Siyasette HUBRİS Sendromu
 Özel bir bozukluğu gösteren, bir arada görülen belirti ve bulguların tümüne sendrom deniyor.

Şu aralar sosyoloji ve psikoloji eğitimi alırken insanları etkisi alan çeşitli sendromların varlığından da haberdar oluyorum.

Bu sendromlardan birisi daha çok politikacılarda görülen tanrısal ego ve kibir olarak değerlendirebileceğimiz Hubris sendromu

**

2009 yılında İngiltere’de yayınlanan bilimsel bir makale siyaset dünyasına bomba etkisi yarattı.

Nörolog Lord David Owen ve Amerikalı J. Davidson imzalı bu makalede edinilmiş psikolojik bir bozukluktan Hubris sendromundan söz ediliyordu.

Hubris sendromu siyasetle uğraşan ve lider pozisyonundaki kişilerde görülen psikolojik  bir rahatsızlık.

Bir siyasetçide olması gereken karizma, risk alma becerisi, özgüven ve vizyonun o siyasetçinin kazandığı başarıların ardından ölçüsüz bir özgüvene dönüşmesine, sonuçlarının hesap edilmediği kararlar almasına, eleştirilere kulak asmamasına dönüşerek bir karakter bozukluğuna yol açması olarak tanımlanabilir.

Bu bilimsel makaleyi hazırlayan Owen ve Davidson İngiltere’de ve ABD’de on yıl iktidarda kalan liderlerin siyasal davranışlarını inceleyerek ilginç analizler ortaya koymuş.

Owen ve Davidson’a göre zamanla gerçeklik duygusunu yitiren ve başında bulunduğu toplulukların O’nsuz var olamayacağı düşüncesine kapılan siyasi liderler bu ruh halinin etkisiyle zamanla yanlış kararlar alarak iktidarlarını kaybediyor.

Peki, Hubris sendromu nasıl oluşuyor?

Bir nöropsikolog olan Ian Robertson  insanın sahip olduğu sınırsız gücün beyin üzerindeki etkisinden, kazanılan siyasal başarıların beyinde dopamin faaliyetini artırarak beynin işlevini değiştirmesinden ve bu değişikliğinde korteksi etkileyerek düşünce biçimini değiştirmesinden söz ediyor.

İşte bu değişiklik uzun süre iktidarda kalan siyasetçilerde kişilik bozukluğuna ve sürekli yanlış kararlar almasına yol açıyor.

Kibir, vazgeçilmezlik, kendini aşırı beğenme, kendi kararlarına aşırı güvenme, öneriye ve eleştiriye kapalı olma, karşısındaki küçümseme, ülkenin kaderi ile kendi kaderini özdeşleştirme, hep haklı çıkma, tarihe karşı sorumlu olma, yargıya karşı hesap vermeme, kadiri mutlaklık, giderek yalnızlaşma gibi belirtiler Hubris sendromunda öne çıkıyor.

Bu sendromun tedavisi olup olmadığı bilinmiyor.

Çünkü daha çok başarılı politikacılarda görüldüğü için sendrom o politikacı tarafından kabullenilmediği için bir tedavi ihtiyacı hissetmiyor.

Süreç daha çok sendromun etkisiyle yanlış kararlar alan siyasetçinin tasfiyesiyle sonuçlanıyor.

Fakat bu arada esas kaybı bu sendroma yakalanan siyasetçinin yönettiği toplum yaşıyor.

Bu tip psikolojik rahatsızlık yaşama ihtimali olan siyasetçiler için de sağlıklı olan siyasetin ve siyasetçinin demokratik mekanizmalarla denetlenebileceği yapılar kurulmasıdır.

Bu denetleyici mekanizmaların varlığı başarılı liderlerin bu sapmaya kapılmamasını ve de tarih önünde kalıcılığını sağlayacaktır.

Müjdat ÖZTÜRK 25-07-2017

Gazete2023

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.