MUSUL SAVAŞI İLE TÜRKMENELİ BELDELERİ VE ORTADOĞU'NUN GELECEĞİ / Erdinç Balcı
  Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nın (TDAV) Süleymaniye'de 'İstanbul Üniversitesi Seyyid Hasan paşa Medresesi konferans salonunda' varoluş gayesine ve misyonuna uygun şekilde düzenlemiş olduğu ve Dünya'nın en önemli gündemi olan 'Musul operasyonuna' ilişkin olarak "Musul meselemiz Türkmenler" konulu panele ÜLKÜ-TEK Yüksek İstişare kurulu olarak katıldık...
Panelin konuşmacıları bölgede yetişmiş Ortadoğu'yu, jeopolitiğini, Ortadoğu'daki bütün siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik dengeleri çok iyi bilen, hayatlarını Türklüğe ve Türkmen davasına adamış Türk Milliyetçisi uzmanlar olan Dr.Nefi Demirci , Dr. Cüneyt Mengü ve Ülkü- tek Yüksek İstişare kurulu üyesi Müh. Sn. Savaş Avcı idi...
Paneldeki çok değerli konuşmacıların sunumlarından ve yaptığım araştırmalardan çıkardığım sonuçları sizler için derledim.
**
1-Mevcut durumun analizi 
 637 yılında Müslümanların eline geçip yüzyıllarca Osmanlı idaresinde kalan ve İngilizlerle aramızda hep ihtilaf konusu olmuş MUSUL, Haziran 2014 den beri de IŞİD yani DAEŞ eşkıyalarının elindedir.
Şimdi de Irak devleti ile Irak Kürdistan bölgesel yönetimi (IKBY) arasında 'yasal statüsü belirli olmayan' sürekli sorun kaynağı MUSUL 'un 'kurtarılması operasyonuna' bölge dışından gelen ve başında emperyalist güçlerin (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa vb..) öncülüğünde katılan 36 farklı ülke ile Irak Hükümeti’nin korkak silahlı güçleri , Barzani (IKBY) peşmergeleri, Haşdi şaabi, Haşdi vatani ninova birlikleri ile bölgedeki besleme kukla milis guruplarından ( YPG ,PYD, PKK ve diğer küçük aşiretler) oluşur. 
Küresel güçlerin askerleri havadan ve teknolojik silahlarla, diğer askeri milis güçler ise karadan öncü birlik olarak müşterek şekilde operasyon yürütülmektedir...
Bu askeri operasyonlar içerisinde Türkiye maalesef yer alamamıştır, bunun sebebi Türkiye'nin artık uluslararası Diplomatik etkinliği ile yaptırım gücünün kalmadığının ve ciddiye alınmadığının sonucudur...
Türkiye'yi yönetenler, son 14 yılda izledikleri TÜRK Devlet geleneğinden ve ülke çıkarlarından uzak, yanlış, değişken ve popülist dış politikalar ile durumun bu seviyeye gelmesine sebep olmuşlardır...
Üzülerek ve vicdanımız sızlayarak ifade etmek gerekir ki ; Türkiye artık kabile devletlerinin, Irakın kukla ve besleme başbakanı 'Ibadi' gibi ve bölgesel eşkıya güçlerinin (IKYB, DAEŞ, PKK, YPG, PYD vb..) bile kafa tutabildiği etkisiz, ciddiye alınmayan ve diplomatik gücü olmayan ülke konumunda görülmeye başlanmıştır...
Türkiye'yi yönetenlerin, basın yayın organlarında 'Musul operasyonunda olmak istedikleri konusundaki yüksek perdeden yaptıkları çıkışlar, çağrı ve talepler' Türkiye iç kamuoyundaki milliyetçi muhafazakâr tabandan yükselecek milli refleksleri sönümlemeye ve gelecek tepkileri engellemeye dönük siyasi manevralardan ibarettir...
