Rabia işaretini ilk MUAVİYE yapmış

Bizim İleri Demokratlar, Mursi yandaşlarının Dört Parmak yani “Rabia” işaretini simge yapmaya çalışıyorlar...
Bırakın bizim siyasileri, sanatçı olarak tanıtılan şarkıcılar ve “bazı” futbolcular bile bu işareti yapıp secdeye varmaya başladı.
Zaten “bazı” futbolcular bile yapıyorsa, anlayın ki bu, anlamı bilinmeyen bir iştir.
Diyorlar ki, gerek Kahire’de gerek dünyanın dört bir yanında darbe karşıtlarının simgesi haline gelen işaretmiş 4 parmak.
"Rabia" işareti, Mursi yandaşlarının toplandığı Rabiatul Adeviye Meydanı’ndan geliyormuş. Rabia, Arapça'da 4'üncü anlamını taşıyormuş.

Peki, bu işareti İslam tarihinde ilk kim ve neden yapmış bilen var mı?
Açın bütün gazeteleri, yukarıdaki cümleyi bulursunuz. Gerisi yok.

Muaviye bin Ebu Süfyan kimdir bilir misiniz?
Emevi hanedanının kurcusu Muaviye, 657’deki Sıffın Savaşı’nda, Hazreti Ali’yi yenememiş, ancak hakemleri ikna ederek, alavere dalavere ile kendini Halife ilan etmişti.

Bu dönemde Müslümanlar, Muaviye taraftarları (Sünniler), Ali taraftarları (Şiiler), Tarafsızlar (Hariciler) olarak bölünmüştü.

Muaviye’den yana tavır alan Hariciler ise Hazreti Ali’yi öldürmüştü.

Muaviye, bir süre sonra da, Hazreti Ali’nin çocukları, Peygamberin de torunları Hazreti Hasan ile Hüseyin’i öldürmüştü.

Özellikle Hazreti Ali’nin öldürülmesinden sonra Halifeliğini sağlama alan Muaviye, her fırsatta Ali’yi ve Şiileri yok saymak, dışlamak için, taraftarlarına, Dördüncü Halife’nin kendisini olduğunu DÖRT PARMAK işaretini yaparak ilan etmiş, taraftarları da, aynı işareti kullanmıştır.
Bundan sonra gidilen savaşlarda da Muaviye’nin ordusundaki askerler bu işareti yapar olmuştur.

Zaten “Rabia” Muaviye ailesinde takıntıdır. Muaviye bin Ebu Süfyan’ın dedesinin adı da Rabia’dır.

Kureyş aşiretinin liderlerinden olan dede Rabia, torununa, “adıma uygun davran, önemini unutma” tavsiyesinde bulunmuştur.

Sünni kesimin temsilcisi olduğu iddia edilen, ama ilgisi olmayan Muaviye’nin DÖRT PARMAK işareti, bugün Mısır’da, Sünni İslam’ın yılmaz savunucuları olarak gösterilen, ama ilgisi olmayan Mursi yandaşlarının, Müslüman Kardeşler örgütünün işaretine dönüştü. .

Dedim ya, dünyadan bi haber bazı futbolcular ve sanatçı denilen şarkıcı takımı da bunu yapıyorsa, benim gibilerine de, onların derin bilgisine inanmak düşer…

 

Gürbüz Evren / Siyaset Bilimci

Muhalifgazete

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mst ylmd 3 yıl önce

Kardeşim Adam Şaçmalamış.Üstelik sünni değerleri hiçe sayarak salyalarını akıtmış.4. halife Hz. Alidir.Bunu kargalar bile biliyor.Hz. Hüseyinin katline gelince onu halife ilan ederek bölgelerine davet eden dönemin İran Irak Suriye'deki bazı kabileler (bu gün ehli beyt için timsah gözyaşı dökenlerin ataları) daha sonra o mubarek insanı yalnız bırakmıi vede yezide katlettirmişlerdir.Gerçek budur.

Avatar
İrfan Karaoğlu 3 yıl önce

Bilgiler doğru değil, Hariciler hiç bir zaman Muaviye taraftarı olmadılar. Muaviye ve Ali ikisi de kafirdir dediler ikisini de öldürmek için suikastçiler gönderdiler. Muaviye'nin korumaları vardı. Suikasti önlediler. Hz. Ali'nin koruması yoktu. Hz. Hasan bir rivayete göre zehirlenerek öldürüldü. Hz. Hüseyin ise Yezid tarafından şehid edildi.

Müslümanlar iki şia; Şiatü'l-Ali ve Şiatü'l-Muaviye ve Hariciler diye üçe bölünmüştü. Şia=taraftar demektir. Hariciler İslam'da ilk mezhep kabul edilir. Çünkü dini farklı görüşler ortaya atmışlardır. Hakem olayını kabul edenlerin ve büyük günah işleyenlerin kafir oldukları bu yüzden öldürülmeleri gerektiği gibi görüşler ileri sürmüşler ve katliamlar yapmışlardır. Şiatü'l-Ali ve Şiatü'l-Muaviye dini bakımdan bir farklılık göstermemiş iki topluluk idi.

Muaviye taraftarlarına hiç bir zaman Sünniler denilmedi. Muaviye sonrasında Emeviler kendi durumlarını haklı göstermek için mezhep kurdular. Emevilerin mezhebi Ehl-i Sünnet dışında bir mezhep olan CEBRİYYE'dir. Cebriyye hiç bir zaman Sünniliğin parçası olarak kabul edilmedi. Hala da kabul edilmez.