Suudi monarşisinde taht oyunları

Suudi Arabistan’da 11 prens, 4 bakan, çok sayıda eski bakan ve üst düzey yöneticinin gözaltına alınması ile başlayan operasyon, gözleri dünyanın bir numaralı petrol üreticisine çevirdi. Operasyonun görünen gerekçesi yolsuzlukla mücadele. Gözaltına alınanalar, Cidde'de 2015 yılında gerçekleşen büyük sel felaketi ile ülkede yayılan Corana Virüs hastalıkları ve çeşitli yolsuzluk olayları ile suçlanıyor. Operasyonu yürüten de veliaht prens Muhammed bin Selman’ın başında olduğu yolsuzluk komisyonu. Son birkaç yıldır Suudi Arabistan monarşisinde yaşananlara bakıldığında tüm bu kargaşanın altında yolsuzlukla mücadele değil, önümüzdeki on yıllar boyunca Suudi Arabistan monarşisinin geleceğinin şekillendirildiği bir taht kavgası olduğunu söylemek mümkün. Taht oyunlarının merkezinde de yolsuzluk komisyonunun başında olan veliaht prens Muhammed bin Selman var.

Babası kral olduktan sonra Muhammed bin Selman'ın önü açıldı ve sonunda veliaht prens ilan edildi.


BİR PRENSİN YÜKSELİŞİ
23 Ocak 2015’te eski Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın ölümünün ardından yerine kardeşi bugünkü kral Selman bin Abdulaziz bin Suud geçti. 2012’de veliaht prens olarak ilan edilen Selman’ın kral olması beklenen bir durumdu ancak yönetime geçtikten sonraki icraatleri Suudi monarşisinde taşları yerinden oynattı. Kral Selman tahta oturur oturmaz oğlu Muhammed bin Selman’ı Savunma Bakanlığı’na getirdi ve sonraki atamalarla da Salman’ın önünü açtı. Özellikle de ekonomi ve savunmada git gide Muhammed bin Selman tek karar verici konumuna geldi. Onbinlerce sivilin ölümüne neden olan ve halen devam eden Yemen’de Şii Husilere karşı Suudi Arabistan öncülüğündeki savaşın komutanlığını Muhammed bin Selman yürütüyor.

TAHT SIRASI TEPETAKLAK
Muhammed bin Selman’ın giderek güçlenmesindeki asıl kritik tarih ise 21 Haziran 2017. Kuruluşundan itibaren Suudi Arabsitan’da taht, hanedanın en büyük üyesine genellikle de kralın kardeşine geçmesine rağmen, kral Selman, eski Kral Abdullah’ın yeğeni Muhammed bin Nayif’in yerine 31 yaşındaki oğlunu veliaht olarak ilan etti.

TRUMP’IN KRİTİK ZİYARETİ
‘Yumuşak darbe’ olarak nitelendirilen bu gelişmeden hemen önce, ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs ayındaki Suudi Arabistan ziyaretini not etmek gerekiyor. Oldukça sıcak fotoğrafların servis edildiği bu ziyarette, koltuğa oturduktan itibaren İran’a yönelik politikaları sertleştireceğini ilan eden Trump ile Suudi Arabistan yönetimi arasında gelecek planlarına yönelik görüşmelerin yapıldığını tahmin etmek güç değil.

 
PRENSİN 'ILIMLI' AÇIKLAMALARI
Velaiht Prens ilan edildikten sonra Muhammed bin Selman, hızla ülkesinin geleceğinde tek söz sahibi olacağının sinyallerini vermeye başladı. Dünya kamuoyunda ses getiren kadınlara araç kullanabilme hakkı ve kadınların stadlara girişine belli şartlarda izin verilmesi veliaht prens tarafından ilan edildi. En dikkat çekici açıklaması ise Suudi Arabistan’ın ‘yeniden ılımlı İslam’a döneceği ve aşırıcılıkla mücadele edeceğini duyurmasıydı. Yönetime geçtiğinde Suudi Arabistan hakkındaki endişeleri gidermeye yönelik okunabilecek bu açıklamanın, Vizyon 2030 adı verilen yeni ekonomik programın tanıtımında yapılması da bir başka dikkat çekici noktaydı. Suudi Arabistan ekonomisini petrol bağımlılığından kurtarmayı hedefleyen ve ekonomi çevreleri tarafından ‘hırslı’ ve ‘riskli’ olarak değerlendirilen programın işleyebilmesi için sosyal alanda reform yapılması ve ülkenin dışa açılması şart görünüyor. Özellikle de batı sermayesinin çekilmesi için planlanan dev serbest bölgelerde şeriat uygulamalarının askıya alınmasına yönelik adımlar tutucu kesimlerin tepkisini çekiyor.

ULUSAL MUHAFIZLARIN BAŞI ALINDI  
4 Kasım’daki operasyona bu altyapı ile gelindi. Bir tarafta su yüzüne çıkmayan monarşi içindeki homurdanmalar, diğer tarafta da ılımlı açıklamaları sonrasında ülke içindeki muhafazakarların tepkileri. ABD ile yakınlığı bilinen yeni Suudi Yönetimi’nde ekonomi ve savunmanın iplerini elinde tutan veliaht prens, risk ve rekabeti bitirmek için uygun zemin kolluyordu. 4 Kasım’da gözaltına alınanlara bakıldığında da özellikle bu iki alanda kritik isimlerin olduğu göze çarpıyor. Gözaltına alınan isimlerden en önemlilerinden biri Mutaib bin Abdullah. Bir önceki Kral Abdullah’ın üçüncü oğlu olan Mutaib 2010 – 2013 yılları arasında Ulusal Muhafızlar’da komutanlık yapmış, Mayıs 2013’ten itibaren de muhafızların başına geçmişti. Ülke içinde etkin olan Ulusal Muhafızlar’ın eski kralın oğlunun emrinde olmasının veliaht prensi endişelendirdiği ve bu gücün kraliyete değil de kendi komutanlarına sadık kalacağı kaygısının olduğu ve işin bir darbeye kadar gidebileceği alttan alta konuşulmaktaydı. Mutaib bin Abdullah’ın görevden azledilmesi ile veliaht prensin savunma alanındaki konumu pekişti ve hiçbir rakibi kalmadı.

