Neden milletçilik? Neden Milliyyetçi Herekat Partisi?

Azerbaycanda ve Türkiyede sık-sık duyduğum sorudur. Dolayı yolla, "neden Türkiyede büyük gücü ve Azerbaycanda resmi çevreleri etkilemek imkanları olan iktidar partisini bir kenara bırakıp, iktidara tek başına gelip-gelmeyeceği belli olmayan bir muhalefet partisini destekliyorsun?" demek istiyorlar...

Türkiyeye otuzbeş yildan beri gelip-gidiyorsun, neden hiç iktidarla yakınlaşmayı, siyasetçi olarak onlardan destek almayı düşünmedin, hep içeride ve dışarıda bunca düşmanı olan bir partini savundun, her yerde onun propoqandasını yaptın. Rasional düşünceye göre böyledir...

Önce onu söyleyeyim ki, sovet baskıları bizi çocukluğumuzdan milletçi, yani kendi milletinin, yasak edilmiş türk sözünün sevdalısı gibi yetiştirdi. Sovyet sınırlarının dışında kalmış türkler, ister İran değilen ülkedeki on milyonlarla Güney Azərbaycan türkü olsun, istər Anadolu türkü- kendimizi bildik bileli sohbetlerimizin, sonralar yazılarımızın başlıca konusu olmuştur.

Ben MHP-yi tanıdığım dönemlerde de, sovyetlerin güçlü zamanlarında da, 1988 senesinde milli özgürlük harekatının liderlerinden birisi olduğumda da milliyetçiğdim.
Türkiyeye ilk gelişimde de fikir arkadaşlarımın davetiyle gelmiştim. O arkadaşlık bu gün de devam ediyor. Ben Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin partiüstü bir kardeşlik , kader, mutluluk olduğunu biliyor ve her bir Türkiye vatandaşına saygı ile yaklaşıyordum. AK partide de, başka partilerde de deyerli ve saygı duyduğum aydınlar, milletini seven insanlar, dostlarım var. Fakat, ben kim güçlüyse onun yanında yer alanlardan değilim.

Her zaman ideallarimin ve milletimin geleceğine hizmet eden işlerin peşinde olmuş, gücü değil, hakkı aramış biriyim. Bütün kitaplarım, gazetecilik çalışmalarım, siyasi faliyetim de buna hizmet etmiştir. İktidar- mühalifet meselesi önemli deyil, önemli olan türk milli kimliyini, türk varlığını, Atatürk ilkelerini, Türkiyenin unitar yapısını, Türk milletinin egmenliyini, gurur və haysiyeti, hakkı, adaleti temsil eden, millete sayqı duyan, çok parası olmasa da, temiz vicdanı olan, türklüyü seven ınsanlarla beraber olmakdır.
Zaten uzun zamandan bu yana dünyanın her yerində seçim sandıkları para qutularına yenik durumdadır.

Bu yıl Milliyyetçi Herekat Partisinin 45. kuruluş senesidir. 45 senedir MHP Türkiyede yüz yıllarca dünyanın en şerefli milletlerinden birine karşı yürütülen kimliksizleştirme, soysuzlaştırma, yabançılaştırma ihanetine karşı direnen, zorluklara sine gererek, milletçi düşünceni milletin umut yeri, türk dünyasına açılan yol misali tüm gücü, enerjisi ile daim ülkenin sosial ve politik hayatının merkezinde, baş ucunda, gencliyin kalp atışlarında ve mücadele aşkında yaşatmıştır.

Yalnız, dünyada olup-bitenlerden habersiz kimseler milletçiliye karşı çıkar. Son üçyüz sene Avropa ve Türkiyedeki olaylardan habersizdir veya bilmek istemiyorlar. Milletçilik harekatinın yaranma sebebleri son yüzyılda ara verilmeden müzakere ediliyor. Bunu kapitalizmin ürünü sayanlar, direkt solçuluğa, Marksizme bağlayanlar da var. Normal bilim adamları bu düşünce sistemine insanliğin gelişmesinin ilkin çağları, çağdaşlığın vaz geçılmez dönemi olaraq dogal bir sürec gibi görülür. Bunun ırkçılık ve etnik eqoizmle hiç bir alakasının olmadığı ispat edilmiş. Çüphesiz ki, milliyetçilik adi altında faşizmin, ırkçılıığın baş qaldırdığı zamanlar da olmuşdur, ama külli halinde milletçilik dünyada modernleşme ve eğitimle aynı sırada, İmparatorlukların dağılma sürecinin, milli düşünce ve özgürlüklerin, kendini tanıma, ulus dövlet yapılanmasının ürünü ve ideolojisinin temelidir.

Bu gün Avropanın və dünyanin bir çox müstəqil devletleri kendi varlıklarını milletçi herekata borcludurlar. Küreselleşme, insan hakları və milli azınlıklarla bağlı gelişmeler, böyük güclerin ve böyük paraların sınır tanımayan bir azgınlıkla gelişmesi ilk bakışta milli devlet ve bununla beraber milletçilik düşüncesinin son bulduğu hayali yaratsa da milliyetçilik hala devletlerin gelişiminin lokomotivi ve barışın, dengenin önemli mekanizmi olarak kalmaktadır.

Bu, yazmakla bitmeyecek bir konu. Yeni devrin şartları, insan hak ve özgürlükleri, kendi mukadderatını belıirleme konusunda bazi devletlerin insan sevgisinden daha fazla kendi çıkarlarına uyğun önəm vermələri, milli devletlerde demokrasinin güçlenmesi zaruretini öne çıkarır. Sonuçda küreselleşme ile milliyetçilik ve milli devlet erası bitmiyor. Tam tersi yeni ideoloji ve praktik yönlerle zengınleşiyor. İmparatorlukların, hegemonluk iddası olan güçlerin, ortadan kaldırılması, sorunların çözülmesi, karşılıklı güven ve aynı zamanda insan haklarının korunması, etnoslar arasında gönüllü antlaşma tarihin hiç bir döneminde milliyetçi harekat ve milli devletler zamanındakı kadar rahat va dayanıklı olmamıştır.

