Kendini yenileyemeyen Ülkücüler ve Genç Bakıştaki protesto

Kanal D'de yayınlanan Abbas güçlü ile Genç Bakış programına “Yeni Türkü” grubu konuk oldu. Programın ilerleyen dakikalarında seyircilerden bir grup daha doğrusu Ülkücü bir öğrenci grubu “Ölürüm Türkiyem” şarkısını söylemeye başlamış ve diğer öğrencilerin alkışlarıyla salon karışmış ve yayına son verilmiştir. Ülkücülerin Abbas Güçlü’nün programına çıkarak bir sanatçı grubunu protesto etmeleri gündemin haberlerindendi. Fakat bu işte bir sorun olduğu da açıktı. Mesela ben bir Ülkücü olarak bu olayların neden çıktığını anlamadım. Çevremdeki Ülkücülere sorduğumda onlarda bu olaya bir anlam verememişti. Biz Ülkücü olarak Ülkücülerin yaptığı protestoyu anlamıyorsak başkaları nasıl anlayacaktı? Bu protesto ile kime ne mesaj verilmek istenmişti?

Bu “mesajsız” ve “anlamsız” tepkiler göstermektedir ki Ülkücüler Türkiye’nin öncelikli sorunlarının belirlenmesinde ve buna göre bir strateji geliştirilmesinde ciddi bir sorun yaşamaktadır. Bu bağlamda Ülkücülerin Türkiye’nin sorunları karşısındaki tutumlarını yeniden gözden geçirmesinin zorunlu olduğu görülmektedir. Kürt Açılımı, PKK ile müzakereler, Kerkük’teki Türk katliamının her geçen gün bir başka boyut alması, AKP’nin bütün olumsuz görülen gelişmelere rağmen oyunu artırması gibi sebepler Ülkücü gençleri protestoya veya herhangi bir tepkiye götürmezken bir sanatçı grubunun protestosunun ne anlamı vardır?

Şu soruları kendimize sormanın ve üzerinde düşünmenin zamanıdır.

1. Ülkücüler dostu ve düşmanı nasıl belirler?

2. Ülkücülerin sorun tespiti nasıl olmaktadır? Neye göre bir tepki geliştirilmektedir?

Bu sorular önemli sorulardır ve Ülkücülerin kendi kendilerine bu soruyu yanıtlamaları kendi konumlarını belirlemeleri açısından önemlidir.

Cevaplamayı deneyelim. Daha doğrusu bu konuyu birkaç cümle ile irdeleyelim. Ülkücülerin dostu kimdir? Gönül rahatlığıyla Ülkücülerin, şu şu dernek ve sivil toplum örgütleriyle veya ideolojiyle, gruplarla dosttur veya sıkı ilişki içerisindedir, diyebileceğim bir zümre gösteremiyorum. Buna mukabil Ülkücülerin kendilerinin bile düşmanı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Mesela üniversitelerde Ülkücülerin kurduğu kulüplere bile Ocaktan izin alınmadı veya Ocak dışından diye şiddet de dahil her türlü yıldırıcı ve engelleyici davranışı sergiledikleri artık Ülkücü öğrenciler arasında sıradan şikâyetlerdendir. Bu durumda Ülkücülerin enerjilerini yönlendirecekleri “düşmanı”nı tam belirleyemedikleri ortadadır. Bana hemen “AKP düşmanımızdır” demeyin. O bir siyasi partidir ve doğal rakibimizdir. Kastettiğim bir zamanların komünizmi gibi bir “öteki”dir. Mesela liberalizm bizim için bugün düşman işlevi gören bir ideoloji midir?

Kısacası Ülkücülerin kendileriyle olan ilişkileri bile belli bir düzene oturmamıştır. Kendi kendini sevmesini bilmeyen bir hareketten kendinden başka düşman aramasına da gerek yok gibi. Böyle bir durumda düşman da “çoklu ülkücü yapının” reislerinin keyfine göre değişecektir. Düşman bir gün solcular, bir gün poşu takanlar, diğer gün ocaktan izin almadan etkinlik düzenleyen bir kulüp mensubudur.

