PKK-Hizbullah gerginliğinde 90’lara mı dönüyoruz?

Türkiye çözüm sürecinin ne vaat ettiğini, hangi yollarla çözüme ulaşılacağını öğrenemeden, Güneydoğu 90’lı yılların korkulu rüyasına geri döndü. Kobani protestolarıyla patlak veren PKK-Hizbullah çatışması yaklaşık 20 yıl sonra yine sokaklara yansıdı. Karşılıklı restleşmelerle devam eden süreçte bölge halkının korkusu ölümlerin daha da artması. Peki 90’lı yılların sonundan beri şiddet eylemlerinde adı geçmeyen Hizbullah’ı yeniden gündeme getiren ne? İddia edildiği gibi Hizbullah, PKK’nın dindar halka baskısının artmasına karşı mı harekete geçti? En kötüsü ama birçoklarının aklından geçen ihtimal ise bütün bunlar bir iç savaşa zemin hazırlamak için mi?

HÜDA PAR ve Hizbullah’a yakın çevreler, PKK’nın kendilerine saldırısına karşı devletin etkisiz kaldığı görüşünde. Bu yüzden kendi savunmalarını yapacağını bildirmekten çekinmiyor. En son Şırnak’ın Cizre ilçesinde HÜDA PAR üyelerine yönelik saldırılarda iki grup arasında olaylar çıktı. Saldırılar durduktan sonra bile YDG-H’nin uzun numlulu silahlarla gövde gösterisi yapması tepki çekti.

Yine Batman’da HÜDA PAR’lı olduğu gerekçesiyle öldürülen 17 yaşlarındaki bir gencin ardından Hizbullah kanadı “Devlet asayişi sağlayamadığı için kendi önlemlerimizi alacağız.” minvalinde açıklama yapmıştı. Önlem alma kısmında ise malum sokak çatışmaları ortaya çıkıyor.

Bölge nabzını yakından tutan kaynaklar iki tarafın da çatışmaları örgütlü gençler üzerinden yürüttüğünü düşünüyor. Kobani eylemleri sırasında açılan Sex Said Seriyyeleri, Hüseyni Fedaileri gibi bazı hesaplara da dikkat çekiliyor. Burada PKK’nın HÜDA PAR’a saldırılarının artmasından ve devletin sessiz kalmasından şikayet eden paylaşımlar dikkat çekiyor.

 Kimilerine göre ise devlet bu çekişmede kasten pasif kalıyor. Çünkü Hizbullah’ın PKK’ya kaşı örgütlenmesi menfaatine geliyor. PKK ise geçmişten beri bölgede kendi dışında bir egemenlik alanının oluşmasını istemiyor. Bu yüzden Hizbullah çevresine karşı açıktan tehdit unsuru olmakta bir mahzur görmüyor. En çok dile getirilen görüş ise PKK’nın artan saldırılarına karşı Hizbullah’ın savunmaya geçmesi, Kobani eylemlerinde ve sonrasında PKK’nın IŞİD bahanesiyle dindarlara yönelik baskıyı artırması bu fikrin temelini oluşturuyor.

Her örgüt kendi asayiş birimini kurma peşinde

İki örgüte karşı da mesafeli duran Batman kaynaklı haber sitesi Hür Bakış’ın Genel Yayın Editörü Behmen Doğu, böylesi kaos durumlarında ötekini anlama ve objektifliğin adeta buharlaştığını söylüyor. Hizbullah ve HÜDA PAR’ın, Kobani eylemlerinden sonra faturayı devlete, PKK, HDP ve YDG-H’ye kestiğini anlatıyor. Onlara göre devlet asayişi sağlayabilecekken yetersiz ve geç hareket etti. Tam da bu eylemler sırasında açılan Twitter hesapları ise tedirginliği daha da artırıyor. Doğu’ya göre Hizbullah Şex Said Seriyyeleri adlı yapının kendi oluşumu olup olmadığını netleştirmeli. Bugüne kadar yapıyı reddeden bir açıklama gelmemesi, Hizbullah’ın savunma amaçlı da olsa bir yapılanma hazırlığında olduğunu gösteriyor.

YDG-H’nin bölgede zaten yeterince tahribata yol açtığını söyleyen Behmen Doğu, Seriyelerle birlikte sokaktaki gerginliğin katlanacağı görüşünde. Burada iki tarafa da düşen, söz konusu gençlik yapılanmalarını bir an önce feshetmek. HDP’ye Karadeniz illerinde yapılan ırkçı saldırıları hatırlatan Behmen Doğu, “Hiçbirimizin hatırlamak istemediği bir olaydı. O gün HDP’ye yapılan saldırıyı kınadık. Mağdur olmanın ne olduğunu iyi bilmesi gereken HDP, HÜDA PAR konusunda başarılı bir imtihan veremedi.” diyor. HDP’de başta Altan Tan gibi sağduyulu vekillerin ise makul bir iletişim zemini hazırlayabileceği görüşünde. Belki bu iletişim sayesinde Hizbullah daha yolun başındayken Sex Said Seriyelerini feshedebilir. Bu yapının kendileri ile ilgisinin olmadığını iddia ediyorlarsa, araya söylem düzeyinde de olsa net bir ifade koymalılar. Aksi takdirde bölge adına durumun vahim gözüktüğünü anlatan Doğu, şöyle devam ediyor: “Bölgedeki her örgüt kendi asayiş birimlerini kurma yoluna giderse kaostan başka bir sonuçla karşılaşmayacağız.”