TRUMP’A KAFA TUTAN MİLYARDER
Muhammed bin Selman’ın diğer önemli konumu olan ekonomide de önü açılmış görünüyor. Gözaltına alınan isimlerden olan Prens el Velid bin Talal, 17 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin isimleri arasında yer alıyor. Twitter, Apple, Citigroup, Four Seasons ve News Corp’ta hisseleri bulunan Talal, en çok başkanlık seçimleri öncesinde Trump’a yönelik sert mesajları ile dikkat çekmişti. Başkanlık yarışı sırasında Trump için “Amerika’nın yüz karası” demiş ve yarıştan çekilmesini istemişti. Trump ise ‘budala’ dediği bin Talal’i “baba parasıyla Amerikalı siyasetçileri yönlendirmeye çalışmakla” suçlamış ve “Ben seçilince böyle bir şey olmayacak” demişti. Trump'ın diş bilediği Talal'ın mal varlığına el konulacağı haberleri şimdiden konuşulmaya başlandı. 

TRUMP’IN DAMADININ GİZLİ ZİYARETİ
Prens el Velid bin Talal’ın gözaltına alınması operasyondaki ABD parmağını gündeme getiren en belirgin işaret. Ancak daha dikkat çeken gelişme ise Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kuschner’in Ekim ayı sonunda Riyad’a gizli bir ziyaret yaptığının ortaya çıkması. Bu ziyaretin hemen ardında prenslere yönelik operasyon yapılması Washington ile Riyad’ın ortak hareket ettiği yorumlarına neden oluyor.

LÜBNAN'DA İRAN SANCISI 
Tüm bu toz duman arasında dikkat çekici bir gelişme de Lübnan’da yaşandı. Suudiler tarafından desteklendiği bilinen ve arkasında Suriye’nin olduğu iddia edilen bir suikastle hayatını kaybeden eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin yerine başbakan olan Saad Hariri, Cumartesi günü istifa etti. Hayatının tehlikede olduğunu ve Lübnan ordusuna güvenmediğini açıklayan Hariri apar topar Suudi Arabistan’a gitti ve Kral Selman ile görüştü. Şii Hizbullah’a ve İran’a karşı politikaları ile bilinen Hariri’nin istifasının zamanlaması dikkat çekici. Hariri’nin gözden çıkarıldığı iddiaları konuşulurken, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Hariri’nin Suudi Arabistan’ın baskısıyla istifa ettiğini ileri sürdü. Hariri’nin geleceği ne olursa olsun, son operasyonla güçlenen veliaht prensin bölgedeki İran etkisine yönelik harekete geçtiği ve bunun Lübnan'dan başladığı yorumları ağır basıyor.

TRUMP VE SELMAN’IN ORTAK DÜŞMANI: İRAN
İran’a karşı daha da sert politikaların devreye sokulması, 4 Kasım Operasyonu sonrasında eli güçlenen veliaht prens Selman ile Donald Trump’ın en önemli ortak noktası. Trump Yönetimi Tahran’a yönelik yeni yaptırım kararları aldı ve dünyadan gelen tüm itirazlara rağmen nükleer anlaşmadan vazgeçerek konuyu Kongre'ye taşıdı. Kral Selman ve veliaht prens Muhammed bin Selman da bugüne kadarki açıklamalarında sıcak çatışma da dahil olmak üzere Tahran'a yönelik sertlik politikalarını arttıracağını işaretlerini verdi. 

Geçtiğimiz haftalarda Irak’ın Şii lideri Mukdeta el Sadr’ın yıllar sonra Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesi de Araplık üzerinde Şii bloğunu bölme konusunda Riyad’ın harekete geçtiği yorumlarına neden olmuştu. Hatırlamakta fayda var, ABD yönetimi tarafından tam destek görmese de Suudi Arabistan'ın öncülük ettiği Katar ambargosunun en temel nedeni, Katar'ın İran'a yönelik yumuşak politikalarına set çekmekti. 

HEDEF İRAN MI?
Tüm bu gelişmelere bakıldığında, 4 Kasım Operasyonu’nun, ABD yönetiminin de izni ve hatta koordinasyonunda veliaht prens Selman’ın ülke içindeki rakiplerini temizleyen bir saray darbesi olduğu söylenebilir. Bölgeye muhtemel sonuçları ise İran’a yönelik daha sert politikaların hayata geçirilmesi hatta sıcak çatışmanı ihtimali gibi görünüyor. Ayrıca, veliaht prens Selman’ın ülke içindeki gücü artsa da, Trump’ın kendi ülkesinde zor günler geçirdiğini unutmamak gerekiyor. Olası İran müdahalesi Trump’ın ülke içindeki sorunlarının üstünü örterken, Suudi Arabistan da Obama döneminde bir türlü alamadığı ABD desteğine kavuşmuş olacak.

ARTIHABER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.