan oğullarının evini polis ve M15 basmış, vaziyet çok kötü, paraları bulmuşlar. Kuzenlerini çağır, yardım etsinler, senin evdeki sterlinleri hemen sıfırlayın, hepsini sıfırlayın.

-Benim param yok babacım?

-Evladım bodrumdaki kasalarda ne vardı?

-Ha.. kasalardaki senin paralar...

-Evet oğlum.

-Babacım sıfırlayalım da nasıl olacak kamyon lazım?

-Oğlum böyle şeyleri telefonda konuşma.

Tamam babacım artık para falan konuşmam.

13 saat sonra

Nicky: Buyur babacım.

Blair: Ne yaptınız oğlum, tamamen sıfırladınız mı?

-Babacım havanın kararmasını bekledik. 1 milyarı sterlini M15 arabasıyla sağolsun Jonathan amca aldırdı. Kuzenler yardım etti. Kağıt imha makinesiyle ne var ne yoksa doğradık. Paraları sıfırladık ha ama 40 milyon sterlin kaldı. Bu meret bir yere sığmıyor ki...

-Onu da yok edin.

- Thames Nehri kenarından birkaç malikâne daha alalım mı?

-Olur oğlum olur.

15 Aralık 2004 17.00 (Courtesy of Wuat Avni)

Blair, eşi Cherie ve İçişleri Bakanı Ethan Lela ile 10 numara’da balkonda 5 çayı içiyor.

Ethan: Böyleyken böyle. Tapeleri Türk televizyonu TRT yayınlamış.

Blair: Ne yaparız ki?

Ethan: Tekzip edelim, muhtıra verelim.

Blair: Ne tekzibi idiot! Buna sen de mi inandın!

Off of! ... Hiç iyi değilim. Sürekli halisünasyonlar görüyorum. Hapsız uyuyamıyorum. Gözümü yumuyorum, füze ve roket dolu TIR’lar üstüme üstüme geliyor. Sıçrayıp kalkıyorum. Psikolojim bozuldu.

Cherie: Ben dedim sana biraz dinlen. Söz dinlemiyorsun. Bir psikolog çağıralım.

-Onu kastetmiyorum. Ben halkın psikolojisiyle ilgileniyorum. Olanları halka nasıl izah edeceğiz. Normalde tası tarağı toplayıp kaçmam lazım.

Ethan: Efendim bırakın bu Japon ahlakını. Ben biraz çalıştım. Uzmanlarla görüştüm. Yapmanız gereken birkaç kural tavsiye ettiler ki daha önce Hitler denemişmiş.

-Nasıl?

-Öncelikle tüm iddiaları yalanlamanızı ve montaj dublaj demenizi tavsiye ediyorlar. Hatta Nasa’dan bunların montaj olduğuna dair belge istemenizi öneriyorlar.

-Bunlar salak herhalde NASA’yı TÜBİTAK’la karıştırıyorlar.

-Başka?

-Bir düşman üretmenizi ve sürekli onları gündeme getirmenizi ve tüm bunların Almanlar’ın bir oyunu olduğunu söylemenizi istiyorlar.

-Yani yalan atacağız?

-Siz bunda başarılısınız. Ben bir 2 milyar sterlin yalanını bile yüzüme gözüme bulaştırdım. Ama siz bu işte 10 numarasınız. Aynı yalanı defalarca ve her defasında daha da güçlü seslendirmenizi istiyorlar. Medyayı iyi kullanırsanız İngiliz halkı biraz ..hımm... anlattıklarınıza inanacaklardır efendim.

-Evet Ethan, ben de öyle düşünüyorum.

-Sana her yetkiyi veriyorum. Ülkeyi savaşa bile sokabilirsin, Fransa’dan bize füze attırabilirsin. Ülkeyi bölüp yarısını İskoçya’ya ilhak edebilirsin. Yeter ki bana ve aileme bir şey olmasın! Mission Impossible but sen Ethan’sın...

Blair hakimiyet kurduğu gazetelere ve TV’lere yeni düşmanını işaret eder. Ve saldırı başlar. M15, haber havuzu oluşturur, gazete ve TV’lere servis başlar. Kampanya sahipleri çok mutludur. Nicky sevinçle babasını arar:

-Babacım Zarhad iyi çalışıyor. Manşetleri o atıyor, yayın yönetmeninin tek ilgisi maaş ve viski. Ama malzeme yetmiyor. E her gün yeni manşet... diyorlar.

-Ne istiyorlar?

-Hele daha çok malzeme gelse diyorlar.

-Tamam oğlum M15 başka bir iş yapmıyor ki!

Yukarıdaki yazı yayımlandıktan 12 saat sonra

Tony Blair elindeki iPad’i fırlatıp sekreterine bağırır:

-Bu ne ya töbe töbe! Kızım, bana Zaman Gazetesi Yorum Editörü’nü bağla!

-Buyrun Sayın Başbakan.

-Miss Bukhet, sizde bir yazı var bugün.

-Evet efendim.

-Yazı anlıyorum ironik ama bunun yalanı beni tirim tirim terletti. Hallelujah yani. Umarım böyle bir ülke yoktur.

-Yok efendim müsterih olun. Yazı tamamen montaj hatta dublaj.

-İyi o zaman Miss Bukhet, ama yine de benim adımı böyle şeylerle anmayın. Ailem var, çevrem var, eh onurum var. Şoke oldum. Bu dediklerin yüzde biri başıma gelse utancımdan Güney Kutbu’na kaçardım.

-Buralar farklı efendim. Bizde olsa bunları yapanı Cumhurbaşkanı yaparlar.

-Yani siz Türkler enteresan... Neydi ya... bizim gelin Suzan’ın söylediği atasözü, yevızz...?

-Şey efendim ‘Yavuz Hırsız ev sahibini bastırır’

-Yes yes ancak siz Türkler you can...

(Kabinesindeki bir bakanın 13 bin sterlinlik usulsüzlüğünü görmezden gelmeyen eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’e saygılarla...)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.