Kürt İslamcıların PKK gözlüğü-Siyonizmin çürük yumurtası Kürdistan

Rejim ve Cumhuriyet yıkıcılığının, Türkiye ve Türk düşmanlığına tahvil olduğu tarihi süreç, AKP diktasının BDP ırkçılığıyla kurduğu koalisyonu işaret ediyor.
ABD'nin senaryosunu yazıp yönettiği oyuna AKP ve BDP'den sonra dahil olmak isteyen 3. unsur Kürt İslamcılar.
Her cümlenin olmazsa olmazı haline getirerek, "Allah Vekil"i sloganlaştırarak sulandıran, Kürt İslamcılar, en az PKK'lılar kadar bölücü, buna karşın büyük şeytan ABD'ye biat edecek kadar da islamdan uzaktır. PKK'nın siyasal taleplerine islam elbisesi giydirecek kadar Kürt Irkçılığının derin çukurunda ve Allah'ın dinini kendilerine malzeme yapacak kadar da ihanet içindedirler.


Ruhani boyutta Said-i Nursi'yi, siyasal manada ise Abdullah Öcalan'ı kutsayarak her iki isimden birer Kürt Peygamber ihdas etmek isteyenler, Kürdistan hayaliyle, Kürt şovenizmi adına sapla samanı birbirine karıştırmaktadır. "Rehber Kuran, Öcalan Başkan" sloganlarının atıldığı kitlesel gösterilerin başını çeken sarıklı ve cübbeli PKK'lı imamların ellerindeki Kuran'ları kanlı örgütün malzemesi haline getiren kareler hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Ölen PKK'lıları "Biji Şehit" sloganlarıyla karşılayanlar bu kez dini rituellere sarılarak sadece Allah yolunda ve vatan için şehadete ulaşanların payesi olan şehitlik mertebesini: Kürdistan için hayatını kaybedenleri Allah yolunda ölenlerin katına çıkartarak ve şehitlikle ödüllendirerek PKK'lılar adına Allah'tan cenneti talep edebilmektedir.


Her koşulda ve birinci dereceden PKK'lı ve BDP'li yetkili ağızların "Kürtlerin dini zerdüştlüktür" itirafına karşın, islamı hedefe giden yolda mübah sayan ve onu bir kullanım aracı olarak sömüren PKK'lıların, İslamı küçük düşüren ve namazla alay eden video görüntüleri belleğimizde saklı durmaktadır.


Buna karşın çözüm süreci yutturmacasıyla birlikte Abdullah Öcalan'ın Fethullah Gülen'e uzattığı zeytin dalı ve süreç boyunca AKP ve BDP arasındaki saldırmazlık anlaşmasına paralel olarak, Kürt islamcılarla PKK'nın kurduğu ittifak köprüsü, ABD adına süreci yöneten AKP'nin Kürdistan'ı inşa eden ahlak dışı flörtünden başkaca bir şey değildir.
Zaman içinde Kürtlük ya da Kürt'ten sayılma algısının Kürtçü şovenizme, Kürt İslamcılığın ise Irkçılığa ve Kürt faşizmine evrildiğini görüyoruz. Kendilerinden olmayan ya da kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman sayan bu faşizan anlayış, Türkleri Kürtlerin birliğini sağlayacak düşman unsur olarak, ortak hedef ve ortak tehdit noktasında dillendirirken, aynı kesimler emperyalizmin ve siyonizmin mezopotamyadaki piçi olarak büyümeye devam etmektedir.


Bu manada, Diyarbakır'da düzenlenen ve hiçbir engelle karşılaşmayan "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm konferansı" adeta AKP'li hükümetin eliyle Kürdistan'ı inşa projesine dönüşmüştür.


Her türden zehirin kusulduğu ve her renkten sapkınlığın dillere pelesenk olduğu bu ihanet  görüntüleri, Türk devletinin düşürüldüğü durumu ve AKP hükümetinin 12 yılda Türkiye'yi nereden nereye getirdiğinin de acı bir yansıması olmuştur.


"Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm konferansı"na Kürdistan İslami İnsiyatifi (Azadi) adına katılan İbrahim Seyidani salonu işaret ederek "Neden, Kürdistan bayrağı yok" diyerek isyan ediyor ve İslami Kürtçülüğün bilinç altına yerleşen kompleksli ruh halini ifadeye koyuluyor. "Ben Frankfurt'tan Ankara'ya, 'Türk' olarak geldim. Ankara'dan Elazığ'a 'Türk' olarak geldim. Elazığ'dan, Diyarbakır'a 'Türk' olarak geldim… Siz hiç boşuna 'Kürt', 'Kürdistan' diye bağırmayın kürsüden !. Siz hepiniz 'Türk'sünüz. Çıkarın kimliklerinizi bakın !. Taşıdığınız kimliklerde sizin 'Türk' olduğunuz yazılı. Dolayısıyla dünyanın neresine giderseniz gidin, 'Türk' olarak gidersiniz. Neden Türk olmadığımız halde attığımız her adım, aldığımız her nefesi bir Türk olarak ifade ediyoruz ? Çünki biz köleyiz. Köle olduğumuz için kimliğimiz yok. Köleler, sahiplerinin adıyla çağırılırlar !. Bizlerde köle olduğumuz için, sahiplerimizin adıyla çağırılıyoruz. Kuzey Kürdistan, Türkiye'nin mi yoksa Kürdistan'ın mı parçasıdır ? Sınırları tartışmaya açmadan sorunu konuşmanın da anlamı yoktur… Kürtlerin mücadelesi, Ankara, Tahran, Bağdat ve Şam'daki rejimleri değiştirme mücadelesi olmamalıdır. Kürtlerin mücadelesi, Diyarbakır, Mahabad, Hewler ve Kamışlı'nın hürriyet ve istiklal mücadelesi olmalıdır".


Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu, asli unsuru olan Türklere karşı kin ve nefret kusanlar, emperyalizme ve işbirlikçiliğe karşı soylu bir mücadelenin sonunda toprakların vatan yapıldığı milli devletin egemenliğinde korunaklı hale gelen sınırları açıkça tartışırken. Türk devleti ve Türkler yok sayılarak, akıl dışı talepler ardı ardına ifade şansı buluyor. Başı da sonu da yasadışı olan ve kesinlikle cezalandırılması gereken bu eylem ve faaliyetler, giderek ihanetin ve bölücü fitnenin odağı haline gelen Diyarbakır'da cereyan ediyor. Dünya'nın hiçbir ülkesinde böylesi bir komediye tanıklık edemezsiniz. Hiçbir rejim ve devlet biçimi egemenliği altındaki topraklarda, kendi rejimini ve varlığını tehdit eden harici unsurlara böylesine bir çalışma ve propaganda zemini yaratmaz. Irkçılığı ayyuka çıkmış olan ve insanlığı hedef alan bu tür faşişt oluşumlara müsade etmez. Kafataşçı kürtçülüğü islamcılık olarak yutturmaya çalışanların, hücrelerine kadar sinmiş olan bu ruh hali, diline vurmuş olan İbrahim Seyidani gibiler, benzeri bir konuşmayı Alman devletine karşı Almanya'da yapabilirler mi ? Asla.. Ne Almanya'da, ne Fransa'da, ne İngiltere'de, ne de herhangi bir Avrupa ülkesinde o devlete karşı yıkıcı ve ayrıştırıcı bir konuşma yapamazsınız. Çünkü bu teşebbüs sizin hayatla aranızdaki bağın kesilmesi demektir. Peki, Türkiye muhtemel bir parçalanma ve topraklarını kaybetme riskine karşı, neden diğer ülkelerden farklı bir yöntem uyguluyor ?


Bunun bir tek nedeni ve izahı var. O'da efendiye biat.
Zira "Büyük Ortadoğu Planı" adına Washington'un dağıttı rol paylaşımında işbirlikçi gericiliğe düşen görev, Türk'ten arındırılmış bir Türkiye ile emperyalizmin zayıf halkası Kürdistan'ın kurulmasıdır.