Devletin vaatlerinden nemalanmak isteyen gruplar artacak

Hizbullah’ın yeniden sahneye çıkmasını PKK’nın artan baskısına bağlayan bir diğer isim ise Mardinli gazeteci yazar Mehmet Sait Çakar. Ona göre örgüt halka baskıyı artırdıkça PKK karşıtlarının dozu yükseltmesi normal. Çakar, “Bu karşılıklı çekişme devletin PKK’ya iltimasını artırmasıyla devamlı olarak artacak.” görüşünde. Hizbullah’ın canlanmasını çözüm süreciyle de ilişkili bulan Çakar’a göre ufukta devletin verdiği bir söz varsa bundan PKK’nın dışındakilerin de nemalanmak isteyeceğini söylüyor. PKK’nın Kürt halkının tek temsilcisi olmadığı düşünüldüğünde ise bu paydaşların artması kaçınılmaz görünüyor.

Zira bugün devlet, süreci sadece PKK çizgisinde sürdürerek vaatlerini bu minvalde belirliyor. İşte bu yüzden Çakar’a göre zamanla bu şiddet sarmalına sadece Hizbullah değil başka gruplar da eklenecek. Tek hakim güç olduğunu kabul ettirmek isteyen bir PKK gerçeği karşısında bunun aksini iddia edenler sesini yükseltmeye başlayacak. Taraflar bu iddialarını güçlendirmek için gerginliği günden güne artırırken olan bölge halkına olacak. Akıllara gelen soru ise bütün bu süreçte devletin nerede konumlandığı. Çakar’a göre bu senaryonun bir ayağı da devlet zaten. Zira devletin bu senaryoda kendisine susma rolü verdiğini düşünüyor. “Devlet burada pasif kalarak her iki tarafın da birbirini vurmasından, güçsüzleştirmesinden nemalanıyor.” diyen Çakar, bu yüzden şiddeti engellemediğini düşünüyor. Sokaklarda Mobese’lerin çalışmamasını, polisin göreve çıkmamasını ve ölümlerin faillerinin aydınlatılmamasını buna kanıt sayan Çakar şöyle devam ediyor: “İki tarafın birbirini yok etmesi, üçüncü tarafın yani devletin aynı 90’lardaki gibi lehinedir.” Ona göre devlet, Kobani’nin PKK tarafından fırsata dönüşmesine izin verdi. Şiddetin dozunu görebilmek, PKK’nın halkın üzerindeki şiddet seviyesini ölçmek için sessiz kaldı.

Hizbullah siyaset sahnesine nasıl çıkmıştı?

Hizbullah’ın bugün geldiği noktayı değerlendirmek adına örgütün siyasi alana nasıl girdiğini hatırlamakta fayda var. Bugün HÜDA PAR her ne kadar Hizbullah ile aynı gösterilmek istemese de kamuoyunda birlikte anılıyor. Örgüt, lideri Hüseyin Velioğlu öldürüldükten sonra silahlı eylemleri bırakmıştı. Hizbullah davasından tahliye olanlarla örgüt sempatizanları ise 2000’li yılların başında Mustazaf-Der ile sahneye çıktı. Dinî etkinliklerle adından söz ettiren grubun Diyarbakır ve çevre illerde düzenledikleri mevlit mitinginde yüz binlerce insan toplandı. Bu denli kalabalık mitingler, PKK-HDP ve AKP’den sonra “Bölgede üçüncü aktör mü geliyor?” sorusunu akıllara getirdi. Mustazaf-Der’in kapatılmasından kısa bir süre sonra ise hareket, Hüda-Par ismiyle siyaset alanına girdi. Ancak mevlit mitinglerinde yüz binleri meydanlara toplayan Hizbullah çevresi, partide umduğu ilgiyi bulamadı. Nitekim geçtiğimiz yerel seçimlerde bölgedeki oy oranı neredeyse MHP’nin bile altındaydı. Bölgeyi iyi tanıyan çevreler, alınan düşük oyu Hizbullah’ın kötü imajına bağlıyor. Öte yandan HÜDA PAR ve kendisine yakın dernekler kurulduğu ilk günden bu yana uğradığı saldırılardan PKK’yı sorumlu tuttu. Her ne kadar HDP ve PKK üstlenmese de YDG-H, Twitter hesapları üzerinden Hizbullah çevresine yapılan saldırıları üstlenmeye başladı. Kobani eylemlerinde HÜDA PAR’a yönelik tahribatın artması ise bardağı taşıran son damla olarak görülüyor. İşlenen onlarca cinayetin ve yağma hadiselerinin failleri bugün hâlâ öğrenilmiş değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.