Öne Çıkanlar mhp gazete2023 akp pkk fenerbahçe

Suriye’yi bölen Esad mı Davutoğlu mu?-Ümit Özdağ

 

Ahmet Davutoğlu, Suriye’nin Banyas bölgesinde Esad güçleri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen katliamı Nusayristan’ın kurulması için yapılan bir etnik temizlik olarak nitelendirdi. Yeniçağ gazetesinde Davutoğlu’nun Radikal Sünni Merkezli Orta Doğu Politikası 16 Mart 2012, Davutoğlu’nun Rusya ve Çin’i Tehdit Etmesi, 12 Temmuz 2012, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun İflası, 26 Temmuz 2012, Dışişleri Bakanı A. Davutoğlu Tarihe Nasıl Geçecek? 18 Ağustos 2012 tarihli yazılarımda ve diğer bilimsel çalışmalarımda Davutoğlu’nun izlediği dış politikanın Suriye’yi önce Afganistanlaştıracağını sonra böleceğinin bir çok kez altını çizmiştim.

Suriye, bir etnik gruplar alanıdır. Nusayriler %12-14, Sünni Araplar % 63, (Türkçe bilmeyen % 12 Türk eklendiği takdirde. Eklenmez ise % 51), Hristiyanlar %5-6, Durziler % 3-4, Türkler (Türkçe bilenler) % 8 Türkler (Türkçe bilmeyenler % 12), Kürtler % 8. Böyle bir coğrafyada iktidarı şekillendirmenin ne kadar zor olduğu ortadadır. 

Davutoğlu’nun Esad’ın devrilmesi durumunda Suriye’nin birliğinin muhafaza edilmesinin mümkün olmadığını görmediğini söylemek çok zordur. Davutoğlu acaba gerçekten Suriye’yi birleştirmeye mi çalışmaktadır yoksa bölmeye mi çalışmaktadır? Davutoğlu’nun Suriye ve Irak politikaları ile PKK ile müzakerelerin bir paralelliği var mıdır? Davutoğlu’nun Orta Doğu politikasına iki yaklaşım damga vurmaktadır. Bunlardan birisi yeni Osmanlıcı açılımdır. Diğeri ise politik Sünniciliktir. 

Davutoğlu’nun izlemiş olduğu politikanın Yeni Osmanlıcılık ayağının temelleri 1978’de Stanford Üniversitesi’nde Prof. Dr. Bernard Lewis ve bir grup Siyonist sosyal bilimci tarafından atılmıştır ve ABD-İsrail destekli bu proje Orta Doğu’da milli devletleri tasfiye ederek, mezhepler ve etnik gruplar zemininde haritanın yeniden çizilmesini hedeflemektedir. Davutoğlu’nun izlemiş olduğu Sünnicilik politikasının temelleri ise Suudi Arabistan İstihbarat Servisi Başkanı Prens Bandar ve Amerikan yönetimi tarafından 2007’de atılmıştır.

Tabii ki Davutoğlu, bu iki politikayı benimser ve yaşama geçirirken, kendi analizini dahil etmekte ve Irak ve Suriye’nin parçalanması durumunda Türkiye’nin Barzani ile Kuzey Irak’ta PKK ile Suriye’nin kuzeyinde ve Güneydoğu Anadolu’da yapacağı federasyon ile Türkiye’yi bir federasyon olarak büyütmeyi hedeflemektedir. Milli-üniter devlet olan Türkiye Cumhuriyetini tarihte bir parantez olarak gördüğünü söyleyen Davutoğlu, tasarladığı devletin milletini ise “kadim millet”  olarak adlandırmaktadır. Batı ve Barzani/Öcalan açısından ise bu projenin rasyonelliği, Irak ve Suriye’nin parçalanmasından sonra yükselecek olan Arap Milliyetçiliğine karşı Türkiye’nin kaynakları ile korunmak, Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Suriye ve Kuzey Irak arasındaki bütünleşmeyi federasyonun çatısı altında tamamlamaktır. Ayrıca demografik bir savaş ile Kerkük, Telafer, Erbil, Halep, Bayır Bucak Türklüğü Anadolu’nun içlerine etnik temizlik ile sürülürken, Sivas, Iğdır hatta Karadeniz’e Rize üzerinden çıkmak için gerçekleşecek bir yayılma ile güneyde Hatay, Adana ve Mersin’in demografik olarak yapısının değiştirilmesi hedeflenmektedir. Bu federasyon, federasyonların ilk büyük huzursuzlukta parçalanmaları kuralı gereğince bir süre yaşayacak, sonra parçalanacaktır. PKK ile müzakere, mütareke ve kirli barış süreci devam ederken, Anadolu’da Türk Milleti ikna edilmek için  “federasyon ile Türkiye büyüyecek” tezi kullanılmaktadır. Oysa, AKP ve Davutoğlu döneminde Ege Denizi’nde Türk Adaları, Yunan ordusu tarafından işgal edilmiştir. TBMM’de bu konuda verilen soru önergelerine Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen cevaplar içler açısıdır. Barzani ve Öcalan’a federasyon ile büyümeyi öneren AKP iktidarı, neden KKTC’yi tasfiye etmeye çalışmaktadır?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.