MHP'nin Aday Listesinin Şifreleri - Kürşat Zorlu

 Siyasi partilerin aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etmesinin ardından sıralamaya girenler ve mevcut konumunu daha üst pozisyona taşıyanlar kadar, listelerde yer bulamayan ya da sıralamada daha aşağılarda kalan milletvekili adaylarıyla birlikte seçime yönelik tartışmalar alevlenmeye başladı. Bu süreçte seçmenin beğenisine sunulan milletvekili aday listeleri, bu göreve talip olanların ötesinde ülke genelinde ve her il bazında seçmen tercihlerini olumlu ya da olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan birisi ve belki de en önemlisi. Dolayısıyla aday listelerinde vitrinde yer alan ve seçilmesi neredeyse kesin olan isimlerin seçmen üzerindeki etkisi o partinin gelecek konumlanması ve vadettiği iktidar çeperinin en belirgin yansıması olarak algılanmaktadır. 

7 Haziran 2015 Genel Seçimi'nin sürpriz partisi olarak değerlendirilen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) de uzun ve heyecanlı aday belirleme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte seçim yarışında en büyük adımı atmış oldu. Bu seçimler ve elde edilecek sonuçlar MHP’nin kurumsal kimliği ve duruşunun yanında Türk milliyetçiliğinin yakın tarihteki en önemli sınavı olma niteliğindedir. Zira başka bir sürpriz yaparak seçimlere tek başına katılma kararı alan Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) özerklik iddiaları eşliğinde yapılan son anketlerde barajı aşıyor gözükmesi bir yönüyle 7 Haziran seçimlerinde iki milliyetçi partinin ne yapacağına yönelik yorum ve değerlendirmelere zemin oluşturmaktadır. Hatta bazı araştırmacılar işi daha da ileriye götürerek HDP’nin barajı aşması durumunda oy oranıyla olmasa bile milletvekili sayısı olarak bir adım öne geçebileceği (pek mümkün görülmüyor) ihtimalini seslendirmektedir. Bu nedenlerle MHP’nin seçimlerde alacağı sonuç ve MHP listesinde ülkücü-milliyetçi kadroların ne ölçüde temsil edildiği hususu hayati bir önem kazanmaktadır.
Başarı eşiği yüzde 20 üzeri


MHP’nin 2007 Genel Seçimi'nde 5 milyon oyla yüzde 14,3; 2009 Yerel Seçimlerinde il genel meclisine göre 6 milyon 365 bin oyla yüzde 16; 2011 Genel Seçimi'nde 5 milyon 576 bin oyla yüzde 13 ve 2014 Yerel Seçimlerinde yine il genel meclisine göre 7 milyon 910 bin oyla yüzde 18'lik bir orana ulaştığı görülmektedir. Genel ve yerel seçimler birlikte değerlendirildiğinde MHP’nin oy oranında yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen bir artış ya da azalış söz konusudur.
Bu rakamlardan hareketle -olağanüstü koşullar göz ardı edildiğinde- MHP’nin bir önceki seçime göre test edeceği oy oranının yüzde 20’nin üzeri olduğu çok açıktır. Eğer MHP, aday listelerinde uyum ve dinamizm sağlayabilirse yüzde 22’lik bir üst bandı bile test ederek sürpriz yaratabilir.
Ancak özellikle cumhurbaşkanlığı seçimindeki ortak aday çıkarma kararıyla birlikte partiler arasındaki geçirgenlik daha görünür oldu. Bu nedenle, yapılacak bir belirgin hata, bu partileri telafisi mümkün olmayan bir sürece taşıyabilir.
Son dört seçimde ortalama yüzde 85 olan seçime katılma oranında artış olacak mı? “Kararsızlar” olarak ifade edilen ve bir önceki seçimde MHP’ye oy vermemiş seçmenler MHP’yi ne ölçüde tercih edecek? Ve nihayet AKP seçmeninden MHP’ye ne düzeyde kayış olacak? Bu soruların cevapları MHP'nin hedefine ulaşmasını belirleyecektir.

