Kazanan Erdoğan kaybeden Bahçeli

Prof Dr Cemal Fedayi
Kanal A

Başkanlık sistemine geçişi öngören referandumdan %51.4 oranında evet çıktı. Böylece Türkiye bir çağı kapatıp yeni bir çağı açmış oldu. Resme topluca baktığımızda kazanan Türkiye’dir.

Ancak oy oranlarını analiz ettiğimizde, kişisel bazda Erdoğan’ın kazandığını, Bahçeli’nin ise kaybettiğini görüyoruz. Kılıçdaroğlu da kaybetti ama hezimet yaşamadan kaybetti.
Neden Erdoğan kazandı? Çünkü Erdoğan 2014’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde tek başına %52 oy almıştı. Bütün yıpratıcı propagandaya rağmen bu oyunu muhafaza etmiştir.
Referandum fiilen “Erdoğan’a evet mi hayır mı?” sorusuna indirgendi ve Erdoğan kazandı. Kimse anayasa değişiklik paketini okumadı.
***
Açıkça görüyoruz ki MHP tabanından evet cephesine ciddiye alınır bir katkı gelmedi. Çünkü en son yapılan seçimlerde (1 Kasım 2015) MHP %12 oy almıştı. Ak Parti ise %50 oy almıştı. İkisini topladığımızda %62 ediyor.
Sonuç ise %52, yani arada tam 10 puanlık bir fire var. MHP’den Ak Parti’ye sadece %1-2 oranında bir katkı gelmiş gözüküyor. Bu katkı da daha çok MHP’nin iç Anadolu’daki seçmeninden gelmiş gözüküyor. Kıyılardaki MHP tabanı tamamen hayıra kaymış gözüküyor.
Buradan şunu çıkarıyoruz: Bahçeli tabanına hâkim olamadı. Evet çağırısı yaptı ama tabanı onu dinlemedi. Bu çıkarım doğruysa Bahçeli liderlik vasfını kaybetmiştir.
İkinci ihtimal şudur: Bahçeli zahiren evet dediyse de gizli gizli hayıra çalışmıştır. Bu durumda da Bahçeli güvenilirliğini kaybetmiştir. Gizli amacına ulaşmıştır ama kamuoyundaki güvenilirliğini kaybetmiştir.
Her iki durumda da Bahçeli kaybetmiştir ve 17 Nisan’dan itibaren MHP içindeki muhalefet liderlik tartışmasını yeniden başlatacaktır. Hayır’a çalışan Dr. Meral Akşener, çok kısıtlı imkânlarına rağmen, Dr. Devlet Bahçeli’yi zor duruma düşürmüştür.
***
Ben bir üçüncü ihtimal daha olduğunu düşünüyorum. Bahçeli samimi olarak evet için çalışmıştır, tabanını da evete yönlendirmiştir ancak son virajda ilm-i siyasete uymayan bir çıkışta bulunmuştur.
Seçimi iki gün kala, detay kabilinden küçük bir haberi gündeme taşıyarak hayırcıların değirmenine su taşımıştır. Sıradan bir danışmanın bir yazısını televizyon programında dile getirmiş, eyalet şüphesini güçlendirmiştir.
Bahçeli seçime iki gün kala NTV’den yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bir danışman kalkıyor bir eyalet sisteminden bahsediyor. Cumhurbaşkanı da buna ses çıkartmıyor, kabulleniyor ise o zaman 2 gün içinde eyalet sistemine karşı olan, üniter yapıda düşüncesi olan Ülkücülerin kararı ne olabilir?"

Bahçeli’nin bu çıkışı, hayırcılar için gole çevrilebilecek ballı bir pastı. Hayırcılar bu iddiayı sanal âlemde iyi kullandılar ve ülkücü tabanı etkilediler. Sosyal medyada konuyla ilgili yüz binlerce mesaj atılırken Twitter'da "BahçeliHayırDiyor" şeklinde hashtag oluşturuldu.

