KURBAN / Tuğrul Arık

 “Çizmeyi aşmamak” deyiminin kökeniyle alakalı çok sayıda hikaye vardır. Bu hikayelerde adı geçen kişiler ve hikayenin geçtiği zaman dilimi farklı olsa da; hikayeler genel olarak birbirlerine çok benzerler.

Hikayelerde geçen olay kabaca şöyledir: Bir gün ünlü bir ressam, tablosunda at üstünde bir süvariyi resmeder. Bu tabloyu gören bir kunduracı, mesleği gereği tablodaki süvarinin çizmelerini epeyce inceler. Bunu farkeden ressam ise, kunduracının yanına giderek tabloya olan ilgisinin nedenini öğrenmek ister. Kunduracı, süvarinin körüklü çizmelerinde bir çizim hatası olduğunu söyleyince; ressam bu yapıcı eleştiriyi memnuniyetle karşılar ve hemen fırça, boya ve paletini alarak hatasını düzeltir. Ressamın bu davranışından cesaret bulan kunduracı ise resmin diğer yerleriyle ilgili eleştiriler yapmaya da kalkışınca kunduracı; ressam tarafından durdurularak, eleştirilerini bilgisinin olduğu kısımla yani çizmeyle sınırlı tutması ve çizmeyi aşmaması ikazıyla uyarılır. Sonuç olarak hikayelerin ana fikri, insanın bilgisinin haricinde konuşmaması gerektiğidir. Bir başka yan fikir ise, insanın bilgisi dahilinde konuştuğu bir konuda da karşısında anlayışlı birisinin olması gerektiğidir. Bütün bu konuşmalarda ise usulün önemi tartışılmazdır.

Türk Milleti ve İslam Alemi olarak acısıyla, tatlısıyla bir Kurban Bayramını daha yaşadık. Cenab-ı Allah, hayırlısıyla tekrarını nasip eder diye dua ediyoruz. Son yıllarda olduğu gibi bu bayramda da ilk bir kaç gün çoğu görsel ve yazılı medya araçlarında kurban ibadeti/adeti, kurban kesme olayları, kaçan kurbanlıkların hali hakkında bir dolu şey saatler boyunca yapılan yayınlarla halkın gözüne sokuldu. Bu hususlardaki olumsuz tabloların, halkın gözüne sokulmasındaki ana hedeflerden birisi belki de en önemlisi ise; “kurban” hakkındaki bu olumsuz bakış açısının Türk Milletinin gönlüne de sokulmak istenmesidir.

1,5 milyardan fazla nüfusa sahip müslümanlar arasından bir kaç bin kişinin kurban kesim usulünden yola çıkarak, İslam dinindeki kurban ibadeti hakkında ahkam kesen kişilerin edepsizce zuhur ettiği bu kurban pazarında yaşanan hadiseler gerçekten ibret vericidir. Hatta hızını alamayan bazı zevat, kurbanın ilk insanlık zamanındaki kökenlerine kadar uzanan tarihsel bir tablo çizmekten de geri kalmadılar. Frederick Pollock’un “Bir kitap okuyan herşeyi bildiğini zanneder. İkinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. Üçüncü kitabı okuyan, hiçbir şey bilmediğini anlar.” diye bir sözü vardır. Bu sözdeki bir, iki ve üç rakamları bana göre mecazi olsa da; bu söz bilginler ve kendilerini bilgin zannedenler arasındaki ayrımı kısa ve hoş bir şekilde anlatmaktadır.

Bununla birlikte bu sözden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz. Evlerindeki babalarının, annelerinin, eşlerinin, çocuklarının, arkadaşlarının neler düşündüklerini ve birçok hadise karşısında neler hissettiklerini dahi anlamaktan aciz bir takım kişiler; ilk insanların neler düşündüklerini, kurban ritüelini yerine getirirken neler hissettiklerini bilecek kadar çok bilgiye sahip olduklarını zannedecek oranda bir acizlik içerisine düşmüşlerdir.

Bu kadar sözün ardından merak etmeyin size kurbanın ne olduğunu anlatacak değilim. 30 saniye bir sözlüğe bakıp, “Efendim, kurban kelimesi şu kökten gelmektedir. Aslında şu demektir…” vs. diye klasik bir bilimsel yaklaşımla söze başlayıp bilgiçlik taslamanın yeri de zamanı da değildir. Bütün bu açıklamalar seneler geçtikçe, aslında görünmeyen daha büyük bir sorunun çözülmesini geciktiren sözlerden ibaret duruma düşmektedir.

Bence görünmeyen sorunun izleri, hadsiz kişilerin davranışlarında aranmalıdır. Kaçan kurbanlıkların halinden sözü başlatıp, nasıl oluyor da İslam’da kurban kesmek diye bir şeyin olmadığı sonucuna varıyorlar anlamak mümkün değildir. Çünkü aradaki had, silinmiş vaziyettedir.