Büyük Musul operasyonunda Türkiye'nin ABD, koalisyon güçleri ve IRAK kabile devleti nezdindeki girişimler 'hem sahada, hem masada' olmak konusundaki talepleri hiçbir şekilde karşılık bulmamış ve malesef ciddiye alınmamıştır, buna rağmen yöneticilerimizin CEĞİZ , ....CAĞIZ söylemleri sadece ve sadece başarısızlıklarını gölgeleme amaçlı iç kamuoyuna dönük algı yönetimi/operasyonları gayretidir.
ABD’ li savunma bakanının geçen haftaki Türkiye ziyaretinde, hep alıştığımız üzere diplomatik nezakete uygun şekilde söylediği yuvarlak ve teskin edici sözler ise ; AKP li besleme havuz medyası tarafından "Büyük anlaşma", "Büyük uzlaşma Türkiye artık operasyonun içerisinde olacak", "Türkiye gücünü gösterdi" şekildeki manşetlerle kamuoyuna pompalanmış ama neticede elle tutulur somut gelişme olmamıştır. Bu anlaşmanın tam metni ve özeti "Eger koalisyon güçleri ihtiyaç duyarsa Türkiye'den askeri yardım isteyebilir" şeklindedir. Böyle bir ihtiyaç olmayacağına göre sonuç malumdur...
**
Hükümet tarafından yıllardır devlet başkanı statüsü ile kırmızı halılarla karşılanan, hatta AKP'nin parti kongresinde "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye salonda slogan atarak onore ettirilen ve daha önemlisi; 
Neticesinde   PKK'yı şehirlere yerleşmesini sağlayarak güçlendiren ve büyüten sözde 'çözüm sürecinde' defalarca düzenlenen açıkhava toplantılarında alkışlattırdığımız, dümenden 'arabuluculuk ve ağabeylik' gibi çok etkili rol verdiğimiz, İsrail'in ve ABD nin kobra yılanı, dönek eşkıya başı Barzani'nin güçleri (IKYB), PKK'lı eşkiyalar ve yan kolları PYD ve YPG ile PKK' nın İran'daki kolu PEJAK oldukça etkili konuma gelmişlerdir...
PKK daha şimdiden bölgedeki hareketlilik ve kargaşadan faydalanarak Türkmen bölgelerinde eşkıyavari faaliyetlere başlamış ve bölgedeki Türkmen öncülerini tehdit edecek kadar cüretkâr olmuştur...
 Kaypak ve kahpe Mesud Barzani Türkiye'yi satmıştır, Musul operasyonunda ABD ve Bağdat hükümeti yanlısı politikalarıyla Türk askerinin operasyona katılmasına rıza göstermemiş hatta tehditler bile savurmuştur...
İran Ortadoğu'daki bin yıllardır süregelen köklü devlet geleneğinin icabı olarak Irak ve Suriye'deki mezhepsel politikaları doğrultusunda Rusya ile beraber kurduğu oyunlarla, şimdi de ABD desteğiyle Ortadoğu'daki yerleşik en güçlü ve en etkili ülke olma gayretindedir...
 Musul'un, Kerkük’ün, Süleymaniye ve Erbil'in içerisinde olduğu Kuzey Irak bölgesinde, bundan sonra izlenecek yeni politikalar ve bu bölgenin paylaşımı konusunda, Irak Hükümeti üzerindeki mezhepsel etkinliği dolayısıyla İran da en az ABD kadar etkili konumdadır...
 Türkiye Ortadoğu'daki Arap ülkeleri ve bu bölgede yaşayan Arapların gıpta ettiği, yaşamak için özenti duyduğu bir ülke olmaktan artık çıkmıştır...
Musul'un, yer altı tünelleri, şehrin etrafındaki kademeli tuzaklı siperlerle savunmada olan ve gerilla savaşını iyi bilen DAEŞ eşyalarından ne zaman temizleneceği belirsizdir. Ayrıca MUSUL halkı artık DAEŞ' i uyguladığı sünni politikalar ile benimsemeye bile başlamıştır... 