Giderek keskinleşen AKP-BDP ortaklığına Kürt - İslamcıların monte edilmesiyle birlikte Ortadoğu'da parlatılacak olan siyon yıldızının üç çatalı tamamlanmış olacak.
Tarih boyunca emperyalizmle işbirliği içinde siyonizmle de ittifak halinde olan Kürt İslamcılar dün ne ise bugünde odur.


Said-i Kürdi'den, Seyyit Rıza'ya ve Şeyh Sait'e varıncaya kadar bu gerici mürteci tayfası kendi vatanına ihanet ederken, bugün Fethullah Gülen örneğinde olduğu gibi mazide de hain ve biatçıydı.


Sonradan kurgulanmış hadislerle, hikaye ve menkıbeyi dillerinden düşürmeyen İslamın bu sahte sancaktarları, Pensilvanya'da FBI korumasındaki bir çiftlikten İslamın yüreğine saplanmış kara saplı bir hançerden öte bir anlam taşımıyor.


Türkiye'yi AB Kapısında saf dilli ve terbiyeli bir maymun rolüne kilitleyenler tek kelime ile bir Hristiyan Kulübü olan AB'den gelen emir ve telkinlerle, hutbelerden Gazilik, Şehitlik ve Cihat kavramlarını çıkartmış, AB eliyle Kuran'a müdahalede bulunarak "Allah katında hak din İslamdır"


başta olmak üzere Hristiyanlık ve Yahudilikle ilgili ayetler bu geçiş süreci adına yok sayılmıştır.
Aynı model, "Arap Baharı" adıyla Libya'dan, Suriye'ye kadar müslümanları kendi planları adına savaştırarak onları birer Amerikan askeri haline getirmiştir.
Libya'dan, Suriye'ye kadar yerleşik rejimlere karşı çarpışan paralı lejyon askerleri ile muhaliflerin Finansal arka planıyla, silah, mühimmat, lojistik ve siyasal desteği Emperyalist Batı'dan aldığı biliniyor.


Pentagon ve CIA eş güdümü, Delta Force ve Black Water gibi Amerikan derin devletinin militarist klikleri, muhalifleri operasyonel birlikler haline getirmektedir.
İslam ülkelerindeki rejim değişikliği ile mezhep savaşlarının koordinatörlüğü ise AKP'li hükümete ihale edilmiştir.
Ortada ne ABD'nin, ne de AB üyesi hiç bir ülkenin adı telaffuz edilmezken, Türkiye AKP hükümeti eliyle komşularına terör ihraç eden, sabıkalı bir ülke konumuna düşürülmüştür.
Büyük oyunun Kürt kanadını oluşturan Irkçı PKK ile islamı Kürtçü grupların AKP'li üst yapıyla birlikte Ortadoğu'da İsrail'in ittifak edeceği, ileri bir karakol devletini oluşturması hedeflenmektedir.


İsrail'in Ortadoğu'daki doğal müttefiki ve kontrol noktası Kürdistan'dır.
Kuzey Irak'tan başlayarak, Kürtlerin yaşadığı her coğrafyada topyekün işbirlikçi halk konumuna itilenler ise Kürtlerdir.
Dolayısıyla AKP'nin de, PKK'nin de, Kürt İslamcılarında ipi ABD'nin elindedir.


Ortadoğu'da yükselen Amerikan karşıtı Türk varlığına alternatif olarak işbirlikçi kürtçülük bu boşluğu doldurmak üzere haçlı planlarına ikame edilmiştir.
Yine Ortadoğu'da Batı Emperyalizmine ve siyonizme karşı mücadele veren müslümanlara karşı, AKP, PKK ve Kürt İslamcılardan oluşan truva müsellesi ise müslümanı müslümana kırdırma politikasının bir gereği olarak ve hiç bir zaman kapanmasına müsade edilmeyecek olan bu ezeli ve ebedi yaranın panzehiri olarak üretilmiştir.
Kürt İslamcıların bilerek ya da bilmeyerek dahil edildiği plan bunları öngörmektedir.
İslam kisvesine bürünmüş kürtlerin, bu plan içindeki manası sadece bu minvelle sınırlandırılmış olup, yaşama şansı ise ABD - İsrail merkezli çetenin oluruyla kaimdir.

TAMER ABUŞOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.