PKK\'nın KKTC planı;A tipi örgütlenme

PKK’NIN KKTC PLANI: ‘ATİPİ ÖRGÜTLENME

Tamer ABUŞOĞLU

PKK’nın KKTC planı aslında nihai hedefe giden yolda tam anlamıyla bir Türkiye planıdır.

Hedef, tıpkı F tipi örgütlenmede olduğu gibi Türk devletinin damarlarına girmek, kurumlarına sızmak. Amaç, istila edilen devlet kurumları vasıtasıyla var olan yönetsel mekanizmayı kendi amaçlarına uygun hale getirmek ve Türk devletini yıkacak maddi zemini oluşturmak.

F tipi örgütlenmeyi ustaca taklit eden PKK, A tipi bir örgütlenmeyle üniversitelere, üniversiteler vasıtasıyla kısmen var olduğu devlete tamamen yerleşmek istiyor.

Giderek F ve A tipi (Fetullahçı ve Apocu) örgütlenmelerle bir gerici ve bölücü diktatörlüğüne doğru evrilen Türkiye, Türklerin azınlığın tahakkümüne ve merhametine terk edildiği bir sürece iteleniyor.

Bu açıdan KKTC’de ki üniversitelerde yaşanan olaylar ve izlenen strateji küçük bir Türkiye modeli.

KCK operasyonlarıyla deşifre edilen PKK planlarındaki KKTC’nin pozisyonu Türkiye’de pek bilinmiyor.

Ancak KKTC’de ki okullarda öğrenim gören öğrencilerin birebir yaşadıkları olaylar ve tanık olduğu gelişmeler, gidişatın ne kadar vahim olduğunu ortaya koymaktadır.

KKTC’de yayın yapan ‘’ Volkan’’ gazetesinin 29 Kasım 2011 tarihli 182. Sayısında, Kıbrıs’ta ki üniversitelerde yaşanan PKK boyutlu yerleşme planı ve olaylar genel hatlarıyla yayınlanmıştı.

Yine KCK operasyonlarıyla tutuklanan PKK’lı avukatlarla birlikte terör örgütünün hazırladığı ve son 5 yıldır uyguladığı mülkiye ve yargı stratejisi deşifre olmuştu.

Türkiye’de ki üniversitelere giremeyen PKK militanlarına KKTC’de ki üniversitelerde öğenim imkanı sağlandı. PKK savunmalarında öne çıkan avukatların pek çoğu KKTC’de ki üniversitelerden parayla mezun edilenlerdi.

PKK’NIN MİLİTAN ÖĞRENCİ KADROSU

PKK’nın İç işleri ve Adalet bakanlıklarına sızmak için başta İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Mersin, Erzurum, Samsun ve Adana olmak üzere 16 şehirde oluşturduğu hücre evlerinde özellikle Siyasal Bilgiler ve Hukuk fakültelerinde okuyan PKK militanı gençlere özel imkanlar sunduğu belirlenmişti.

Bu özel şartlar arasında öğrencilere barınma yardımı yapıldığı ve karşılıksız bursların verildiği de tespit edilmişti.

KKTC; PKK’NIN İŞTAHINI KABARTIYOR

Üniversitelere sızma stratejisinin ikinci ayağında ise KKTC yer alıyordu. Üniversite giriş sınavında Türkiye’de ki okullara girme başarısı gösteremeyen öğrenciler KKTC’de ki okullara yerleştirildi. Kıbrıs’ta ki üniversitelere giriş puanlarının daha düşük olması nedeniyle öğrencilerin buradaki okullara yerleştirilmesi daha kolay oldu. 

Okulların yıllık öğrenim ücretleri ile barınma ve beslenme masrafları da bizzat PKK tarafından karşılandı.

ÖĞRENCİ KILIKLI PKK’LILARA PARALI DİPLOMA

 Raporların devamında KKTC’de ki bazı fakültelerden diploma sağlandığı satır aralarında mevcut. İstihbarat raporlarına göre PKK, militanlarının özellikle hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerinden diploma temin etmesine yardımcı oldu. Bu yolla PKK’nın şimdiye kadar (2011 aralığında) 640 bin dolar vererek 200’e yakın PKK militanını açıktan diploma sahibi yaptığı belirtiliyor.

YÖK’ÜN DENKLİK KARARI PKK’NIN ÖNÜNÜ AÇTI

KKTC’de ki üniversitelerin Türkiye’de YÖK tarafından denkliklerinin kabul edilmesi, PKK militanı öğrenciler için büyük bir avantaj oldu. Bu sayede örgüt yandaşları ve militanlar KKTC’den aldıkları diplomalarla Türkiye’de avukatlığa ilk adımlarını attılar. Hukuk Fakültesi mezunu gibi görünen militanların barolara diplomalarını sunarak avukatlık yapmalarına kapı aralandı. Stajını tamamlayan militanların çoğu terör örgütü liderinin avukatlığını üstlendi.