Türk Hükümeti yıllardır, Güney sınırımızdaki yasal statüsü olmayan eşkiya zihniyetli aşiret güçleriyle onları güçlendirecek şekilde iyi ilişkiler kurarak yanlış politika izlemiş, bölgede yaşayan asli unsurların en köklülerinden olan Türkmen soydaşlarımızın yasal statüsü, selameti ve geleceği açısından çok duyarsız kalmıştır...
 Türkiye Ortadoğu'da izlediği yanlış politikalarla bin yıllardır var olan Türk devlet geleneğinden ve köklü devlet politikalarımızdan uzaklaşmıştır... 
Musul, Kerkük, Erbil ve bölgedeki diğer Türkmeneli beldeleri de en az; Batıda Ankara, İstanbul, İzmir ve Güneyde Hatay, Urfa, Gaziantep ve Diyarbakır illerimiz kadar Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ile Türk Milleti'nin selameti açısından hayati öneme sahiptir...
Önceki nüfusu 2 milyon olan ancak DAEŞ ablukasıyla göç sonrası şu an 1 milyon kişinin yaşadığı Irak'ın en büyük ikinci kenti Musul ve çevre illerinde içinde olduğu bölge; Dünya’daki en  eski medeniyetlerin yaşadığı, yok olduğu ayrıca en çok savaşların yaşandığı, en yoğun sosyal hareketlilikle bütün dinlerin binyıllardır yaşatıldığı kadim medeniyetlerin merkezidir...
 Musul ve çevre illeri dünya'daki en zengin petrol ve enerji yataklarına sahiptir onun için de Dünya'daki Emperyalist küresel güçlerin yüzyıllardır ele geçirmeyi amaçladıkları bölgedir...
 Üzücüdür ki Büyük Türk ordusu Dünya'yı ilgilendiren en önemli meselede, hükümetin diplomatik başarısızlığı sebebiyle bölgede tam da kuvvet ve kudretine uygun şekilde dahil olması gereken bir savaşta ve sonrasında aktif rol alamamıştır...
 Türkiye bölge illerdeki MİSAK-I MİLLİ şartlarından kaynaklanan müktesep yasal haklarını kullanamamakta ya da yetersiz kalmaktadır...
 Türkiye Irak'taki Arap basını nezdinde Türkiye'nin haklı ve meşru sebepleri ile Türk devletinin gücünü anlatabilecek etkinlikte değildir.
2- Ortadoğu'yu bekleyen yeni tehlike ile Türkmenler ve İslam ülkeleri açısından muhtemel riskler
Bütün bu operasyonlar 'büyük Ortadoğu projesinin' temellerini atmak için yürütülmektedir 
Ortadoğu'da siyasi haritalar yeniden çizilecek birçok yeni küçük kukla devletcikler oluşturulacaktır...
 Ortadoğu'da emperyalist güçlerin temsilcisi konumunda olan 'Büyük İsrail Devleti' kurulması hedeflenmektedir...
Büyük İsrail Devleti ile onu koruma amaçlı emperyalist güçlerin maşası konumunda olabilecek ve Türkiye'yi güneyden kuşatabilecek 'Kürdistan federe Devleti' yada Kürt topluluklarından oluşmuş yeni 'Büyük Kürdistan Devleti' ile sonrasında ise Türkiye'yi doğudan kuşatabilecek 'Büyük Ermenistan Devleti' kurulması bu amacın bir parçasıdır...
 Türkiye Doğu ve Güneydoğu sınırlarının yeniden belirlendiği Anadolu'ya sıkıştırılmış etkisiz, yetkisiz ve güçsüz bir ülke konumuna düşürülmek istenmektedir...