İkinci soruya gelecek olursak. Aslında önceliklerin belirlenmesi bizim ne olduğumuzla çok sıkı bir ilişki içindedir. Ülkücü kimdir, amacı nedir, diye sormamız lazım. Çünkü ancak o zaman önceliklerimiz ve tavırlarımız netleşir.

Mesela Abbas Güçlü’nün programında Yeni Türkü grubu protesto edildi.

Soralım:

Yeni Türkü grubu neden protesto edildi? Verilmek istenen mesaj muhatabına doğru bir şekilde verildi mi? Basından öğrendiğimize göre, Yeni Türkü grubu önce “Aşk Yeniden” sonra da “Telli Turna”yı okudu. “Telli Turna” parçasının bitiminde ise salonda bulunan ülkücü öğrenciler, Mustafa Yıldızdoğan'ın 'Ölürüm Türkiyem' parçasını hep bir ağızdan bozkurt işareti yaparak söylemeye başladı. Yaşanan bu gelişme üzerine ortam bir anda gerilirken, ülkücü gençler kendilerini 'Ölürüm Türkiyem' şarkısını söylerken yuhalayan 4 kişiyi tekme tokat ve kemerlerle dövdü. Öfkelenen ülkücü gençleri, polis ekipleri ve güvenlik görevlileri yatıştırmaya çalışırken, ülkücü gençler daha sonra programın yapıldığı kürsüyü işgal etti.1 Bizim sitemizde ise haber şöyle çıktı: Kayseri Erciyes Üniversitesi'nde düzenlenen bu haftaki Abbas Güçlü ile Genç Bakış programında bir grup seyircinin Yeni Türkü‘yü ve haftasonu gerçekleşen Barzani-Erdoğan buluşmasını protesto etmek amacıyla söylediği "Türkiyem" şarkısını salonda bulunan PKK'lı grubun yuhalaması üzerine ortalık karıştı.2

Birinci haberde olayın sebebi hakkında herhangi bir neden belirtilmezken ikincisinde Barzani’nin ziyaretinin ve Yeni Türkü’nün gerekçe olduğunu görüyoruz. Peki Barzani’nin protesto edileceği yer bir grup sanatçının konuk olduğu bir canlı yayın programı mıdır? Bu canlı yayın programının nimetinden kavga çıkartılarak mı faydalanılır? Bütün haberlerde ülkücüler kavga çıkardı, salonu bastı diye haber verilince amaca ulaşılmış mı oldu?

İşte sorun da zaten burada başlamaktadır. Amaçsız, plansız, ne sonuç getireceği hesap edilemeyen bir davranış. Bu olayın haber oluş biçimi açısından Ülkücüler için faydası mı yoksa zararı mı oldu? Üstelik bir de dışarda Ülkücü yemini edilişi tam bir komedi. Ulu orta her yerde “Faşizme, komünizme, kapitalizme karşı” diye düşman tanımı yapan bir yeminin geleceğin gençleri üzerinde halâ etkili olması düşündürücü. Ama genel olarak anlattığımız bu olayın niteliğini göz önüne aldığımızda bir birini tamamlayan parçalar olduğu açık. Bugünü 50 yıl geriden takip eden bir zihniyet ve davranış biçimi. Son dönemde sık sık telaffuz edilen “Yeni nesil Ülkücüler” bunlar değil herhalde?

Ülkücülerin kullandıkları sloganlar ise bizim temel problemlerimizden olduğunu düşünüyorum. Ülkücülerin mutlaka gözden geçirmeleri gereken bir konu. Her olayda değişmeyen slogan “Ya Allah Bismillah Allahuekber”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”.