***
Sonuçta, kasten olmasa da Bahçeli, usul ve ilm-i siyaset bilmeme yüzünden hayırın güçlenmesine sebep olmuştur. Seçime bir gün kala bütün gazetelerin manşetlerinde eyalet iddiaları yer aldı.
Bu iddiaların üzerine bir de İngilizlerin Barzani oyunu eklendi. Eyalet iddialarıyla eş zamanlı olarak, yine seçime bir gün kala, gazetelere bir resim düşürüldü:
Barzani ve yanındaki İngiliz devlet bakanı bir haritayı inceliyorlar. Bu resim ile, “Kürt devletinin planlarını yapıyorlar, Türkiye bölünecek” algısı oluşturuldu...
Eyalet iddiaları ile Barzani resmi bir araya getirildiğinde MHP tabanı aşırı derecede tedirgin oldu ve son virajda hayıra kaydı. Bu kayma, son iki günde gerçekleştiği için, kamuoyu yoklamalarına da yansımadı…
Bana göre evet oylarının düşmesindeki en önemli etken bu iki resimdir. Ve bu iki resmin oluşmasına, bilerek veya bilmeyerek, Bahçeli katkı vermiştir. Yani hangi açıdan bakarsak bakalım Bahçeli başarısız olmuştur.
***
Sonuç olarak Ak Parti’ye MHP tabanından ciddi bir kayma olmamıştır. Ak Parti bu eksiğini, güneydoğudan gelen katkıyla telafi etmiştir. 1 Kasım seçimlerine göre, Güneydoğuda Ak Parti’ye (evete) yönelen oylarda %10-15 bir kayma olmuştur.
HDP, üç-beş malum şehir hariç, başarısız olmuştur. HDP tabanı Ak Parti’ye doğru kaymıştır. Operasyonlar sonucunda PKK’nın baskısı sona erince Kürk kökenli seçmen yeniden Ak Parti’ye dönmüştür.
Bu arada, Hüda-Par’ın açıktan evet propagandası yapması da bu kaymada olumlu tesir icra etmiştir. Ak Parti, İstanbul ve Ankara’da görülen kayıpları, güneydoğu oylarıyla telafi etmiştir.
Sonuçta evet oylarının %50’yi geçmesini iki unsur temin etmiştir: İç Anadolu’da MHP’den gelen %1-2 oranındaki oy; Güneydoğu’da Kürt seçmenden gelen %10-15 oranındaki oy.
***
Hayır oylarının tamamı CHP’nin oyu değildir. Hayır cephesine %10 civarında MHP’den kayma vardır. MHP’nin kıyı oyları tamamen hayır oylarına kaymıştır.
Bahçeli’nin memleketi Osmaniye’de bile hayır oyları %43’e ulaşmıştır; evet oyu %57’de kalmıştır. Hâlbuki Osmaniye’de son seçimlere baktığımızda Ak Parti+MHP oyları %80’dir. CHP’nin oy oranı %13’tür.
Peki bu %43 nereden gelmiştir: Tabii ki MHP tabanından. Yani Bahçeli kendi memleketinde bile kaybetmiştir.
***
Hayır oylarına ikinci büyük katkıyı HDP yapmıştır. Yaklaşık %9-10 civarında bir hayır oyu da HDP’den gelmiştir.
Yaklaşık %2 hayır oyu da Saadet’ten gelmiş olabilir. %1.5 civarında bir hayır oyu da Ak Parti içindeki kararsızlardan gelmiş olabilir.
Sonuç olarak hayır oylarını şöyle toparlayabiliriz: %25 CHP + %10 MHP + %10 HDP + %2SP + %1.5 Ak Parti : %48.5
Görüldüğü gibi, hayır oyları homojen ve tek blok değildir. Evet oyları ise daha homojen ve daha blok halindedir.
Yani referandum değil de bir genel seçim yapıldığında hayır oyları en az dörde bölünecek. Hayırda birleşen oylar kendi partisine dönecek. Ak Parti’den ise çok az bir kayma olacak. Bu da parlamento çoğunluğunda yine Ak Parti’yi öne geçirecek.
%50+1’in gerekli olduğu bir cumhurbaşkanlığı seçiminde (2019) ise Ak Parti’nin çıkaracağı adayın kazanacağı büyük ihtimaldir.
***
Referandumdan önce yazdığım yazılarda evet sonucunun çıkacağını yazmıştım. Oran yazmamıştım ama %55 civarında bir evet oyu bekliyordum. Bu oya ulaşılabilirdi; Bahçeli’nin eyalet çıkışı olmasaydı…
Seçmenler 18 maddeyi okuyup da “Bunlar arasında eyalet yokmuş” diye karar vermiyor. Seçmenler algılarına göre karar veriyorlar. Eyalet konusundaki algıyı kuvvetlendiren Bahçeli olmuştur.
Bahçeli son açıklamalarıyla adeta ülkücü seçmeni serbest bırakmıştır: “Ben bir defa söz verdim, evet diyeceğim ama sizi serbest bırakıyorum, bu eyalet meselesine göre hayır diyebilirsiniz…” demek istemiştir.
Bahçeli, bu hatasının bedelini parti içi iktidar yarışında ödeyecektir. Delege bazında yine üstünlüğünü koruyacaktır ama parti içi meşruiyet açısından Bahçeli telafi edilemez bir yara almıştır.
***
Sonuç olarak Türkiye halkı 200 yıldır süren yönetim sistemi tartışmasında son noktayı koymuştur. Yönetim sisteminin nasıl olacağına hep yukarıdakiler karar veriyordu. Kararlar hep yukarıdan aşağıya doğru alınıyordu.
İlk defa karar halk tarafından doğrudan verilmiştir. Son sözü ilk defa halk söylemiştir. Halk başkanlık sistemine bizzat kendisi karar vermiştir.
CHP’nin, sonuçlara ilişkin itirazları bir değişikliğe sebep olamaz. Evet ile hayır arasındaki 1 milyon 379 bin fark kapatılamaz. Üç-beş binlik bir oy yer değiştirebilir ama sonuç değişmez.
Evet ile hayır arasında çok büyük bir farkın olmaması Türkiye’de diktatörlük olmadığının da bir kanıtıdır. Eğer diktatörlük olsaydı, evet ile hayır arasında en az 20-30 puanlık fark olurdu.
Irak ve Suriye’de yapılan oylamalarda evet oyları %90 düzeyinde çıkardı. Demokratik ülkelerde evet ile hayır arasındaki fark genellikle %1-3 gibi çok düşük oranlarda olur. Bu da Türkiye’nin artık olgun bir demokrasi olduğunu gösteriyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
oguzhan asilturk 3 ay önce

Sonucda bahcelinin dedigi olmadi mi daha bos bos ne konusuyor sunuz.