Muhakkak her parti gibi MHP de iktidarı elde etmek için yarışa katılmakta ve mücadele etmektedir. Ancak bir de siyaset aritmetiğinin ortaya koyduğu tespitler var. Bu sebeple MHP’nin oy olarak başarı çıtasını belirleyen yüzdesel ölçüt 7 Haziran seçimlerinde partiyi ana muhalefet konumuna taşımak ya da en azından yüzde 20’lik psikolojik oy eşiğinin üzerine çıkabilmektir.
Aday belirleme süreci
MHP’de aday belirleme sürecinde yöntem konusunda sessiz ama derinden bir tartışma yaşandığı görülüyor. Tartışma, ön seçim mi, yoksa merkez yoklaması mı olacağına ilişkindi. Hatta bazı haber sitelerinde bu konuda iki farklı görüşün bulunduğu ve mevcut divan üyelerinin yapılacak bir ön seçimde beklenmedik neticelerle karşılaşabileceğinin vurgulandığı bir başkanlık divanı toplantısının yapıldığı belirtiliyor.
Gelinen noktada milletvekili adaylarının Genel Merkez tarafından belirlendiği “merkez yoklaması” yöntemi tercih edilmiş oldu. Bu karar ilk bakışta parti içi demokrasinin gelişimi açısından eleştirilebilir gözükse de partinin Büyük Kurultay'ını kısa süre önce yaptığını akılda tutulmalı ve her ilde küskünlük ya da çatışmaları artırabileceği endişesiyle birlikte değerlendirilmelidir. Türkiye genelinde bir ön seçim yapılsa bile bu hâkim gözetiminde olmayacağı için yönetim katının devamı açısından kontenjan adayları zorunlu olacak; ön seçimde seçilebilecek yerlere yaklaşmış adaylar ve onların desteklediği teşkilat mensupları küstürülebilecekti. Dolayısıyla 7 Haziran özelinde MHP’de ön seçim yapılması parti açısından daha büyük sıkıntılar doğurabileceği için yerinde bir karar verilmiştir.
Hiç şüphesiz bu süreçte tüm listelere son şeklini veren irade Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli olmuştur. 21 Mart’ta yapılan kongrede güven tazeleyerek liderliğini perçinleyen Sayın Bahçeli’nin özellikle Merkez Yönetim Kurulu'na giren ve giremeyen aday adayları arasında bir denge kurmaya çalıştığı anlaşılıyor. Her ne kadar geçen günlerde “temayül yoklaması” adı altında çok sayıda kişinin tercihleri irdelenmiş olsa da bu yoklamanın yapılış şekli ve daha önce yapılan benzer denemelere karşı (dikkate alınıp alınmadığı) tabanın mesafeli oluşu beklenen etkileşimi sınırlı hâle getiriyor. Nitekim oy verenlerin parti üyesi dışındaki kişilerden de oluşması katılım açısından olumlu olmakla birlikte oy veren kişilerin teşkilat içi sistemden uzak kalması ihtimalini beraberinde getiriyor. Aday belirleme sürecinin bu aşamasında 500 binden fazla kişiye kısa mesaj gönderilmiş ve bu kişilerden mesajda yer alan oylama sistemine girerek belirli sayıda aday adayını tercih etmesi istenmişti.
Listedeki adayların anlamı
“CHP’nin mi yoksa MHP’nin mi adayıydı?” tartışmalarının ardından her iki partinin ortak adayı olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun TBMM’ye gelişi gerek Türk siyaseti gerekse MHP’nin parti içi dengeleri açısından oldukça önemlidir. Ortadoğu’daki gelişmelerin giderek yoğunlaştığı bir dönemde İhsanoğlu’nun resmen bir MHP’li olarak siyasete girişi partinin olası bir iktidar ya da koalisyon içerisinde yer alması durumunda “Dışişleri Bakanı” adayı olduğu şeklinde yorumlanabilir. Ancak cumhurbaşkanlığı seçim döneminden intikal eden ve İhsanoğlu’nun şahsında odaklanan birtakım yapısal ve algısal sorunların ne ölçüde etkili olduğu, ilgili seçim çevresinde alınan oyla irdelenmeye muhtaçtır.
Bakıldığında tüm başkanlık divanı üyelerinin listelerde seçilebilecek yerlerde olduğu görülüyor. Meral Akşener, Şefkat Çetin, Koray Aydın, Ümit Özdağ, Tuğrul Türkeş, Atila Kaya, Oktay Vural, Mustafa Mit gibi isimler partinin dinamizmini ve tabanla olan geleneksel ağ biçimlenmesini koruması bakımından beklenen hamleler olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte partinin daha önce milletvekili çıkaramadığı bazı illerde stratejik adımlar attığı anlaşılıyor. Mesela Batı Karadeniz bölgesinin sevilen ismi Zeki Çakan’ın birinci sıradan aday gösterilmesi Zonguldak’ta MHP’nin milletvekili çıkarma şansını artıracaktır.

Uyumsuzluk tehlikesi
Şüphesiz YSK’ya sunulan aday listesinin ardından olumsuz olarak değerlendirilen ve seçim sonrasında tartışmaya açılması muhtemel hususlar da bulunmaktadır. Öncelikle seçilebilecek yerlerdeki kadın ve genç adayların oranının partinin dönüşüm iddiasının gerisinde kaldığı ifade ediliyor. Zira partinin bir önceki seçimde aldığı oylara göre seçilebilecek milletvekillerinin yaş ortalaması büyük bir genç nüfusu bünyesinde barındıran MHP sistemi açısından ideal durumda olduğu söylenemez.
Partinin bazı başkanlık divanı üyelerinin kendi memleketleri yerine farklı illerde aday gösterilmesi, Türkiye partisi iddiasının vurgulanması ve/veya söz konusu kişilerin seçim çevrelerinde yıpranması sebebiyle gelebilecek tepkileri önlemek için alınmış bir karar olarak değerlendirilebilir. Buna karşın özellikle son dönemde partiye ivme kazandıran Mersin ve Adana’da o yörenin siyasetçilerinin dışında tercihler yapılması yerel boyutta tepki oyu getirebilir.
Her şeyden önemlisi kamuoyu algısı bakımından Türk milliyetçiliğinin büyük dinamizm ihtiyacı duyduğu bir dönemde MHP’nin kendisinden beklenen başarı ölçütünün neresinde duracağı, seçim sonuçlarını ve sonrasını derinden etkileyecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.