ÜNİVERSİTELER KİMİN ELİNDEYSE DEVLET ONUNDUR

KKTC’de ki PKK altyapısının oluşturulması salt bugünlere has bir olay değil. Yasal düzenlemelerin araladığı kapıdan girerek KKTC’ye sızan PKK’lılar, işbirlikçiler ve yandaşlar vasıtasıyla sağlanan gerekli zemini de kullanarak üniversitelere yerleştiler.

Üniversitelerde bir taraftan örgütlenme çalışmalarına hız verilirken, diğer taraftan güç depoladılar. Gerekli sayısal çoğunluğu sağladıktan sonra idarecilerden, öğretim üyelerine kadar tehdit, saldırı ve korkuyla sindirdikleri okullara tamamen egemen oldular.

PKK militanları bu okullarda kendilerinden olmayanlara özellikle milliyetçi ve ulusalcı Türk öğrencilere cebir uygulayarak okuldan uzaklaşmalarını sağladılar.

KÖHNE ANLAYIŞ: ÖĞRENCİLER MÜŞTERİ, ÜNİVERSİTELER TİCARETHANE

Okul idarelerinin bilgisi dahilindeki baskı, yıldırma ve sindirme olayları sürekli kamufle edilmeye çalışıldı. PKK ile okul idarecilerinin ‘’ Al takke ver külah’’ geliştirdiği ilişki, parasal kaynak sağlayan PKK’ya diploma transferine dönüştü.

Öğrencileri birer müşteri gibi gören okul idareleri vasıtasıyla KKTC’de birer ticarethane haline gelen bazı üniversiteler, PKK’nın kurtarılmış üniversiteleri oldular.

Diş tırnak çocuklarını tahsil imkanı sağlamak ve iyi bir istikbal için özveriyle öğrenci gönderilen okullar, adeta haksız kazanımların da merkezine oturtuldu. PKK’lı militanlara sınav öncesi soruların dağıtılmasından, cevap kağıtlarının değiştirilmesine kadar pek çok şaibenin dolaştığı KKTC’de ki üniversiteler gerçeği artık tuzun koktuğu bir süreci işaret ediyor.

PKK’NIN YENİ STRATEJİSİ: KURTARILMIŞ OKULLAR

PKK’nın bilinçli ve taktiksel olarak öğrenci yığdığı okullarda kontrolün ve hakimiyetin tamamen Kürtçü faşizmin eline geçmesiyle olaylar tırmandırılıyor.

Türk öğrenciler üzerinde estirilen terör çoğu zaman öğrenim hayatının sonlandırılmasına kadar gidebiliyor. 

Okul yönetimlerinin aldırış etmediği ve üç maymunu oynadığı bu okullarda şiddet ve korku kronikleşiyor. 

Zira kendi içinde çoğalamayan, savunma reflekslerini işletemeyen yurtsever Türkler, ya teslimiyeti seçiyor ya da en kısa zamanda okullarını terk etmek zorunda kalıyor.

 

YAŞAM HAKKINA SALDIRAN KÜRTÇÜ- FAŞİZMİN SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 

Özellikle kampüs içinde yoğunlaşan olaylar tek yönlü şiddete dönüşüyor. Öğrenci yurtlarından, dersliklere, kantin ve kafeteryalardan, kütüphanelere kadar uzanan bu akıl dışı şiddet sarmalıyla üniversiteler adeta kuşatılıyor.

Tek başınayken hiçbir cesareti olmayan ve başlı başına bir anlam taşımayan PKK’lı korkak ve silik tipler, yeterli sürüsel sayıya ulaştığında ise çoğunluğun sağladığı güven ve pervasızlıkla coşuyor. 

Öğrencilerin, eğitim ve öğretim hakkı başta olmak üzere yaşam hakkına dahi saldıracak kadar gözü dönen ırkçı Kürtçülük ‘’ bizden olmayana hayat hakkı yok’’ sloganıyla giderek faşistleşiyor. 

 

YDÜ’DEKİ PKK KAMPLAŞMASI

KKTC’deki üniversiteler içinde PKK’lıların en fazla yoğunlaştığı okul olarak YDÜ (Yakın Doğu Üniversitesi) gösteriliyor. Dolayısıyla nerede PKK’lı varsa, orada huzursuzluk hat safhadadır gerçeği kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Bu öğrenci kılıklı PKK’lıların okulda toplu bir şekilde dolaştığı, dağ kanunlarını üniversiteye dayattığı biliniyor. 

 Türkiye’nin doğu ve güneydoğu coğrafyasında terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı dönemlerde, PKK’nın kitlesel askeri katliamlarını şenliklerle kutladıkları, bu yolla karşı nefreti körükleyerek oluşan tepkilere ise şiddetle karşılık verdikleri gelen haberler arasında. 