Kuzey Irak ve Suriye'deki Türkmen soydaşlarımızın varlığı ve onların bin yıllardır bölgede süregelen siyasi, sosyal, etnik, dini, kültürel ve milli meseleleri hiçe sayılarak yok hükmünde kabul edilecektir, hatta hatırlayınız ; Türkiye'nin kılını kıpırdatmadan seyirci kaldığı AKP iktidarı dönemindeki yakın tarihimizde, Barzani'nin Erbil'de yaptığı gibi Türkmenlerin nüfus idarelerinden kayıtlarının silindiği ve tapu dairelerinden üzerlerindeki gayrimenkullerin alındığı gibi şimdide soydaşlarımızın ağırlıklı yaşadıkları Musul, Kerkük, Erbil, Süleymaniye ve çevre beldelerinde yaşayan, dağınık göçebe topluluklar halinde yaşamaya mecbur edilebileceklerdir...
 Türkmen soydaşlarımız arasında 'Sünni Türkmen ' ve 'Şii Türkmen' gibi yeni kavramlarla mezhepsel ayrım yapılarak birbirine düşürülmek istenmektedir, çünkü bölgenin en cevval potansiyel güçlerinden birisi eğer Türkiye destek olursa, Türkmen soydaşlarımızdır...
 DAEŞ bir projenin parçasıdır ve kontrolden çıkmış güçtür. DAEŞ' in Musul operasyonlarıyla ile kesinlikle yok edilme veya tamamen etkisizleştirme amacı yoktur, oradan başka bölgelere yayılıp daha sonra tekrar Ortadoğu'yu karıştırmak ve kontrollü milis güç olarak kullanılması bu projenin devamıdır ...
 DAEŞ sonrası bölgede emperyalist güçler tarafından kontrollü şekilde yönetilecek, etnik ve mezhebi temelli yeni silahlı maşa milis güçler oluşturulacaktır...
 Musul ve çevre illerinden kaçarak ayrılacak DAEŞ militanları, mutlaka oradan Türkiye'ye yakın Güney bölgelerimize (Suriye ve Irak'ın kuzeyi) gelip konuşlanma niyetindedir. Bu durumda yine Küresel güçlerin ileriye dönük hem kürt milislere karşı alternatif güç olması, hem de Türkiye için ciddi tehlike ve risk unsuru olması sağlanacaktır...
 İran ; Ortadoğu'da Türkiye'nin karşısında ABD,İngiltere, Fransa, Rusya ve diğer büyük emperyalist güçlerin ittifakı ile etkili ve Türkiye'den daha güçlü bir kukla İslam devleti konumuna getirilerek , İran eliyle Ortadoğu'daki mezhep savaşları kaşınarak etnik ve mezhepsel temizlik yapılması projenin adımlarından birisi olacaktır...
 Ortadoğu'daki enerji kaynakları tamamen Küresel şirketlerin kontrolünde olacak ve bu kaynaklardan bölgedeki eşkiyavari silahlı milis gruplar( IKBY PEŞMERGELERİ, PKK, PYD, YPG, IŞİD) da kısmen istifade ettirilecektir...
 Irak'ta Musul Savaşı ile daha büyük çaplı savaşları tetikleyebilecek Ortadoğu'da bir cehennem senaryosu ya da belkide 'enerji kaynaklarını yönetmeye dönük 3.Dünya savaşının' zemini hazırlanmaktadır...
3 -Yapılması gerekenler ve acil beklenti
 Türkiye'yi yönetenler iç kamuoyunu rahatlatmaya dönük ve yanlış bilgilere dayalı hamasi siyasi söylemlerden vazgeçip, Dünya ülkeleri nezdinde daha etkili olabilecek politikalar üretmeli ve Türk Devlet geleneklerine uygun, Türk Milleti'nin hassasiyetlerine paralel daha icraatçı ve somut adımlar atmalıdır...
 Ata yadigârı ve Ecdadımızın emaneti Musul, Kerkük, Erbil Süleymaniye ve çevre beldelerindeki var olan siyasi gücümüz tekrar kazanılmalı ve bu bölgede Türklerin temsilcisi konumunda olan Türkmen soydaşlarımız her türlü (siyasi ekonomik sosyal ve askeri açıdan) desteklenmeli ve güçlendirilmelidir...
