Sosyolojik ve fikri muktedir;Ülkücü Hareket

“Türk milliyetçiliğinin tek meselesi Türk milliyetçileridir”

                                                                    Galip Erdem

Merhum Galip Erdem’in  bir konferansında kürsüye çıkıp salona karsı verdiği bir cümlelik konferansıdır aslında bu cümle… Onun ne demek istediğini  o günkü ağabeylerimiz anladığı gibi bu günlerde bizlerde çok iyi algılamıs ve anlamlandırmış bulunmaktayız.. kendimize ve çevremize bakmamız   merhum GALİP ERDEM’i  anlamamız için yeterlidir.

YEREL DEREBEYLER

Şimdi yazımın başlığına geçmeden önce ülkücü hareketteki temel hastalığın ve problemlerin  tartısıldığı,bir  türlü fitne, fesat ve adamcılıkla, genel merkezin  üstünden kurban kesen Makyavelist yerel derebeyleri yüzünden  sorunların aşılamadığını bir çok ülküdaşımız yaşayarak görmüştür. Bu aşılması zor problem jurnalcilik, ispiyonculuk, yanına yan katma ve  ispiyonculuk yapmanın iftira boyutlarını çok defa aştığını hepimiz bilmekteyiz. Kendi  küçücük siyasal ikbalini kurmak için ,üç beş kişiyi geçmeyecek toplumsal alt yapılarıyla komitacılık oynayan, az olsun bizim olsuncu bu yerel derebeylerinin artık sonu gelmiştir. Bir çok ülkücünün kendi karargahı ile arasına kara kedi gibi giren bu zavallılar güruhu  teşkilatına bağlı, davasının ve teşkilatının yanında her seçimde köy kasaba çalışan bir çok ülkücüyü dönemsel muhalefete zorladığı hepimizin bildiği bir gerçektir. (Genel merkezin veya falanca genel başkan yardımcısının adamıyım,  istediğimi kötü adam, istediğimi kahraman ilan ettiririm volumleriyle tabanın ve kanaat önderi ülkücülerin tepesinde demoklesin kılıcı gibi sallanan, ülkücüye zulm eden ,yerel derebeyleridir kastettiğim, yoksa temiz hasbi duygularla hareket eden bütün ülküdaşlarımı imtina ederim.)

KARARSIZLIK TEHLİKEYE, KORKAKLIK ÖLÜME, CESARET BAŞARIYA GÖTÜRÜR

MHP’nin son genel kongresinden sonra sayın Genel başkanın  hem Mkyk listesinin, hem de başkanlık divanındaki bazı isimlerin ülkücü hareketin ve Türk milliyetçilerinin cesur ve özgüvenli yüzünü yansıttığını  ve aslında bir çok sorunun da çözümünde önemli bir yol alındığını görmemek  ya kör, ya da art niyetli  bir tavır olacaktır.Hayatlarının baharından itibaren teşkilatçılığını  çileli ve zor zamanlarda dahi bütün  yokluklara ve imkansızlıklara rağmen   cesaretleri ve dava adamlıklarıyla ispat etmiş, risk alabilen ve tabandan korkmayan bazı büyüklerimizin de teşkilatın 2. Adamlığından MKYK’ye kadar görev alması da  tabanla merkez bütünleşmesinde  önemli bir yol kat edildiğini  açıkça göstermektedir.Genel merkezdeki ülkücüleri memnun eden bu tür olumlu gelişmeler  olumlu yönde bir yöntem değişikliğini beraberinde getirmiş ve yönetim değişikliği değil, yöntem değişikliğinin daha önemli olduğunu göstermiştir.

Yani ,MHp’de kronik  muhalif aslında yok denecek kadar azdır.. Ancak kendi beceriksizliğini, kabiliyetsizliğini ve liyakatsizliğini jurnalcilik ve iftiracılıkla kapatan, yıllarca ülkücü taban ile  karargah arasına giren yada girmeye çalışan yerel grupların zorlayıcı tavırları  dönemsel muhalif yaratmakta etkili bir faktör olmuştur. Mevzi kaybetme korkusu taşıyan ve kendine göre mutlu bir azınlık yaratan bu tür yerel siyaset baronları tavan –taban ilişkilerini  olumsuz yönde etkilemekte bazı teskilatlarda başarılı olmuştur. Yani aslında ülkücülerin davası, teşkilatı, lideri ve merkezi ile doğrudan bir problemi çok zaman olmamıştır. Sorun kraldan çok kralcılardan oluşmuştur.Bu ifadelerimi eğitim seviyesi her ne olursa olsun her ülkücü çevresinde ki ülküdaşlarıyla küçük bir anket yaparak algılayabilir.