Oysa protesto edilen olaya karşı hem kısa ve öz hem de muhatabını en güzel şekilde eleştiren ince zeka ürünü sloganlar bulmak zorundayız. Her zaman her yerde bu söz konusu sloganlarla herhangi bir kimseyi etkilediğimiz düşünülmüyordur herhalde. Gezi olayları sırasındaki protesto biçimleri ve etkileyici sloganlar örnek olmalıdır. Yaratıcı, esprili, düşündürücü, mesaj verici ama vurucu ve sert sloganlar. Artık yetmişlerin beden gücüne dayanan ve dayanmak zorunda kalınan dönemin koşullarında yaşamıyoruz. Alişan Satılmış’ın bir şiirindeki mısra gibi “bizi kelimelerle vurdukları” bir zamanda kelimelerin ve sözün gücünün farkında olmalıyız.

Coşkun Saliğoğlu

www.gazete2023.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
RAMİZ DAYIN 3 yıl önce

Anlamak zordur yeğenim ama bazen. Anlaşılmamak daha da zordur. Anlamsızlıklar öyle yüklenir ki üstüne durduğun yerde çatır çatır çatırdarsın. Bazen öyle acır ki ruhun, anladım/anlaşıldım sanırsın şimdi dersin. Şimdi her şeyi çözebilirim. Bazen hayat seni öyle zorlar ki yeğenim , yine yolun başında kimdin Unutursun. UNUTMAYACAKSIN YEĞENİM UNUTMAYACAKSIN. Fikri takip sahibi bir TARZ-I SİYASET’ in olacak. Doğu’na bakacaksın ama sağına bakmayacaksın, Batı’na bakacaksın ama soluna bakmayacaksın. DOĞU BATI VAR , AMA BENDE VARIM DİYECEKSİN YEĞENİM. SENİ FİKİRLERİNDEN DOLAYI SEVDİĞİMİZDEN DEDİK BU İŞLERİ BIRAK DİYE. AMA GÖRÜYORURUZ Kİ SEN BIRAKMAYACAKSIN. İNATÇISIN, KARARLISIN, O ZAMAN İYİ VE DERİN ARAŞTIRACAKSIN, SOMUT DEĞİL SOYUT TAKILACAKSIN İLK ZAMANLAR VE TAM OLMADAN FİKİRLERİN DÜŞÜNCELERİN, TERCİHLERİN, ÖRNEKLERİN, ÖRNEK GÖSTERDİKLERİN, “ SOYUT “ KONUŞAŞACAK ve yazacaksın. Çok çok düşünüp az az yazacaksın. Ve günü geldiğinde ve fikirlerin tam olgunlaştığında, düşündüklerini bu niye böyle diye değil bu böyle böyle olmalı / olacak tarzında ifade etmelisin. Ama yeğenim şunu da unutmayasın söz ne kadar güçlü olursa olsun esas olan sözü söyleyendir. Kal sağlıcakla ve Unutma bunları da yeğenim. ÖTELERDEN RAMİZ DAYIN…

Avatar
b.osman duman 3 yıl önce

Selamünaleyküm değerli kardeşim Coşkun Bey,afaki yazıyorsunuz?madem bu konuyu yazacaksınız?neden Kayseri Ocak Başkanlı ile diyoloğ kurup bilgi ve belgeyi elde ettikten sonra yazamanız daha mantıklı değilmi?şuan senin yazını okuyorum birde içinde yaşayanları dinliyorum sana göre bakarsam ordaki Ülkücüler resmen Davaya!ihanet ediyor ama öyle değil değerli kardeşim lütfen araştırın yazın selam ve dua.

Avatar
Abdülhamit Karaca 3 yıl önce

Sayin editör,kiymetli Ülküdasimiz Coskun beyin yazisina evelki gün gönderdigim yorumumu hangi sebeple yayinlamadiginizi emin olunki anlayamadim.Hakeza Suat beyin yazisina yazdigim yorumuda yayinlamadiniz.Müjdat beye yazdigim yorum ise yayinlandi.Burdaki kriterleriniz nedir aciklarmisiniz.Yayinlanan haber ve yazilara olumlu ve destekleyici yorumlarmi sadece yayinlaniyor.Evet ben hem Suat bey ile ve hede Coskun beyin yazilarini begenmedim,bana ters geldi ve ona görede yorum yazma hüriyetimi kulandim,yoksa bu bir hatami.Aydinlarsaniz bizi memnün olacagim.Selamet ile .TTK