Türkiyeye gelince durum daha vahimdir. Dikkatle bakarsak milliyetçilik Türkiyenin ve türk milletinin olum və ya ölüm məsələsidir. İslam dininin milli kimliyini arka plana geçiren hümmetçilik yolu, artı Osmanli milliyetçiliyin çokmilletli devletde sorun yarata bileceği korkusu ve saray nihilizmi ile türkü sıradışı edib, milli kimlik olarak yalnız müslüman kelimesini kullanan yüz on yıl bundan önceyedek türk kimliyini millete unutturmuş ve Avrupa devletlerinin Osmanlı topraklarını parçalamak isteğine güç katan bir neden de buydu. Rum, yahudi, arab, bulgar, erməni milliyetçiliği vardı, ancaq türk milletinden söz edildiğinde ırkçılık damgası vuruluyordu.
Ali bey Hüseyinzadelerle, Ahmet Ağaoğlularla, Ziya Gökalplarla, Yusif Akçuralarla başlayan türk milliyyetçiliyi və ulusal devlet kurmak kaçınılmazlığı dahi Atatürkün şahsında sözü işe çeviren bir qahramanını buldu ve türk halkını tarih meydanlarından silinmesinin karşısı alındı!

Türk milliyetçiliği, pankatolizmden, panslavizmden korunma yoluydu. Türkiyeni türk milletine kazandıran türk milliyetçiliyi olmuştur!
Bu gün dünyada Türkiyə və KKTC-den başka Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan gibi daha beş bağımsız türk devletiyle Rusiyada kendi sınırlarını belirleyip yaşayan Tatarıstan, Başkurdistan, Çuvaşeli, Dağlık Altay, Saka, Hakasya ve başla cumhureyetler, özerk türk bölğeleri varsa bunu da Rusyanın baskısından baş kaldırıp kendi özğürlüğü için savaşmış binlerle türk-tatar aydınının milliyetçilik iradesine borcluyuz...

Solçuluğun bizim gördüyümüz iğrenç yüzünden habersiz Türkiye solcularının, Marksizm satılmışları, bölücülerin, yüzsüz Avrupa tabak dibi yalayanların, Atatürk düşmanlarının, dinle alış-veriş yapan, dini siyasileştiren allahsızların, vahşi Batı projelerıne içten destek veren her türlü vatan hainlerinin karşısında milletıne güvenerek dimdik dayanan yine milliyetçilik ve Milliyetçi Herekat Partisi'dir.

Bu gün Türkiyede milletçilik düşüncesi Milliyetçi Harekat partisinin sabrı, azmi, yorulmaz çalışmaları sonucunda on yıllar boyu kasıtlı şekilde onun omuzuna yüklenen ırkçılık, diğer milletleri beyenmemek iftirası, teror, antidemokrat lekelerinden tam temizlenmiş , dinci, siyasi savaşın en güzel örneği olan bir duruma gelmiştir. MHP milliyetçiliyin her türlü özelliklerini ve güzelliklerini ortaya çikarmişdır.

Türkiyenin geleceyi ölü tarikatları diriltmek ,kendi mutluluklarını türk milleti ile bir olmakta gören halklara fantazi vadler vermekle kaşınmayan yerden kan çıkarmaya çalışan tefekkür sahiplerinden farklı olarak yurttaşlık bağlılığını öne çıxarmakla Türkiyenin bütünlüğünü koruyarak onu dünyanın böyük güclerinden birinə çevirmeyi hedef seçmiş gerçek milli güc mərkəzi, Türk milletinin nabzının atdıgı bir yerdir.

Bizi ora bağlayan da budur!

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçelini uzun yıllardır tanıyorum. Son dönemlerde onun MHP kongrelelerinde, seçimlerde bazen saatlerle süren konuşmalarının bir çoğunu dinledim. Bu konuşmalarının her biri düşman davuluna oynayan ve milliyetçiliği hedef seçen soysuz, köksüz siyasetbazlara bir millet sevgisi, akil, tevazü, demokrasi, insan hakları ve uluslararası hükuka sayğı dersidir. Yurdun bütün köşelerine aynı gözle, aynı saygı ve sevgiyle bakan Genel Başkanın bu konuşmaları Türkiyenin geleceğine işık tutan bir milli proqramdir.

Devlet beyin düşünceleri seçımlerden daha çok milletinin ve devletinin geleceğine yönelmiştir. Küreselleşme, dünyaya integre Türkiyenin bağımsızliğı ve unitarlığına tehlike oluşturmamalıdır. Siyasi liderlik iddasında bulunanlar yalnız milletine güvenmelidir. Yabancı ellerde oyuncak, kukla olanların akibeti er yada gec çöplüktür...

Tarih boyu böyle olmuşdur ve bundan sonra da böyle olacaktır. Devlet beyin ilkesi budur. Azerbaycan ve başka türk devletleri ile ilişkilerinde de semimidir ve zamanı doğru değerlendirerek somut iş yapmayı savunuyor. O tarihi bilgisine dayanan, çağdaş düşüncəli, geleceğin mesuliyetini taşıyan gerçek milli lider, büyük düşünür ve kamil insandır...
Millet var oldukca milliyetçilik ve milliyetçiler de var olacaklar...

Sabir Rüstemhanlı

Azerbaycan millet vekili, milli şair
Vatandaş Dayanışma Partisinin Genel Başkanı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.