Soru 1) Genel başkanımızın herhangi bir sosyal, siyasal yada fikri yönden etik dışı bir davranışı var mıdır?Cevap:  Sayın Genel başkan hem politik etik açısından , hem sosyal hayatı  ve özel yasantısında tüm siyasilere rol model olacak kadar ahlaklıdır. Bunu bütün ülkücüler hemen hemen aynı sekilde cevaplayacaktır. Bu konuda kendisi ile alakalı her ülkücü size duygulandıracak kadar güzel ahlakla alakalı örnekler verecektir.

Soru 2) Genel başkanımızın Türk milliyetçiliği fikir sistemine uygun olmayan bir söylemi, fikri yada tavrı var mıdır? Cevap: Bu konuda sayın Genel başkanımızın  ülkücü hareketin ve Türk milliyetçiliği fikir sisteminin temel kaynaklarına , tarihsel kronolojisine ve kültür birikimlerine bir çok entelektüel ülküdaşımızdan dahi ileride olduğu görülecektir.  Türk milliyetçiliği fikir sistemine bağlı bilgi ve donanımının , Türk siyasi hayatındaki icraatlarına da yansıdığı  görülmekte ve hissedilmektedir.

  Soru 3) Genel başkan siyasi ve fikri yönden başarılı mıdır?Cevap:Genel başkanımızın  ve Türk milliyetçiliğinin karsısında ki kartel basını, içerdeki ve dısardaki güç dengeleri, ülkücü hareket üzerinde sürekli oynanan oyunlar, medya ve basın manüplasyonları, kafası dısarda, ayağı içerde finansal çevreler ve burada saymakla bitmeyecek bir dizi karanlık odağa rağmen Türk milliyetçiliğini politik oy anlamında tek başına iktidar yapmasını beklemek ancak haksızlık olurdu. Bırakın iktidar yapmayı bu kadar karanlık ve güçlü organizasyonlar karsısında Türk milliyetçiğini siyasal arenada varlığını koruması bile çok önemli bir basarı olduğu görülmektedir.

Kafana taşmı düştü İsmail diyenleri duyar gibiyim? Hayır , kongre sonrası zaten kronik olmayan dönemsel muhalefetimiz sayın Genel başkanın cesurca yapılmış MKYK ve Başkanlık divanı listesini görünce haylice kırılmıştı. O günden sonra asla aleyhte bir yazı yazmamayı kendimize destur edindik.  Önümüzde yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olması bunda oldukça etkili oldu.Sadece olumlu gelişmeleri izlemek ve yapılan iyi şeyleri takdir etmek ve seçimlerde karınca kararınca çalısıp destek olmakla imtina ettik. Görüyoruz ve anlıyoruz ki Genel başkanımızın cesurca yaptığı listesi, cesur adımları da beraberinde getireceğe benziyor. Son il başkanları toplantısında ve Kızılcahamam kampında sayın Genel baskanın tabana dönük ifadeleri,  Teskilatlardan sorumlu Genel baskan yardımcısı sayın Şefkat Çetin’in farklı illerde ve benim bulunduğum şehri ziyaretinde söyledikleri , kendine ve ülkücülere güvenen söylem ve duruşu ülkücü tabanı ve Türk milliyetçilerini 2015 genel seçimlerine dair başarı odaklı heyecanlandırmakta ve umutlandırmaktadır.

KOBANİ İRONİSİ

Son olarak dünya isyan tarihine en komik ve en ironik kalkışma olarak tarihe geçecek Kobani mazeretli isyanın bize öğrettiği çok ders vardır. Türk milletinin ve ülkücü hareketin ne gereksiz  kaybedecek zamanı, nede heba edecek  bir tane neferi  ve insanı vardır..Sayın Genel başkanın Ülkücülere sakın ola olaylara karışmayın, sokağa inmeyin, provokasyona gelmeyin, sokağa çıkan olaylara karısan bizden değildir demesine rağmen Adana’da , Gaziantep’te teşkilattan, ülkücülerden bağımsız  olarak sokağa inen halkın olayları nereye götürebileceğini sivil asker, siyasetçi, bürokrat , hatta  HDp ve AKP yöneticileri dahi açıkça gördü.İşte görülmüştür ki Türk Milletinin sosyo-kültürel ve tarihsel kodlarından beslenen Ülkücü Türk milliyetçiliği ve onun siyasal teşkilatları oy anlamında  sürekli manüple edilmiş olsa da , Türk milletinin gönlünde fikren ve sosyolojik olarak  iktidardan daha muktedirdir.Türk milletini yönetenlerin ve siyaset yapanların  terör örgütünden, onun siyasal uzantısı HDp ye, AKP’den ,ana muhalefet partisine, sivil toplum örgütlerine ve sivil asker bürokrasisine  kadar ülkücü hareketin toplumsal gücünün  ne derece olduğunu anlamaları için bu olaylarda Devlet beyin sadece ağzından çıkanların tersine empatisini kursunlar yeterlidir.  Selam ve dua ile TANRI TÜRKÜ KORUSUN..

 

                                                                                                 İsmail OSKAY

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.