Allah’a bir kurban vermek isteyen birisi, kendi kesemediğinden dolayı salih niyetini yerine getirebilmek için bir kasaba vekalet vermiş. Bu kasap da ya hayvanı keserken bir kesim hatası yapmış yahut da kendini kesmiş ve hastanelik olmuş. Kasabın yapmış olduğu bu hatadan yola çıkarak, nasıl oluyor da ulusal yayınlarda kurban kestiren kişinin salih niyeti saatlerce tartışılabiliyor? Evrensel bilimin henüz keşfedemediği niyet-gönül ilişkisi, Türkiye’de kendilerini uzman diye tanıtanlar tarafından bir çırpıda çözülebiliyor, dikkate şayandır.

Bu zevat kurban kesenlerin halini öyle bir anlatıyorlar ki, hayatlarında kurban vermek için ellerine bıçak almamış bu kişiler sanırsınız ömürlerini kurban ibadetiyle geçirmişlerdir. İşe felsefi tarafından yaklaşanlar, kurban verilmesi gerekenin aslında bir hayvan olmadığı, insanın hayvani nefsi olduğunu yüksek perdeden söylerler. Sanırsınız ki binlerce yıldır söylenen, kitaplara yazılan bu bilgiyi onlar keşfetmişlerdir. Buradan yola çıkarak hayvan kesmek diye bir şey olmadığı sonucuna çabucak varırlar ki işte bir garabet örneği de buradadır.

Ben size söyleyeyim; bunlara sorsanız, bunlar “kurban”ın ne demek olduğunu Hz. İbrahim’den daha iyi bilmektedirler. Hayatlarında İslam için, Aziz Türk Milleti için bir toplu iğne başı kadar olsa bir fedakarlıkta bulunmamış bu kişiler, kendilerince kurban vermenin anlamına Hz. İbrahim’den daha iyi vakıf olmuşlardır.

Hele kurbanlık hayvanların psikolojisinden yola çıkanlar ayrı birer tiyatro sergilemektedirler. Kendilerini o kadar hayvanların yerine koymaktadırlar ki, sanırsınız kurban edilmeye gidişin sırrını Hz. İsmail’den daha iyi çözmüşlerdir. Hz. İsmail’in sırrını çözmek bir yana da; bu kişilerin acaba bu Millete, İslama kurbanlık hayvanlar kadar dahi olsa bir bereketleri isabet etmiş midir veya edecek midir?

Bir de işe mizahi açıdan yaklaşanlar vardır ki sosyal medyayı tabir-i caizse titretmektedirler. Kurbanlık bir koyun, koç çizip onun ağzından bir cümle söylemek kurban bayramı süresince mizah dergilerinin bir adeti oldu. Eskiden ilkokul seviyesinde yapılan bu kurbanlık mizahı, şimdilerde üniversite mezunları tarafından takdirle karşılanmaktadır. Mevcut eğitim düzeyimizin ne halde olduğunu, mizah yeteneğimizin sığ seviyesinden anlamak mümkündür. Eski zamanlarda bu tip karikatürlerin dergi kapağı olması pek mümkün olmazdı, çünkü bu kadar sığ karikatürler ancak arka sayfalarda kendilerine yer bulabilirlerdi. Ancak şimdilerde bağımsız ve özgür bir duruş sergilediklerini iddia eden karikatürcüler dahi, karikatürün niteliğine değil niceliğine önem vermeye başlamışlar; dergilerinde karikatürlere mizah seviyesinin yüksekliğine göre değil tirajına göre yer vermektedirler.

Uzun lafı kısası, kurban konusu da diğer bir çok konu gibi neresinden uzansak elimizde kalacak kadar istismar edilmeye açık bir hale gelmiştir. İster İslam’daki kurbana isterse İslam’dan önceki ilk insanların zamanındaki kurbana dair bilgiçlik taşıyan bu kişiler bilsinler ki; müslümanlara göre “İslam’dan önceki insanlık” diye bir şey yoktur. İslam ilk insan ile başlamıştır ve o minvalde devam etmektedir. Eğer müslümanların bu temel görüşüne dahi saygı gösteremeyecek kadar edepten yoksunsanız, insanlara anlattığınız şeyin İslam olduğunu söyleyecek kadar da yüzsüzleşmeyin. Asıl anlatmak istediğiniz ne ise onu söyleyin de bu Milletin size vereceği cevabı işitin. Eğer cesaretiniz varsa…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kutlutürk 1 yıl önce

Kurban ibadeti üzerinden saçma sapan fikirlerini halkımıza empoze etmeye çalışanları ifşa ettiğin bu yazı gerçekten iyi olmuş.Tasmalı tetikçiler sahiplerinin sesi olmak için kılıktan kılıoğa girmekte beis görmezler.Bir bakarsın kurban kesimlerine tara tutar bir bakarsın oruç ile ilgili uzman kesilir.Bunların tek derdi sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda şekilden şekile girmektir.Bu işbirlikçi zevatlara meydan boş bırakıldıkça sesleri daha çok çıkmakta söylediklerini ciddiye alan kesim çoğalmaktadır.Esas mesele bu tiplerin ağızlarının payı verilmesi gerçekliğidir.Bu arada sanırsam gazete2023.com sitesinde ki ilk yazın.Umarım sürekli yazarsın.Sizin gibi genç ve bilgili kardeşlerimizden daha fazla faydalanabilirsek seviniriz.Bu arada geçmiş kurban bayramınızı da tebrik ederim.