Kırsaldaki kaleşnikoflu pozlarıyla dikkat çeken öğrenci kamuflajlı PKK’lıların birbirine görev tesliminde bulunduğu YDÜ’deki etkinlikleri elbette bunlarla sınırlı değil. 

Okul güvenliğinin ve idarenin bilgisi dahilinde ki PKK kronolojisiyle (anma, eğitim, kutlama, açık hava toplantıları ve afişlemelerle) adeta küçük bir PKK kampına dönüşen YDÜ’nün akademik eğitim iddiası fazlasıyla yaralanmış ve itibar parabilitesi düşürülmüştür.

Okulun akademik yürüyüşünü zora sokma pahasına, PKK’yı bu kadar fazla tolare etme çabasını akılla izah edemeyenler, okuldaki PKK varlığındaki ısrarı ancak ve ancak ilişkilerin derinliği ve gizliliğiyle izah etmek gerektiği düşüncesinde…

7 NİSAN 2014, YDÜ’DEKİ YENİ FAY HATTI

7 Nisan 2014 tarihli PKK saldırısı, YDÜ’deki ilk saldırı olmadığı gibi görünüş o ki son saldırı da olmayacak. Boynunda taşıdığı Ay yıldızlı kolyesinden dolayı dövülen kız öğrenci kadar, Mustafa Yıldızdoğan’ın ’Türkiyem’ şarkısını dinleyen öğrencinin dövülmesine kadar ortaya çıkmayan fakat son olayların ise fitilini ateşleyen bir çok vaka var.

Türk’e ait herşeye saldırmayı görev haline getiren YDÜ’lü PKK’lıların hasta ruhlu ırkçı şovenizmi Türk düşmanlığına kadar götürmesi, elbette YDÜ’nün de, KKTC’nin de müsamakarlığında oluştu.

Geçtiğimiz yıllarda okuldan atılanların yeniden okula dönüşüyle başlayan süreç aslında bugünlerin de habercisiydi. 

BDP MİLLETVEKİLLERİNİN SALDIRILARI SAHİPLENMESİ

Taş ve sopalar başta olmak üzere her türlü kesici ve delici aletin kullanıldığı 7 Nisan 2014 tarihli son saldırı küçük gruplar halinde yapılan saldırıların çok ötesinde, 200 kişiden fazla PKK’lı bir kitlenin önceden hazırlık yaparak gerçekleştirdiği ve olayların sonrasında yaralananların, gözaltına alınan ve polis tarafından arananların da olduğu oldukça kapsamlı bir kalkışma olduğu bildirilirken.

Gerekli güvenlik önlemlerinin alınması için uyarılan okul temsilciliklerinin ısrarla herhangi bir olayın yaşanmadığını savunmaya kalkışmaları ise, manidar bir görüntü çiziyor.

Olaylara sahiplenmek ve PKK’lı öğrencileri savunmak üzere BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin adaya gittiği gelen haberler arasındaydı.

Ortaya çıkan bu dış desteğin PKK’lı öğrencilere nasıl ve hangi boyutta güvencelerin verildiğini göstermesi açısından önemlidir.

Zira BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, önceki yıllarda okuldan atılan, sonrasında ise geri dönen öğrencileri savunma amacıyla KKTC’ye yönelik hakaretamiz açıklamaları belleklerimizdeki yerini almıştı.

DOĞUŞ DERYA VAKASI VE YDÜ’LÜ PKK’LILARA KKTC’Lİ DESTEĞİ

Elbette hem suçluyu, hem de güçlüyü oynayan PKK’lı öğrencilere verilen "Aferin, iyi yapmışsınız, elinize sağlık" desteği bunlarla sınırlı değildi.

Daha önce de KKTC’de Türk tezlerine karşı yaptığı muhalefetle dikkatleri üzerine toplayan, terör partisinin lideri Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’le görüntülenen, PKK muhibi CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın açıklamaları da PKK’lı öğrenciler açısından iyi bir doping oldu.

At gözlüklü CTP’li vekil, olayların sebebi olarak ülkücü gençleri gösteriyor, ülkü ocaklarının kapatılarak, ülkücü ve milliyetçi gençlerin adadan atılmasını savunuyor. 

Yunanlı generaller gibi verdiği beyanatlarla kendine ün sağlayan CTP’li Doğuş Derya ile aynı tondan yayın yapan bazı gazetelere bu kez Milliyetçi Adalet Partisi İskele İlçe Başkanı Sinan Yıldız yüksek perdeden cevap veriyordu.

Bu olaylar dairesinde bir kere daha sarsılan adada yaşananlar, müsebbipleri ve onlara hamilik edenler başta olmak üzere bir hazıfa bilimi olan tarihe topyekün not düşülmüştür.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.