Irak'ta, Suriye’de aşiretlerin, kürtlerin ve diğer farklı etnik ve mezhebi grupların bölgesel ve askeri güçleri mevcuttur ancak Türkmen soydaşlarımızın güçlü şekilde organize oldukları silahlı gücü yoktur, bunun için acil olarak Türkmen soydaşlarımızdan oluşan yeni askeri güç oluşturulmalı ve sürekli şekilde koruyup, güçlendirilerek desteklenmelidir...
 Her neye mal olursa olsun, Türkiye bölgedeki diplomatik ve siyasi gücünü caydırıcı güç unsuru olan askeri gücü ile birleştirip, bölgenin ileriye dönük yapılanmasında Türkiye'nin ve bölgede yaşayan soydaşlarımızın menfaatleri doğrultusunda karar alınmasında etkili olmalı yani askeri harekâtın aktif şekilde içinde yer almalıdır...
Türkiye Irak'taki siyasi ve toprak bütünlüğünü savunma konusunda da etkili olmalı, Irak parlamentosu nezdinde hamasetten uzak daha farklı netice alıcı bir yol izlemelidir... 
İran'ın etkisinde olan Irak devlet başkanının söylediklerini etkisiz hale dönüştürecek politikalar izlemelidir onların Irak'taki soydaşlarımıza yaptığı gibi gerekirse Türkiye'de yaşayan Iraklı Araplar üzerinden kıstaslar ile yaptırım uygulanmalıdır...
PKK'nın yeni hedef bölgesi, Türkmen nüfusunun ağırlıklı olarak yaşadığı Musul , Kerkük, Tuzhurmatu Telafer ve Sincar bölgesidir. PKK Kuzey Irak'ta ve Suriye’de farklı bölgelerde konuşlanarak daha ciddi, büyük ve yaygın şekilde ABD, İNGİLTERE, RUSYA FRANSA, ALMANYA, İRAN VE İSRAİL güdümlü ortak güç olma niyetindedir bu durum engellenmelidir... 
 Bölgede çizilecek yeni haritada (Büyük ortadoğu projesinde) küçük devletciklerin yapılandırılmasında Araplar, Şiiler, Sünniler, Kürtler, diğer küçük etnik gruplar olacaktır, bu yapılanmada Türkmenlerin statüsü, siyasi varlığı ve Türkiyenin MİSAKI MİLLİ ŞARTLARI BEYANI' ndan gelen müktesep haklarının gözardı edilmesi engellenmelidir ... 
Savaş'ın kızışması durumunda Musul ve çevre bölgelerinden yaklaşık 1 milyon mülteci akını oluşacak ve muhtemelen bu akın Türkiye'ye doğru yönelecektir. Bu da zaten Türkiye'de resmi rakamlarla 3 milyon olan ancak gayri resmi olarak 4 milyon civarındaki tembel ve korkak Suriyeli mültecinin yangelip yatarak, parazit gibi yaşadığı ülkemizde ekonomik ve sosyal boyutlarda telafi edilemeyecek yeni problemlerin ve sıkıntıların başlamasına sebep olacaktır...
SONUÇ OLARAK;
Kuzey Irak'taki ve Suriye'deki Türkmen soydaşlarımız konusunda en vicdanlı, hissiyatlı, duyarlı, kamuoyu oluşturma gayretinde olan, hatta her şeyini feda edip gerekirse Türk Silahlı Kuvvetleri ile beraber savaşacak TÜRKLER sadece ve sadece ÜLKÜCÜLER ve TÜRK MİLLİYETÇİLERİDİR... 
ATA YADİGARI , ECDADIMIZIN EMANETİ KUTSAL TOPRAKLAR TÜRK YURDUDUR VE TÜRK KALACAKTIR !... 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.